GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

14/12/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Hüseyin GÜLERCE

Denge

Kavşakta büyük hesaplaşma

Yarım kalan hesapların başladığı siyasî kriz, yönetim boşluğundan da yararlanarak bir kaosa dönüşme eğilimi taşıyor.

Böyle günlerin arefesinde haklı olarak "Yine bir düğmeye mi basıldı?", "Biz bu filmi daha önce hem de defalarca görmemiş miydik?" soruları gündeme geliyor.

Susurluk, yarım kalan bir hesaptır. AB üyeliği yarım kalan bir hesaptır. Kürtçe Tv ve eğitim yarım kalan bir hesaptır. Bankaların hortumlanmasına seyirci kalınması, yani siyasetçi ve bürokrat sorumluların hesaba çekilmeyişi, yarım kalan bir hesaptır. FP'nin kapatılması, yani 28 Şubat, yarım kalan bir hesaptır.

Yoksa şimdi bu yarım kalan hesaplar yüzünden, kavşakta büyük hesaplaşmaya doğru mu gidiyoruz?

Artık sağduyu sahibi herkes biliyor ki, profesyoneller için bu ülke bulunmaz provokasyon fırsatlarıyla doludur. Üstelik bu ülke, onca derse rağmen siyasî basiretsizlikler yüzünden de provokasyonlara çok kolay gelmektedir. Profesyonellerin, hele sağ ve sol elleri birlikte devreye girdiğinde 20-30 yıl önceki filmleri, koptuğu yerden birbirine eklemek hiç de zor olmamaktadır.

Ülkede ana muhalefet yok ve bir siyasî irade boşluğu var. Üstelik bu hükümet, ekonomide kontrolü kaybetmiş gibidir. IMF gelmiş ve ekonominin üstüne oturmuştur. Haraç mezat gibi THY ve Telekom satışa sunulmaktadır. Özelleştirme tamam da, ülkenin en değerli ve en kârlı şirketlerini iflas etmiş tüccarın malı gibi elden çıkarmak hazmedilebilir bir satış mıdır? Acaba bu şirketler gerçek değerini bulabilecek midir?

Geçim sıkıntısının büyük kitleler için katlanılmaz hale geldiği, devletin memurlarının meydanlarda "İnsan gibi yaşamak istiyoruz." diye haykırdığı bir ortamda, bankaların içini hem de milyarlarca dolarlık soygunlarla boşaltanların peş peşe ortaya serilmesi; ama kimi medya patronlarına dokunulamaması evet toplumun kimyasını bozmuştur. Bu da yetmiyormuş gibi milletin büyük çoğunluğunu karşısına alan bir af kanunu çıkartılması olacak iş midir? Evet affa evet diyen bir tek milletvekili var mı; tecavüz edeni içeride tutup, hem tecavüz edip, hem de mağduru öldüreni dışarıya salıvermenin izahını yapacak?

Milleti böylesine germenin ve halksız siyaset yapmanın bir sınırı olması gerekmez mi?

Şimdi Sayın Cumhurbaşkanı ne yapsın?

Sayın Sezer'in 50 tane aklı yok ki, bir tane aklı var. Ülkeyi yöneten onca akıllıya nasıl söz anlatsın?

Affı veto etse, bu defa hapishaneler karışacak ve affı çıkaranlar faturayı kendisine kesecekler. Veto etmese ülke karışacak. Bir Cumhurbaşkanı böylesine köşeye sıkıştırılır mı?

FP davası, Anayasa Mahkemesi'nin önceki günkü kararıyla kapatılmaya doğru gidiyor. 28 Şubat iradesinin kararlılığına bakılırsa kapatılma ihtimali yüksek görünüyor. Bu ise siyasetin de karışacağı anlamına geliyor.

Salı günkü yazımızda, Türkiye'nin; kuvvetler ayrılığının bozulması ve ülkeyi yönetenlerin ayrı telden çalmaları sonucunda doğacak boşluğu taşıyamayacağını, çünki boşluğun, kaos doğuran ağır bir yük olduğunu yazmıştık.

Eğer siyasî irade, kendisiyle ilgili boşluğu hızla doldurmazsa Türkiye'nin yeniden otoriter bir elin cenderesine girmesi kaçınılmazdır. Tam da AB üyeliği yolunda "Demokratik Hukuk Devleti" derken, zaman tünelinden çıkanların alın size "otoritenin devleti" cevabını şaklatmaları...

Türkiye'yi, fetret devri yaşayan bir ülke zavallılığından kurtarmak, bugün sadece ve sadece devlet adamı gibi davranacak siyaset adamlarına kalmıştır.

Şahsen ben, polisin isyanını, siyasî irade boşluğunun derinliğinin herkesçe görülmesi bakımından son bir uyarı olarak algılıyorum.

Bugün Türkiye'nin önündeki soru şudur:

Kavşaktaki büyük hesaplaşma, demokrasiye zarar vermeden atlatılabilecek midir?


h.gulerce@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

14/ 11/ 2000... Evren'den icazet belgeleri
16/ 11/ 2000... Kürtçe yayın
21/ 11/ 2000... ANAP, ANAP olsaydı...
23/ 11/ 2000... AB: Tamam mı, devam mı?
28/ 11/ 2000... Malatya, Özal ve Yılmaz...
30/ 11/ 2000... MİT açıklamaları, affı dikkatlerden kaçırmasın...
05/ 12/ 2000... Başörtüsü yasağı bir demokrasi dâvâsıdır
07/ 12/ 2000... Yine "onlar" devreye girdi
12/ 12/ 2000... Askerler ve siviller


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.