GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

28/11/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye



Nuh GÖNÜLTAŞ

Hasan Mezarcı kimin eseri?

Linç ettiğiniz, her gün küfrettiğiniz bir adam şimdi kafayı yemiş "Ben peygamberim" diye dolaşıyor ortalarda.

Bunlar o kadar vicdansız ki, kafayı yediği her halinden belli birisini bile "güya haklılıklarını ispat için" bir hamamböceği gibi ezmekten uzak durmuyorlar. "Biz adamı böyle yaparız" işte dercesine.

Kimden neyin intikamını alıyorsunuz? Aklı kendinde olmayan birine, 77 yıldır bu ülkede işlediğiniz bütün günahları yüklemek mi istiyorsunuz? 77 yılda iki tane Mesih çıkardınız, kutlarım sizi!

Bütün soygunlarınız, bütün vurgunlarınız, bütün adaletsizlikleriniz ve bütün tecavüzleriniz Hasan Mezarcı'nın boynuna, vurun deliye!

Gerçekte o çok zeki bir insandı. Bu yüzden Mesih olduğu iddiaları bile kafamda "Acaba böyle davranarak kendisini bu hale getiren medya ve toplum ile alay mı ediyor" diye düşünmeden edemedim. Ama bu düşüncem "Bir Müslüman kendisini rol icabı bile olsa peygamber ilan eder mi" sorusunun cevabıyla yıkılıp gitti.

Meclis'e geldiğinde her milletvekili gibi Türkiye'yi değiştireceğini sandı. Türklerin kendilerinin bile bilmediği yakın tarihini değiştireceğini, tarihsel hataları çağdaş hukuk normlarıyla tescil edebileceğini düşündü! Ama bile bile göz ardı ettiği "Burası Türkiye" gerçeğiydi ve hem Meclis hem de milletvekilleri kuşatılmıştı!

Mezardakilerle uğraşmasının sebebi, soyadının "Mezarcı" olmasından kaynaklanmıyordu. "Onu gereğinden fazla idealize eden adamlar" vardı arkasında. Kendileri milletvekili olsalar yapmayacakları, yapamayacakları işleri ona yaptırmaya çalışanlar vardı!

Parlamento muhabirliği yaptığım sıralarda kendisine çok söylemişimdir:

"Bırakın bu ölmüş adamlarla uğraşmayı, bırakın geçmişle hesaplaşmayı. Vermeyin şu Topal Osman Meclis araştırması önergesini. Geçmiş geçmiştir, geçmişe müdahale imkanımız yok. Ama geleceğin şekillenmesinde yapabileceğimiz şeyler olabilir."

Ama onu dolduranlar sürekli kışkırtıyor ve yırtıcıların önüne atıyordu. Bugün karşımızda duran "çıldırtılmış adam" medyamızın eseridir!


n.gonultas@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

08/ 11/ 2000... Üzgünüm; ama Helmut Schmidt haklı!
10/ 11/ 2000... MHP, ABD seçimlerine neden ilgisiz?
12/ 11/ 2000... Özür dilerim Atam, elektrikler kesildi!
14/ 11/ 2000... Yol haritası!
15/ 11/ 2000... 'Tesettürle mücadele' yolsuzlukla mücadeleden daha hızlı!
17/ 11/ 2000... Bitirin şu zulmü, kazanan siz olun!
18/ 11/ 2000... "Serserimin ser çavımın..."
21/ 11/ 2000... Türkiye'de en kolay şeydir vatan haini olmak!
22/ 11/ 2000... Yılmaz güzel şeyler söylüyor, fakat prim yapmıyor, neden?
24/ 11/ 2000... Yılmaz artık hangi şeritte seyredeceğine karar vermek zorunda!


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.