Başörtüsü yasağı bir demokrasi dâvâsıdır
Üniversitelerdeki başörtü yasağı; vicdan ve sağduyu sahibi, gerçekten demokrat, dürüst ve ilkeli her aydının ifade ettiği gibi Türkiye'nin demokrasi dâvâlarından biridir.
YÖK zihniyetinin dayatmalarıyla başörtü yasağı, şimdi yeni bir safhaya geldi. Toplum mühendislerince belirli bir plan dahilinde yürütülen baskılar nihayet Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ne dayandı. Önce üniversitenin makûl yöneticileri görevlerinden uzaklaştırıldı. Rektör değiştirildi, dekan değiştirildi, istifa ettirildi. Son olarak da konjonktürün dekanı atandı: Zekeriya Beyaz.
Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Marmara İlahiyat'ın sembol hocasıdır. 28 Şubat sürecinden yararlanarak ülkede yeni fitne kazanları kaynatmak isteyenlere, bu fırsatı vermeyen denge insanlarından biridir. İlmi, akademik hürriyeti ve ilim adamı onurunu temsil eden bu insan da artık baskılara dayanamaz hale gelmiştir. Önceki gün STV'deki "Pazar Sohbeti" programının konuklarından biri de oydu. Buruk bir şekilde, "Hüseyin Bey, üçüncü defa soruşturma geçiriyorum. Başörtüsü yasağını uygulamak üzere sürdürülen baskıya artık tahammül edemiyorum. 2 yıl daha görev yapmam mümkün iken geçen hafta emekliliğimi istedim." dedi.
Kim ne derse desin, başörtüsü siyasal bir simge değildir. Tam tersine toplum mühendisleri onu bir siyasal simge göstererek, birtakım siyasileri de bahane ederek inançlarını yaşamak isteyen insanlara zulmediliyor.
Başörtüsü yasağı, inanç özgürlüğünün kısıtlanmasıdır.
Başörtüsü yasağı, eğitim özgürlüğünün kısıtlanmasıdır.
Başörtüsü yasağı, kadınlara ayrımcılık yapmaktır.
Bakınız, Avrupa Birliği'nin anayasası niteliğini kazanacak Temel Haklar Şartı birkaç gün sonra Fransa'nın Nice şehrinde yapılacak AB Zirvesi'nde ele alınacak ve muhtemelen oylanarak resmiyet kazanacaktır.
Bu Avrupa Anayasası'na göre Türkiye'nin altına gireceği yeni yükümlülükler arasında neler var biliyor musunuz? Buyurunuz okuyalım:
"Madde 1. İnsan onuru.
"İnsan onuru dokunulmazdır. Ona saygı gösterilmeli ve korunmalıdır.
"Madde 4. İşkencenin ve insanlık dışı ya da küçültücü muamelenin veya cezanın engellenmesi.
"Hiç kimse işkence veya insanlık dışı muamele veya ceza görmemelidir.
"Madde 10. Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü.
"Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir. Bu hak; din veya inanç değiştirme özgürlüğünü, tek veya topluluk halinde, özel olarak ya da topluluk önünde din veya inancın ifadesi, ibadet etme, öğretim, uygulama ve gözlemleme özgürlüğünü içerir.
Demek ki başörtü yasağı, aynı zamanda insan onuruna saygısızlıktır.
Demek ki başörtü yasağı aynı zamanda insanlık dışı küçültücü bir muameledir. (İkna odaları, okul kapısından çevirmeler, rektör, dekan, öğretim üyesi istifaları insanlık dışı, onur kırıcı muamele değil de nedir?)
Demek ki, başörtüsü yasağı, din ve inancın ifade edilmesini, hem de topluluk önünde ifade edilmesini engellemektir.
Ancak düşündürücü olan şudur:
AB de bu konuda çifte standart sahibidir.
Türkiye'ye insan hakları ihlâlleri için gelen heyetler, nedense hep Diyarbakır'a gittikleri halde, son İlerleme Raporu'nda Alevilerin sorunlarına atıfta bulundukları halde, üniversitelerde uygulanan başörtü yasağını bir gün olsun görmediler. Raporlarının hiç birinde bu yasaktan, yasağın mağdur ettiği gözü yaşlı kız öğrencilerden tek satır söz etmediler. Sünnî Müslümanlar söz konusu olunca üç maymunu oynadılar. Amaç, insan hakları mı, yoksa Türk-Kürt, Sünnî-Alevî ayrımına körük sallamak mı?
Biz asıl Türkiye'yi yönetenlere sesleniyoruz.
İnsan haklarına dayalı hukuk devletine saygılı, kanunlara karşı gelmeyi; bütün entrikalara, fitnelere rağmen bir gün olsun düşünmemiş milletin büyük çoğunluğunu lütfen daha fazla germeyiniz.
Zaten millet geçim sıkıntısı çekiyor. Memurlar sokaklara dökülmüş, bir de insanımızın inançlarıyla daha fazla zıtlaşmayınız.
Sayın Ecevit, Sayın Bahçeli, Sayın Yılmaz sesimizi ne zaman duyacaksınız?
Sayın Sezer, "Çankaya'da bir hukuk adamı var." güvencesiyle size yönelen umut dolu bakışları bari siz görünüz...
h.gulerce@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
31/
10/
2000...
Üç koldan...
02/
11/
2000...
MHP kongresi
07/
11/
2000...
Andıç denilen bumerang...
09/
11/
2000...
Bush mu acaba?
14/
11/
2000...
Evren'den icazet belgeleri
16/
11/
2000...
Kürtçe yayın
21/
11/
2000...
ANAP, ANAP olsaydı...
23/
11/
2000...
AB: Tamam mı, devam mı?
28/
11/
2000...
Malatya, Özal ve Yılmaz...
30/
11/
2000...
MİT açıklamaları, affı dikkatlerden kaçırmasın...
|