Dicle'de öğretmenlik sertifikası 200 milyon
Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nden (ismi mahfuz) bir grup son sınıf öğrencisi, geçtiğimiz sene ücretsiz olarak verilen 'sınıf öğretmenliği sertifikası'nın bu sene 200 milyon lira karşılığında talebelere yüklendiğini belirtiyorlar. Öğrenciler, ekonomik durumlarına göre oldukça yüksek bir meblağ olan bu ücret karşısında tedirgin ve çaresiz. Çünkü bütün itirazları karşılıksız kalmış, bütün şikayetleri cevapsız ve çözümsüz bırakılmış.
Üniversite yetkililerinin açıklaması:
Öte yandan konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Dicle Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı Mahmut Arıkan ise öğretmenlik sertifikası için 200 milyon lira alındığını doğrulayarak, uygulamanın tamamen yasalara ve mevzuatlara uygun olduğunu söyledi. Arıkan'ın açıklaması şöyle: "Düzenlediğimiz öğretmenlik sertifikası kursu için Bütçe Daire Başkanlığı ödenek veremeyeceğini açıklayınca ders ve diğer masraflar için kursa devam edecek öğrencilerden bu ücret istendi. Ancak bu özel bir kurstur. Zorunlu değildir. İsteyen başvurur. Kaldı ki aynı sertifika ücretleri Marmara Üniversitesi'nde 500 milyon lira, 9 Eylül Üniversitesi'nde yine buna yakın bir ücrettir. Uygulama tamamen yasal ve mevzuatlara uygundur."
Nahcivan Üniversitesi neden denk değil?
Nahcivan'da son sınıfta okuyan bir grup öğrenci, çok büyük bir problemle karşı karşıya. Nahcivan Devlet Üniversitesi'nde pedagojik formasyon dersi alıp stajlarını da yapmalarına rağmen YÖK, bu gençlerin denkliklerini kabul etmiyor. Halbuki, daha önce mezun olan bazı öğrencilerin denklikleri tanınırken bazılarına aynı şansın tanınmadığını belirten öğrenciler, bu farklı uygulamaların sebebini haklı olarak merak ediyorlar. Sayıları 500'e varan bu dinamik ve genç insanlar da şu anda tedirgin ve kendilerine verilecek bir müjdeli haberi bekliyorlar.
Uludağ Üniversitesi öğrencileri soruyor: Kazanılmış haklarımız niçin verilmiyor?
"Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fak. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne girdiğimiz 1997 yılında, üniversite tarafından bize verilen kitapçıkta, eğitim-formasyon derslerini alacağımız taahhüdü yer almaktadır. Öğretmenlik sertifikası alarak mezun olmak için kayıt yaptırdığımız halde bugün Türkiye'nin bazı üniversitelerinde bizimle aynı durumda olan fen-edebiyat fakültesi öğrencileri, öğretmenlik sertifikası alarak mezun olacakken biz 97 yılında kazandığımız bu haktan mahrum edildik.'' diyen Uludağ Üniversitesi Fen-Ed. Fak. Türk Dili ve Edebiyatı 4. sınıf öğrencileri geleceklerine pek de güvenle bakamıyorlar.
Türk dili ve edebiyatı branşında açık çok fazla olmasına rağmen bu ehil insanların öğretmenlikten mahrum edilmeleri, gençlerimizi mağdur edeceği gibi ülke adına da bir kayıp olacaktır.
İlahiyat MYO mezunları boşta
İlahiyat MYO mezunları şu anda yeteri kadar kadro verilmediği için boşta kalmış durumdalar. ''Bizi topluma küstürmek mi istiyorlar.. doğru dürüst Kur'an okumasını bile bilmeyenler şu anda imam olarak atanmaya çalışılıyor. Hazır bu meslek için yetiştirilmiş elemanlar küstürülüp yerine ehil olmayanlar hem de mevzuatın dışına çıkarak istihdam edilirse vah bu memleketin haline..'' diyen ilahiyat MYO mezunları ''Hani bizler dururken lise mezunları atanmayacaklar dı?'' diye soruyorlar.
Sahi bu gençlerin suçu, büyüklerimizin sözünü dinleyip yüksekokul mezunu olarak imtihana girmek mi?
Camilerimizin bu gibi eğitimli insanlara ne kadar ihtiyaç duyduğu bariz bir şekilde ortada. Diyanet yetkilileri son günlerde yayınlanan televizyon programlarını izlediler mi? Bilmiyorum ama eğitimli din görevlisi ihtiyacını sarih bir şekilde anlamış olmaları gerekir.
Burası gariplikler ülkesi. Hangi ülkede yetişmiş eleman boşta gezmeye mahkum edilirken ehil olmayanlara görev verildiği görülmüş?
|