MHP'den 'taban'a kuvvet
Parti tabanı ile daha rahat iletişim kurmak isteyen MHP, her mahallede temsilci, her sokakta gönüllü bulun-duracak. Ev sohbetleri de yaygınlaştırılacak. MHP 'yüzyılla sözleşme' adını verdiği 4. Olağan Kongre'nin ardından yeni program doğrultusunda çalışmalara başladı. Genel Merkez ile parti tabanı arasındaki iletişimin daha rahat ve düzenli olması amacıyla bir dizi yeniliğe giden MHP, bütün il ve ilçe teşkilatlarını yeni çalışmalar konusunda bilgilendirdi.
Genel Merkez'den verilen talimatlar doğrultusunda, il ve ilçe teşkilatları tarafından her mahallede parti temsilcisi, her sokakta parti gönüllüsü görevlendirilecek. 18 Nisan 1999 seçimlerinde partiye oy veren seçmeni elinde tutmak ve yeni seçmenler kazanmak amacıyla çalışmaları çok ciddi olarak uygulayacak olan teşkilatlar, bütün mahalle ve sokak temsilcilerinin adreslerini ve telefonlarını liste haline getirecek.
Evlerde parti toplantısı
Tabanı bilgilendirme çalışması için mahalle temsilcilerinin evleri mekan olarak kullanılacak. Temsilcilerin evlerinde periyodik olarak 'parti toplantısı' yapılacak. Toplantılara teşkilat yöneticileri, mahallede bulunan seçmenler ve potansiyel seçmenler davet edilecek. Bilgilendirme ve taleplerinin dinlenmesi dışında, toplantılarda, sokaklarda parti için gönüllü olarak çalışacak kişiler de belirlenecek.
Ramazan davetleri
MHP'nin yeni 'taban politikası' için Ramazan ayının çok iyi değerlendirilmesi düşünülüyor. Bu çerçevede her il teşkilatı, belirlenen tarihlerde bütün mahalle temsilcilerine iftar yemeği verecek. İl başkanı, milletvekilleri ve diğer yöneticilerin de katılacağı iftar yemeklerinde, mahalle temsilcilerinin yöneticilerle tanışması sağlanacak. Ayrıca, temsilcilerin sorumluluk ve görevleri dile getirilerek yapılması gereken çalışmalar anlatılacak.
Vekillerden trafik kampanyası
MHP milletvekilleri, bugünden itibaren "Trafik kurallarına önce biz uyalım, önce biz uyaralım" kampanyası başlatacak.
MHP Grup Başkan vekilleri İsmail Köse, Oktay Vural ve Mehmet Şandır, kampanya ile ilgili olarak yaptıkları yazılı açıklamada, trafik konusunda toplumda oluşmaya başlayan duyarlılığa Meclis'in önderlik etmesi gerektiğine inandıklarını ifade ettiler.
Toplumun bilinçlendirilmesi, konunun sürekli olarak gündemde tutulması ve gerekli yasal altyapının hazırlanması konusunda MHP milletvekillerinin her türlü katkı, çalışma ve önderliğe hazır olduğu kaydedilen açıklamada, il ve ilçe başkanları ve tüm MHP örgütünün de buna katkı sağlaması istendi.
Vekiller kırmızıda duracak
Kampanya boyunca "Biz milletvekiliyiz, ışıkta duracağız, kemer takacağız, kurala uyacağız", "Trafik kurallarına önce biz uyalım, önce biz uyaralım", "Trafik terörü artık can almasın, ocaklar söndürmesin", "Kurallara uyalım, bayrama yasla girmeyelim" ve "Can Allah'ın emaneti, canımızı malımızı koruyalım, kanımızı yollara akıtmayalım" sloganları kullanılacak. MHP milletvekillerinin bir hafta sürecek kampanyaları boyunca şu faaliyetler yürütülecek:
–Milletvekilleri, il başkanları, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeleri, ilçe başkanları başta olmak üzere tüm vatandaşlar trafik kurallarına uymak konusunda uyarılacak.
–Trafik kazalarıyla mücadele etmek üzere kurulan dernek ve teşekküller ve bu konuda topluma mal olan etkinliklere önderlik eden şahsiyetler, parti yetkilileri ve milletvekilleri tarafından ziyaret edilerek fikir alışverişinde bulunulacak.
–İl, ilçe ve köylerde, kazalarda öncelikle evlatlarını kaybedenler olmak üzere kazazede yakınları, yöneticiler tarafından ziyaret edilecek, önerileri alınacak. ANKARA
Fazilet'in kongreyi iptal davası düştü
FP'nin Büyük Olağan Kongresi'nde Samsun delegesi olan Cemal Yılmaz Demir'in kongrenin iptali için açtığı dava, Demir'in, "davadan feragat etmesi üzerine" reddedildi.
Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dün görülen davanın karar duruşmasına, davacı Demir katılmazken, davalı FP Genel Başkanlığı'nın avukatı katıldı. Davacı Demir'in "davadan feragat ettiğine" dair mahkemeye sunduğu dilekçeyi okuyan mahkeme hakimi, FP'nin 14 Mayıs 2000 tarihinde yapılan kongresinin iptali için açılan davanın, reddine karar verildiğini açıkladı. Samsun delegesi Cemal Yılmaz Demir, "FP Büyük Kongresi'nden önce, kongre sonuçlarını etkileyecek tüzük değişikliklerinin Siyasi Partiler Yasası'na aykırı biçimde yapıldığını" ifade ederek, kongrenin iptalini talep etmişti. ANKARA
Kürtçe Tv'ye sınırlı izin
Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, Kürtçe televizyon yayınını değerlendirirken, "Yöresel bakımdan, kendi kültürlerini kullanmaları bakımından belki sınırlı yayın organlarıyla yayın yapmaları için bir düzenleme düşünülüyor.
O halde, Anayasa'ya aykırı olmaması düşünülebilir." dedi.
TBMM Başkanı Ömer İzgi, Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin'e iade–i ziyarette bulundu. Bumin, görüşme sırasında basın mensuplarının Kürtçe Tv ile ilgili sorularını cevapladı.
Türkçe resmi dil
Bumin, bir gazetecinin, 'Kürtçe Tv'nin Anayasa değişikliği gerektirip gerektirmediğine' ilişkin bir sorusuna şu karşılığı verdi: "Anayasa, resmî dil olarak Türkçeyi ve üniter devlet sistemini öngörmektedir. Bu nedenle, çalışmanın hangi çerçeve içinde kalacağını şimdiden söylemek mümkün değil. Anayasa değişmeden resmî bir dil şeklinde olması kuşkusuz mümkün değil. Yöresel bakımdan, kendi kültürlerini kullanmaları bakımından belki sınırlı yayın organlarıyla yayın yapmaları için bir düzenleme düşünülüyor. O halde, Anayasa'ya aykırı olmaması düşünülebilir. Bunun dışında kimi ülkelerde olduğu gibi resmî bir dil olsaydı, yazışma dili olsaydı Anayasa değişikliği gerekirdi. Ayrıca, üniter devlet yapısına aykırılığı tartışılıyor."
'Atasagun'un kendi görüşü'
TBMM Başkanı Ömer İzgi de, MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun'un gündemdeki konularla ilgili açıklamalarının, Atasagun'un kendi kişisel görüşleri olduğunu söyledi. Hükümetin bu konuda ortaya çıkmış belirgin bir görüşünün bulunmadığını belirten İzgi, bu bakımdan konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapmayı doğru bulmadığını kaydetti.
İzgi, partilerin kapatılmasını zorlaştıran teklif hazırlandığının hatırlatılması üzerine şöyle konuştu: "FP'nin Anayasa Mahkemesi'nde görülmekte olan bir davası var. O bakımdan, yasama organından çıkmamış bir kanun hakkında görüş beyan etmemiz doğru olmaz." dedi. Ankara ZAMAN
Bahçeli: Milli Mücadele'yi hatırlayın
MHP lideri ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, MHP'lilerin MİT Müşteşarı Şenkal Atasagun'ın açıklamalarına ilişkin sorularına cevap verirken, "Devletin kuruluş günlerini tekrar hatırlayın. Boşa konuşmak yerine çözüm üreten olun." dedi.
Tanzimat belgeleri ile AB yolunda Türkiye'nin önüne konanların örtüştüğüne dikkat çeken Bahçeli, şunları söyledi: "O dönemin mandacıları ve teslimiyetçilerinin istedikleriyle, Roth'un seslendirdikleri ve bazı siyasi çıkışlara iyi bakılması lazım. Kuvvai Milliye'yi, Tanzimat'ı iyi okuyun. Türkiye Cuhuriyeti'nin kuruluş günlerini tekrar hatırlayın"
'Çözüm üretin'
"MİT Müsteşarı konuştu hemen cevap verelim" anlayışının doğru olmayacağını aktaran Bahçeli, "Bunun bir anlamı yok. Neticede kendisi devlet memuru. Boş cevaplar yerine çözüm söyleyin." tavsiyesinde bulundu. Bahçeli, "Siz parlamentodasınız ve ülke meselelerini çözme sorumluluğuyla karşı karşıyasınız. Kendinizi göstermek için bunu iyi değerlendirin. Şimdi parti kuran MHP'ye saldırıyor. Bir parti kilim teorisini savunuyor, bütün renkleri birleştirdiğini söylüyor, ama MHP'ye saldırıyor. Bunu yapacağına çözüm üretse daha iyi olur." dedi. ZEKAİ ÖZÇINAR / Ankara ZAMAN
Kavakçı'ya 'sahtecilik' davası
Merve Safa Kavakçı hakkında, eski eşi Ali Ahmad Abushanab'dan boşanmasına ilişkin karar ilamında, yanlış adres bildirerek sahtecilik yaptığı gerekçesiyle 10 yıla kadar ağır hapis cezası istemiyle dava açıldı.
Aynı davada, ilamı adrese götüren sanık hakkında 1 yıla, ilamı alan sanık hakkında da 6 aya kadar hapis istendi.
Cumhuriyet Savcısı Ahmet Bükülmez tarafından hazırlanan iddianamede, Kavakçı'nın, 6 Mayıs 1997 tarihinde Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak, ABD Teksas Dallas Bölge Mahkemesi'nin 17 Haziran 1993'te, şiddetli geçimsizlik nedeniyle kocası Ali Ahmad Abushanab'dan boşanmasına ilişkin verdiği kararın tanınmasını talep ettiği ve davalı adresini “Tunus Caddesi 88/16 Ankara” olarak bildirdiği kaydedildi. Mahkemenin, 24 Haziran 1997 tarihinde, “davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına karşın davalının duruşmalara katılmadığını ve yanıt vermediğini” gerekçe göstererek, “ABD Mahkemesi'nin 17 Haziran 1993'te yabancı ilamın boşanmaya ilişkin bölümünün infazına, bunun sonucu olarak Merve Abushanab ile Ürdün uyruklu Abushanab'ın boşanmalarına” karar verdiği kaydedildi.
Bu kararın, davalıya 15 Eylül 1997'de tebliğ edildiği, ancak adreste davalı bulunmadığından tebligatın yapılamadığı belirtilen iddianamede, boşanmaya ilişkin ilamın, adrese, 4 Ekim 1997 tarihinde tekrar gönderilerek tebligatın yerine getirildiği ve kararın kesinleştiği bildirildi.
Ancak, davalı Ali Ahmad Abushanab'ın bildirilen adreste oturmadığı ve adresteki Güngen İnşaat Şirketi'nin Kavakçı'nın akrabalarına ait olduğunun anlaşıldığı ifade edilen iddianamede, Kavakçı'nın bu durumu bildiği halde sahtecilik yoluna başvurduğu belirtildi. ANKARA
Birdal'dan Çevik Bir'e suç duyurusu
İnsan Hakları Derneği (İHD) eski Genel Başkanı Akın Birdal, 'Andıç' başlıklı belgedeki bazı isnatlar ile kendisine iftira ettiğini öne sürdüğü Genelkurmay eski İkinci Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.
Birdal'ın avukatı Sedat Aslantaş, dün Ankara Adliye Sarayı'na gelerek hazırladığı suç duyurusu dilekçesini savcılığa verdi. Dilekçede, İHD ile birlikte aynı anda çok sayıda gazeteci ve sivil toplum kuruluşlarına elektronik posta yoluyla "andıç" başlıklı "güçlü eylem planı" isimli bir belgenin gönderildiği bildirildi. Bu belgede, Akın Birdal'a yönelik olarak 24–25 Nisan 1998 tarihlerinde basın üzerinden uygulamaya konulan komploya ilişkin "güçlü eylem planı"nın tüm ayrıntılarıyla yer aldığı kaydedilen dilekçede, şöyle denildi:
Nazlı Ilıcak açıklamıştı
"Eylem planının altında dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Bir'in imzası bulunuyordu. RP milletvekili Nazlı Ilıcak tarafından 2 Kasım 2000 günü bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurulan eylem planının varlığı, Genelkurmay Başkanlığı'nca da 3 Kasım 2000 tarihinde yapılan basın açıklamasıyla doğrulanmış, ancak bunun 'karargah içi bir metin' olarak kaldığı, uygulamaya konulmadığı ifade edilmiştir.
Oysa, söz konusu eylem planının karargah içi bir metin olarak kalmadığı, planda öngörülen eylemlerin, faaliyet, maksat, icra edecek makam ve icra zamanının planda öngörüldüğü şekilde gerçekleştiği ve kamuoyunda beklenen etkiyi derhal gösterdiği, Akın Birdal'a karşı basın üzerinden yürütülen iftira kampanyasıyla ayan beyan ortaya çıkmıştır."
Dilekçede, emekli Orgeneral Çevik Bir'in, Akın Birdal'a yönelik, o dönem "basın üzerinden yürütülen kampanyanın hem başmimarı hem de silahlı saldırı olayının tahrikçisi" durumunda olduğu iddia edildi. Suç duyurusu dilekçesinde, Çevik Bir'in, "güçlü eylem planı" belgesinde, Akın Birdal hakkında bazı iftiralar ortaya attığı ve basın yoluyla kamuoyuna duyurulmasını sağladığı iddia edilerek, Bir'in, Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca cezalandırılması istendi. ANKARA
Tansu Çiller, Baykal'ın dönüşüne sevindi
DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, dün CHP lideri Deniz Baykal'a tebrik ziyaretinde bulundu. CHP'nin bir önceki genel başkanı Altan Öymen'e, benzer ziyarette bulunmadığı bilinen Çiller, "Sayın Baykal aklımda ve gönlümde olduğu gibi siyasete geri döndü." şeklinde konuştu.
CHP Genel Merkezi'nde gerçekleşen görüşmede, Baykal'la beraber hükümete eleştirilerde bulunan Tansu Çiller, Türkiye'de "iktidar boşluğu" bulunduğunu savundu. Çiller, "Türkiye'de her şey sahipsiz. Ekonomide çok ciddi sorunlar var; ama bundan daha ciddi sorun, iktidarın bu sorunu ciddiye almamasıdır. İktidarın görüşme çağrılarımıza yanıt vermemesi de endişe vericidir." dedi.
Baykal: MİT'i kullanmayın
Türkiye'de siyasetin işlevini yitirdiğini belirten CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da, siyasetin devlet kurumlarından medet umar hale geldiğini kaydetti. Baykal, şöyle devam etti: "Siyasetin işlevini kaybetme tehlikesi var. Bunun en son örneklerinden biri siyasetin devlet kurumlarından medet umar hale gelmesidir. Siyaset kendi sorumluluğunu üstlenmelidir. Bu yapılmazsa devlet kurumları birbirine girer. Devlet kurumları, tartışmanın içerisine sokulmamalıdır. MİT Müsteşarı'nın Sayın Başbakan'ın talimatıyla konuştuğunu biliyoruz. Bu konuda muhatabım Başbakan'dır. Yanlış bir kullanım varsa bunun sorumlusu da Başbakan'dır."
Ülke sorunlarının iktidarı aştığının altını çizen Baykal, iktidara, sorunları birlikte ele alma çağrısı yaptı. Baykal, "Türkiye'nin sorunları iktidarı aşıyor. Biz muhalefet olarak bunu zevkle seyredemeyiz. Bize de düşen görevler vardır." diyerek sözlerini tamamladı. Süleyman KURT / Ankara ZAMAN
KIRCI'YA EK İNDİRİM
DSP af taslağı üzerinde revizyona gitti. Ceza indiriminin esas alındığı taslakta Kırcı'ya yeni ek indirimler getirildi. Taslağa Yağmurdereli için özel madde eklendi.
MHP'nin "veto edilen metinden hareket edelim" yaklaşımına karşın, afta "şartlı salıverme" yönteminin uygulanması için bastıran DSP, kendi hazırladığı af taslağında birtakım değişiklikler yaptı.
DSP, birçok adam öldürmeden hüküm giyenlerin affına eklemeler yapılabileceği noktasına geldi. Haluk Kırcı ve benzeri durumda bulunanların daha önce suçlarının toplamından 10 yıl düşülmesini isteyen DSP'de, üst üste yapılan toplantılarda, "10 yıl indirime ek olarak, ek cinayetler için 2'şer yıl indirim yapılır." hükmünün MHP kanadına iletilmesi benimsendi.
DSP, Eşber Yağmurdereli'ye özel maddeyi de taslağa ekledi. Çek suçları af kapsamı içine alındı. DSP vergi affına ise karşı çıktı. Taslağa eklenen bir diğer maddeyle de, stajyerliği döneminde başka bir işte çalıştığı için ceza alan stajyer avukatların affedilmesi öngörülüyor.
MHP kanadına iletilecek
Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün partinin hukukçu kurmaylarıyla yaptığı toplantıda ortaya çıkan son metne göre, kapsam içine alınan suçlardan hüküm giyenlerin toplam cezalarından 10 yıl düşülecek ve 3 yıl içerisinde aynı suçun işlenmemesi şart koşulacak.
DSP'nin af kapsamı dışında tuttukları ise şunlar: ''Banka hortumlayanlar, işkenceciler, zimmet, rüşvet, dolaylı iflas, görevi kötüye kullanma, irtikap gibi akçalı suçlarla, 'nereden buldun kanunu' olarak bilinen kanuna muhalefet edip haksız servet edinenler, Atatürk aleyhine suç işleyenler, orman suçlarını, kültür ve tabiat varlıklarını koruma hakkındaki kanuna muhalefet edenler, çete (313. madde), ırza geçme suçlarını düzenleyen maddelerden hüküm giyenler.''
Erbakan'ın affı imzaya açılıyor
Edinilen bilgilere göre TCK 312'den bir yıl hüküm giyen Necmettin Erbakan aftan yararlanamayacak ancak basın–yayın yoluyla işlenen suçların ertelenmesine ilişkin kanun tasarısından dolayı hapis yatmayacak. Söz konusu tasarının Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldığı öğrenildi.
Yargıtay'a 'yargısız ihraç' şikâyeti
Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER), memurların işten atılmasını kolaylaştıran 'yargısız ihraç tasarısı'nı Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'a şikayet etti. HUDER Başkanı, FP Trabzon Milletvekili Şeref Malkoç ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri dün Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'u makamında ziyaret ettiler.
Basına kapalı olarak gerçekleşen ziyaretin ardından bir açıklama yapan Malkoç, memurların bazı suçlar nedeniyle işten uzaklaştırılmalarını kolaylaştıran tasarıya ilişkin endişelerini Yargıtay Başkanı'na ilettiklerini söyledi.
HUDER Genel Başkan Yardımcısı Cavit Öztürk de, tasarının Anayasa ve demokrasinin temel ilkelerine aykırı olduğunu belirtti. Tasarının çalışma ve hayat hakkının özüne dokunduğunu kaydeden Öztürk, hakim ve savcılara ilişkin getirilen düzenlemenin ise yargıyı, yürütmenin denetimine sokacağını, Selçuk'a aktardıklarını ifade etti.
Kamu–Sen'e destek ziyareti
Öte yandan, Malkoç ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri, Kamu–Sen Genel Başkanı Resul Akay'ı, konfederasyon genel merkezinde ziyaret ederek, destek verdiler. Malkoç, bugün yapılacak toplu iş bırakma eylemine destek verdiklerini ifade ederek, eylem sırasında çıkabilecek sorunlar karşısında dernek üyesi avukatların "hukuki yardımda bulunacağını" dile getirdi.
Resul Akay da, farklı sendikal örgütlenmelere mensup çalışanların yapacağı toplu iş bırakma eyleminde anayasal haklarını talep edeceklerini söyledi. Akay, 'eylemden sonuç alamazlarsa, açlık grevlerini gündeme getireceklerini' bildirdi. ANKARA
FP'den Ecevit'e BTK sorusu
FP Konya Milletvekili Hüseyin Arı, Başbakanlık Takip Kurulu'nun anayasal dayanağı olup olmadığını sordu.
Arı, Başbakan Bülent Ecevit tarafından cevaplandırılması istemiyle TBMM'ye sunduğu soru önergesinde, "Ara dönemlerde bazı antidemokratik kanunlar çıkartıldığını, bunlar sayesinde oluşturulan kuruluşların da denetimden yoksun ve şeffaflıktan uzak faaliyet sürdürdüklerini" bildirdi. Arı, önergesinde şu sorulara yer verdi: "Başbakanlık Takip Kurulu olarak dizayn ettiğiniz bu kurum'un görevi ve faaliyet alanı nedir? Böyle bir kurumun anayasal dayanağı var mıdır?"ANKARA
Meclis, iç tüzüğünü değiştiriyor
TBMM'nin daha hızlı ve verimli çalışmasını sağlayacak düzenlemeleri içeren içtüzük değişikliğinin görüşülmesine Genel Kurul'da başlandı.
ANAP Grup Başkan Vekili Zeki Çakan, teklif üzerinde grubunun görüşlerini açıklarken, Meclis'in daha hızlı ve verimli çalışması amacıyla içtüzüğün değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Değişikliklerin Meclis'in itibarını da artıracağını anlatan Çakan, uygulamada doğacak aksaklıkların da zamanla giderileceğini kaydetti.
FP Grup Başkan Vekili Yasin Hatiboğlu ise, hükümetin sayısal üstünlüğüne güvenerek içtüzük değişikliği yapmak istediğini savundu. Hatiboğlu, şöyle konuştu: "Anayasa Komisyonu'nda görüşülmesi gereken tasarıyı sayısal üstünlüğünüze güvenerek Plan ve Bütçe Komisyonu'ndan geçirdiniz. Ama bir gün tökezleyip düşersiniz. Düştüğünüzde elinizden tutup kurtarmak bize düşer. Biz bunun kaygısını taşıyoruz. Getirdiğiniz değişiklik teklifi muhalefetin sesini kısmaya yönelik. Sesimizi kısmaya yönelik niyetiniz var ama gücünüz yok. Çünkü, arkamızda millet var."
'Kutsal çatıya anahtar'
DYP Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya, içtüzük değişikliği ile hukuki gücün sınırlandırıldığını, "Meclis'in anayasası" yapılırken bilimsel temellerin esas alınması gerektiğini söyledi. "Kanunları artırdıkça özgürlükler kısılır, polis devleti olur" diyen İyimaya, içtüzük değişikliğini, "felaketin çan sesi" olarak değerlendirdi. TBMM'de, bir yasanın 3 yılda 14 kez değiştirildiğini savunan İyimaya, "Yapılan reform olarak sunuluyor; ama öyle değil. Kutsal çatıya anahtar vuruluyor" şeklinde konuştu.
DSP Hatay Milletvekili Namık Kemal Atahan ise TBMM'nin "hızlı ve kaliteli üretim" yapabilmesi için içtüzüğün değiştirildiğini kaydederek, iktidar ve muhalefet dengesinin korunmaya çalışıldığını anlattı. Atahan, 'Parlamento'nun kapısına kilit vurulacağının' doğru olmadığını vurguladı.
ANKARA
|