GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

08/12/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye



Kadir DİKBAŞ

Ekovizyon

Akıl ve ruh sağlığınız için...

Son bir hafta içinde ortalık toz duman oldu. Piyasalar kısa süreli bir krizle sarsıldı. Ekonomi uçurumun eşiğinden döndü. Hazine Müsteşarı Selçuk Demiralp'in ifadesi ile "dayanıklılık testinden geçti."

Bu nasıl bir test idiyse, hükümet altından kalkamadı, soluğu Uluslararası Para Fonu'nda (UPF) aldı. Ortalık UPF'nin, 7,5 milyar dolar ek kredi imkanı tanıyacağını açıklamasıyla yatıştı. Buna, "Sıkıntı ertelendi" de diyebilirsiniz, "Toparlanma için zaman ve para sağlandı" da. Eğer UPF bunu yapmasaydı, üç yıllık program çökecek ve bir devalüasyon yaşanacaktı... Piyasalar buna kilitlenmişti.

UPF'den gelecek rakam içeride ve dışarıda beklenenin üzerinde. Financial Times bile, "Sürpriz bir rakam" yorumunu yaptı. Bu iyi mi kötü mü siz karar verin. İki yakası bir araya gelmeyen borçluya, yüksek faizle gerekenden daha çok borç vermek... Yoksa bu fazlalık bir hazırlığın göstergesi mi?

Para henüz gelmiş değil, 21 Aralık'ta UPF İcra Kurulunca belirlenecek takvim çerçevesinde gelmeye başlayacak ve Merkez Bankası rezervlerine eklenecek. İlk partinin 2,8 milyar dolar olarak 21 Aralık'ta gelmesi bekleniyor.

Ayrıca Dünya Bankası'ndan da, hortumlanan ya da batırılan bankaların yeniden yapılandırılması için 5 milyar dolarlık kredi istenecek.

Yani "memlekete para yağacak." Şimdilik soluklanan hava bu.

Peki sonrası ne olacak? Hasar tespit çalışması, enkaz kaldırma ve ardından zararın telafisi...

Kısa süreli bu darbenin maliyeti yüksek. Merkez Bankası'nın rezervlerindeki erime 7 milyar dolar.

Bankacılık sektöründe gözle görünür ilk kayıplar, Cıngıllıoğlu Holding'e ait Demirbank ile Karamehmet ailesine ait Park Yatırım Bankası. Demirbank, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredildi, Park'ın da faaliyetine son verildi. Son sarsıntıda büyük miktarda para kaybeden Demirbank'ın imdadına devlet yetişti ve kurtarmak üzere, daha önceden devraldığı 10 bankanın yanına aldı. Şimdi sevaplarıyla, günahlarıyla devletin oldu.

Bu operasyonun maliyeti henüz belli değil. Ama önceki bankaların devlete faturasının 10 milyar doları bulacağını unutmamakta fayda var.

Bundan ayrı bir şey daha oldu. Hükümet özel bankaların alacağı yurtdışı kredilere de devlet garantisi getirdi. Devamı yönünde beyanlarda bulunulan mevduata yüzde 100 garanti, 1994 krizinin ürünü idi, bu ise 2000 krizinin ürünü. Hayırlı olsun.

UPF'den gelecek paranın da, Dünya Bankası'ndan gelecek paranın da ağır maliyeti var. Hotumlanmış bankaların katrilyonluk zararları yetmiyormuş gibi üstüne bir de bu kriz ve onun getirdikleri eklendi.

Bu ağır maliyetin bir şekilde karşılanması gerekiyor.

UPF'nin yaptığı son tavsiye ile THY ve Türk Telekom'un satışına hız verildi. Önümüzdeki hafta ihaleye çıkarılıyorlar. Elektrik sektörünün özelleştirilmesini sağlayacak kanun tasarısı hızla hazırlanacak. Bunu diğerleri izleyecek.

Yani elde para eden ne var ne yok bir an evvel elden çıkarılacak.

Bunlar maliyeti karşılamaya yetmiyor tabii ki. Her zaman müracaat edilebilir, hazır kaynak, vatandaş var.

Vergiler ve adına vergi denilmeyen birçok enstrüman yine devreye sokuluyor. Eğitime katkı payından tutun pek çok ek ve sonradan türeme vergilerin süreleri uzatıldı. Taşıt vergileri gibi bazı vergi ve harçlar enflasyonun çok çok üzerinde zam görecek. Bazı mal ve hizmetlerdeki KDV'de ise sürpriz bir artış gündemde. Doğalgazdaki KDV yüzde 8'den 17'ye, haberleşme hizmetlerindeki KDV de yüzde 8'den 25'e çıkarılıyor. "Yüzde 25 Özel İletişim Vergisi + yüzde 17 KDV + sabit ücreti" herhalde fazla bulmuş olmalılar ki, cep bu artış dışında bırakılmış

Elektrikteki 500 bin liralık "güç bedeli" Danıştay'dan döndü; ama adeta ona inat ikiye katlanarak kanun olarak geri getiriliyor. Yakında yine UPF "tavsiyeleri" doğrultusunda akaryakıta ve elektriğe zam gelirse hiç şaşmayın, sorun çıkarmadan ödeyin. Kaçış şansı yok çünkü.

Ve bu zamları, vergileri ve vergi benzerlerini öderken, adım adım fakirleşmenin verdiği sıkıntılarla bunalmayın, enayi yerine konulduğunuzu hiç düşünmeyin. Batıkları temizlemenin "iç huzuru ve rahatlığını" yakalamaya bakın. Bu faturayı basiretsizlik, ihmal, suiistimal, hortumlama, hırsızlık eseri olarak da görmeyin. En azından böyle davranmaya çalışın. Kendi akıl ve ruh sağlığınız için...


k.dikbas@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

03/ 11/ 2000... Batıran batırana
07/ 11/ 2000... Yürüyen adam ve hortumlanan bankalar
10/ 11/ 2000... Dedikodu ekonomisi
14/ 11/ 2000... TPAO’nun dolarları geri dönüyor
17/ 11/ 2000... Türk işi değil, Çin işi...
21/ 11/ 2000... Ticari bağımlılık ve AB
24/ 11/ 2000... Yakından uzak olmak
28/ 11/ 2000... II. zirve ve üstümüze vazife konular
01/ 12/ 2000... Kısaca YVTV
05/ 12/ 2000... UPF’nin itibarı için


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 454 1 454 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.