DENGELER DEĞİŞTİ
Çukurova Holding'in patronu Mehmet Emin Karamehmet'in Sabah Grubu'nu satın alması ile Türk medyasında taşlar tekrar yerinden oynadı.
ukurova Holding'in patronu Mehmet Emin Karamehmet'in Sabah Grubu'nu satın alması ile Türk medyasında taşlar tekrar yerinden oynadı. Sabah'ın satışıyla birlikte medyadaki patron isimleri de değişti. Buna karşılık en büyük gücü elinde bulunduran iki medya grubu yarışa devam edecek. Bu iki büyük medya grubunun, telekomünikasyon, bankacılık, petrol ve enerji gibi alanlarda da yatırımları bulunuyor.
Doğan Grubu
Türkiye'deki en büyük medya organı, Doğan Medya Grubu. Hürriyet, Milliyet, Radikal ve Posta gibi önemli gazetelerin de bulunduğu toplam 8 günlük gazete, Doğan – Burda – Rizolli ortaklığı ile yayınlanan 62 dergi, CNNTürk ve Kanal D televizyonları, Radyo D, Hür FM ve Radyo Foreks, Doğan Kitapçılık, Ad Yayıncılık ve Milliyet Yayınları, bu grubun medya alanındaki yatırımları.
Karamehmet Grubu
Yakın zamana kadar açık ara önde giden Doğan Grubu'nu bugünlerde sessiz ve derinden medyaya giren Turkcell, Pamukbank ve Yapı Kredi bankalarını bünyesinde barındıran Çukurova Holding'in sahibi Mehmet Emin Karamehmet zorlamaya başladı. Akşam ve Güneş gazeteleri ile Alem FM ve Alem Dergisi'nin sahibi olan Karamehmet, Show Tv'yi de Erol Aksoy'dan satın aldı. Karamehmet son hamlesiyle, ATV, Sabah, Yeni Binyıl, Yeni Asır, Sabah İstanbul gazeteleri Bir Numara – Hearst Dergi Grubu (onlarca dergi), Kanal 6, Alem FM, Kiss FM ile birlikte toplam dört radyo istasyonu ve Sabah Kitapları'nı da kendi bünyesine kattı.
GSM'ye Vargı ikna etti
Çukurova Holding, halen Pamukbank, Yapı Kredi Bankası, Superonline başta olmak üzere 100'e yakın şirketini bünyesinde barındırıyor. Karamehmet'i dünyanın sayılı zenginleri arasına sokan isim Murat Vargı. Özal'ın çok sevdiği bir isim olan Vargı, 1994 yılında Sabancı, Koç ve Alaton gibi zenginlere teklif ettiği; ama kabul ettiremediği GSM cep telefonu konusunda Karamehmet'i ikna etti. Turkcell bugün 8 milyar dolarlık piyasa değeri ile dünyanın önde gelen telekomünikasyon şirketlerinden.
Medyaya nasıl girdi?
Karamehmet, Mehmet Ali Ilıcak'tan Akşam Gazetesi'ni alarak medya dünyasına girdi. Erol Aksoy'dan Show TV'yi satın aldı. Bunun ardından 2,5 milyon abonesi bulunan DigiTürk'ü kurdu. Karamehmet'in medyada son hamlesi ise Sabah grubunu bünyesine katmak oldu. Bu hamlede de başrolü oynayan Murat Vargı ise, Sabah'ın imtiyaz sahibi oldu. (Zafer ÖZCAN)
Türkiye'deki önemli medya güçleri ve sahip oldukları bankalar:
ESKİDEN: Doğan Grubu %36, Bilgin Grubu %18, Karamehmet Grubu %10 olarak sektörde pay alıyorlardı. ŞİMDİ: Doğan Grubu %36, Karamehmet Grubu %28 olarak sektördeki yerlerini aldılar.
AYDIN DOĞAN: Doğan Holding
Dışbank, Kanal D, CNN Türk, HürriyetMilliyet, Radikal, Posta, Tempo, Doğan Burda Rizolli Dergi Grubu, Radyo D, Hür FM ve Radyo Foreks
MEHMET EMİN KARAMEHMET: Çukurova Holding
Yapı Kredi, Pamukbank, DigiTürk, Show Tv, ATV ve Kanal 6, Akşam, Güneş, Sabah, Takvim, Yeni Binyıl, Sabah İstanbul, Yeni Asır, Alem ve Kiss FM, Aktüel ve Bir Numara Hearst Dergi Grubu
CEM UZAN: Rumeli Holding
İmar Bankası, Adabank, Star, Kral Tv, Teleon, Star, Kral FM ve Süp. FM
AYHAN ŞAHENK: Doğuş Holding
Garanti Bankası, Osmanlı Bankası, Körfezbank, NTV, CNBCe, Popüler Tarih, MAG, Styl Life, Radyo POP ve Radyo 2019
EROL AKSOY: Avrupa-Amerika Holding
İktisat Bankası, CINE 5
ENVER ÖREN: İhlas Holding
İhlas Finans, TGRT, Türkiye Gzt.
KAMURAN ÇÖRTÜK: Bayındır Holding
Bayındırbank, BRT
Sabah'ı neden aldı?
Türkiye'de dengelerin değişimini her zaman medya patronlarının koltuklarındaki hareketlenmelerden takip etmek mümkündür. Çünkü kamuoyunu etkilemekte en etkin güç kuşkusuz medyadır. Dinç Bilgin'in ceketini alıp gitmesi bir devrin de kapandığını gösteriyor.
Aydın Doğan ile birlikte terazinin diğer kefesinde oturan Bilgin'in yerinden oynatılması ile birlikte meydana gelecek boşluğun doğurması muhtemel olumsuzluklara aman vermemek için hiç zaman kaybedilmeden Mehmet Emin Karamehmet oturtuldu.. Oturtuldu diyoruz; çünkü gelişmeler aslında Mehmet Emin Karamehmet'in Sabah'ı alma konusunda pek de hevesli olmadığını gösteriyordu. Daha önce Sabah'ı almaya niyetlenen ancak gerekli muhasebe işlemlerinin ardından almaktan vazgeçen Karamehmet, Turgay Ciner'in öne çıktığı bir anda Medya Holding'in patronu oluverdi. İddialara göre Karahmehmet, Sabah Grubu'nu almak zorunda bırakıldı. Çünkü Aydın Doğan'ın Bilgin ile anlaşması Türkiye'de büyük bir medya tekeli meydana getirecekti. Ancak işin görünen yüzü böyleydi; ya diğer yüzü? Karamehmet, dönemin konjonktürüne oldukça uygun ılımlı politika izleyen, göz önünde bulunmaktan hoşlanmayan ve hiçbir etkin gücü rahatsız etmek istemeyen bir isimdi. Ama esas önemli nokta kendisine ait diğer medya kuruluşlarında AB karşıtı lobilere sıcak gelecek bir yayın politikası izlenmesine izin vermesiydi. Bu yüzden AB sürecinde Türkiye'de güç dengelemesinin yapıldığı ve Medya Holding'in patronluğuna çok istemese de Karamehmet'in getirildiği tezi ortalıkta dolaşıyor.
Şirketleri içerisinde de oldukça mütevazı bir yönetim tercih eden, protokolden kaçınan ve çalışanları ile birebir temastan hoşlanan Karamehmet, 8 milyar dolarlık serveti ile, Forbes listesinde bugüne kadar en üst sıraya çıkan ilk Türk unvanını elde etti. Forbes Dergisi'nin açıklamasına göre, Mehmet Emin Karamehmet'in halen varlığını sürdüren 96 şirketi ve 32 bin çalışanı bulunuyor. Karamehmet'in tarzında gözümüze çarpan en büyük özellik kendisine ait bile olsa herhangi bir yayın organını diğerlerinin aksine şirketleri lehine kullanmaktan kaçınması. Medya ilginç bir alan. İnsanı bir anda yıldız yapıp, bir anda gözden düşürebiliyor. Asil Nadir, türünün ilk örneğiydi galiba. Arkasından Korkmaz Yiğit geldi– gitti. Derken şimdi de Dinç Bilgin... Dileriz Karamehmet başarılı olur.
Mehmet Emin Karamehmet kimdir?
1944 Tarsus – Mersin doğumlu. 1950'lerin önde gelen tüccar ve sanayicilerinden Mehmet Karamehmet'in oğlu. Baba Karamehmet, Mersin ve çevresinde önce tarım ile başlayıp sonra sanayi sektörüne geçmiş, Türkiye'nin önde gelen işadamlarından.
Karamehmetler'in yükselmesindeki en önemli kilometre taşlarından birisi, dünyanın en büyük inşaat ve tarım malzemeleri üreticisi Amerikan Caterpillar'ın Türkiye temsilciliğini alması ile oldu. Bu alanda bir tekel oluşturan Karamehmetler'in başı yine Caterpillar yüzünden 1983 yılında derde girdi. Oğul Karamehmet, Caterpillar ile ilgili bir davadan mahkum oldu ve bir süre İsviçre'de yaşadı. Mehmet Emin Karamehmet, Özal döneminde tekrar Türkiye'ye dönerek Çukurova Holding ile yeniden yükselişe geçti.
Hayat duracak!
Emek Platformu'na üye memur ve işçiler üretimden gelen güçlerini kullanarak bugün bugün iş bırakma eyleminde bulunacaklar. Eylem boyunca eğitimden ulaşıma birçok hizmet duracak.
15 sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu Emek Platformu'nun aldığı karar gereğince bugün memur, işçi, emekli ve serbest muhasebeciler üretimden gelen güçlerini kullanarak bir günlük iş bırakma eylemi yapacaklar. Eylem boyunca trenler çalışmayacak, vergiler tahsil edilmeyecek, mektuplar dağıtılmayacak, telefon hatları çekilmeyecek, otobüsler işlemeyecek, metrolar duracak, vapurlar sefere çıkmayacak. Eğitim, sağlık ve belediye hizmetleri felç olacak. Kısacası hayat duracak.
Eyleme kimler katılıyor?
Türk—İş, Hak—İş, DİSK, KESK, Türkiye Kamu —Sen, Memur —Sen, Türkiye İşçi Emeklileri Derneği, Tüm İşçi Emeklileri Derneği, Tüm Bağ—Kur Emeklileri, TMMOB, Türk Diş Hekimleri Birliği, Türk Eczacılar Birliği, Türk Tabipler Birliği, Türk Veteriner Hekimler Birliği ve TÜRMOB üyesi işçi, memur ve emekliler eyleme katılacaklar. Bunların yanı sıra çok sayıda sivil toplum kuruluşu ile siyasi partinin temsilcilerinin de eyleme katılacağı bildirildi.
Çalışanlar Meclis'e yürüyecek
Bugün saat 11.00'de Ankara Kızılay Meydanı'nda toplanacak yüz binlerce Emek Platformu üyesi çalışanlar ve emekliler Meclis'e yürüyecekler. Yürüyüşü güvenlik kuvvetlerinin engellemesi durumunda Emek Platformu Başkanlar Kurulu üyeleri Meclis'e giderek TBMM Başkanı Ömer İzgi'ye çalışanların ve emeklilerin sorunlarını içeren dosyayı sunmaya çalışacaklar.
Memur sendikaları eylemin etkili olması için çalışmak için işyerlerine gelen memurları kapıdan içeri sokmayacaklar. Sendikalar işyerlerinin girişinde gözcü bulundurarak grev kırıcılığı yapan memurları tespit ettirecekler.
Memur sendikaları katılımı artırmak için önlemler alırken, bakanlıklar da eyleme katılımı azaltmak için boş durmuyor. Bakanlar şifai emirler yayınlayarak memurların eyleme katılmamalarını, aksi takdirde cezalandıracaklarını bildiriyorlar. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan ise daha da ileri giderek, memurlardan imza toplattırdı.
Başkanlar ne diyor?
Emek Platformu Dönem Sözcüsü ve Memur—Sen Genel Başkanı Fatih Uğurlu, 1999 yılında Başbakan Bülent Ecevit imzasıyla yayınlanan genelgeyle sendikaların sosyal faaliyetlerinin serbest bırakıldığını ve faaliyetlerinden dolayı soruşturma açılmaması için talimat verildiğini belirtkerek “Bu hareket siyasi bir hareket değil, çalışanların ekonomik ve sosyal durumlarının iyileştirilmesine yönelik bir harekettir.” dedi.
Tarihî toplumsal uyarı
Üretimden gelen gücün kullanılması eylemini tarihî bir uyarı olarak yorumlayan Türkiye Kamu—Sen Genel Başkanı Resul Akay, “Bu eylem hükümetin sorumsuzluğunun sonucu yapılmaktadır. Memurlara yüzde 10 maaş zammını dayatan hükümet Anayasa’yı ihlal etmektedir. Bugün yeni yüzyılın en büyük eylemini gerçekleştirmek için çalışanlar alanlarda olacak. Bu, haksızlıklara itiraz eylemidir.” dedi. (Şahin Ali ŞEN)
Hocalardan alkışlı protesto
İzmir'deki üniversite öğretim elemanları, 2001 yılı bütçesinde öngörülen yüzde 10'luk maaş zammını protesto etmek amacıyla alkışlı protesto yaptı.
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi bahçesinde toplanan öğretim elemanları, içinde bulundukları sorunları dile getirdiler. İzmir Üniversiteleri Öğretim Elemanları Derneği Başkanı Prof. Dr. Osman Gökçe, öğretim elemanlarının sadaka düzeyinde bir maaşla çalıştığını
ve kabulü mümkün olmayan haksızlığa uğradığını savundu. Öğretim Elemanları Sendikasi İzmir Şubesi adına konuşan Prof. Dr. Cafer İbanoğlu ise araştırma görevlilerine ödenen ücretin ev kiralarını bile karşılamaktan uzak olduğunu söyledi. Öte yandan Ankara Üniversitesi Senatosu da öğretim elamanlarının maaşları konusunda bir rapor hazırlayarak hocaların ekonomik durumlarının "acilen" düzeltilmesini istedi.
En meşhur meçhul asker
Atatürk'ün Çanakkale Savaşı'nda çekilmiş ünlü tarihî fotoğrafında ön planda görülen, ancak şimdiye kadar ismi bilinmeyen meçhul askerin kimliği ortaya çıktı.
Aksiyon dergisinin son sayısında yayınlanan habere göre Atatürk'ün yanıbaşında duran ve hemen her Türk vatandaşının simasını tanıdığı askerin adı Ali Kepekli. Aksiyon, 1944 yılında vefat eden Safranbolulu Ali Kepekli'nin hikayesini halen hayatta olan oğlu Sadık Kepekli'nin (69) ağzından aktarıyor. 1984'te 14 kişinin şahitliğiyle meşhur resimdeki kişinin oğlu olduğuna dair noterden bir belge alan Sadık Kepekli, Çanakkale Savaşı'nda babasına Atatürk tarafından 'Kara' lakabının verildiğini söylüyor. Safranbolu'da 'Kasap Kareli' (Kasap Kara Ali) lakabıyla tanınan Ali Kepekli, 12 yıl yaptığı askerlik süresince Atatürk'le birlikte Yemen'de ve Çanakkale'de savaşmış. Gazi Ali Kepekli, Çanakkale'de alnından şarapnel yarası da almış. Sadık Kepekli, Kasap Kara Ali'nin Emine Hanım'la evliliğinden olan tek evladı. Karabük Belediyesi'nden emekli bir memur olan Sadık Kepekli, 17 Ağustos depreminde Yalova'daki evi hasar gördükten sonra Amerika'da bulunan kızı ve damadının yanında yaşamaya başlamış. Kepekli'nin damadı, gazetemiz Washington Temsilcisi Ali Aslan. Ali Aslan'ın Aksiyon için kaleme aldığı haberde Sadık Kepekli en büyük arzusunun babasının adını tarih kitaplarında Gazi Mustafa Kemal Paşa'yla yan yana görebilmek olduğunu söylüyor.
İçişleri'nden eylem genelgesi
İçişleri Bakanlığı, Emek Platformu üyelerince Türkiye genelinde bugün gerçekleştirilecek "iş bırakma eylemi" öncesi, 81 il valiliğine bir genelge gönderdi.
Genelgede, ilgili mevzuatın, eylem yapanlar hakkında gerekli yasal işlemlerin yapılmasını emrettiği hatırlatıldı.
Mevzuatın "Toplu iş bırakma ve iş yavaşlatma" gibi eylemleri yasakladığı, kuruluşların üst düzey yöneticileri tarafından da eyleme gitmelerinin önlenmesini, mesai ve hizmetin devamlılığının sağlanmasını, eylem yapanlar hakkında da gerekli yasal işlemlerin yapılmasını emrettiği vurgulandı.
Genelgede, "Ayrıca, Türk Ceza Kanunu'nun 235. maddesi gereği kamu işyeri yöneticilerinin işlenen suçla ilgili mahalli Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunma mecburiyetinin olduğu, yasa dışı eylemleri yapan devlet memurlarının da TCK'nın 236. maddesinde öngörülen (4 aydan 1 yıla kadar) hapis cezasıyla cezalandırılacağı kanunun amir hükmüdür" denildi.
Savaş 3 yıl önce yazmıştı
Batık bankaların arkasındaki kirli ilişkilere Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş, Susurluk Raporu'nda geniş yer ayırmıştı.
Son zamanlarda arka arkaya ortaya çıkarılan banka yolsuzlukları yeni bir olay değil. Çünkü Kutlu Savaş'ın başkanlığındaki Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından 1997'de hazırlanan Susurluk Raporu'nda banka sektöründe dönen olaylarla ilgili oldukça ilginç tespitler bulunuyor. "Bankalarda cereyan eden olayların parasal boyutu, kamuoyunun "Susurluk" olarak algıladığı olaylar toplamını aşacaktır." denilerek bankalardaki yolsuzlukların büyüklüğüne dikkat çekilen raporda günümüzdeki operasyonlara ışık tutacak ilginç değerlendirmeler yer alıyor:
"Başbakanlık Teftiş Kurulu 3 kamu bankasında bir değerlendirme yapmış ve ortaya ürkütücü bir tablo çıkmıştır. Milyonlarca doların ve milyarlarca TL'nin bu bankalara dönüşü mümkün görülmemektedir. Uzun vadeli teminat mektuplarının nakde dönüşeceği muhakkaktır. Bankalar kendi kârlılıklarını azaltma pahasına belli kişi ve firmaları finanse etmiştir. Leasing ve off shore kredileri tam bir bataklıktır." Şekerbank menşeli bir grup bürokratın 1992 ve sonrasında kamu bankalarında yönetici olarak çalıştıkları belirtilen raporda "Bu grup 1992 – 1996 döneminde bir aile holdinginde görülebilecek bir şekilde bankadan bankaya dolaştırılmışlardır..." deniliyor. Raporda bankaların nasıl zarar ettirildiği şu ifadelerle anlatılıyor: "...Bazı bankalar, belli sayıdaki firmanın bankası görünümü almış, plâsmanlar az sayıda firma üzerine toplanmış, banka riski artırılmış olmaktadır. Banka limitlerinin zorlanması bir diğer işlemi gündeme getirmiştir. Türk bankalarının verdiği teminat mektupları ile yurtdışı kredilere müracaat edilmiş ve on milyonlarca dolarlık krediler kullanılmıştır. Vakıfbank'tan libor + 2 ile kredi kullanan bir grup, kendi bankasında dövizi libor + 7 ile satmaktadır. Emlakbank'a arsasını satan ve parasını alan bir firma inşaatı da kendisine avantaj sağlayan bir sistemle üstlenmiştir." Raporda bazı isimlerin görev yaptıkları bankalar şu şekilde gösterilmişti:
Şekerbank
1- Aydın Ayaydın
2- Cihan Paçacı
3- Nurettin Şenözlü
4- Cihan Sakarya
5- Levent Çakır
6- Metin Tunçsu
8- Akif (Emekli)
9- Ersan Gökman
10- Birsen Aker
Etibank
2- Cihan Paçacı (Gn. Müdür)
Halkbank
2- Cihan Paçacı (Gn.Md.)
6- Metin Tunçsu (Gen.Md.Yard.)
8- Mehmet Savaş (Gen.Md.Yard.)
Ziraat Bankası
2- Cihan Paçacı (Gen.Md.)
6- Metin Tunçsu (Gen.Md.Yard.)
7- Akif (Müdür)
8- Mehmet Savaş (Gen.Md.Yard.)
Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu
3- Nurettin Şenözlü (Üye)
Haluk İncitmez (Başdenetçi)
Vakıfbank
1- Aydın Ayaydın (Gn. Md.)
3- Nurettin Şenözlü (Gen.Md.Yard.)
4- Cihan Sakarya (Gen.Md.Yrd.)
5- Levent Çakır (Gen.Md.Yard.)
10- Birsen Aker (Gen.Md.Yard.)
Emlakbank
1- Aydın Ayaydın (Gen.Md.)
3- Nurettin Şenözlü (Gen.Md.Yard.)
4- Cihan Sakarya (Gen.Md.Yard.)
10- Birsen Aker (Gen.Md.Yard.)
Rekabet Kurulu
1-Aydın Ayaydın (Başkan)
2-Nurettin Şenözlü (Bşk. Yard.)
3-Haluk İncitmez (Büro Müd.)
İstanbul (CHA)
HIV'e karşı kampanya
Sağlık Bakanı Osman Durmuş, 1 Aralık Dünya AIDS Günü dolayısıyla yayınladığı mesajda, Birleşmiş Milletler Ortak AIDS Programı (UNAIDS) tarafından iki yıllık bir kampanya çerçevesinde "Erkekler fark yaratır" ana temalı AIDS kampanyası başlatıldığını söyledi.
Bu temanın belirlenmesinde cinsel yaşamın belirlenmesinde kadınların daha az etkilerinin olduğu düşüncesinin rol oynadığını ifade eden Durmuş, bugüne kadar topluma yönelik yürütülen eğitim çalışmalarının önümüzdeki 2 yıl içerisinde UNAIDS tarafından "Erkekler fark yaratır" teması üzerine sürdürüleceğini belirterek, bu çerçevede düzenlenecek kampanyanın üç temel hedefi bulunduğunu vurguladı.Türkiye'de, 1999 yılında 119, 2000 yılının ilk altı ayı içerisinde ise 84 yeni AIDS vakası bildirildiğini ifade eden Durmuş, mesajını şöyle tamamladı: "1985 yılından başlayarak 30 Haziran 2000 tarihine kadar tespit edilen enfekte kişi sayısı toplam 1067'dir. Heteroseksüel ilişki halen başta gelen bulaşma yoludur. Tüm bulaşmaların yüzde 49'unu teşkil etmektedir."
Devletin gizli bütçesi var
Sayıştay'ın Meclis'e gönderdiği mali rapordan şok tespitler: Sayıştay'ın raporunda kayıt dışı bütçenin, hacim olarak bütçe ile yarışan bir düzeye geldiğine dikkat çekildi.
Sayıştay tarafından yayınlanan "2000 Yılı Mali Raporu" Türkiye'de neden bu kadar yolsuzluk olduğunu, devletin nasıl bir rant dağıtım aracı haline getirildiğini açık bir şekilde gözler önüne seriyor. Çarpıcı tespitlere yer verilen raporda devletin resmi bütçesi kadar bir de denetlenmeyen gizli bütçesi olduğu, bütçe açıklarının bilinçli olarak az gösterildiği, iç ve dış borçlarda ipin ucunun kaçırıldığı, dış borçların bir kısmının az gösterildiği bir bir vurgulanıyor.
Rapor'da "Yürütmeye, millete hesabını vermediği geniş bir ihtiyari harcama yetkisi verilmekte; bu yetki, rant dağıtımının önemli bir bölümünü bütçe dışından yapmakta ve kullanılmaktadır. Bu, siyasal ve yönetsel sorumluluk mekanizmalarını sınırlayan çok önemli bir etkendir." denilerek rant dağıtımının nasıl yapıldığına dikkat çekiliyor.
Sayıştay'ın 26 Ekim tarihinde kabul ettiği ve TBMM'ye gönderdiği raporda kamu kaynaklarını denetlemekle görevli Sayıştay'ın bu konuda Meclis'i bilgilendirme görevinin uzun süreden beri ihmal edildiği vurgulanarak kamu kaynaklarının elde edilmesi ve kullanılması sürecinin saydamlıktan uzak olduğu, gerekli sorumluluk mekanizmalarının kurulmadığı, mali yapının ağır riskler içerdiği ve sorunların giderek ağırlaştığının altı çiziliyor. (İrfan KILIÇ-Murat AYDIN)
İşte rapordan çarpıcı başlıklar:
Gelir dağılımını bozuyor
Mevcut sorunlar sebebiyle mali yapı, ülkenin kalkınmasına olumsuz etkide bulunmakta ve refahı azaltmakta, kaynak israfına yol açmakta, gelir dağılımını bozmakta ve ülkenin dışa bağımlılığını artırıcı sonuçlar doğurmaktadır.
Ülkenin geleceği tehlikede
Mevcut bütçe sistemimizin çok ciddi sorunlar içerdiği ve bu sorunların ülkenin geleceği açısından önemli sonuçları olduğu görülmektedir.
Gizli bütçe, resmî bütçeyi aştı
Merkezi hükümetin gelir ve giderlerinden önemli bir kısmı bütçe dışında oluşturulan döner sermayeli işletmeler, fonlar, sosyal tesisler, vakıflar, dernekler, işletmeler ve özel hesaplar gibi kuruluşlara kaydırılmıştır. Bu tür kuruluşların faaliyetleri hacim olarak bütçe ile yarışan bir düzeye gelmiştir.
Açıklar az gösteriliyor
İkinci bir sorun da bütçe çerçevesindeki bazı gelir ve giderlerin kayıt dışı kalmasıdır. Bütçeleştirilmeyen işlemler temel olarak kamu açıklarını az gösterme ve sorumluluktan kaçınma kaygısından kaynaklanmaktadır.
Gerçek veriler sır
Bütçe dışında harcanan bu tutarlarla hangi işlerin finanse edildiğini tam olarak tespit etmek mümkün değildir. Mevcut sistem içinde bu giderler sadece kamuoyundan ve Meclis'ten gizlenmekle kalmaz, bizzat uygulayıcılar da gerçek verileri elde etme olanağını yitirirler.
Rakamlar yanıltıcı
Yukarıda anılan bütçe açığı büyüklükleri, bütçenin gerçek açığını yansıtmaktan çok uzaktır. Örneğin, 1997 yılında bütçe açığı 2,2 katrilyon lira iken net borçlanma hasılatı 3 katrilyon lira olarak gerçekleşmiştir. Bu durumda gerçek açığın 2,2 değil 3 katrilyon lira olduğu anlaşılmaktadır. Bu iki rakam arasındaki fark (0,8 katrilyon lira) bir nevi gizli bütçe açığıdır.
116 milyar dolar kayıt dışı
1971 yılından 2000 yılına kadar geçen dönemde kayıtdışı bütçe uygulamalarının toplam tutarı 116 milyar dolardır. Bu tutarlar mali sistemimizde yer alan bütün kontrol ve denetim mekanizmaları dışında, üstelik Meclis'in iradesi ve bilgisi olmadan harcanmıştır.
Gizli açık 13 katrilyon
Kamu kesiminin borcu niteliğinde olmakla birlikte kamu borçları arasında gösterilmeyen (kayıt dışı) bazı kalemler vardır. Bu tür borçlar raporda "görünmeyen borçlar" adı altında incelenmektedir. Bu işlemler, hükümetlerin mali disipline aykırı uygulamaları ile gerçekleştirilmektedir.
Devlet borçları gizleniyor
Borç yükünün ağır olması, bir kısım devlet borçlarının gizlenmesi eğilimini doğurmakta ve gerçekte ağır borçlu ülkeler sınıfında olan Türkiye, orta derecede borçlu ülkeler arasında gösterilmektedir. Borçlanma ile elde edilen kaynakların yatırımlarda değerlendirilmemesi sonucunda borçlanma, ülkenin gelecekteki refahının azalmasına sebep olmaktadır.
Prof. Dr. Mehmet ALTAN: Büyük bir skandal
Bütün parlamentoların temelinde vergi kavramı vardır. Kralın aldığı vergileri kontrol etmek için parlamentolar doğmuştur.
Halkın birey olarak vatandaş bilincine erişmesi vergilerin kontrol edilmeye başlanması ile özdeştir. Teknik denetim yapan Sayıştay hazırladığı raporda diyor ki "Türk halkının paralarını biri çarçur ediyor. Bütçede gözükmeyen harcamalar yapılıyor." Denetim dışı kalan bu harcamalar büyük oranda dış borçlar ve silah alımından oluşuyor. Görülüyor ki harcamaları saydam olmayan, Türk halkı tarafından denetlemesi mümkün olmayan bir bütçe daha var. Bence büyük bir skandalla karşı karşıyayız.
Prof. Dr. Veysi SEVİĞ: Denetim eksik
Türkiye'de bütçe dışı harcamalar resmi bütçeyi geçmiş durumda. Bu yeni bir olay değil, yıllardan beri biz bunu söylüyoruz.
Denetim dışında kalan vergiler değil, daha çok fonlarda toplanan paralar. Bir çok kurumda verilen hizmet karşılığında fon adı altında bir ücret alınıyor. Çeşitli fonlarda biriken paralar denetim dışında harcanıyor. Sadece o fonun toplandığı kurumun başındaki insanlar bunun denetimini yapabilir. Bu fonlarda toplanan paralar öyle bir hale geldiki vergi gelirlerini geçti. Sonuçta bu da halktan toplanan bir para bu paranın denetimsiz bırakılması başlı başına yanlış. Bir de bütçe dışında kalan dış borçlar meselesi var. Bazı belediyeler ve bankalar hazine garantisiyle dış borç alıyorlar. Bunlar da denetim dışında kalıyor.
Prof. Dr. Osman ALTUĞ: Yüzlerce bütçe var
Sayıştay'ın bütçeyle ilgili olarak ortaya koyduğu kayıtdışılık benim yıllardan beri söylediğim kayıtdışı ekonominin bir devamı.
Türkiye 24 Ocak 1980 kararlarıyla sözüm ona serbest pazar ekonomisiyle kalkınma modelini tercih etti. Ancak kontrol mekanizması kurulamadığı için bu model kayıtdışına dönüştü. 20 senedir Türkiye kayıtdışı ekonomi ile kalkınma sevdası içinde. Ancak bu mümkün değil. Bütçeye girmesi gereken paralar birtakım vakıflar ve dernekler marifetiyle toplanıyor. Devlet, gelirlerini bu fonlara kaydırınca ayrı bir kayıtdışı oluşuyor.
Prof. Dr. Eser KARAKAŞ: Hesapsız işler
Bu raporla, istikrar programının temelini oluşturan bütçenin gerçek rakamları çok fazla göstermedği anlaşıldı.
Türkiye'de paralel bütçeler ve paralel merkez bankaları olduğu gerçeği ortaya çıktı. Türkiye'de yıllardır dış borçlar bütçeleştirilmedi, Sayıştay denetimine tabi tutulmadı. Hazine'de özel bir hesapta tutuluyor bunlar. Şimdi bu özel Hazine hesabından kimin ne harcadığı, paraların nasıl kullanıldığı bilinmiyor. Hazine, Sayıştay'a 'Benim dış borç hesabım budur.' diyemiyor. Çünkü ortada kayıt kuyut yok, devlet hesabını bilmiyor.
Ayaydın'ın dosyası kabarık
Kamu bankalarını denetleyecek olan Aydın Ayaydın, Emlak Bank Genel Müdürlüğü döneminde görevi kötüye kullanmadan 15 ayrı dosyayla yargılanıyor.
Kamu bankalarını denetleyen KİT Komisyonu üyesi Aydın Ayaydın'ın Emlak Bank Genel Müdürü olduğu döneminden görevini kötüye kullanmaktan 15 ayrı dosya hazırlandığı ortaya çıktı. Halen bu dosyaların 13'ünün davası İstanbul'daki değişik mahkemelerde devam ederken 2 dosya ise Aydın Ayaydın'ın milletvekili dokunulmazlığı nedeniyle işleme konamıyor. Emlak Bank eski Genel Müdürü Aydın Ayaydın'la ilgili görevi kötüye kullanma suçlamaları ise şöyle:
Bahçeşehir Konutları: Şişli 10. Asliye Ceza'da açılan dava devam ediyor.
Bizimkent Beylikdüzü Projesi: Milletvekili olması nedeniyle dosyası tefrik edilmiş.
Elvankent 1, 2, 3 Etap Projesi: Milletvekili olması nedeniyle dosyası tefrik edilmiş.
Emlak Pazarlama Servis AŞ: Şişli Cumhuriyet Savcılığı'nda zamanaşımı nedeniyle takipsizlik kararı verilmiş. İtiraz edilmiş. İtiraz sonucu bekleniyor.
Sadri Şener İnşaat Sn. Tic. AŞ: Şişli Cumhuriyet Savcılığı'nda zamanaşımı nedeniyle takipsizlik kararı verilmiş. Karara itiraz edilmiş.
Özkökler İnş. Mk. Sn. Tic. AŞ: Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ceza davası açılmış.
Sinanoba Projesi: Şişli 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görevsizlik kararı verildi. İstanbul 7. Ağır Ceza'da devam ediyor.
Özgegaş AŞ: Şişli 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ceza davası açılmış. Yargılama devam etmektedir.
Artı Yayıncılık ve Film Sn. AŞ: Şişli 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ceza davası açılmış. Yargılama devam etmektedir.
Afşin Tekstil: Şişli 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ceza davası açılmış. Yargılama devam etmektedir.
Türkay Deniz AŞ: Şişli 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ceza davası açılmış. Yargılama devam etmektedir.
SS Yeni Uyum Yapı Kooperatifi: Şişli 8. Asliye Ceza'da davası devam ediyor.
Mutlukent 1. ve 2 Etap: Şişli 8. Asliye Ceza davası devam ediyor.
İzmir/Mavişehir 2. Etap: Şişli 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ceza davası açılmış. Yargılama devam etmektedir. (Ahmet BIYIK)
FP'li Elkatmış: Siyasetçiden izinsiz banka soyulamaz
Meclis Susurluk Araştırma Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış, siyasetçinin ve bürokrasinin izni olmadan bankaların soyulmasının imkansız olduğunu söyledi.
Bağcılar Belediyesi'nce önceki akşam iftar çadırında düzenlenen konferansa katılan Elkatmış, Susurluk'un Türkiye'nin düzeni olduğunu, bu düzenin son olarak banka hortumculuğu biçiminde görüldüğünü söyledi. Parlamento'nun banka yolsuzluklarının ortaya çıkmasında hiç istekli olmadığını ve gelinen noktada hükümet ortaklarının birbirlerini itham etmeye başladığını anlatan Elkatmış, şunları söyledi: "Haziran ayının başında verdiğimiz önerge hükümet ortakları eliyle reddedildi. Yine bir buçuk yıl önce bankaların bütün yönleriyle araştırılmasına dair önerge gündemin 22. sırasında. Görüşmek istemiyorlar. Görüşüldüğü zaman bunun siyasi, bürokratik ayaklarının ne olduğu ortaya çıkacak. Belki içinden kendileri çıkacak."
Jandarma trafiğe talip
Jandarma Genel Komutanlığı'nın, kendi bölgesindeki trafik denetimlerinin jandarmaya bağlanması talebine Emniyet olumsuz cevap verdi.
Jandarma Genel Komutanlığı'nın, jandarma bölgesindeki trafik denetimlerinin jandarmaya bağlanması yönündeki talepleri, emniyetin jandarmaya verdiği brifingde uygun görülmedi. İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın talimatıyla bakanlık bünyesindeki güvenlik birimleri arasında koordinasyonun daha işlevsel hale getirilmesi amacıyla gerçekleştirilen brifingler devam ediyor. Jandarma Genel Komutanlığı'nın Emniyet Genel Müdürlüğü'ne verdiği brifingin ardından geçtiğimiz hafta da Emniyet Genel Müdürüğü'nce Jandarma Genel Komutanlığı yetkililerine brifing verildi. Brifingde Sahil Güvenlik Komutanlığı yetkilileri de bulunurken, önümüzdeki günlerde de Sahil Güvenlik Komutanlığı'nca emniyet ve jandarmaya brifing verileceği öğrenildi.
Jandarma tarafından emniyet yetkililerine verilen ilk brifingde Jandarma Genel Komutanlığı'nın jandarma bölgesindeki her türlü güvenlik ve trafik denetiminin jandarmaya devredilmesi talepleri gündeme gelmişti. Jandama yetkilileri brifingde 960 jandarma trafik ekibi kurulduğunu emniyet yetkililerine iletmişlerdi.
Emniyet Genel Müdürlüğü'nce geçtiğimiz günlerde jandarmaya verilen brifingde ise Türkiye çapında Emniyet Genel Müdürlüğü'nce 147 bölge trafik istasyonu ile 91 ilde bölge trafik şube müdürlüğü olduğu, emniyet bünyesinde görev yapan trafik ekiplerinin son teknolojinin kullanıldığı teknik cihazlarla takviye edildiği belirtildi. Trafik Kanunu'nda trafik zabıtasının bulunmadığı yerlerde jandarmanın trafik denetimi yapabileceğinin yer aldığını belirten emniyet yetkilileri trafik denetimlerinin jandarmaya verilmesinin mümkün olmayacağını belirtiler.
Bu arada geçtiğimiz günlerde Meclis'te İçişleri Bakanlığı'nın bütçesi görüşmelerinde Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri jandarmanın trafik denetimlerinde köylüye yüklü miktarlarda ceza kestiğini, trafik denetimlerinin tamanını jandarma yerine emniyetin yapması gerektiğini belirtmişlerdi. (Sedat GÜNEÇ)
Miniklerin baz tepkisi
ANAP Kadın Kolları Başkanlığı, Pakize Erdoğu İlköğretim Okulu bahçesindeki baz istasyonunun kaldırılmasını istedi.
Dikmen Öveçler 4. Cadde'de bulunan okula gelen ANAP Kadın Kolları Genel Başkanı İlham Aydın ve üyeler ile TBMM Çevre Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Ediz Hun, ilköğretim öğrencileri tarafından "Baz istasyonu kalksın", "Sağlığımızı istiyoruz", "Kurtar bizi Ediz amca" sloganları ile karşılandı. Öğrenciler, çeşitli dövizler de taşıdılar. Okulun bahçesinde öğrencilere hitap eden Hun, bir ilköğretim okulunun bahçesine baz istasyonu kurulmasının "yanlış ve talihsiz" bir davranış olduğunu belirtti.
Orman Bakanı Çağan: Araştırıyoruz
İstanbul Ayazağa'daki 65 dönümlük ormanlık arazinin emlakçı Nevzat Ak tarafından Ali Şener'e satışının İçişleri Bakanlığı ve Orman Bakanlığı tarafından kapsamlı olarak soruşturulduğu öğrenildi.
Konuyla ilgili olarak gazetemize açıklamalarda bulunan Orman Bakanı Nami Çağan, ORKÖY'ün nihai işlemleri yapmadığını belirterek şunları söyledi: "Ortada tamamlanmış hiçbir şey yok. ORKÖY nihai işlemi yapmamış. Orman Genel Müdürlüğü ile ORKÖY arasında, arazinin niteliği konusunda tartışma çıkmış, konu netleştirilememiş. Ben, bu arazilerin bu şahıslara verilmesi gibi bir düşüncenin olduğu izlenimine kapılmadım. Cansızlar'ın (SPK Başkanı) bu konuda suçu olduğuna inanmıyorum."
Bu arada İstanbul Valisi Erol Çakır, Orman Bakanı Nami Çağan'ın, orman arazilerinin vasfını kaybetmeden orman sınırlarına çıkarma yapan bazı görevliler hakkında İstanbul Valiliği'ne suç duyurusunda bulundukları yönündeki açıklamasından haberdar olmadığını söyledi.
Öte yandan SPK Başkanı Doğan Cansızlar, hatanın ORKÖY'den kaynaklandığını ileri sürerek, Milli Emlak Genel Müdürlüğü döneminde sadece Ali Şener ve Nevzat Ak'ın satın almaya çalıştığı 65 dönümlük arazi değil, 1 milyon metrekarelik arazinin tahsisinin kaldırıldığını kaydetti. Cansızlar, Ak ve Ali olayıyla ilgisi olmadığını belirtti.
'İlginç isimler çıkacak'
Orman Mühendisleri Odası Marmara Şube Başkanı Prof. Dr. Kadir Erdin, Nevzat Ak'ın yakalanması ile patlak veren talan olayında ilginç isimlerin ortaya çıkacağını savundu.
Orman alanlarının yağmalanması olayanı 3 aydan beri mülkiye müfettişleriyle birlikte çalışarak kendilerinin ortaya çıkardıklarını söyleyen Prof. Dr. Erdin, "İstanbul'da toplam 1093 hektar alan 39 parça halinde bazı kişilere peşkeş çekilmek üzere çıkarılmış durumda. Bunların bir çoğu halen orman alanı" dedi. Basına yansıyan Nevzat Ak olayını da değerlendiren Erdin, "Bu bir örnektir. Bunun daha 38 parçası var, 38 farklı isim çıkacak karşımıza. Sanıyorum yüzlerce kişi yargılanacak. Çok önemli bir gelişme. Ben meslek örgütü olarak görevimizi yaptığımıza inanıyorum. Ama ilginç isimler çıkacak karşınıza. Olay çok büyük. Katrilyonlara varan arazi yağması söz konusu. Hepsinin bütün oyunları bozuldu. Korkunç bir oyundu. Kamuoyunun hiç haberi olmayacaktı. Sanıyorum önemli bir iş yaptık. Bundan sonra hayatımızı korumak bizim görevimiz." İSTANBUL
Nevzat Ak yarı yarıya anlaşmış
Emlak kralı Nevzat Ak'ın, Süleyman Demirel'in kayınbiraderi Ali Şener için aldığı Fatih Ormanları'ndaki, 65 dönüm arazi karşılığında, burada yapılacak villaların yarısını alacağını itiraf ettiği öğrenildi.
Nevzat Ak ile birlikte gözaltına alınan ve aralarında Erol İyicik, Mehmet Erünsal, Ayazağa Mahallesi Muhtarı Mehmet Aslan, Ahmet Berber ve emekli Şişli Kadastro Müdürü Nazmi Oktay ile Abdülkadir Aksoylar'ın bulunduğu 11 kişinin sorgusu sürüyor. Haklarında "çete oluşturarak orman arazisi yağmalamak" suçundan soruşturma için DGM'nden 3 günlük ek süre alındı. Yetkililer, Ömerli Barajı havzasında yapılan Otokent projesinde Nevzat Ak'ın Fatih Ormanları'ndaki arazi yağmasına benzer bir yöntem kullandığını tespit etti. Nevzat Ak'ın İstanbul dışında da birçok arazi işine karıştığı belirtildi. İsminin açıklanmasını istemeyen üst düzey bir emniyet yetkilisi, "Ali Şener ile ilgili delillerin toplanmasına devam ediliyor. Delillerin oluşmasının ardından Şener de gözaltına alınabilir." dedi.
Mal varlığına inceleme
Bu arada polis, 9 ormanlık araziyi, çiftlik gibi göstererek tapuya geçiren Nevzat Ak'ın sözkonusu arazilerini de incelemeye aldı. Antalya Belek'te bazı ormanlık arazilerin de ayın yöntemle tapuya geçirildiği öğrenildi. Polis, Nihat Ak'ın mal varlığını oluşturan gayrimenkulleri inceliyor. Öte yandan, soruşturma kapsamında dün 4 kişi daha gözaltına alındı. Toplam gözaltı sayısı 16'ya ulaştı. Ercan GÜN / İSTANBUL (ZAMAN)
|