Zihnin mahremiyetine doğru!
Hücre'nin konusu insanın bilinçaltına giriş sağlayan bir tıbbî denemenin, psikopat bir katilin son kurbanını kurtarmak için kullanılması üzerine kurulmuş.
Kapışma'nın ardından vizyona giren Hücre ile ikinci kez bir klip yönetmeninin filmiyle karşı karşıya kaldık. Hintli yönetmen Tarsem Singh, ilk uzun metrajlı denemesi olan Hücre'de, bir katilin bilinçaltına doğru gerçekleştirilen yolculuğu beyaz perdeye aktarmış. Piskopat seri katil teması aslında sinema izleyicileri için çok da yabancı olmayan bir şey. Hafızalarımızı yokladığımız an Kuzuların Sessizliği ve Yedi gibi kendi kulvarı içerisinde oldukça başarılı yapımlar ile kıyaslandığında elbette Hücre sinemasal kurgu ve senaryo açısından geride kalıyor; ancak bir gerçek var ki bilinç altına yolculuk teması oldukça ilginç ve cesurca bir deneme gerektiriyor.
Bilincin başlayıp bittiği yer
Hücre'nin konusu insanın bilinçaltına giriş sağlayan bir tıbbî denemenin, piskopat bir seri katilin son kurbanını kurtarmak için kullanılması üzerine kurulmuş. Yönetmen Tersam aslında psikiyatriye de farklı bir açılım sağlıyor. Ancak Hücre'de bir insanın başka bir insanın zihnine girmeye çalışmasının insan doğasına ne kadar ters ve imkânsız olduğunu da görüyoruz. Sanırız iyi ile kötünün insan üzerinde sınanması ve yaşama dair imtihan olgusunun sırrı da burada yatıyor. Bireyselliğin İlahi inanç sisteminde önemini anlamamızın yanı sıra beynin hafıza nezdindeki mahremiyetinin gizliliği siyah ile beyaz arasındaki ince çizgiyi oluşturuyor. Bununla birlikte her insanın kendine ait bir iç boyutu olduğu ve boyut değişimleri yaşayan insanların aklın uç noktalarında dolaşırken aşka ve nefrete dair dalgalanmalarda boğulma riskinin her zaman var olduğunu da ortaya koyması açısından Hücre oldukça önemli.
Genç yönetmen Singh, konunun da müsait olmasından dolayı bilinçaltına dair yapılan yolculuklarda muhteşem bir görselliğin altına imza atmış. Sürreal ve fütüristik görüntülerin de yardımıyla rüyalar dünyasına seyirciyi fantastik bir gezintiye çıkaran Singh'in bunu yaparken sinemasal kurguya kayıtsız kalması ise izleyicide çok iyi tabloların yer aldığı bir sergiyi gezme zevkini uyandırıyor. Hücre'nin çekimleri sırasında düşünce olarak hiçbir kısıtlamaya gitmeyen ve bunu oldukça başarılı bir biçimde perdeye yansıtan yönetmen, ara ara tiyatro ve opera sekansları sunmayı da pek mahzurlu görmemiş! Ancak bu durum bizce filmin en zayıf noktalarını oluşturmuş ve sinema dili bu zamanlarda kaybolmuş.
Filmi izlerken korkularımıza masumluğumuza, günahlarımıza dair bir iç hesaplaşma imkânı da sunan Hücre, tiyatronun imkân sağladığı gösterişli ve sanatsal ihtişamı beyaz perdeye yansıtan bir film. Görüntü yönetimi ise oldukça başarılı. Başroldeki Jennifer Lopez'in gişe için iyi bir isim olduğunu; ancak oyunculuk konusunda Hücre'de çok da başarılı olmadığını belirtelim. Altıncı His'ten sonra Hollywood'da ikinci bir Hintli yönetmen fırtınası estireceğini Singh için kesinlikle söyleyebiliriz. Gelecek vaat eden bu genç yönetmenin ikinci filmini kendi adıma merakla bekliyorum. (Rasih YILMAZ)
Karanlıkta rapsodi
Karanlıkta Dans, Lars von Trier'in 2000 Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye Ödülü, en iyi film ve Björk'e en iyi kadın oyuncu ödülü kazandıran filmi. 'Karanlıkta Dans', Çek bir kadının 1964 Amerikasında var olma mücadelesini anlatan bir melodram.
10 yaşındaki oğlu Gene ile birlikte karavanda yaşayan ve yalnız bir anne olan Selma Jezkova (Björk), bir Çek göçmenidir. Selma ve Gene, evlerini kapı komşuları olan yerel polis Bill (David Morse) ve karısı Linda'dan kiralamıştır. Bill ve Linda, Selma ve Gene'e Amerika'ya geldiklerinden beri göz kulak olmaktadır. Selma, paslanmaz çelikten lavabolar üreten bir fabrikada çalışmaktadır; kalan zamanlarında da eve iş götürerek kendine ek gelir sağlar. Kalıtsal bir hastalık yüzünden Selma hızla görme yetisini kaybetmektedir ve oğlu Gene'in de aynı kaderin kurbanı olmaması için onu ameliyat ettirebilecek kadar para biriktirmeye kararlıdır. Her ödeme gününde Gene'in parasına biraz daha ekleyerek bu parayı mutfakta gizli bir yerde saklar. Komşusu Bill'in paraya ihtiyacı olması ve bu parayı çalması ile polisiye bir kıvama giren film, asla melodram havadan kopmuyor ve öyle de bitiyor.
Kaç tavuk kaç
Tavuklar Firarda (Chicken Run) bir çiftlikte yaşayan tavukların sorunlarını işleyen animasyon türünde bir film. Anlayacağınız, tavuklar dile geliyor.
Çiftliğin sahibesi Mrs. Tweedy ile başlarının dertte olması, hayatı bir zindan haline getirirken, tek umutları çiftliğe yeni gelen horoz Rocky olur. Ve çiftlikten kaçma mücadelesi başlar. Mel Gibson'un horoz Rocky'ye, Julian Sawalha'nın ise sevimli tavuk Ginger'e sesini verdiği Tavuklar Firarda, küçükler kadar büyükler için de eğlenceli bir film. Filmin yönetmenliğini Nick Park ve Peter Lord üstleniyor. Filmin senaristleri ise çiftlik yaşamına özlem duyan Jack Rozenthal ve Karey Kirk Patrick.
Ajan işbaşında...
Başrollerinde Sandra Bullock, Liam Neeson ve Oliver Platt'in yer aldığı 'Aşk Silahı/Gun Shy) yönetmen Erik Blakeney'in ilk yönetmenlik denemesi.
Meslektaşları arasında gizli bir efsane olan Charlie Mayough'un, üzerinde çalıştığı uyuşturucu operasyonunda başarısız olunca, ruh sağlığı bozulur. Sorunlarından kurtulmak için terapi görmeye başlar ve orada tanıştığı hemşire Judy Travis ile arkadaş olur. Ardından girdiği stresle artık işine devam edemeyeceğine karar verir. Fakat, tam da bu anda amirleri Charlie'nin bu kararına karşı çıkarlar ve onu daha tehlikeli bir göreve gönderirler.
'Keşfin Kıyısında' hazır
HP'nin ana sponsoru olduğu ve Karkamış ve Ilısı barajlarının sular altında bırakacağı arkeolojik kültürel varlıkların belgelenmesi ve kurtarılmasına yönelik 'Keşfin Kıyısında' adlı belgesel film tamamlandı.
Atlas Multimedia yapımcılığında gerçekleştirilen belgesel film çalışması sayesinde tarih öncesinden günümüze kadar geçen döneme ait çok önemli olgular ve eserler dünyaya tanıtılacak. İki bölümden oluşan 'Keşfin Kıyısında' belgesel dizisi ocak ayında gösterime girecek.
Aya baktım Ramazan
Çocuklar için yayınlanan Kırmızı Bisiklet dergisi, aralıkla birlikte 19. sayısını geride bıraktı.
Muhittin Köroğlu'nun resimlediği 'Aya Baktım Ramazan, Aya Baktım Bayram' anonsuyla Ramazan'ı ve bayramı kapak konusu yapan Kırmızı Bisiklet, haberden fotoğrafa, edebiyattan çizgiye, yine küçüklerin ilgisini çekip beğeneceği çalışmalarla dolu. www.bisikletim.com adresiyle internette de yayın yapan dergi, beraberinde Eğlencelik Bisiklet ekini de okuyucularına sunmaya devam ediyor.
Placebo'dan konser
Alternatif rock müziğin gözde topluluğu Placebo, 9 Aralık'ta İstanbul Hilton'da konser verecek.
Her türlü ayrımcılığa karşı net bir tavır alan Placebo, yeni albümleri "Black Music Market"ın tanıtım turnesi kapsamında Türkiyeli hayranları ile buluşacak. Belçikalı Brian Molko (vokal/gitar), İsveçli Stefan Osdal (bas gitar/keyboard) ve İngiliz Stewe Hewitt'den (davul) oluşan grup, yalnızca müzikalite olarak değil aynı zamanda etik olarak da kendi dilini oluşturması özelliğiyle de dikkat çekiyor.
|