ABD'nin yeni kâbusu Çin
Tehdit adayı Sovyetler Birliği'nin dağılma-sıyla tek süper güç konumuna gelen ABD'nin yetkili ağızlarına göre Çin, Washing-ton için yeni tehdit adayı.
ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Henry Shelton, gelecek yıllarda Çin'in, dağılan Sovyetler Birliği benzeri bir süper güç olarak ABD için tehdit oluşturacağını söyledi.
Shelton, Ulusal Basın Kulübü'nde yaptığı konuşmada, Çin'in, eski Sovyetler Birliği'nin 21'inci yüzyıl versiyonu haline gelebileceğini belirtirken, ''Kapitalist tarzda ekonomi ve komünist siyasi diktatörlük karışımı Çin, bölgesel istikrar için de potansiyel tehdit. Çin'in yeni bir Sovyetler Birliği haline gelmesini önlemek ABD için hiç kolay olmayacak'' dedi.
Orgeneral Shelton, Çin'in, ABD'-nin niyetlerine ilişkin güvensizlik duyduğunu ve saldırgan şekilde askeri güçlerini hem geleneksel, hem de nükleer olarak modernize etme üzerinde çalıştığını kaydetti.
Shelton, ABD'nin gelecek yönetiminin, savunma harcamalarını 60 milyar dolardan 100 milyar dolara çıkarmasının yerinde olacağı önerisinde de bulunurken, ''Savunma planlayıcılarının birçok stratejileri var; ama yeterli kuvvetleri yok.'' dedi. Shelton, Haiti, Afrika, Endonezya ve Güneydoğu Asya'daki istikrarsızlıkların, uluslararası güvenlik ortamına ilişkin pencere açtığını da belirtti. Washington
Başkan'dan son jest
ABD Başkanı Bill Clinton, görevden ayrılmasına yaklaşık bir ay kala Türkiye'ye son bir jest yaparak, Türk ordusuna 8 askeri ağır nakliye helikopterinin satışını onayladı ve Kongre'ye bildirimde bulundu.
ABD yasalarına göre, yönetim tarafından Kongre'ye bildirimde bulunulmasının ardından 15 günlük resmi bekleme süresinin tamamlanmasıyla, satış yılbaşında yürürlüğe girecek. Clinton yönetiminin girişimleri sonucu, CH–53E Super Stallion tipi helikopterlerin satışının engellenmesi yolunda, herhangi bir karşı girişim beklenmiyor.
ABD'deki Rum lobisine yakınlığıyla bilinen Demokrat Senatör Joseph Biden, Kıbrıs sorununu gerekçe göstererek, geçen ay satışa karşı çıkacağını duyurmuştu. Ancak ABD Dışişleri Bakanlığı'nın girişimi sonucu, Biden bu itirazını geri çekmişti. CH–53E tipi helikopterleri, ABD'nin ünlü Sikorsky Aircraft şirketi tarafından üretiliyor. Türkiye'ye yaklaşık 350 milyon dolara mal olması beklenen helikopterlerin 2003 yılında teslim edilmesi öngörülüyor. Washington
Dışişlerine zenci bakan
ABD'nin 43'üncü başkanı olan George Bush'un, eski Genelkurmay Başkanı Colin Powell'a Dışişleri Bakanlığı görevini vereceğini açıklayarak, kabinesine ilk ismi ataması bekleniyor.
Powell, ABD'nin eski başkanı baba Bush döneminde, Körfez Savaşı sırasında Genelkurmay Başkanlığı yapmıştı. Powell'ın Dışişleri Bakanlığı görevine getirilmesinin, Türkiye için çok olumlu olduğu belirtiliyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı görevine getirilen ilk siyah olacak Powell'ın atanması, Senato tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek. Powell'ın atamasının onaylanması konusunda hiçbir sorun olmayacağı belirtiliyor.
Öte yandan, Bush'un kabinesinde enerji bakanlığı görevini önermeyi planladığı Demokratlar arasında adı geçen Louisiana Senatörü John Breaux, Senato'da kalmayı tercih ettiğini bildirdi. Yüz üyeli Senato'da Demokratlar ve Cumhuriyetçilerin 50-50'lik dağılımı nedeniyle, Bush'un bakanlık önerisini Demokrat bir senatöre götürmesi, 'kurnazlık' olarak yorumlandı. Çünkü Breaux görevi kabul etseydi, Senato'dan bir Demokrat eksilecek ve Louisiana'nın Cumhuriyetçi Partili valisi M.J. Foster tarafından, doğal olarak Cumhuriyetçi bir senatör atanacaktı. Washington
Beyaz Saray: Terör örgütü PKK eroin kaçakçısı
ABD Başkanı Bill Clinton'ın talimatıyla hazırlanan 'Uluslararası Suç Değerlendirmesi Raporu'nda, terör örgütü PKK'nın, Batı Avrupa ve Güneydoğu Anadolu'da eroin kaçakçılığı yaparak elde ettiği parayı, terörist faaliyetlerini finanse etmekte kullandığı vurgulandı. Beyaz Saray tarafından hazırlanan rapor, Clinton'ın Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü P.J. Crowley'in düzenlediği bir basın toplantısıyla tanıtılırken, raporda terör örgütü PKK'nın faaliyetlerine geniş şekilde yer verildiği görüldü.
PKK'nın kirli faaliyetleri
Raporda, 'Soğuk savaşın sona ermesinden bu yana yasal ülke yönetimlerine karşı mücadele eden terörist ve aşırılık yanlısı örgütler, geleneksel organize suç grupları ve uyuşturucu kaçakçılarıyla giderek daha fazla iç içe geçerken, faaliyetlerini klasik ve yeni suç alanlarında yoğunlaştırıyor.' denilerek, PKK'nın faaliyetlerinden de bahsedildi.
Uluslararası Suç Değerlendirmesi Raporu'nda, 'Batı Avrupa'da terörist PKK'nın mensupları, faaliyetlerini finanse etmek için uyuşturucu kaçakçılığı ve diğer suçlarla iç içe bulunuyor. Terör örgütü PKK, Güneydoğu Anadolu'da da Türkiye'ye giren eroinden önemli gelir sağlıyor.' denildi.
İstanbul geçiş merkezi
ABD raporunda, Asya çıkışlı eroinin Batı Avrupa'ya ulaşmasında eski Sovyet cumhuriyetlerinin rolünün artmasına karşın, Türkiye'nin hâlâ önemli bir geçiş ülkesi olduğu da belirtildi. Raporda, Ortadoğu ve Asya bölgesinde, uyuşturucu ve kaçakçılıkta önemli rol oynayan merkezler arasında Pakistan'ın Karaçi, Hindistan'ın Bombay limanları ve Dubai'nin yanı sıra İstanbul'un da adı özellikle sayıldı.
Raporda, Asya çıkışlı eroinin Avrupa'ya ulaştırılmasında Türk ve Arnavut kaçakçılık çetelerinin işbirliği yaptığı da anlatıldı. Raporla ilgili olarak konuşan Crowley, dünyada geleneksel suçlar ve kaçakçılığın yanı sıra teknolojik suçlarda da artış meydana geldiğini ve ABD'nin bundan kaygı duyduğunu söyledi. Washington
Bush, koltuk için sabırsızlanıyor
ABD'nin 43'üncü Başkanı seçilen George W. Bush, Washington'a bir an önce gelip görevine başlamayı sabırsızlıkla beklediğini söyledi.
Bush, yarın Washington'a gelerek Cumhuriyetçi ve Demokrat Partili Kongre liderleriyle görüşmeyi planlıyor. Bush'un ertesi gün de ABD Başkanı Bill Clinton ve Başkan Yardımcısı Al Gore ile bir araya gelmesi bekleniyor. Bush'un geçiş hükümeti çalışmalarını yürütmekle görevlendirdiği yardımcısı Dick Cheney ise Washington'da, hükümetin tahsis ettiği 5 milyon dolarlık fonla birlikte, geçiş süreci üzerinde çalışıyor. 59 yaşındaki ''kurt politikacı'', baba Bush döneminin Savunma Bakanı Cheney, siyasi hayatında daha önce 5 kez Beyaz Saray'ı teslim alan ekibin içinde görev yapmıştı. Bush, tartışmalı seçim mücadelesi yüzünden geciken geçiş yönetimi çalışmalarının ardından, 5 bin kişilik hükümet kadrosunu dolduracak ve bu görevlere atananların binden fazlasının Senato tarafından da onaylanması gerekecek. Washington
Yeni başkanın ilk buluşması Kim'le
ABD'nin yeni başkanı George Bush ile Güney Kore Devlet Başkanı Kim Dae–jung'un, ikili ilişkileri görüşmek ve Komünist Kuzey Kore'ye yönelik politikayı belirlemek üzere yakında biraraya gelme konusunda anlaştıkları bildirildi.
Kim'in Sözcüsü Park June–young, Güney Kore Devlet Başkanı'nın bugün (dün) Bush'u arayarak, kendisini seçim zaferinden dolayı kutladığını ve Kuzey Kore ile ilişkiler konusunda ABD ve Japonya ile yakın işbirliğinin önemini vurguladığını söyledi. Park, Bush'un görüşmede, Kore Yarımadası ve Güneydoğu Asya'nın diğer kesimlerinde barış çabalarını desteklemek için Devlet Başkanı Kim ile yakın ilişkileri sürdürmek istediğini ifade ettiğini belirtti. Sözcü, Bush ve Kim'in yakın gelecekte zirve düzenleme konusunda anlaşmaya vardıklarını, ancak tarihin henüz kararlaştırılmadığını
kaydetti. Seul
'Şeffaf fırlatma'da anlaşma sağlandı
ABD ve Rusya, balistik füze ve uzay aracı fırlatmadan önce ve fırlattıktan sonra birbirlerine haber vermelerine ilişkin protokol imzaladı.
Brüksel'de ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright ve Rus dengi İgor İvanov tarafından dün sabah imzalanan anlaşma metninde, nükleer tehlikelerin azaltılması amacıyla tarafların, uzaya füze gönderirken ya da nükleer füze denemesi yaparken birbirlerine haber verecekleri, bu amaçla özel bir sistem kuracakları belirtiliyor. Amerikan kaynaklarına göre, protokolde ayrıca yörüngelerinden çıkabilecek uydular ve erken uyarı radar sistemlerini bozabilecek uzaysal denemelerle ilgili olarak karşılıklı bilgi aktarılması öngörülüyor. Anlaşmanın, konuya ilgi duyacak öteki ülkelere açık olduğu kaydedildi. Albright, törendeki konuşmasında, anlaşmanın ''soğuk savaşı geride bırakma çabalarının ürünü olduğunu'' belirtti. İvanov da, protokolün stratejik işbirliğini güçlendirmeye yönelik olduğunu vurguladı. Brüksel
Çatışma molası ABD'yi sevindirdi
ABD Başkanı Bill Clinton, Kuzey İrlanda'daki rakip Protestan grupların çatışmalara süresiz ara vermeleri kararından memnuniyet duyduğunu açıkladı.
Clinton, yaptığı açıklamada, 'Kuzey İrlanda'daki paramiliter grupların, kendilerini düşmanlıklara son vermeye ve barışçı mekanizmaları geliştirmeye adamalarından memnun oldum.' dedi. ABD Başkanı, grupların kararının, Kuzey İrlanda halkının barışın gelişmesine yönelik şiddetli arzularını yansıttığını sözlerine ekledi. Kuzey İrlanda'da çatışan iki Protestan grup olan Ulster Gönüllü Güçleri (UVF) ile Ulster Özgürlük Savaşçıları (UDA–UFF), dün çatışmalara süresiz ara verme kararı almıştı. Washington
'Türk tezleri haklı'
Türkiye'nin vetosuyla karşılaşan AB ordusunun en büyük savunucusu Fransa'nın Dışişleri Bakanı bile Türk tezlerinin haklı olduğunu söyledi.
Fransa Dışişleri Bakanı Hubert Vedrine, Türkiye'nin, NATO ile AB arasında askeri imkan ve yeteneklerin paylaşılması yönündeki bir anlaşmaya karşı çıkmasına yol açan kaygılarının ''gerçek'' olduğunu, ancak bunların üstesinden gelinebileceğini ve AB'nin güvenlik projesini engellemeyeceğini söyledi.
Vedrine, gazetecilere yaptığı açıklamada, ''Türkiye'nin sorununu anlayabiliyorum. Bu bir taktik değil, arkasında ciddi kaygılar bulunuyor. Ancak, tüm AB projesini, Türkiye'nin bu sorunu karşısında 2. plana atamayız.'' diye konuştu. Fransız bakan, Türkiye'yi, NATO'daki veto hakkını kullanarak AB'ye üyelik hedefine yaklaşmaya çalışmakla suçlamanın ''adil'' olmadığını kaydetti.
Uzlaşma işareti yok
Vedrine, Türkiye'nin, AB'nin oluşturmak istediği 60 bin kişilik Avrupa Acil Müdahale Gücü'nü engeller yönde tutum takınması için teknik açıdan bir gerekçe bulunmadığını savundu. Fransa Dışişleri Bakanı, Türkiye'nin, AB'nin oluşturmayı amaçladığı yeni askeri oluşumun NATO'nun imkan ve yeteneklerinden yararlanması yönündeki bir güvenlik anlaşmasıyla ilgili karar ve planlama mekanizmasına alınmasının, AB üyesi olmaması nedeniyle mümkün olmadığını belirtti.
Vedrine, AB Dönem Başkanı Fransa'nın rakip bir ''küçük–NATO'' oluşturmak istediği yönündeki şüphelerle ilgili olarak, ''Kimse İttifak'ı zayıflatmaya çalışmıyor. Bu tür bir hareket mantıksız olur.'' dedi.
ABD'nin tepkisi değişken
Fransa'nın, ayrı bir güvenlik örgütü kurmayı amaçladığı yönündeki şüphelerin abartıldığını kaydeden Vedrine, ABD'nin, AB'nin projesine yönelik tepkilerinin ise değişken olduğunu, projenin ABD Savunma Bakanlığı'nda ihtiyatla karşılanırken, Dışişleri Bakanlığı'nda daha kapalı, Beyaz Saray'da ise daha açık bir görüşle ele alındığını söyledi. Vedrine, Avrupalılarla organize edilen konularda yeniden düzenlemelere giden ABD Savunma Bakanlığı'nın tepkisinin normal olduğunu, ancak bunun, Avrupa'nın hedeflerinden vazgeçmesi anlamına gelmediğini belirtti. Brüksel
Çalışma yemeği formaliteye döndü
NATO ve AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarını ilk defa bir araya getiren ''çalışma yemeği'' Türkiye'nin aldığı tavır üzerine formaliteye dönüştü.
Avrupa ülkelerinin haber ajansları, ''resmi bir toplantı'' olarak öngörülen buluşmanın, ''Türkiye'nin tavrı yüzünden'', ''basit bir çalışma yemeğine'' dönüştürüldüğünü yazdı ve ''Türkiye ile uzlaşma sağlansaydı bu buluşma tarihi olacaktı.'' görüşünü savundu.
Yemeğe, 15 AB ülkesi yanı sıra NATO'nun AB üyesi olmayan 8 müttefikinin (ABD, Kanada, Türkiye, Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, İzlanda, Norveç) dışişleri bakanı katıldı. Brüksel
l Miloseviç yüzünden Rum bankası açılamıyor
Kıbrıs Rum Kesimi'nde Anayasa Mahkemesi, Yugoslavya'nın eski devlet başkanı Slobodan Miloseviç ile bağlantısı bulunan bir bankanın, durdurulan faaliyetlerine yeniden başlama talebine ilişkin dilekçesini reddetti.
Kıbrıs Rum Kesimi'nin Merkez Bankası'nın mayıs ayında lisansını iptal ettiği kıyı bankacılığı yapan Beogradska Bank'ın, Rum Kesimi'nde 1988'den beri faaliyet gösteren en büyük bankalardan biri olduğu ve bankanın, Miloseviç'in kara paralarını aklamakta kullanıldığı belirtiliyor.
Dilekçeyi değerlendiren Anayasa Mahkemesi yargıçlarından Andreas Kramvis, banka tarafından ortaya atılan, ''bankanın lisansının uluslararası baskılar nedeniyle iptal edildiği'' yönündeki iddiaları reddetti. Kramvis, ''Şikayette bulunan bankanın ortaya attığı iddiaları destekleyecek hiçbir kanıt bulunmuyor.'' dedi.
Hesaplarına bloke
Kıbrıs Rum Kesimi, Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi (USSM) başsavcısı Carla Del Ponte'nin talebi üzerine, ekim ayında Yugoslav bankasında Miloseviç'e bağlı hesapları bloke etmişti. Yugoslavya Merkez Bankası'nın yeni Başkanı Mladyan Dinkiç, 1 Aralık'ta, Miloseviç rejimi döneminde 1 milyar dolar tutarında paranın Kıbrıs Rum Kesimi ve diğer ülkelere transfer edildiği yönünde bilgilendirildiğini açıklamıştı.
Amerikan Hazine Bakanlığı tahminlere göre ise 90'lı yıllarda, Miloseviç'e yakın işadamları aracılığıyla Kıbrıs Rum Kesimi'ne yaklaşık 4 milyar dolar transfer edildi. Yugoslavya'ya uluslararası yaptırımların uygulandığı 1988-1992 yılları arasında, en az 350 Yugoslav devlet şirketinin faaliyetlerini Kıbrıs Rum Kesimi'nde sürdürdüğü belirtiliyor. Lefkoşa
l Alman hükümetinde STASI çekişmesi
Almanya İçişleri Bakanı Otto Schily ile Federal hükümetin eski Doğu Alman Gizli Servisi STASI sorumlusu Marianne Birthler arasında, eski Başbakan Helmut Kohl hakkındaki STASI dosyalarının açıklanması konusunda büyük çekişme başladı.
Birthler, STASI Dosyaları Yasası çerçevesinde Kohl hakkındaki belgelerin açıklanmasını isterken, İçişleri Bakanı Schily, Kohl'ün isteği doğrultusunda buna karşı çıkıyor. Schily, Alman 2. televizyon kanalı ZDF'nin bir programında, STASI Dosyaları Yasası'nın amacının STASI ile ilgili olayların ortaya çıkartılması olduğunu belirterek, 'STASI ile ilgisi olmayan ve eski Demokratik Alman rejimi adına çalışmamış insanlarla ilgili olarak bu dosyaların yayımlanması gerekmez.' diye konuştu.
İhtilaflı açıklamalar
Kohl'ün, kendisiyle ilgili STASI dosyalarının açıklanmaması konusunda dava açtığına işaret eden Birthler ise dava sürdükçe dosyaların zaten açıklanamayacağını kaydederek, 'Ancak herhangi bir olaya açıklık getirecekse, STASI dosyalarının da açılması gerekir.' dedi.
Avrupa Birliği Komisyonu Verileri Koruma Sorumlusu Spiros Simitis de Frankfurter Rundschau gazetesine yaptığı açıklamada, STASI dosyalarının yayımlanması konusunda herhangi bir sorun görmediğini belirtti. Simitis, 'Ancak dosyalar açıldığı ve yayımlandığı takdirde geçmişle hesaplaşma mümkün olabilir.' dedi. Berlin
Kan durmak bilmiyor
Bu kez kardeş kurşunu 28 Eylül'den beri İsrail askerlerinin kurşunlarıyla yaşamını yitiren Filistinliler dün Filistin polisinin hedefi oldu. Filistin polisi Batı Şeria'da bir Filistinli sivili yanlışlıkla vurarak öldürdü.
Filistin topraklarında 28 Eylül'de başlayan şiddet dalgası bir türlü durmak bilmiyor. İsrail askerlerinin kurşunlarına hedef olan Filistinliler, önceki gece ilk kez Filistin polisinin de gazabına uğramaya başladı. Batı Şeria'da Filistin polisi, önceki gece Filistinli bir sivili vurarak öldürdü.
Ramallah kasabasının güney girişindeki kontrol noktasına yaklaşan otomobilin dur emrine uymaması üzerine, Filistinli güvenlik güçleri ateş açtılar. 25 yaşındaki Velid Tarifi adlı Filistinli, otomobilinin içinde vurularak öldü. Filistin polisi, 28 Eylül'de patlak veren çatışmalarda ilk kez bir Filistinli'yi öldürüyor.
İsrail askerleriyle Filistinliler arasında önceki gün çıkan çatışmalarda yaralanan bir Filistinli daha öldü. Hastane yetkilileri, Batı Şeria'nın Cenin kentinin güneyindeki Acar köyünde çıkan çatışma bölgesinden geçerken yaralanan 70 yaşındaki Filistinlinin Cenin'deki hastanede öldüğünü belirttiler.
Haremüşşerif'in İsrailli sağcı lider Ariel Şaron tarafından ziyaret edilmesiyle başlayan olaylarda ölenlerin sayısı böylece 335'e yükseldi.
Bakan umutlu
İsrail Dışişleri Bakanı Şolomo Ben Ami, Filistinlilerle barış görüşmelerine yeniden başlamanın mümkün olduğunu söyledi. Gazze'de Filistin lideri Yaser Arafat ile görüşmesinin ardından, İsrail devlet televizyonuna verdiği demeçte Ben Ami, 'Şu anda yapmakta olduğumuz şey, şiddeti durdurmak için ortak çaba sarf ederek, müzakerelerin yeniden başlamasına zemin oluşturmaktır.' dedi.
Televizyonda, müstafi Başbakan Ehud Barak'ın yakın çevresine dayanarak yayınlanan haberde ayrıca, müzakerelerin gelecek hafta ABD'nin başkenti Washington ya da yakınlarında resmen başlayacağı belirtildi. Haber yayınlandığı sırada canlı yayında bulunan Ben Ami'nin ise bu bilgiyi teyit etmediği, ancak bir yalanlamada da bulunmadığı gözlendi. Filistinlilerle siyasi bir anlaşmaya varmak gerektiğini belirten Ben Ami, bu şekilde yaşamaya devam etmenin mümkün olmadığını söyleyerek, 'İlkelerimizi savunarak bir çözüm bulmaya çalışacağız.' diye konuştu.
Zirve hazırlığı
Bu arada, İsrail ve Filistinli yetkililerin, ABD'de yapılması muhtemel zirve hazırlıkları için temas halinde oldukları bildirildi. Filistinli üst düzey görüşmeci Saib Erekat, İsraillilerle Filistinlilerin böyle bir zirve için gerekli ilerlemeyi henüz kaydedemediğini, bu nedenle de beklentileri artırmak istemediğini söyledi.
Öte yandan, Filistin Bakanlar Konseyi, Filistin Kurtuluş Örgütü'nün icra komitesi toplantısı öncesinde, Arafat başkanlığında Gazze'de toplandı. Toplantılarda, Arafat'ın Ben Ami ile yaptığı görüşmenin sonuçlarının değerlendirileceği belirtildi. Filistin Enformasyon Bakanı Yaser Abdrabbo, 'Bu temasların sonuçlarını ele alacağız.' dedi. Filistinli Bakan, barış müzakerelerinin yeniden başlamasından söz etmek için henüz erken olduğunu söyledi. Dış Haberler Servisi
Eşgüdüm organı kararı
Sırbistan ve Yugoslavya hükümetleri, güney Sırbistan'daki durumu görüşmek üzere dün Buyanovaç kentinde yaptıkları ortak toplantıda, bölgedeki gerginliği izleyecek eşgüdüm organı kurulmasını kararlaştırdılar.
Yugoslavya Devlet Başkanı Voyislav Koştunitsa'nın da katıldığı, Sırp parlamento seçimlerinden bir hafta önce yapılan toplantıda kurulması kararlaştırılan eşgüdüm organına Sırbistan Başbakan Yardımcısı Neboysa Çociç'in başkanlık edeceği bildirildi.
Belgrad yönetimi, 1500 kadar silahlı Arnavutun, güney Sırbistan-Kosova sınırında yaklaşık 200 kilometrekarelik alanı kontrol altında tuttuğunu ileri sürüyor. Buyanovaç, Madvedya ve Presevo'yu kapsayan bölgede Kasım sonunda Arnavutlarla Sırp güçleri arasında çatışmalar çıkmış, daha sonra taraflar ateşi kesmişti.
Öte yandan, BM Kosova Misyon Şefi Bernard Kouchner, ABD yönetimindeki değişikliğin, Amerikan güçlerinin Kosova'dan ayrılması anlamına gelmediğini bildirdi. Kouchner, ABD'nin yeni Başkanı George Bush'a bir kutlama mesajı göndererek, kendisini Kosova'ya davet etti. Buyanovaç / Priştine
Rau'dan Genç ailesine vefa
Almanya Cumhurbaşkanı Johannes Rau, 8 yıl önce Solingen faciasında 5 ferdini kaybeden Genç ailesini Ramazan dolayısıyla ziyaret etti.
Rau, ziyareti sırasında, Genç ailesinin evinin aşırı sağcılar tarafından kundaklanışını hiçbir zaman unutmadığını belirterek, ''Sizleri özellikle Müslümanlar için çok kutsal olan Ramazan ayında ziyaret etmek istedim.'' dedi. Solingen faciasının meydana geldiği 29 Mayıs'ta 50 yıl önce kendi babasını da kaybetmesinin ilginç bir tesadüf olduğunu söyleyen Rau, ''Cumhurbaşkanı seçilmem sırasında da belirttiğimi gibi, ben yalnız Almanların değil, bu ülkede yaşayan herkesin cumhurbaşkanıyım.'' diye konuştu.
Barış ve hoşgörü vurgusu
Rau, tüm dinlerin, insanların birbirlerine yaklaşmasını, hoşgörüyü ve sevgiyi tasvip ettiğine işaret ederek, İslam'ın da bu özellikleri bünyesinde barındırdığını, barış, sevgi ve hoşgörü dini olduğunu kaydetti ve Genç ailesini Berlin'deki Bellevue Sarayı'na davet etti.
Cumhurbaşkanı Rau'u evinde ağırlayan Mevlüde Genç de, Rau'u 4 yıl aradan sonra yeniden görmekten çok mutlu olduğunu söyledi ve ''Siz bizim hem babamız, hem de cumhurbaşkanımızsınız. En acılı günlerimizde yanımızda oldunuz. Acımız hiç bitmedi. Ancak biz Müslümanlar için kutsal olan Ramazan ayında aramızda olmanız, bize moral verdi ve unutulmaz bir sevinç kaynağı oldu.'' diye konuştu. Berlin
Almanya hızla yaşlanıyor
Almanya 35 yıl sonra dünyanın en yaşlı nüfusuna sahip olacak.
Alman nüfus gelişimi uzmanı Jens Weidmann, Almanya'nın 35 yıl içinde dünyanın en yaşlı nüfusuna sahip olacağını söyledi. Weidmann, yaptığı açıklamada, araştırmaları için Wiesbaden kentinde bulunan Federal İstatistik Dairesi, ''Prognos'' adlı enstitü ve BM'nin tahminlerini temel aldığını belirterek, ''Alman nüfusu yaşlandıkça azalacak, 50 yıl içinde 80 milyondan 70 milyona düşecek. Almanya, dünyada nüfusu en hızlı yaşlanan halka sahip.'' dedi. Bunun önlenmesi için yaşlılık ve hastalık sigortalarında geniş çaplı reformların yapılması gerektiğini kaydeden Weidmann, emeklilik yaşının yükseltilmesinin de kaçınılmaz olacağını söyledi.
Göç yasası şart
Weidmann, bir yandan istihdam piyasasının ihtiyaçlarını karşılayan, diğer yandan da göçmenlere gelecekle ilgili olarak güvenilir perspektifler sunan bir göç yasasının da şart olduğunu vurgulayarak, ''Ancak sorun, sadece göçle çözülemez. Mevcut sosyal sistemin korunabilmesi için her yıl 3 milyon göçmenin gelmesi gerekir. Bu da uyum açısından mümkün değil'' diye konuştu. Berlin
|