Gerçeğin peşinde
Son on yılın önemli faili meçhul olaylarından dört tanesini (Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı) "Umut operasyonu" sonrasında açılan davada dün en önemli duruşmalar yapıldı.
Çünkü bu suikastları işlemekle suçlanan sanıklar ilk defa savunma yaptılar.
Ankara Devlet Güvenlik Mehkemesi'nde öğleden önce Mehmet Ali Kışlalı suikastının bombacısı olarak suçlanan Rüştü Aytufan savunmasını yaptı, 30 sayfalık polis ifadesini reddedip "Kudüs Ordusu" adı verilen oluşumla ilgisinin olmadığını söyledi. Öğleden sonra da, diğer önemli iki sanık Ferhan Özmen ve Necdet Yüksel de aynı şekilde konuştular.
1990'da Ankara'da Prof. Muammer Aksoy'a sıkılan kurşunlarla başlayan, Bahriye Üçok ve Uğur Mumcu'ya yönelik bombalı saldırılarla süren, bu arada Ankara'da üçü ölümle sonuçlanan yabancı diplomatlara yönelik çeşitli saldırılarla devam eden, son olarak da geçtiğimiz yıl Ahmet Taner Kışlalı suikastıyla noktalanan bir süreç yaşandı.
Kabul etmek gerekir ki, emniyet ve istihbarat birimleri diğer faili meçhul dosyalar da dahil, bu olaylar zincirini aydınlatmakta aciz kaldı. "Umut operasyonu"yla polisin ve savcının ortaya koyduğu tablo, aslen Azeri kökenli olan ve Sivas'tan Ankara'ya göç edip Yıldız Mahallesi'ne yerleşmiş bu "mahalle arkadaşı" dört kişilik grubun (Ferhan Özmen, Necdet Yüksel, Rüştü Aytufan ve firardaki Oğuz Demir) bu olaylarda tetikçi olarak kullanıldığı yönünde. Dosyada, bu kişileri komşu ülke İran adına bu olaylara sevk eden kişi olarak da, İstanbul'da yayıncılık faaliyeti yürütmüş Hasan Kılıç gösteriliyor. Dosya, bu kişilerin İran'da askerî eğitim almalarını müteakip sırayla belirlenen hedeflere yöneldiklerini belirtiyor.
Bu suikast dosyalarının on yıl boyunca aydınlatılamamış olması, Türkiye'nin önde gelen istihbaratçıları tarafından genelde, çok profesyonelce işlenmiş olmalarına ve istihbarat örgütlerinin eylemlerini andıracak tarzda arkada delil bırakılmamasına bağlandı. Bu yılın başında "Hizbullah operasyonu"ndan elde edilen ipuçlarıyla "Umut operasyonu"nun yapılması, başından beri bu olaylar üzerinde kafa yoran Emniyet istihbaratçıları tarafından, "Bu dört suikast dosyası bizim açımızdan yüzde yüze yakın aydınlanmış oldu" biçiminde değerlendirildi.
Ancak, operasyonların başlangıcından itibaren yaşanan bazı olaylar yüzünden kamuoyu Emniyet'le aynı düzeyde tatmin olmadı veya olamadı. Özellikle operasyonun başlangıcında İstanbul Emniyeti'nce yakalanan ve suikastları üstlenen Yusuf Karakuş'un "yalancı sanık" olduğunun anlaşılması, Sincan tarlalarında ortaya çıkan kilolarca patlayıcı maddeler, Ankara'daki kanalizasyonda bulunan paslanmış silah ve patlayıcılar, profesyonelce yapılmış bu eylemler için acemice görüntülerdi.
Dünkü duruşmaya, kendisi gibi sosyal demokrat kesimin önde gelen avukatlarından Önder Sav ile birlikte davaya müdahil olarak katılan avukat Turgut Kazan, bir sanığa soru sorarken "Biz yalnızca gerçeğin peşindeyiz ve tatmin olmak istiyoruz." dedi. Anlaşılıyor ki, Turgut Kazan da, Türkiye'nin karanlık bir dönemini oluşturan bu davadan çıkacak kararın tam olarak sağlıklı olması için çok tecrübeli bir avukatın özenini sergiliyor.
Bu tür suikast dosyalarının özelliğidir. İçinde yalancı sanıklar vardır, sahte sanıklar vardır. Bazen de sırf yanlış istikamete yönelmeniz için serpiştirilmiş sahte deliller vardır.
Ankara Emniyet Müdürü Kemal İskender, "Umut operasyonu"nun başlangıcında şöyle demişti: "İtiraf kraliçe, kanıt ise kraldır. Kralla kraliçe buluştu ve bu evlilikten güzel bebekler doğacak."
Dünkü duruşmada edindiğim izlenime gelince. Yargılamayı yapan Ankara 2 Numaralı Devlet Güvenlik Mahkemesi Başkanı Hüseyin Eken kılı kırk yararcasına bir sorgu yaptı. Mahkeme de Turgut Kazan gibi "gerçeğin peşinde"ydi; çünkü kralla kraliçenin evliliğinden doğacak çocuğun sağlıklı olması gerekiyor.
f.mercan@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
30/
09/
2000...
Sadece bir başlangıç
07/
10/
2000...
Tantan'ın MİT'e bakışı
14/
10/
2000...
Tutanaktaki 150 milyon dolar
20/
10/
2000...
Bir operasyonun tam hikâyesi
21/
10/
2000...
Deşifre olan bir sistemdir
28/
10/
2000...
Bana 13x30 Ağaya 30x30
04/
11/
2000...
Polisin kapıdan döndüğü gece
11/
11/
2000...
Tehlike en yakınımızdadır
18/
11/
2000...
Ölü iki adam ve yavru vatan
|