GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

12/12/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Hüseyin GÜLERCE

Denge

Askerler ve siviller

Başbakan Ecevit'in dün Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu ile yaptığı görüşme keşke daha önce olsaydı ve hem hükümetle parlamento, hem de askerler yıpranmasaydı.

Bilindiği gibi 7 Aralık'ta tam da Başbakan Ecevit, AB'nin Nice zirvesindeyken, Genelkurmay Başkanlığı Hasan Tahsin Basın Bilgi Merkezi, "2000 Yılı İç Güvenlik Harekâtı Değerlendirilmesi" başlıklı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, PKK terör örgütünün ve faaliyetlerinin son durumu ile ilgili bilgiler verilirken, "Kürtçe Tv"ye karşı çıkıldı. Ama en dikkat çekici olan, AB'nin talepleriyle PKK taleplerinin örtüştüğünün ve bunun etnik ayrımcıları cesaretlendirdiğinin vurgulanmasıydı.

TSK'nın stratejik konularda görüşlerini ortaya koyması sağlıklı ve doğru kararlar alınması için elbette çok önemlidir. Bunun, demokratik sistem içinde pek çok zemini var. Sayın Genelkurmay Başkanı; Sayın Cumhurbaşkanı'yla ve Sayın Başbakan'la ikili görüşmelerinde TSK'nın görüşlerini pekâlâ aktarabilir. Kaldı ki, Milli Güvenlik Kurulu, zaten daha önce siviller ile askerler arasındaki iletişimsizliği ve onun doğurduğu askerî müdahaleleri önlemek için bulunmuş bir formül ve zemin değil midir?

Askerlerin bu zeminleri kullanmayıp, Sayın Ecevit, AB zirvesindeyken bir açıklama yapılması pek çok tenkidi de beraberinde getirmiştir:

"Seçilmiş kurumların emrinde olması gereken atanmış kurumlar, kuvvetler ayrılığı ilkesini neden ihlâl etmektedirler?" "Açıklamanın zamanlamasının, devletimizin bu saygın kurumuna yakışan sağduyu ve sorumlulukla bağdaştığı söylenebilir mi?" "Hükümet zor bir duruma düştüğü gibi, Türkiye'ye askerî vesayet altında bir ülke imajı kazandırıldığı, tartışmasız bir gerçek."

Askerler neden böyle davranıyorlar? Kanaatimce siviller ile askerler arasındaki güvensizlik, dolayısıyla devletteki kafa karışıklığı bir türlü giderilemiyor.

Askerler, siyasetçileri hâlâ sorumsuzlukla suçluyorlar. Kendi duyarlılıklarının sivillerce paylaşılmadığını düşünüyorlar. "Demokrasi" ve "AB üyeliği" diye tutturanların; aslında etnik siyasî ayrılıkçı hareketlere çanak tuttuklarını ve ülkemizin Yugoslavya'ya dönme tehlikesini umursamadıklarını ilan ediyorlar.

MHP kanadı hariç; hükümetin diğer ortakları ve geniş bir aydın-medya ittifakı ise bu görüşe katılmıyor. "Asıl tehlike, Türkiye'nin Avrupa Birliği dışında kalmasıdır." deniyor.

Farklı konumlarda olmayı; statüko ile evrensel değerlere ve ölçülere uyum sağlamayı savunanların mücadelesi olarak da niteleyenler var.

Fotoğrafta görünen ne olursa olsun; Türkiye, hem de yönetimde söz sahibi olanların ayrı telden çalmasının doğurduğu boşluğu taşıyamaz.

Evet bazen boşluk, çok ağır bir yüktür. Çünkü kaos doğurur ve bedeli ağır olur.

Ne yani,

Türkiye; AB'nin istekleri ile PKK'nın talepleri örtüşüyor diye tarihî yürüyüşünden ve stratejik hedeflerinden vaz mı geçecektir?

Başka bir ifadeyle; Türkiye, hem AB üyeliğini gerçekleştirme hem de etnik ayrımcılığı önleme başarısını gösteremez mi?

Ateşle, büyük yangınlar da çıkarabilir; ama bir sobanın içinde evinizi de ısıtabilirsiniz.

Türkiye, AB dışında kalmanın daha tehlikeli olduğunu görerek; demokratik hukuk devleti, iyi bir yönetim, bağımsız yargı, insan hakları, uzlaşma ve diyalog kültürü ile güzel bir soba yapsa, Güneydoğu'ya hızla götürülecek ekonomik ve sosyal reformlarla bu sobayı süslese, korktuğu ateşi bütün bir ülke için yürekleri ısıtan parıltılara dönüştüremez mi?

Bu milletin büyüklüğüne inananların cevabı kocaman bir evettir...


h.gulerce@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

07/ 11/ 2000... Andıç denilen bumerang...
09/ 11/ 2000... Bush mu acaba?
14/ 11/ 2000... Evren'den icazet belgeleri
16/ 11/ 2000... Kürtçe yayın
21/ 11/ 2000... ANAP, ANAP olsaydı...
23/ 11/ 2000... AB: Tamam mı, devam mı?
28/ 11/ 2000... Malatya, Özal ve Yılmaz...
30/ 11/ 2000... MİT açıklamaları, affı dikkatlerden kaçırmasın...
05/ 12/ 2000... Başörtüsü yasağı bir demokrasi dâvâsıdır
07/ 12/ 2000... Yine "onlar" devreye girdi


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.