Mafyanın böylesi görülmedi
Eski cumhurbaşkanının kayınbiraderi Ali Şener'in deyimiyle, Türkiye'de gayrimenkul konusunda bir numara olan "Emlak Kralı", arazi mafyasının başı olarak Organize Suçlar polisince yedi gün sorgulandıktan sonra tutuklanıp cezaevine konuluyorsa yanlışlığı nerede aramalıyız?..
Hele bir de Emlak Kralı (Nevzat Ak), sahte tapu kaydıyla orman alanı dışına çıkarıp gaspettiği belirtilen 65 dönümlük bu arazi için, "Tamamen yasal yollardan aldık." diyorsa?..
Olayda kayınbirader Ali Şener'in ismi de geçince; ancak 100 villa yapmaya elverişli 65 dönümlük bu orman arazisi dosyası büyük gazetelerin manşetlerine çıkma şansını elde ederken; Orman Bakanı'nın açıklamasına göre İstanbul'da bugüne kadar 16 bin hektar (160 bin dönüm) alan orman sınırları dışına çıkarılırken neden hiç duymadık?
Türkiye, 55 yıl önce çok az miktardaki özel ormanları bile devletleştirmiş. Ormanların tamamen devlet mülkiyetinde olduğunu anayasa hükmü haline getirmiş.
Ne var ki, 50 yıldır, "orman köylüsünü kalkındırma" gerekçesiyle bu zırhı delme girişimleri süregelmiş. 1980'den sonra çıkarılan iki kanun Anayasa Mahkemesi'nden dönmüş. Siyasetçiler yılmamış, 1995 sonlarında bir kanun daha çıkarmış.
Görünüşteki amaç hep aynı, orman alanı içinde olup da bu mahiyetini kaybetmiş arazileri dokuz milyonluk orman köylüsüne tahsis etmeyi düşünmüşler.
Nedense bu kanun üç yıldır, İstanbul ve Antalya'nın rant değeri oldukça yüksek orman alanlarında uygulanır olmuş. Ancak, İstanbul'un bu yörelerinde hiç orman köylüsü olmadığını, "Orman mahiyetini kaybetmiştir." denilen yerlerin en güzel orman alanları olduğunu gayet iyi bilen üniversitelerin orman fakülteleri ve orman mühendisleri bu işe epey şaşırmaya başlamış.
Derken, binlerce dönümlük bu orman arazilerinin tam da göbeklerinde en lüksünden siteler, görkemli villalar yükselmeye başlamış. Her gün gazetelerde satış ilanlarını gördüğümüz yüz binlerce dolarlık bu villaların, orman köylüsüne tahsis edilmiş bu mekanlardan yükseldiğini elbette bilemezdik. Zaten bu alanlara buğday tarlası da pek yakışmazdı.
Üstelik başından sonuna kadar kanun eliyle her şey "yasal kılıfı"na uydurulmuş. Önce bu alanların orman değil "tarla" olduklarının tespiti gerekiyor, değil mi?.. Orman Bakanlığı'nın bu işi gören Tahdit ve Kadastro Heyeti hemen yola çıkar. Heyetteki birkaç mühendis isteğinize uygun kararı verdikten sonra mahkemenin yolu tutulur.
Mahkeme, bilirkişi tayin edip rapor ister. Yeter ki isteğinize uygun bu rapor gelip mahkemeden karar çıksın. Gerisi çok kolay. Olmayan orman köylüleri ortaya çıkar ve bu araziyi size devreder. Elbette, 65 dönümlük bir arazi, 1500 villalık bir siteye yetmez; ama 65 dönümü aşama aşama 3 bin dönüme çıkarmak işin en kolay safhasıdır.
Mesela, 3 bin dönümlük bir orman arazisini golf sahası yapmak için 49 yıllığına kiralarsınız. Sonra, golf sahasının etrafında yüzlerce "koru evi" dikmeye başlarsınız. Tapusu yok diye bu görkemli villalara alıcı çıkmaz demeyin. Çünkü 49 yılın sonunda, bu süre 50 yıl daha (49+1) uzatılacaktır. 99 yıl size de, çocuğunuza da yeter. Herhalde torunlar da 99 yıl sonra bir yolunu bulacaktır. Üstelik tapusu sizde olmadığı için Emlak Vergisi de ödemezsiniz.
Fethiye'de deniz kenarındaki bir ormana mı gözünüzü diktiniz, önce bu bölgeyi turistik tesis kurmak amacıyla 49 yıllığına kiralarsınız. Sonra, yine kılıfına uydurup 1500 villayı kondurursunuz. Turizm Bakanlığı ile Orman Bakanlığı, bu işe en üst seviyede önem vererek ortak protokol yapıp ormanlık alanları size tahsis ediyorsa, size de bunu yapmak düşer.
Örneğin maden işletmeciliği ruhsatıyla bir devlet ormanına sahip oldunuz. Ne kadar vatansever olduğunuzu göstermek için, ortadan kaldırdığınız bu orman alanını yeniden ağaçlandırmak istediğinizi belirtirsiniz. Devlet size fidan verdiği gibi, üç yıllık giderleri de karşılar. Bu yetmez, size 30 yıllığına faizsiz kredi verir. Böylece bu ormanın tüm ürünleri sizin olmuş olur.
Diyelim ki, üniversite alanı olarak devlet size geniş bir alan tahsis etti. Villalar, siteler, oteller, plazalar yapmamanız için bir engel yoktur. Üstelik de, yaptığınız görkemli binaları bir güzel de devlet kurumlarına satar, trilyonlar kazanırsınız. Diyelim ki, Kurtköy Havaalanı projesi konuşulmaya başlandı. Çabuk davranmış olsaydınız siz de, havaalanı etrafındaki paha biçilmez binlerce dönümlük arazilere konardınız.
Klasik deyimle, sonuna kadar gider mi bilinmez; ama polis, son yılların en çarpıcı dosyalarından birini açmış bulunuyor. Oldukça da şaşırtıcı bir dosya olmalı; çünkü bugüne kadar hiç bu kadar "kanunî" bir mafya ile karşılaşılmamıştı.
f.mercan@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
07/
10/
2000...
Tantan'ın MİT'e bakışı
14/
10/
2000...
Tutanaktaki 150 milyon dolar
20/
10/
2000...
Bir operasyonun tam hikâyesi
21/
10/
2000...
Deşifre olan bir sistemdir
28/
10/
2000...
Bana 13x30 Ağaya 30x30
04/
11/
2000...
Polisin kapıdan döndüğü gece
11/
11/
2000...
Tehlike en yakınımızdadır
18/
11/
2000...
Ölü iki adam ve yavru vatan
25/
11/
2000...
Gerçeğin peşinde
02/
12/
2000...
Televole her yere sızarsa
|