Roth'a MHP tepkisi
O yabancı milletvekili Claudia Roth, haddini ve hududunu bilmelidir ve kalkıp da orada, basının önünde Kürtçe teşekkür etmeye de hakkı yok. Şov yapamaz.
MHP'li Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, Almanya Federal Meclisi İnsan Hakları ve İnsani Yardım Komisyonu Başkanı Claudia Roth'a tepki gösterdi. Yurtdışından gelen bazı milletvekillerinin Türkiye'de demokrasi havarisi kesildiğini belirten Gökalp, "O yabancı milletvekili Claudia Roth, haddini ve hududunu bilmelidir." dedi.
Veteriner Tavukçuluk Derneği ile Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Derneği Birliği'nin (BESD-BİR) düzenlediği toplantıda konuşan Gökalp, şunları kaydetti: "Türkiye dışından gelen milletvekilleri, bizim değişik illerimizde Türkiye'deki demokratikleşme, insan hakları ve demokrasinin daha da geliştirilmesi yönünde demeçler veriyorlar. Türkiye demokrasi ile idare edilen ve her vatandaşa hak ve hukukunu eşit ölçüde uygulayan bir ülkedir. O yabancı milletvekili Claudia Roth, haddini ve hududunu bilmelidir ve kalkıp da orada, basının önünde Kürtçe teşekkür etmeye de hakkı yok. Burası Türkiye Cumhuriyeti'dir. Anayasa'sında dili, bayrağı, vatanın bölünmezliği tartışılmaz maddeler olarak konulmuştur. Kati surette, Diyarbakır'da televizyonların karşısında Kürtçe teşekkür ederek, şov yapma hakkına sahip değildir."
Bakan Gökalp, Kürtçe yayın hakkının tartışılması ile ilgili soru üzerine de "Kürtçe yayın, hükümetimizde tartışılmadı, tartışılamaz da. Benim açımdan tartışılamaz." dedi. Türkiye Cumhuriyeti'nin dilinin Türkçe olduğunu vurgulayan Gökalp, "Devletin dili ile milletin dili farklı değildir. Milletin de dili Türkçedir." şeklinde konuştu. Ankara
Claudia Roth: İnsan hakları evrensel
Almanya Federal Meclisi İnsan Hakları ve İnsani Yardım Komisyonu Başkanı Claudia Roth, insan haklarının evrensel olduğunu, insan hakları konusunda eleştiri yapmanın o ülkenin içişlerine karışmak anlamına gelmediğini söyledi.
Roth ve beraberindeki 6 milletvekili, çeşitli siyasî partilerin Diyarbakır il ve merkez ilçe başkanlarıyla görüştü. Basına açık yapılan görüşmede Roth, bölgenin yeniden yapılanması ve geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
Diyarbakır'ın bölgenin merkezi olduğuna işaret eden Roth, şöyle devam etti: "Almanya ve Avrupa'nın kalkınma yardımlarını ne şekilde kullanabiliriz; bunu tartışmamız lazım. 20 yıldan beridir bölgede yaşanan bir gerçek var. Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz ile ayrıntılı bir görüşme yaptık. Yılmaz'ın vurguladığı gibi insan hakları konusundaki çabalar evrenseldir. İnsan hakları konusunda eleştiri yapmak, o ülkenin içişlerine karışmak anlamına gelmez. Bu bir dostluk hizmetidir. Hükümetimiz ve parlamentomuzun elindeki kaynaklarla, bu bölgede tekrar barışçıl bir yaşam, demokrasi ve istikrar için çaba göstermeyi arzu ediyoruz. Türkiye'nin AB'ye girmesini istiyoruz. AB içinde de Türkiye'nin üye olmasını istemeyen güçler olabilir. Ama biz istiyoruz. Zannedersem Türkiye AB'ye üye olacaktır." Roth ve beraberindeki heyet, daha sonra Mardin'e gitti. Diyarbakır
Kutan: Ailece başörtüsü mağduruyuz
Başörtülü olduğu için gelininin öğretmenlik yapmasına izin verilmediğini anlatan Kutan, iktidara geldiklerinde öncelikle başörtüsü sorununu çözeceklerini kaydetti.
FP Genel Başkanı Recai Kutan, kendilerinin de aile olarak başörtüsü yasağından mağdur olduklarını bildirdi. Kutan, "Benim gelinim de zulme uğradı. Kendisi öğretmendi ve inancı gereği başını örttüğü için, 'Sen ne kadar kabiliyetli olursan ol biz seni bu görüntünle kabul etmiyoruz, önemli olan kafanın içi değil, dışıdır' dediler." şeklinde konuştu.
FP Kadın Kolları tarafından 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla düzenlenen "Öğretmenlik yapamayan gönüllerdeki öğretmenlerimiz" konulu toplantıda konuşan Recai Kutan, başörtüsünden dolayı bu hakları ellerinden alınan öğretmenlere yapılan uygulamayı kınadı. Kutan, yapılanların zulüm olduğunu, Anayasa'ya ve Türkiye'nin altına imza koyduğu uluslararası anlaşmalara aykırı olduğunu söyledi. Konunun çözümünün TBMM'den geçtiğini ifade eden Kutan, şöyle devam etti: "Bazı partiler var, 'Biz Meclis'e gireceğiz ve başörtüsünü halledeceğiz.' diyorlar; ama en ufak bir hareket yok. Bir de, 'FP bunu siyasi platformlara çekti ve işi zorlaştırdı.' diyorlar." Kutan, FP'nin iktidara gelmesi durumunda öncelikli olarak çözeceği sorunlardan birinin de başörtüsü olduğunu kaydetti.
'Zorla baş örttürmeyeceğiz'
İktidara geldiklerinde kimsenin başını zorla örttürmeyeceklerini ifade eden Kutan, "Açık olarak söylüyorum biz iktidara geldiğimizde böyle bir tatbikat yapacak değiliz. 'İran'da zorla örtüyorlar.' diyorsunuz, siz de hanımların başını zorla açıyorsunuz. Bu iki zihniyet arasında ne fark var? Bütün bunlar çağdaşlık, ilericilik ve Atatürkçülük adına yapılıyor. Ben de diyorum ki yaptığınız gericiliktir, irticadır, Atatürk'e bühtandır." Ankara ZAMAN
Filistinli yaralılara FP ziyareti
FP Genel Başkanı Recai Kutan, Filistin'den Türkiye'ye getirilerek Ankara Numune Hastanesi'nde tedavi altına alınan Filistinli yaralıları ziyaret etti.
Yaralılarla tedavi gördükleri bölümlerde tek tek ilgilenen ve çeşitli hediyeler veren Kutan'a, aralarında FP Ankara Milletvekili Oya Akgönenç'in de bulunduğu bir grup milletvekilinin yanı sıra Filistin'in Ankara Büyükelçisi Fuat Yasin eşlik etti. Ziyaret sırasında Filistinli bir genç Kutan'a Kur'an-ı Kerim hediye ederken, Kutan verilen hediyeyi öperek kabul etti. Kutan, Filistin'in Ankara Büyükelçisi Yasin'den yaralılar hakkında İngilizce bilgi alırken, Yasin, yaralıların bazılarının tank ve benzeri ağır silahlarla yaralandığını anlattı. Kutan, ziyaretin ardından yaptığı açıklamada, Filistinli yaralıların Ankara'nın güzel bir hastanesinde tedavi görmesinden büyük memnuniyet duyduğunu dile getirerek, "Acil şifa temenni ediyorum" dedi. Kutan, şöyle konuştu: "Ortadoğu'da yıllardan beri arzu ettiğimiz bir barış ortamı maalesef gerçekleşmiyor. Şu anda Filistin'de kan var, gözyaşı var. İsrail'e çağrıda bulunuyoruz: Artık insan haklarına yeterince riayet etmelidirler. Bir an evvel bütün Ortadoğu'da gözyaşı dinsin, kan ve zulümler bitsin."
Kutan'ın yanısıra Bülent Arınç ve Abdullah Gül'ün de aralarında bulunduğu 10 FP'li milletvekili daha Filistin'li yaralıları hastanede ziyaret ederek geçmiş olsun dileğinde bulundular. ANKARA
MHP'de imaj yenilikleri
MHP'de kongre sonrası başlayan yenilikler devam ediyor. Partide ilk kez halkla ilişkiler birimi oluşturularak başkanlığına Genel Başkan Yardımcısı Ali Işıklar getirildi.
Kadın Kolları'yla koordineli olarak çalışacak olan halkla ilişkiler birimi, genel merkeze gelen seçmenlerin sorunlarıyla ilk elden ilgilenecek.
Gazetecilere basın odası
Genel başkan yardımcılarına bayan sekreterlerin atandığı MHP'de oluşturulması düşünülen gençlik kollarının ise, önümüzdeki günlerde şekillenmesi bekleniyor. Gazetecilerin daha rahat çalışmaları amacıyla genel merkezde bir basın odası da oluşturuluyor.
Genel merkez yenileniyor
Yapılan yeniliklerin, partinin daha aktif bir siyaset izlemesi amacı taşıdığı kaydediliyor. MHP Genel Sekreteri Nursafa Pandar, öncelikle genel merkez binasında bazı fiziki yeniliklere gittiklerini, binanın baştan sona yeniden düzenlendiğini, rahat bir ortamda hizmet vermeyi amaçladıklarını söyledi.
Seçmenle aktif diyalog
Genel başkan yardımcılarından Ercüment Konukman da, MHP'nin bundan sonra daha fazla politika üreteceğini ve bunların seçmene daha aktif bir şekilde anlatılacağını söyledi. Özal döneminde devlet bakanlığı yapan Konukman, bir süre aktif siyasette bulunmadığını, bundan sonra MHP'nin hedefleri doğrultusunda çalışacaklarını kaydetti.
"Alo MHP"de ses yok
Öte yandan, MHP'nin bir süre önce hayata geçirdiği 'Alo MHP' interaktif sistemi ses vermiyor. Seçmenlerin telefon yoluyla sorunlarını, taleplerini ve şikayetlerini bildirmeleri amacıyla hizmete sokulan interaktif sistemde, Genel Başkan Devlet Bahçeli, genel başkan yardımcıları, milletvekili ve belediye başkanlarına mesaj bırakmak ve kayıtlı konuşmalarını dinlemek mümkün olmuyor. (Habib GÜLER)
Affın sahibi yok
DYP Genel Sekreteri Ali Şevki Erek, Türkiye'de işlerin dört yıldan beri tarihte görülmemiş biçimde ele yüze bulaştırıldığını savunarak, "Şu af rezaletine bakın... Affın sahibi yok iyi mi? Rahşan Ecevit 'Bu benim affım değil.' diyor. Adalet Bakanı bilmiyor, koalisyon ortakları 'Benim isteğim bu değil; ama koalisyon hatırına' diyor. Bu affın sahibi kim?" şeklinde konuştu.
Adalet reformu gerekli
DYP Genel Merkezi'nde bir basın toplantısı düzenleyen Erek, adalet reformu ile desteklenmeyen bir affın devletin başına onulmaz yaralar açacağını söyledi. Erek, AB ilişkilerinin içler acısı olduğunu da belirterek, "Bu kaçıncı aldanmadır? Zeytin dalı vere vere Türkiye'de zeytinlik kalmadı." dedi. Türkiye'nin bugün ağır bir bunalım içinde olduğunu ifade eden Erek, sözlerini şöyle tamamladı: "Bizim 40 yıldan beri tanıdığımız sayın Ecevit duygusaldır. Ecevit, CHP Genel Başkanı olarak girdiği 1979 ara seçim sonuçlarını görünce içinde bulunulan durum gereği istifa etti. Ecevit'in istifa nedeni bunalım ve güvensizlik ortamıydı. Bugün de halkın güveni sarsıldı. Başbakan Ecevit'in istifayı düşünmemesini hayretle karşılıyorum. Ankara
Af, gündemden düşmeli
ANAP Grup Başkan Vekili Beyhan Aslan, "Af sessiz sedasız çıkarılır, yaygarası yapılmaz." dedi.
Aslan, ANAP Denizli İl Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, 1999 Mayıs ayından bu yana affın gündemde tutulduğunu ve herkesin bir beklenti içine girdiğini belirtti. ANAP Grubu'nun afla ilgili tasarıyı 2 kez reddettiğini hatırlatan Aslan, DSP'nin ısrarı üzerine koalisyon hükümetinin hatırı için evet dediklerini ifade etti. Aslan, şunları kaydetti:
ANAP'ın şartları var
"Af sessiz sedasız çıkarılır, yaygarası yapılmaz. Af gündemden düşmelidir. Nasıl düşer? Af çıkarılarak düşer. Ancak bunun için ANAP'ın olmazsa olmaz şartları vardır. Bunlar, bankaların içini boşaltanların, ihaleye fesat karıştıranların, çete ve mafya mensuplarının, zimmetine para geçirenlerin, rüşvet alanların, küçük yaşta çocukların ırzına geçenlerin af kapsamı dışında tutulmasıdır." Adalet Bakanlığı'nca hazırlanan tasarıya koalisyonun diğer ortağı MHP'nin de sıcak bakmadığını vurgulayan Beyhan Aslan, bu partinin daha önce Cumhurbaşkanı tarafından iade edilen tasarı üzerinde çalışılması isteğinde olduğunu dile getirdi. Denizli
Diyanet'te demokrasi bitti
Hükümet, Cumhurbaşkanı'nın yetkilerini kısıtlarken Diyanet'teki "demokratik" bir uygulamaya da son verdi. Din İşleri Yüksek Kurulu'nu bundan böyle Başbakan atayacak.
Hükümet, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in yetkilerini kısıtlayan by-pass yasasıyla birlikte Diyanet İşleri Başkanlığı'ndaki demokratik bir uygulamayı da sona erdirdi.
Anayasa Komisyonu'nda muhalefet partileri FP ve DYP'nin karşı çıkmasına rağmen iktidar ortaklarının oyuyla kabul edilen tasarı Meclis Genel Kurulu'nda kabul edilirse daha önce seçimle işbaşına gelen Din İşleri Yüksek Kurulu üyeleri bundan böyle Başbakan tarafından atanacak. Tasarı, başbakana istediği kişiyi ihtisasına bakmaksızın Din İşleri Yüksek Kurulu'na atama yetkisi veriyor.
'Ehil olmayanlar atanabilir'
Diyanet İşleri eski Başkan Yardımcısı, FP Yozgat Milletvekili Mehmet Çiçek, Din İşleri Yüksek Kurulu üyelerinin sadece başbakanın imzasıyla atanacak olmasının sakıncalı olacağını söyledi. Çiçek, "Bu durumda birçok ehil olmayan kişi üye atanabilir. Dolayısıyla kurul politize edilmiş olur. Ayrıca, başbakan kendisi gibi düşünmeyen ve hoşuna gitmeyen kurul üyelerini azledebilir." dedi.
Atatürk döneminde kurulan Din İşleri Yüksek Kurulu üyeleri birkaç istisna dışında bugüne kadar seçimle işbaşına geliyorlardı. 16 kişilik Yüksek Kurul üyelerini Diyanet İşleri başkanı, başkan yardımcısı, Diyanet Daire başkanları, ilahiyat fakültelerinden 2'şer hoca ile taşradan 18 bölge temsilcisinden oluşan "Aday Tespit Kurulu" seçiyordu. (Ömer ŞAHİN)
MHP'den sitem
"Ramazan geliyor; ama 30 bin imam açığı var. Hüsamettin Özkan, iş yoğunluğundan Diyanet'le ilgilenemiyor. Din boşluk kaldırmaz. Hafızlık müessesesi tehlikede. İmam-hatiplere haksızlık yapılıyor. İktidarımızda bunları halletmeliyiz."
MHP Antalya Milletvekili Osman Müderrisoğlu, 'din hizmetleri alanında sıkıntılar yaşandığını' söyledi. Diyanet'ten sorumlu Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'ın, işlerinin yoğunluğu sebebiyle bunlarla uğraşmaya fırsat bulamadığını savunan Müderrisoğlu, "İktidarımızda bu sorunları halletmeliyiz." dedi.
MHP'nin bu haftaki TBMM grup toplantısının basına kapalı bölümünde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın sorunları gündeme geldi. Grupta söz alarak konuşan Müderrisoğlu, şunları söyledi: "Acilen 30 bin imama ihtiyaç var. Açılan 12 bin kadroya atama yapılmıyor. Diyanet, kadro verilmediğini, Bakan Özkan ise, talep gelirse vereceğini söylüyor. Hangisi doğru bilemiyorum. Ramazan geldi. Devlet bu ihtiyacı karşılamalı. Ciddi bir sınavla, imam hatip okulları ve fakültelerinden karşılanabilir. Maaşlar düşük olduğu için külfet getirmez."
Boşluk kaldırmaz
Din istismarı yapıldığını, Cumhurbaşkanı dahil ülkenin kaderinde etkili herkes söylüyor. O halde, bunun tedbirleri alınmalı. Bu, resmi okullarda, hurafelerden uzak dinin öğretilmesiyle mümkündür. Din müessesesi boşluk kaldırmaz. Diyanet'in bir kanunu bile yok.
Genel bir suçlama yanlışlığı hakim. İmam-hatip ve ilahiyat mezunlarına üvey evlat muamelesi yapılıyor. Eşitlik ilkesi zedelenerek üniversite kapıları kapatıldı. Sayı ve kalitede düşüş oldu. Memurluğa bile alınmıyorlar. Tıp fakültesini bitiren bir müezzin doktor oluyor. Ama Diyanet'ten başka kurumlara geçiş izni verilmediği için çaresiz kalıyor. Bu insanlar cezalandırılıyor.
Hafızlık tehlikede
Hafızlık müessesesi tehlikede. Yaş sınırı konulması yanlış. Belli bir yaştan sonra, hafız yetiştirmek mümkün değildir. İktidarda iken bu sıkıntıları halletmeliyiz." (Zekai ÖZÇINAR)
İzgi afta devrede
MHP, Meclis Başkanı Ömer İzgi'yi af konusunda devreye soktu. Veto gerekçelerinden arındırılarak önceki af kanununun benimsenmesini isteyen MHP, İzgi'yi bu kanunun mimarlarından olduğu için harekete geçirdi.
MHP adına af çalışmasını yürüten Devlet Bakanı Faruk Bal, dün İzgi'yi ziyaret etti. Hafta sonunda af konusunda bir netice çıkacağını belirten Bal, "Bu kanun Meclis'ten geçmiş, ama 313 yüzünden vetoya uğramış. Şimdi veto gerekçeleri giderilecek bu kanun varken, yeni taslak getirilmesinin üzerinde durun." dedi. Bal'ın bu sözleri, MHP'nin DSP kanadından çıkan yeni taslağa sıcak bakmadığının işareti sayıldı.
Ömer İzgi ise, ZAMAN'a yaptığı açıklamada konumu gereği af çalışmalarının içinde bulunmadığını söyledi. Affın bayrama yetişmesi noktasında umutlu olduğunu belirten İzgi, "Hükümetin kararlılığı var. Affın, gerekliliği, gereksizliği kalmadı, bir zorunluluk haline geldi. Tasarıyı görelim, Meclis'te katkı için gerekeni yaparız." şeklinde konuştu. Ankara ZAMAN
Küba ekonomisi kapitaliste emanet!
Küba'da ekonomi kötüye giderken birkaç bakan art arda görevden alındı. Bunun ardından Fidel Castro bir işadamını çağırarak 'Ekonomiden iyi anlıyorsun. Artık sen bakan olacaksın.' dedi.
Türkiye-Küba Parlamentolararası Dostluk Grubu kalabalık bir heyetle bugün Küba'ya gidiyor. DSP ve MHP milletvekillerinden oluşan heyeti sosyalist Küba'da "kapitalist" bir sürpriz bekliyor. Küba lideri Fidel Castro, bir süre önce ekonomiden sorumlu devlet bakanlığının başına bir işadamını getirdi. Bugün sabah saatlerinde Küba'ya giden Türk parlamenterleri bu gelişmeyi bir arkadaşlarından öğrendiler. DSP Kocaeli Milletvekili Ahmet Arkan, geçtiğimiz günlerde bir resepsiyonda Küba'nın Ankara Büyükelçisi Miguel Lamazores ile sohbet ederken büyükelçi kendisine şu bilgileri aktardı: "Küba'da ekonomi kötüye giderken birkaç bakan art arda görevden alındı. Bunun ardından Fidel Castro bir işadamını çağırarak 'Ekonomiden iyi anlıyorsun. Artık sen bakan olacaksın.' dedi."
Milliyetçi sol Küba yolunda
Bir hafta sürecek Küba gezisine yalnızca MHP ve DSP milletvekilleri katılıyor. DSP'li Rıdvan Budak, Orhan Bıçakçıoğlu, Yekta Açıkgöz, Mustafa Kemal Tuğmaner ile MHP'li Şevket Bülent Yahnici, Mehmet Gül ve eski parlamenter CHP'li Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Celal Doğan katılıyor. Heyet, Küba lideri Castro'ya, Gaziantep baklavası, antepfıstığı, Türk rakısı, Türkiye ve Atatürk'ü anlatan CD'leri hediye olarak götürüyor. (Süleyman KURT)
Savunma'ya komisyon onayı
Milli Savunma Bakanlığı bütçesi, geçen yıla göre yüzde 23,9 artışla 5 katrilyon 126 trilyon 585 milyar lira olarak kabul edildi. Bütçenin yüzde 31'i personel giderlerine ayrıldı.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda bakanlığının bütçesi görüşülürken konuşan Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu, savunma harcamalarının bütçedeki en büyük payı aldığı eleştirilerini cevapladı. Çakmakoğlu, şöyle konuştu: "Türkiye, ABD ve Almanya'dan sonra en büyük nüfusa sahip olmasına rağmen GSYİH büyüklüğü bakımından 9. sırada, savunma harcaması büyüklüğü bakımından 6. sırada, savunma harcamalarının GSYİH içindeki payı itibarıyla Yunanistan'dan sonra ve ülkeler arası karşılaştırmada en anlamlı gösterge olan fert başına savunma harcamasında ise son sıralarda yer almaktadır."
Harcamaların durumu
Bütçe üzerine söz alan DYP'li Mehmet Dönen, "Savunma bütçesine 8 katrilyon para ayırıyoruz. Buna savunma sanayii fonları dahil değil. Bu paranın dörtte birini bile eğitime ayırmıyoruz. Jandarmaya ayrılanın yarısı ise Adalet'e verilmiyor." eleştirisinde bulundu. DYP'li Oğuz Tezmen de, NATO'da görev yaptığını hatırlatarak Türkiye'nin Batı karşısındaki "askeri demokrasi" görüntüsünü değiştirmesi gerektiğini öne sürdü.
FP'li Cevat Ayhan, savunma bütçesinin, ancak genel bütçeden iki aylık borç faizine ödenen miktara karşılık geldiğini ve yetersizliğini vurgularken, TSK'nın siyasi meselelerden azami uzak durması gerektiğini belirtti. FP'li Zeki Ergezen, 28 Şubat sürecinin her bakımdan talihsizlik olduğunu iddia ederek, bu sürecin 100 milyar dolarlık zarar verdiğini ileri sürdü. DSP'li Masum Türker, "Milli Savunma Bakanlığı'nın payının fazla olduğunu söyleyenleri eleştirerek, "Yarın torunlarımız bizi yeterli kaynak ayırmadığımız için eleştirebilir. MSB bütçesi bir defaya mahsus çok fazla artırılmalıdır. Komutanları birbirine düşürmeye yönelik eleştirilerde de daha dikkatli olmalıyız." diye konuştu.
Soru sorulmadı
Komisyon Başkanı Metin Şahin, "Sorusu olan var mı?" diye sorduğunda muhalefet tarafından FP'li milletvekillerinin hepsi cuma namazı için ayrılmıştı. DYP'li vekillerden ise soru yönelten çıkmadı. Bakan Sabahattin Çakmakoğlu ise konuşmalar sırasında yapılan eleştirileri özetle şöyle cevaplandırdı: "Avrupa Savunma ve Güvenlik Kimliği'nde bizi tatmin edici bir yere ulaşamadık. Eleştirilere katılıyoruz ama çalışmalarımız sürüyor. İsrail'le ilişkiler dış politika ve milli menfaatler doğrultusunda yürütülüyor. TSK, Anayasa ve yasalardaki hükümlere göre icraat yapar. Emekli komutanları eleştiriler kişisel düzeyde olmalı, kurumla ilgi kurulmamalıdır. 30 Ağustos gibi bayramlar hepimizi ilgilendirir. Daha fazla katılım için hep birlikte tedbir almalıyız. Mehmetçik Sigortası hakkındaki haberleri ise inceliyoruz." Ankara ZAMAN
Meclis 216 yasa çıkardı
TBMM Başkan Vekili Vecdi Gönül, 2 Mayıs 1999 tarihinde başlayan 21'inci dönem çalışmaları süresince bugüne kadar 216 yasa çıkarıldığını bildirdi.
Vecdi Gönül, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Meclis bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, Meclis'in yasama faaliyetleri konusunda bilgi verdi. 217 tasarıdan 206'sının yasalaştığını, 11'inin hükümete geri verildiğini anlatan Gönül, "Halen tasarılardan 118'i Genel Kurul gündeminde olup, 141'i ise komisyonlarda bulunmaktadır." dedi.
9 KHK'dan 2'sinin yasalaştığını, 2'sinin gündemde, 279'unun da ilgili komisyonlarda bulunduğunu ifade eden Gönül, 40 yasa teklifinden 8'inin yasalaştığını, 4'ünün geri alındığını, 64'ünün gündemde, 504'ünün ise ilgili komisyonlarda bulunduğunu bildirdi.
3 bin 967 personel var
Gönül, TBMM merkez teşkilatında milletvekili danışmanı hariç çeşitli statülerde 3 bin 287, millî saraylarda 680 olmak üzere toplam 3 bin 967 personelin görev yaptığını, milletvekili danışmanı olarak da 439 personel bulunduğunu söyledi.Gönül, TBMM'nin 106 trilyon 800 milyar lira olarak düzenlenen 2001 mali yılı bütçesinin, 2000 malî yılı bütçesine göre yüzde 8'lik bir azalma gösterdiğini söyledi. Ankara
MHP'den affa nokta
Veto gerekçelerinden arındırılmış önceki af kanununda karar kılan MHP, bu önerisini DSP'ye resmen iletti. Kararı, Başbakan Bülent Ecevit'ten gelecek cevaba göre liderler verecek.
MHP adına af çalışmasını yürüten Devlet Bakanı Faruk Bal, DSP'li Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'e MHP'nin nihayi görüşlerini aktardı. Türk'ün, MHP önerilerini "müzakere edilebilir" bulduğu ve Ecevit'e ilettiği öğrenildi. MHP görüşleri şunları içeriyor:
Vetolu af güncelleştirildi ve veto gerekçelerinden arındırıldı. Çete suçlarını düzenleyen TCK 313 kapsamdan çıkarıldı. Eski kanunda, kapsam dışı tutulan bazı suçlara ceza indirimi ve ertelenmesi getirilmesi kanun tekniği açısından veto gerekçesi sayılmıştı. Bunlar giderildi.
Haluk Kırcı düğümü, bazılarını mağdur eder. Ceza hukukundaki eksiklik yüzünden birden fazla idam cezası alanlara, ceza birleştirilmesi uygulanamıyor. "Bir kişi 7 kez idam edilebilir mi? Uzlaşma adına, teröre yardım ve yataklık edenlerin affı önerilirken, 25 yıl önceki hadise kaşınarak kutuplaşmaya yol açılmamalı.
Anayasa Mahkemesi, eşitlik gerekçesiyle toplumun endişe duyduğu suçları da kapsayacak şekilde affı genele yaymamalı. (Zekai ÖZÇINAR)
Şehit aileleri hükümete kızgın
Özellikle MHP'lilerin ağırlıkta olduğu kuruluşlarda, hükümete yönelik tepkiler artıyor.
Kamu-Sen'e bağlı Türk Eğitim-Sen'in 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle düzenlediği şölende şehit aileleri ve şölene katılanlar başta MHP olmak üzere hükümete tepki gösterdi.
Türk Eğitim-Sen'in "2000 Yılı Eğitim Hizmet Ödülü" verdiği şehit annesi Nurten Sülün, koalisyonun ortaklarını kasdederek, "Ne olur devleti bu 3 kişiden kurtarın. Milleti bunlardan kurtarın. Evlatlarımızın katilini asmayıp besliyorlar." dedi. Sülün'ün sözlerine salondaki bir izleyici, "Oy verdiklerimiz utansın, oy verdiklerimiz utansın." diyerek destek verdi. Salonu dolduran diğer vatandaşlar da, Nurten Sülün'ün sözlerini ayakta alkışladı. MHP'li milletvekilleri Abdurrahman Küçük ve Hasari Güler'in de hazır bulunduğu şölende bir konuşma yapan Kamu-Sen Genel Başkanı Resul Akay, mezardan ses gelmediği gibi Meclis'ten de ses gelmediğini söyledi. Akay, "Bize üvey evlat, muamelesi yapılmasını kabul edemeyiz. 1 Aralık'ta hükümete cevabımızı vereceğiz." dedi. Ankara ZAMAN
Sezer zam talep etmedi
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, bir örnek davranışta daha bulunarak, ne Çankaya bütçesi ne de kendi maaşına zam istedi.
Bütçe görüşmelerinde, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Nehrozoğlu, Çankaya Köşkü'nün 2001 yılı mali bütçesinde artış istemediklerini dile getirdi. Kabul edilen bütçe ile Çankaya Köşkü'nün 2001 mali yılı bütçe ödenek toplamında ise yüzde 25'lik bir azalma da sağlandı. Nehrozoğlu yıl içerisinde 220 personelin Çankaya Köşkü dışındaki birimlere gönderildiğini belirterek, Cumhurbaşkanı Sezer'in kendi takdirine göre verilecek ödül, şilt ve benzeri ödemeleri için 100 milyar ayrıldığını aktardı.
Maaşa zoraki artış
Öte yandan hükümet milletvekillerinin önerisi ile Sezer'in maaşına 28 milyarlık bir ek ödenek ayrıldı. Komisyon başkanı Metin Şahin, "Kendisi artış istemedi ama biz böyle takdir ettik." dedi. Bu artışın yüzde 10'luk memur maaşına eşit oranda olduğu belirtildi. Bu artış için Köşk'teki diğer kalemlerden kesinti yapılacak. Söz konusu artıştan emekli cumhurbaşkanları veya yakınları da faydalanabilecek.
Vekillerden övgü
Bütçe görüşmeleri sırasında özellikle FP ve DYP'li milletvekilleri Sezer'İ övdüler. Hukuka bağlı kişiliği sayesinde Çankaya'nın halkın en çok güvendiği kurum haline geldiğine dikkat çeken milletvekilleri, Meclis'e güvenin de sürekli azaldığına dikkat çektiler. MHP Milletvekili Hakkı Duran, Sezer'e sade hayat tarzı nedeniyle teşekkür ederken, 9 Eylül ve 19 Mayıs üniversitelerinin rektör atamaları nedeniyle eleştirdi. Duran, "Sayın Cumhurbaşkanı ayrıca konuşmalarında halkın anlayacağı Türkçe kullanırsa seviniriz" dedi. Konuşmasında, Sezer'in hukuk danışmanı olarak 12 Eylül döneminde MHP'lilere işkence eden bir askeri savcıyı atadığı iddiasında bulunan Duran, Nehrozoğlu'nun böyle bir atama yapılmadığını söylemesi üzerine, "Ben bunu basından öğrendim, o halde düzeltiyorum." diyerek sözünü geri aldı.
Darbe tartışması
FP Milletvekili Metin Kalkan ise, Meclis'in ve Çankaya Köşkü'nün sürekli olarak korunmasından duyduğu sıkıntıyı dile getirdi. Kalkan, "Meclis ve Çankaya'daki güvenlik kuvvetleri kimi kimden koruyor. Zaten darbe olduğunda onlar herkesi derdest edip götürüyorlar" deyince komisyon başkanı Metin Şahin devreye girerek, "Bu konuda bir duyumunuz mu var?" diye sordu. Kalkan'ın, "Yok ama keşke darbe olsaydı. Sürekli bu korkuyla yaşamaktan daha iyi" sözleri üzerine Şahin, tepki gösterdi. FP'li Metin Kalkan, konuşmasında Meclis bahçesinde rahat rahat dolaşamadığını da ileri sürerek, bu durumdan şikayetçi olduğunu bildirdi. (Edip Ali YAVUZ)
Meclis'te Filistin-İsrail barışı
TBMM Başkanı Ömer İzgi, dün akşam yabancı büyükelçiler için verdiği resepsiyonda Filistin ve İsrail barışı için sembolik bir çıkış yaptı.
İzgi, resepsiyonda baş başa sohbet eden Filistin Büyükelçisi Fuat Yasin ile İsrail Büyükelçiliği Müsteşarı Moshe Kamhi'nin yanına giderek, "Siz anlaşın, odama çıkıp imzayı atarız" dedi. İki temsilcinin, "Geç de olsa barışa susadık. Savaşla değil barışla kazanmak önemli" temennisine imparatorluklardan örnekler vererek katılan İzgi, "Ortadoğu barışa susamış. Çözüm benim odamda." diye devam etti. İzgi, daha sonra iki temsilcinin ortasına girerek, el sıkıştırdı. Barış olduğu zaman da kutlama resepsiyonu vereceğini belirten İzgi, "Kısa zamanda iki devlet yetkilisi de el sıkışacak." diye konuştu.
İlk gezi Orta Asya'ya
İzgi, Azerbaycan Büyükelçisi Nevruzoğlu'na ise, ilk yurt dışı gezisini Türk cumhuriyetlerine yapacağını söyledi. İzgi, "İlişkilerimizi zayıflatmaya kimsenin gücü yetmez." dedi. Ankara-ZAMAN
|