GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

01/12/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye



Nuh GÖNÜLTAŞ

Önce öğretmen öldü şimdi doktor can çekişiyor!

Bütün az gelişmiş ya da gelişmemiş ülkelerin bütçelerinin önemli bölümünü askerî harcamalara, silahlanmaya ayırması ile gelişmemişlikleri arasında bir ilişki olmalı!

Bunun tersi de doğru. Bütün gelişmiş ülkelerin askerî harcamaları hep sağlık, eğitim ve diğer sosyal ihtiyaçlara ayırdıkları paranın altında oluyor!

Gelişmiş ülkelerle gelişmemiş ya da az gelişmiş ülkeler arasındaki farkı anlamak için onların bütçelerini nasıl kullandıklarına dikkat etmek belki de en doğru bakış açısı olur.

Türkiye bütçesinden sağlığa, eğitime ayrılan para ile askerî harcamalar ve silahlanmaya ayrılan para arasında uçurumlar var. Neredeyse bütçenin yarısı askerî harcamalara giderken, askerî harcamaların yarısından fazlası ise personel giderleri olarak beliriyor.

Bu durum da doğal olarak bazı meslekleri öldürüyor, saygınlıklarını yitirmesine yol açıyor. Önce öğretmenlik öldü, şu sıralarda da doktorluk can çekişiyor!

Türkiye'de bilime, bilimsel çalışmalara da hiç saygı olmadığından öyle şeylere bütçeden pek para ayrılmıyor. Bu sebeple olacak Orhan Gencebay basit bir ameliyat için Amerika'ya gidiyor!

Bütçeden sağlığa ayrılan para bütçenin yüzde 2,6'sı. Bazı Afrika ülkelerinde bile bu oran yüzde 3'ün üzerinde. Avrupa'da yüzde 10'dan 30'a kadar çıkıyor.

Sağlıkta gidişat gerçekten çok kötü ve doktorlar ile diğer sağlık çalışanları bugün ülke genelinde yapılacak iş bırakma eylemine katılıyorlar. Zaten bir süreden beri bütçeden sağlığa ayrılan paranın artırılması için çeşitli eylemlere başvuruyorlar.

Bugün Türkiye'de doktorlar bile sağlık hizmeti alamadıklarından şikâyetçi, hastalar ne yapsın ki?

Doktorlar Türkiye hastanelerinde sağlık hizmetlerinin ne derece vahim olduğunu tahmin ediyorlar; ancak kendileri ya da ailelerinin sağlık hizmetine ihtiyacı olduğunda problemi daha iyi anlıyor olmalılar. Önceki gün annesi beyin kanaması geçiren bir doktorun çığlıklarını dinledim.

Kendisi 9 yıllık doktor. Sigortalı olduğu için SSK'ya gitti. Annesinin durumu servise yatırılması gerektiği yönündeydi. Ancak serviste yer bulunamadı. Bu sefer başka hastaneye gönderin dediler. Uzun aramalar neticesinde bir hastanenin yoğun bakım servisinde yer bulundu. Aslında yer yoktu da hasta sahibi doktor olduğu için yer bulundu!

Yıllardan beri sağlığa yatırım yapılmıyor. Bugün hekimler bile sağlık eğitimi alamamaktan şikâyetçi hale gelmiş.

Çevrenize bakın yıllardır hep aynı hastaneler vardır. Yatak sayısı artırılmaz, yatırım yapılmaz. Artık insanlar meslek olarak hekimliği tercih etmemeye başladılar. Bugün Türkiye'de 47 tane tıp fakültesi var; ama sürekli kalite düşüyor. Eğitim zayıflıyor. Öyle tıp fakülteleri var ki, hasta görmeden mezun veriyor. Her yıl 5 bin mezun veriyor tıp fakülteleri. Sayı arttıkça kalite düşüyor.

Dokuz yıllık bir pratisyen hekimin aldığı maaş 322 milyon 250 bin lira. 16 yıllık bir uzman doktor 360 ile 380 milyon arasında maaş alıyor. Doktorlar bu para ile ne yapsınlar? Bu ülkede bazı işçiler, mesela TEK'te 800 milyon alıyor. Bu şartlarda hekimin faydalı olması nasıl düşünülebilir? Her beş yılda tıbbın yüzde 50'si tamamen değişiyor ve bizim doktorlarımız meslekî yayınları bile takip edemeyecek bir para ile çalıştırılıyor. Oysa gelişmiş ülkelerde en fazla kazanan meslek mensupları doktorlardır. Türkiye'de ise doktorlarımız gerçekten fakirlik sınırında!

Doktoru kaymakamın emrine veren sistemden başka ne beklenir?! Bu ülke ambulansın bile kaymakamın emri ile yola çıktığı bir ülke...


n.gonultas@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

12/ 11/ 2000... Özür dilerim Atam, elektrikler kesildi!
14/ 11/ 2000... Yol haritası!
15/ 11/ 2000... 'Tesettürle mücadele' yolsuzlukla mücadeleden daha hızlı!
17/ 11/ 2000... Bitirin şu zulmü, kazanan siz olun!
18/ 11/ 2000... "Serserimin ser çavımın..."
21/ 11/ 2000... Türkiye'de en kolay şeydir vatan haini olmak!
22/ 11/ 2000... Yılmaz güzel şeyler söylüyor, fakat prim yapmıyor, neden?
24/ 11/ 2000... Yılmaz artık hangi şeritte seyredeceğine karar vermek zorunda!
28/ 11/ 2000... Hasan Mezarcı kimin eseri?
29/ 11/ 2000... Testi kırıldıktan sonra bile zararın neresinden dönülse kârdır!


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.