GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

29/11/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye



POLİTİKA 


Yadırgamayalım yararlanalım

Başbakan Ecevit: MİT Müsteşarı'nın açıklamalarını yadırgamamak, gözlemlerinden yararlanmak gerekiyor. Zaten gazetecilerle görüşmeden önce benden izin aldı. Ben de açıklığa inandığım için o izni verdim.

Başbakan Bülent Ecevit, MİT Müsteşarı Senkal Atasagun'un Kürtçe Tv başta olmak üzere, idam ve PKK konusundaki 'çarpıcı' açıklamaları kendi bilgisi dahilinde yaptığını söyledi. Ecevit, "Atasagun'un son açıklamalarını yadırgamamak ve gözlemlerinden yararlanmak gerekiyor." dedi. Atasagun'un açıklamaları arasındaki konulara da değinen Ecevit, dindarlarla din istismarcılarını birbirinden ayırmak gerektiğine işaret etti.

Ecevit, MİT'in dün bazı gazetelerde yer alan açıklamaları konusuna ilk olarak Başbakanlık'a gelişinde kısaca değindi. Ecevit gazetecilerin sorularını şöyle cevapladı: "MİT büyük bir açıklık içinde çalışıyor. Bu, önemli bir aşamadır. O bakımdan açıklamaları anlayışla karşılamak ve değerlendirmek gerekiyor."

Daha sonra bir basın toplantısı düzenleyen Ecevit, MİT kaynaklı açıklamaları şöyle değerlendirdi:

'Atasagun benden izin aldı'

"Demokratik ülkelerde çağdaş iletişim teknolojisinde kolay kolay sır tutulamaz. Bu günkü MİT yönetimi de bu çağdaş gerçekliğin bilinci içinde davranıyor. O nedenle MİT Müsteşarı Sayın Şenkal Atasagun'un son açıklamalarını yadırgamamak ve gözlemlerinden yararlanmak gerekiyor.

MİT Müsteşarı açıklamaları ile yetkilerini aşmış sayılmaz. Zaten gazeteci ve yazarlarla görüşmeden önce benden izin aldı. Ben de açıklığa inandığım için o izni verdim.

Dindarlar, Kürtçe Tv ve HADEP

Bu arada dindarlarla din istirmarcılarını birbirine karıştırılmamalıdır.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da Kürt kökenli kadınlardan çoğunun Türkçe bilmedikleri doğrudur. Bu devletin kusurudur. Kürtçe sorununa ulusal birliğimize zarar vermeyecek bir çözüm bulunması gerekir. Kürtçe Tv ve idam konusundaki hassasiyetleri gözönünde tutmak zorundayız. Ben her iki konuda da kişisel düşüncelerimi söyledim.

Bu arada bölücü akımın henüz sona ermediği sadece nitelik değiştirdiği gözönünde tutulmalıdır. Son HADEP kongresi bu açıdan uyarıcı bir etkendir.

Affı bayrama yetiştirmeye çalışacağız. Bu konuda bir görüş ayrılığı yok.

Başbakanlık'ta benim, sayın Bahçeli ve Yılmaz'ın çalışma ofisi yan yanadır. Resmi doruk toplantıları değil, biz her gün sık sık bu karşılıklı odalarımızda buluşuyoruz. Bazen kahve, çay içmek üzere bazen de güncel ve önemli sorunları görüşmek üzere..." Ankara ZAMAN




MİT 4 gazeteye açıldı

MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun ve Yardımcısı Mikdat Alpay, 4 gazeteye özel açıklamalarda bulundu. Hürriyet, Milliyet, Sabah ve Star gazetelerinde dün yayınlanan röportajları geniş yankı uyandırdı. Açıklamalar ana hatlarıyla şöyle:

'Mütedeyyin insanları ayıralım'

Mütedeyyin kitleyle şeriatçıları birbirinden ayırmak lazım. Türkiye'de şeriatçılar yüzde 5-8. İyi niyetli cami cemaati hepimizin vatandaşı. Geçenlerde bir arkadaşımızın cenazesi vardı. Bir cuma günü. Camiye gittik. Hınca hınç dolu. Huzurlu bir ortam var. Bunların hepsi mürteci değil. Ama onları kullanmak isteyenler, aralarında. Cami cemaatini kazanmakta Türkiye başarılı değil. Şeriatçılar başarılı.

'Apo'yu biz de kullanmalıyız'

Öcalan'ı getiren de biziz, asılmaması için en büyük mücadeleyi veren de biziz. Asılmamasını korktuğumuz için değil, kendimiz için değil, ülkenin menfaati için savunduk. Apo'yu herkes kullandı, biz niye kullanmayalım?

'Ben de komünist olurdum'

Biz 18 Nisan seçimlerinden sonra HADEP'in kazandığı yerleri harita olarak MGK'ya çıkardık. Bir siyasi coğrafya var. Bizce sorunun özü yine de ekonomik. Bırakın Doğu'yu, düşünün ki, siz Ankara'nın varoşlarında yaşayan, 6 çocuğu olan, evine ekmek götüremeyen birisiniz. Akşam televizyonda Televoleleri açtığınızda Türkiye'de 60 kişinin nasıl yaşadığını görüyorsunuz. Ben de olsam komünist olurum. Ben olayı kaybedilmiş gibi görmüyorum... Biz oraları maalesef uzun süre bir sürgün yeri olarak gördük.

HADEP ve intifada denemesi

HADEP ya bölge partisi olarak kalacak ya da Türkiye partisi olacak. Tercih yapmak zorunda. Bölge partisi kalırsa yüzde 4–5 oy alır.

PKK'nın hâlâ yurtdışında 4000–4500, yurtiçinde 500 kadar silahlı adamları var. PKK şu anda hem istediği zaman silahlı eyleme başvuracak bir kadroyu el altında tutuyor, hem de 'demokratik cumhuriyet, barış' diyor. Silahlar teslim edilmedikçe bu olmaz. Ama yine de bu eylemsizlik hali bizim için kârdır. PKK'nın eylemsizlik dönemini Türkiye değerlendirmeli bizce. Adam (Öcalan) iki senedir burada. Yapılmış olması gerekenler yapılmıyor. Bunda siyasetçilerin oy kaygıları da etken.

Medya Tv'yi takip ediyoruz. Sayım günü Adana'daki olayları 'intifada' olarak öne çıkardılar. Şimdi Filistin modelini uygulama niyetleri var gibi. PKK kendisini Kürtlerin tek temsilcisi gibi göstermek istiyor.

Kürtçe Tv olmalı

Güneydoğu'da çok rahat Medya Tv seyrediliyor. Olayları kendi açılarından yalan yanlış aktarıyorlar. Oradaki vatandaşı kazanmak istiyorsanız derdinizi anlatmanız lazım. Neyle anlatacaksınız? İşaretle mi anlatacaksınız? Kazanmak istiyorsak, ona ulaşmamız lazım. Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarı için Apo'yu nasıl kullanıyorsak, Kürtçeyi de kullanırız. Türkiye orada anaları kazanamadı. Anadili sorun. Anaları kazanacak sistemi kuramadık. Anaları kazanabilseydik mesele bugüne kalmazdı. Oradaki kadınların yüzde 60'ı Türkçe bilmiyor. Bu konuda en liberal yaklaşıma askerler sahip. Biz de yüzde 100'e yakın aynı düşünüyoruz.

Alpay'ın Washington'a atanması

ABD, dünyanın şerifi oldukça siz Washington'da derdinizi iyi anlatamazdınız, dünya sahnesinde istediğiniz etkiyi gösteremiyorsunuz. Biz de öyle birini gönderelim ki, gerektiği zaman CIA başkanı dahil her kapıyı açabilsin ve Türkiye'nin tezlerini anlatabilsin. Yani Mikdat Bey'in Washington'a gidiş nedeni, Türkiye'nin tezlerini en üst düzeyde anlatmak. Alpay, Washington'da hem CIA, hem de FBI'da akredite olarak çalışacak.




MHP, Atasagun'a tepkili

Atasagun'un açıklamaları ile ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın daha önce seslendirdiği görüşler arasında bağ kurulan MHP'den, "Ülkeyi MİT Müsteşarı mı yönetiyor?" sorusu geldi.

MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun'un, açıklamalarına en büyük tepkiyi MHP gösterdi. MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuya değinmezken, yöneltilen sorulara da yorum getirmedi. Gazetecilerin, "Soru sorabilir miyiz?" girişimi karşısında Bahçeli, "Daha sonra sorarsınız. Soracağınız belli." demekle yetindi.

Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu da, Atasagun'un devletin bürokratı olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Kamuoyunun bilmesi gerekenleri daha önce bağlı olduğu kuruluşlara bildirmesi doğru olurdu. Müsteşarın söyledikleriyle Kürtçe Tv konusundaki düşüncelerimi değiştirecek değilim."

Devlet Bakanı Faruk Bal, 'Türkiye'yi MİT Müsteşarı mı yönetiyor?' sorusunu yöneltti. Hükümete bağlı MİT'in, bunun dışında hareket edemeyeceğini belirten Sanayi Bakanı A. Kenan Tanrıkulu ise, idam konusundaki kararı Meclis'in vereceğini açıkladı.

Ayakkabı mı yapacaksın?

Sağlık Bakanı Osman Durmuş, Apo'nun kullanılması konusuna esprili yaklaştı. Durmuş, "Kullanıp da derisinden ayakkabı mı yapacaksınız?" diye sordu.

'Herkesin aklına geldiği gibi konuştuğunu' ifade eden Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz, şunları kaydetti: "Türkiye'yi MİT Müsteşarı mı yönetiyor? Herkes konumuna baksın öyle konuşsun. Apo'yu nasıl kullanacaklarını, sorumlular bilir." Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu'nun tepkisi de, "Herkes kendi işini yapsın." şeklinde oldu.

"Hükümeti de MİT idare etsin'

"Bir bürokrat, hükümetin takip edeceği politikayı belirlemeye kendini yetkili görüyorsa gelsin hükümeti de onlar idare etsin" diyerek tepkisini dile getiren Devlet Bakanı Abdulhaluk Çay, MİT Müsteşarı'nın şu sorulara cevap vermesini istedi: "Apo'nun idamı konusunda saklanan bazı taviz ve vaatler mi var? 'Kürtçe Tv var' gerekçesiyle Türk devletini ihanete ortak etme talebinden ziyade, Türk Tv yayınları bölgede daha etkili bir şekilde halka ulaştırılamaz mı?"




MİT: Yakışıksız, üzgünüz

Fethullah Gülen hakkında bazı gazetelerde çıkan hakaretamiz ifadelere MİT tepki gösterdi.

Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Şenkal Atasagun, bu ifadelerden dolayı üzgün olduğunu söyledi.

Atasagun, basın sözcüsü Cem Koca aracılığıyla, söz konusu gazetelerde Fethullah Gülen hakkında kendisine atfen (Ağlayan, sümük çeken bir adam) şeklindeki ifadeleri 'yakışıksız' bulduğunu bildirdi. Koca, teşkilatın Gülen ile ilgili görüşlerinin saklı olduğunu belirtti.

MİT Müsteşarlığı Basın Sözcüsü Cem Koca, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı: "Bugün (dün) bazı gazetelerde MİT Müsteşarı Sayın Şenkal Atasagun'a atfen Sayın Fethullah Gülen hakkında yakışıksız bazı ifadeler yer aldı. Müsteşarlığın Sayın Gülen ile ilgili görüşleri bellidir ve saklıdır. Bu konuda şahsım ve sayın müsteşarımızın üzgün olduğunu belirtmek istiyorum." Ankara ZAMAN




Tepkiler...

FP Genel Başkanı Recai Kutan:

Mütedeyyin insanların yanlış bir şekilde değerlendirilmesi hususunda görüşleri isabetlidir. Fethullah Hoca hakkında kullanılan bazı tabirler bizi rahatsız etti. Bu beyanı en azından nezaketle bağdaşır bulmadığımızı ifade etmek istiyorum.

DYP Genel Başkanı Tansu Çiller:

Açıklama Sayın Başbakan'ın bilgisi dahilinde yapılmıyorsa vahim bir olay ama daha sonra öğrendiğimiz gibi Sayın Başbakan'ın bilgisi ve izni dahilinde yapılıyorsa o daha da vahim. Standardı yüksek demokrasilerde bu tür yaklaşımlar, çok yadırganır ve olmaz. Olmamasının nedeni, demokrasilerde eğer milletin seçtiği iktidarlar işbaşındaysa siyasetçiler, devletteki çeşitli uzmanlıkları, kurumları dinlerler, siyaset oluştururlar ve o siyaseti kamuoyu önüne çıkar ifade ederler ve yön verirler. Dolayısıyla devletin bir kurumu bir tarafa çekecek, başka kurumu bir tarafa çekecek, bir başka kurumu çıkıp farklı bir şey söyleyecek... Bu ne demokrasi standardı yüksek bir büyük devletin yapacağı iş, ne de irade sahibi bir siyasetçinin müsaade edeceği bir iştir.

Turizm Bakanı Erkan Mumcu:

MİT Müsteşarı'nın son derece sağlıklı ve tutarlı bilgilerden hareket ederek bu yorumu yaptığını düşünüyorum.

ANAP Gen. Bşk. Yrd. Bülent Akarcalı:

Yılmaz'ın uzun zamandır anlatmaya çalıştığı konuları destekleyen açıklamalar. MİT gibi geçmişte çok kapalı kalmış bir teşkilatın sivilleştirilmesinin ne kadar yararlı olmuş olduğu ortaya çıktı. Devlet kurumlarının daha şeffaf, daha açık olmalarının halkla bütünleşmelerini sağlayacağı ve aynı zamanda da halkı daha iyi bilgilendireceği muhakkak. Ben gelişmeyi, bilgileri açıklama açısından son derece sağlıklı buluyorum. Ancak kimi kişilere yapılan yakıştırmayı, yanlış buluyorum.

Kültür Bakanı İstemihan Talay:

Kürtçe Tv konusu sadece bir kurumun düşüncesi olarak değil, genel anlamda bir siyasi uzlaşı içinde ele alınıp, değerlendirilmeli.




'Cadı avı'na suç duyurusu

HUDER, Ceza İşleri Genel Müdürü Nihat Turhan ile Adalet Bakanlığı başmüfettişleri İsmail Turgut ve Mustafa Kılıçtan hakkında cumhuriyet savcılığına suç duyurusu yapacak.

Hakim ve savcıların özel hayatını soruşturma konusu yapan Adalet Bakanlığı görevlileri hakkında, Anayasa'yı ihlal ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulunuluyor.

FP Trabzon Milletvekili Şeref Malkoç'un başkanlığını yaptığı Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER), skandal soruşturmaya imza atan Ceza İşleri Genel Müdürü Nihat Turhan ile Adalet Bakanlığı başmüfettişleri İsmail Turgut ve Mustafa Kılıçtan hakkında cumhuriyet savcılığına suç duyurusu yapacak.

İktidar geçici, haklar kalıcı

HUDER Başkan Yardımcısı Hüseyin Kaya, Anayasa'nın 20. maddesinde özel ve aile hayatının gizliliğinin teminat altına alındığını vurguladı. Kaya, şöyle konuştu: "Hakim ve savcılar yasalar gereği hukuka uygun olarak vicdanlarına göre karar verirler. Müfettişler, yasaları hiçe sayarak Anayasa suçu işlemişlerdir. Bu sebeple haklarında suç duyurusunda bulunacağız. Keyfi davranan, baskı kuran kim olursa olsun yakalarına yapışacağız. HUDER olarak bin 500 üyemizle hukuka aykırı işlemlerin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Bu müfettişler unutmasın ki, iktidarlar geçici, anayasal ve temel haklar kalıcıdır."




Ülkücü gençlik Çince öğrenecek

MHP'nin Çin ve Rusya dahil olmak üzere birçok ülkede büro açma kararından sonra, ülkücü gençler de Çince ve Rusça öğrenmek için kolları sıvadı.

Ülkü Ocakları Vakfı tarafından kurulacak olan Alparslan Türkeş Akademisi'nde ülkücü gençlere Türk tarihini yakından tanımaları amacıyla Çince ve Rusça öğretilecek.

Hazırlıkları tamamlanan ve önümüzdeki hafta içinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından açılması beklenen Alparslan Türkeş Akademisi'nde lisans ve önlisans hazırlık dersleriyle birlikte yabancı dil eğitimi yapılacak. Ankara'da kurulacak olan akademi için 6 komisyon oluşturulmuş durumda. Akademide yapılacak çalışmalar kitap haline getirilerek vakfın taşra şubelerine de gönderilecek.

Kültürel etkinlikler artırılacak

MHP lideri Bahçeli'nin, bir süre önce Ülkü Ocakları'nın daha sağlıklı bir yapıya kavuşturulması için önlem alınması çağrısından sonra, bazı yeniliklere giden Ülkü Ocakları, sosyal ve kültürel etkinliklerini arttıracak. Vakıf, bu bağlamda sık aralıklarla konferans ve paneller düzenleyecek. Vakıf ayrıca, büyükşehirlerde 'varoş' denilen bölgelerdeki bazı şubelerini güvenlik nedeniyle kapatıyor.




Mc Carthy olayı başlatmayın

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, hakimler ve savcılar ile devlet memurları hakkında onları tedirgin edici uygulamalardan uzak kalınması gerektiğini belirterek, "Hiç kimsenin Türkiye'de Mc Carthy olayı başlatmaması gerekir. Biz bu konuda dikkatli olacağız." dedi.

Adalet Bakanlığı'nda yeni birimler kurulması ve bazı birimlerin görevlerini düzenleyen yasa tasarısı TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edildi. Adalet Bakanı Türk, tasarıyla kurulan Değerlendirme ve Destekleme Dairesi Başkanlığı'nın hakimler ve savcılar ile memurlar hakkında kişisel değerlendirme ve soruşturma yapmasının söz konusu olamayacağını söyledi.

Memurlar tedirgin edilmemeli

Hakimler ve savcılar ile devlet memurları hakkında onları tedirgin edici uygulamalardan uzak kalınması gerektiğini ifade eden Türk, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu tehditlerin de göz ardı edilemeyeceğini vurguladı. Türk, Türkiye'de 16 yıldır devam eden bir "ayrılıkçı terör" bulunduğuna dikkati çekerek, bu tehlikelere karşı önlem almanın da devletin görevi olduğunu söyledi. Türk, Başbakanlık Takip Kurulu'nun Adalet Bakanlığı'na taşınmasının veya şubesinin açılmasının söz konusu olmadığını da bildirdi. Türk, "Hiç kimsenin, Mc Carthy olayı başlatmaması gerekir. Biz bu konuda dikkatli olacağız." diye konuştu. Türk, af konusunda bu hafta içinde bir uzlaşma sağlanacağını da sözlerine ekledi. Ankara



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.