Deprem gerçeği
Bolvadin merkez üslü depremin, birinci derecede deprem bölgesinde yer almayan Konya'da ölüm ve yaralanmalara yol açması, 'deprem' gerçeğini gözler önüne serdi.
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara’nın, Marmara depremi sonrası il il gezerek dikkat çektiği ‘deprem gerçeği’ Bolvadin depremiyle bir kez daha görüldü.
Konuya dikkat çeken Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Baki Günaydın, merkez üssü Afyon’un Bolvadin ilçesi olan yer sarsıntısının, deprem bölgeleri haritasında 4. veya 5. derece yer alan yerleşim birimlerinin de risk altında olduğunu gösterdiğini söyledi. Günaydın, düzenlediği basın toplantısında, 150 kilometre uzaklıkta meydana gelen bir sarsıntının Konya’nın bazı ilçelerinde can ve mal kaybına yol açtığına dikkat çekti. Günaydın, şunları kaydetti: “Bu deprem, risksiz olduğu sanılan yerleşim birimlerinde de korku ve paniğe yol açtı. ‘Deprem bölgesi dışındayız’ diye hiç kimse Türkiye’nin deprem gerçeğini göz ardı edemez. Konya ve çevresinde gerek yerel yönetimlerin, gerekse halkın, yeni yerleşim birimleri açılırken, binalar yapılırken mühendislik kurallarına harfiyen uymasında yarar var.”
Depremle yaşama
Öte yandan, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, Bolvadin depreminin Sultan dağı Fay Sistemi’nin kuzeybatı ucunun çalışmasıyla meydana geldiğini belirterek, “Büyüklüğü 5,8 olan depremin şiddeti de 7'dir.''dedi. Rasathanede bir basın toplantısı düzenleyen Işıkara, bu depremin Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğini herkese yeniden hatırlattığını belirtti. Işıkara, önceki günkü depremin ardından dün akşama kadar 18’i 4’ten büyük olmak üzere toplam 99 artçı şokun meydana geldiğini bildirerek, şunları kaydetti: "Afyon depremi yerin 5 kilometre derinliğinde meydana geldi. Bu nedenle şiddeti yüksek. Depremin episantırının (merkezinin) en yakın yerleşim birimine uzaklığı da, Sultandağı 9, Çay 10, Bolvadin 15, Yalvaç 32, Akşehir 35 ve Afyon 57 kilometredir." Afyon depreminde hayatını kaybedenlerin depremin direkt etkilerinden değil de, dolaylı etkilerinden olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Işıkara, “Deprem anında nasıl davranmamız gerektiğini artık öğrenmemiz gerekiyor. Ülkemizin bir deprem ülkesi olduğunu kabul ederek, ‘depremden en az zararla nasıl kurtulabiliriz’i, bilmemiz gerekiyor. Depremleri önceden tahmin edecek bir teknoloji yok, ancak depremden en az zararla kurtulmanın yolları var. Bu yolları öğrenmeliyiz.” diye konuştu. Işıkara bölgede 6'dan büyük deprem beklenmediğini açıkladı
Hasar tespit ediliyor
Afyon'un Bolvadin ilçesi yakınında önceki gün saat 18.44'te 5,8 büyüklüğünde meydana gelen deprem sonrası, Konya'nın Akşehir ilçesi, Adsız kasabası, Yaşarlar Köyü ve civar yerleşim birimlerinde panik dün de sürdü. Akşehir ve çevresinde halk geceyi sokakta geçirdi. Gece boyunca olan artçı depremlerle iyice panikleyen halk geceyi otomobillerinde ve parklarda battaniyelere sarılarak korku ile geçirdi. Deprem sonrasından dün akşama kadar 99 arçı sarsıntı oldu. Adsız kasabasında vatandaşlar dün Kızılay'ın gönderdiği çadırlara yerleştirildi. Deprem bölgesine gelen Devlet Bakanı Faruk Bal, Kızılay yetkililerinden bilgi aldı. Bakan ve heyeti daha sonra Yaşarlar köyünü ziyaret etti. Camideki yangında ölen 5 kişinin yakınlarını teselli eden Bakan Bal, "Devlet yanınızdadır, hasarlı olanların hasarı karşılanacaktır. Acımız büyük" dedi. Teravih namazı kılarken yıkılan caminin enkazı altında kalarak hayatını kaybeden Hasan Önal, Ferruh Şen, Murat Alıç, Hasan Acar ve Hacı İbrahim Acar'ın cenaze namazı ilk önce Akşehir Hasanpaşa Camii'nde kılındı. Buradaki namaza Bakan Bakan Bal ve Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler ile Konya Valisi ve heyeti katıldı. Daha sonra cenazeler Yaşarlar köyüne getirildi. Burada ölen kişilerin evlerinin önüne tek tek gidilerek dua okundu. Bu sırada cenaze yakınları sinir krizi geçirdi. Köy mezarlığında tekrar toplu cenaze namazı kılındı ve cenazeler gözyaşları ile toprağa verildi.
Sultandağı'na dev çadır
Depremden etkilenen Afyon'un Sultandağı ilçesinde kaymakamlık, valilikten 400 çadır ve ısıtıcı talebinde bulundu. Panik dolayısıyla evlerine giremeyen vatandaşlar için şimdilik ilçe merkezinde büyük bir çadır kuruldu. 179 aile evlerinin zarar gördüğü gerekçesiyle kaymakamlığa müracaatta bulundu. Sultandağı'na bağlı Yakasenek kasabasında da 70 konut zarar görürken, Yeşilçiftlik köyünde de hasar olduğu öğrenildi. Depremin merkez üssü olan Afyon'un Bolvadin ilçesinde ise durum sakin. Herhangi bir can kaybının yaşanmadığı ilçeye Sağlık eski Bakanı Halil İbrahim Özsoy ile Afyon milletvekilleri geçmiş olsun ziyaretinde bulundu. Afyon'da da hasar tespit çalışmalarına başlandı.
Kızılay'dan yardım
Öte yandan, Kızılay, depremin, can kaybına ve maddi hasara yol açtığı Konya'nın Akşehir ilçesinin belde ve köylerinde kullanılmak üzere dün yardım malzemesi gönderdi. Akşehir Kaymakamlığı'nın talebi üzerine, 29 kişilik ekiple birlikte 5 TIR, 1 kamyon ve 2 kamyonet dolusu yardım malzemesi bölgeye gönderildi. Yardım malzemeleri arasında bin 478 battaniye, 5 bin ekmek, 382 çadır, 5 ton gıda, 6 genel maksat çadırı, 5 top branda, 1 mobil mutfak, 1 seyyar mutfak ve 2 jeneratör bulunuyor. Ayrıca, Kızılay'ın Etimesgut deposunda hazırlanan bin çadır, 4 bin battaniye, 1 mobil mutfak, 2 su tankı, 600 katalitik soba, 4 çadır gölgeliği ve 20 adet 20 litrelik yemek taşıma kabının bölgeye gönderileceği bildirildi.
Vatandaşa ATM uyarısı
Emniyet Genel Müdürlüğü, ATM makinelerinde meydana gelen hırsızlık olaylarına karşı vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı.
Emniyet Genel Müdürlüğü, ATM (otomatik para çekme) makinelerinde meydana gelen hırsızlık olaylarına karşı vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı.
Emniyet Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, ATM makinelerinde meydana gelen hırsızlık olaylarına karşı kamuoyunun bilgilendirilmesi ve vatandaşların dikkatli olması amacıyla şu uyarılarda bulunuldu: "Hırsızlar, ATM makinelerinin kart yuvalarını çalışmaz duruma getirerek, kart ve paraların sıkışmasına sebebiyet verip, kart sahibinin makinenin bozulduğunu zannederek uzaklaşmasının ardından makinede sıkışan parayı çalıyor.
Bu durumda, kartı ve parası sıkışan vatandaşlar, bağlı bulundukları en yakın ilgili banka şubesine haber vererek banka kartlarını iptal ettirmelidir.
ATM makinelerinin kart yuvalarını çalışmaz duruma getirerek, kart ve paraların sıkışmasına sebebiyet veren hırsızlar, kabinde bulunan ankesörlü telefona paralel telefon bağlamak suretiyle, kartı sıkışan vatandaş ile banka görevlisi gibi görüşüp, kartın şifresini öğreniyor ve daha sonra bütün paraları çekiyor. Bu durumda, vatandaşlar, kabinde bulunan telefonu kullandıklarında şifrelerini ve kimlik bilgilerini vermeyerek, en yakın ilgili banka şubesine haber vermeli ve kartlarını iptal ettirmelidir.
Hırsızlar, ATM makinelerine kartı sıkışan vatandaşın yanına gelerek, "Benim cep telefonumu kullanın, ben bankayı aradım, yardım isteyin." diye yardım teklif eder görünümünde kendi arkadaşını arıyor, karşı taraftaki arkadaşı da banka görevlisi gibi kartın şifresini öğreniyor ve kart sahibinin uzaklaşmasının ardından vatandaşın bütün parasını çekiyor.
Bu durumda vatandaşlar, yanlarına yaklaşan tanımadıkları şahısların yardım taleplerine itibar etmeyerek, kart şifrelerini kimseye söylememeli, en yakın ilgili banka şubesine haber vermeli ve banka kartlarını iptal ettirmelidir." Açıklamada, vatandaşların şüpheli durumlarda polise haber vermeleri istendi. ANKARA
Adapazarı'na kardeş kent desteği
Kültür merkezine Hollanda'dan 100 milyar lira yardım gönderildi.
Adapazarı'nda yaptırılan kültür merkezine, Hollanda'dan 100 milyar liralık yardım gönderildi. Alınan bilgiye göre, Büyükşehir Belediyesi'nin depremden sonra Atatürk Parkı'nda yapımını başlattığı kültür merkezi için, kardeş kent ilan edilen Hollanda'nın Delf kenti belediyesince 100 milyar liralık destek sağlandı.
Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Duran, yardımın kültür merkezi inşaatını hızlandıracağını belirterek, "Üniversite şehri olan Adapazarı'nda, öğrencilerin kültürel faaliyetlerini yürütüp bir araya gelebilecekleri tesislere ihtiyaç var. Bu tesis, öğrencilerimizin yanı sıra halkın da ihtiyacını karşılayacak nitelikte olacaktır." dedi. ADAPAZARI
Onarım kredilerine, müstakil tapu engeli
Kocaeli'nde, orta hasarlı konutlarının onarım çalışmalarını tamamlayan hak sahipleri, müstakil tapuları olmadığı için 2 milyarlık kredinin yüzde 20'lik bölümünü alamıyor.
Kocaeli'nde, orta hasarlı konutlarının onarım çalışmalarını tamamlayan bazı hak sahipleri, konutlarına ait müstakil tapuları olmadığı için ipotek işlemi yaptıramayınca, 2 milyar liralık kredinin yüzde 20'lik son bölümünü alamıyor. Edinilen bilgiye göre, orta hasarlı konutlarının onarımını tamamlayıp iskan alarak Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğü'ne başvuran çok sayıdaki hak sahibi, onarım kredisinin yüzde 20'lik son bölümünü almak istedi.
Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğü'nün, kredinin son diliminin ödenmesi istemiyle Emlakbank'a yazdığı yazılara gelen yanıtta, "Banka işlemlerinde bir aksama yoktur. Hak sahipleri, işlemleri yapılarak, ipotek için Tapu Müdürlüğü'ne gönderiliyor." denildi.
Bankanın yanıtından sonra, ipotek işleminin yapılması için tapu müdürlüklerine gönderilen yazıya verilen cevapta da, bugüne kadar yasal işlemlerin yaptırılmadığı gerçeği ortaya çıktı. Tapu müdürlüklerinden cevap yazısında, şu görüşlere yer verildi: "Yasa gereği, hak sahibi olan vatandaşın onarım kredisi aldığı konutunun müstakil tapusu olması gerekiyor. Ancak bazı vatandaşlar, tapuda halen arsa olarak gözüken yere yaptıkları konutlardan veya tapu kayıtları vefat eden aile bireylerine ait konutlardan hak sahibi olmuşlar. Bu tür konutlar için ipotek işlemi yapılması mümkün değil. Ancak müstakil tapu çıkarttıktan sonra ipotek işlemleri yapılabilir."
Kocaeli'nde, müstakil tapusu olmadığı için gerekli ipotek işlemini yaptıramayan yaklaşık 3 bin civarında hak sahibi bulunduğu öğrenildi. İZMİT
100 bin kişiye yardım yapıldı
Kocaeli'ndeki depremzedelere, barınma, onarım, işyeri, can kaybı ve sakatlık yardımları kapsamında, 99 bin 543 kişiye, bugüne kadar 32,6 trilyon ödeme yapıldı.
İZMİT– Kocaeli'nde, Marmara depreminden sonra, ihtiyaç sahibi 99 bin 543 kişiye, barınma, onarım, işyeri, can kaybı ve sakatlık yardımı kapsamında, 32 trilyon 608 milyar 700 milyon liralık ödemede bulunuldu. Alınan bilgiye göre, barınma yardımı isteyen 57 bin 272 kişiden evrakı tamam olan 56 bin 818'ine aylık 100 milyon liralık ödeme yapılması kararlaştırıldı. Bunlardan, bugüne kadar 55 bin 344'ü, 5 trilyon 534 milyar 400 milyon lira yardım aldı. Onarım yardımı talep eden 33 bin 939 kişiden de 32 bin 302'sine ödeme yapılması uygun bulundu. Bu hak sahiplerinden 32 bin 13'üne de 19 trilyon 207 milyar 800 milyon lira ödeme yapıldı.
İşyeri yardımı talep eden 5 bin 249 kişiden 5 bin 28'ine 2 trilyon 514 milyar, sakatlık yardımı isteyen 76 kişiden 64'üne de 32 milyar lira destek sağlanan kentte, depremde hayatını kaybedenlerin birinci derecede yakını olduğu gerekçesiyle can kaybı yardımı isteyen 7 bin 174 kişiden 7 bin 94'üne de, 5 trilyon 320 milyar 500 milyon lira ödendi.
Bu arada, Marmara depreminin üzerinden 16 ay geçmesine rağmen, kentte kurulan 13 bin 846 prefabrike konutta 46 bin 615 kişi, halen hizmet veren 2 çadırkentte de 1554 kişi barınıyor.
Ümraniye'de PTT soyuldu
Ümraniye PTT Müdürlüğü'ne, binada kimsenin olmadığı gece saatlerinde demir parmaklıkları keserek giren kimliği belirsiz kişi ya da kişiler, kasadan yaklaşık 45 milyar lirayı alarak kaçtılar.
Alınan bilgiye göre, Burç Caddesi üzeri 11 numarada bulunan Ümraniye PTT Müdürlüğü'ne sabah mesaiye gelen çalışanlar tarafından kasanın soyulduğu fark edilerek polise haber verildi. Olay yerine gelen polis ekiplerinin yaptığı inceleme sonucunda, kimliği belirsiz kişi ya da kişilerin, 5 katlı binaya arka taraftan ikinci katın penceresinin demir parmaklıklarını kesip camı kırarak içeri girdikleri anlaşıldı. Kimliği belirsiz kişi ya da kişiler, kasayı açarak içinde bulunan yaklaşık 45 milyarı alarak kaçtılar.
Hırsız ya da hırsızların binanın ikinci katına yangın merdivenlerinden veya binanın bitişiğindeki tek katlı binanın damına çıkarak ulaştıkları tahmin ediliyor. İSTANBUL
Trafik kazası: 1 ölü
Mecidiyeköy'de meydana gelen kazada bariyerlere çarpan aracın sürücüsü hayatını kaybetti.
Edinilen bilgiye göre, sabah saat 07.30 sıralarında E–5 Ali Sami Yen Stadyumu karşısı köprü istikametinde meydana gelen kazada, Alaattin Kısa'nın kullandığı 34 AD 412 plakalı kamyonet aşırı hız yüzünden kontrolü kaybederek bariyerlere çarptı. Kazada araç içerisinde sıkışan Kısa, yaşamını yitirdi. Kaza sırasında E–5 bir süre trafiğe kapatıldı. İSTANBUL (CHA)
Vatandaşın tercihi tren
Tekirdağ'ın Babaeski ilçesine bağlı Alpullu beldesinde, yolcu otobüslerine göre yarı yarıya daha ucuz olan tren seferlerine vatandaşların ilgisinin arttığı bildirildi.
Alpullu Gar Şefliği yetkilileri, İstanbul ve Edirne'ye her gün tren seferi olduğunu belirterek, "Bayram ve yılbaşı tatilinde tren seferlerine ilginin daha da artacağını tahmin ediyoruz. Normal zamanlarda otobüsler, İstanbul için 4 milyon lira alıyorlar. Tren ücretleri ise normal 1 milyon 900 bin, öğrenci 1 milyon 750 bin, özürlüler için ise 1 milyon 500 bin lira." dediler. HAYRABOLU
'Eksiklikler giderilecek'
Edirne Belediyesi Mezbahası'nın sağlık şartlarına uygun olduğu belirtilirken, Belediye Veterineri Aytül Koç, "Yerde kesim dışında problemimiz yok." dedi.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın yıl sonuna kadar asgari teknik ve hijyenik şartları sağlayamayan mezbahaları kapatacak olması üzerine, belediyeler tarafından çalışma başlatıldı.
Edirne Belediyesi Mezbahası'nda görevli Veteriner Aytül Koç, mezbahalarında, yerde kesim dışında problem olmadığını belirterek, "Yönetmeliğin bütün şartları mevcut. Yönetmelikte kesimlerin yerde değil, havada olması isteniyor. Fakat mezbahanın eski olması ve fizikî yetersizliği nedeniyle bunu gerçekleştiremiyoruz." dedi. Edirne Belediye Başkanı Cengiz Varnatopu da, mezbahadaki eksikliklerin en kısa sürede tamamlanacağını kaydetti. EDİRNE
Zabıtadan sıkı denetim
Tekirdağ'ın Hayrabolu ilçesinde, sağlık ve zabıta ekipleri tarafından yapılan kontrollerde, seyyar olarak satılan balıkların bayat olduğu belirlendi.
Yurtdışından kaçak olarak getirildiği belirlenen 50 kilo sucuk ve salama da el konuldu. Alınan bilgiye göre, Merkez Sağlık Ocağı görevlileri ile Belediye Veteriner ve Zabıta görevlileri tarafından yapılan kontroller sırasında, seyyar ve açıkta satılan balıkların bayat olduğu belirlendi. 100 kilo bayat balık ile Bulgaristan'dan kaçak olarak yurda getirildiği belirlenen 50 kilo sucuk ve salam da yakılarak imha edildi. HAYRABOLU
Bağlama kursu açıyor
Çanakkale Gençlik Merkezi, Türk Halk Müziği dalında bağlama kursu açıyor.
Gençlik Merkezi'nden yapılan açıklamada, gençlerin boş zamanlarını kültürel, sosyal, sanatsal ve sportif faaliyetlerle değerlendirmelerini sağlamak amacıyla çeşitli aktiviteler düzenlendiği, 2001 yılı programı uyarınca, bağlama kursu da açılacağı bildirildi. Yetkililer, bağlama çalmayı öğrenmek veya geliştirmek isteyen 7–24 yaş grubunda olanların, 15 Ocak 2001 tarihine kadar Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'ne başvurarak kayıt yaptırabileceklerini belirtti. ÇANAKKALE
Kurtköy'e tavır
Delta, British Airways, Lufthansa, gibi ünlü yabancı havayolu şirketleri, 8 Ocak'ta açılması planlanan Kurtköy Hava Limanı'na inmeyecek.
Kurtköy'de yapımı tamamlanan Sabiha Gökçen Hava Limanı, 8 Ocak 2001 tarihinde hava trafiğine açılıyor. Hava limanında ilk günden itibaren THY'nin İstanbul-Ankara-İstanbul seferi hizmet vermeye başlayacak.
Hava limanı yetkilileri, Avrupa ve Rus charter (tarifesiz) havayolu şirketlerinin de havaalanını ilk günlerden itibaren kullanacaklarını açıkladılar. Yabancı havayolu şirketlerinin büyük çoğunluğu ise bağlantılı seferler yapılmadığı sürece Kurtköy'e inmeyeceklerini açıkladı. Türk Hava Yolları (THY) yetkilileri, Kurtköy'de hiçbir zaman bağlantılı seferlere geçemeyeceklerini kaydettiler. Durum böyle olunca, son derece modern bir şekilde inşa edilen Kurtköy Hava Limanı'nın 'yalnızca charter seferler için mi inşa edildiği?' sorusu akıllara geliyor.
Amerikan Havayolu Delta, İngiliz Havayolu British Airways, Alman Havayolu Lufthansa, Hollanda Kraliyet Havayolları KLM, İtalyan Havayolları Alitalia ve Suudi Arabistan Havayolları Saudia gibi yabancı havayolu şirketleri 8 Ocak tarihinde açılması planlanan Kurtköy Hava Limanı'na inmeyecekleri konusunda görüş birliğine vardılar.
Transit yolcu mağdur olacak
Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız şirket yetkilileri, buranın merkezi yani uluslararası bir hava limanı niteliğinde olmadığını belirtirken, Kurtköy'e inecek yolcuların konaklaması için gerekli standartta otel bulunmamasının da büyük bir problem oluşturduğunu vurguladılar. Şirket yetkilileri, iç hatlara devam edecek olan transit yolcularının THY'nin bu limandan yurtiçinde diğer limanlara sefer yapamayacağından dolayı mağdur kalacağını ifade ederek, bu konunun düzene girmemesi durumunda Sabiha Gökçen Hava Limanı'na inmelerinin de mümkün olamayacağını kaydettiler.
THY Tanıtım ve Halkla İlişkiler Başkanı Faik Akın, THY'nin Kurtköy'de hiçbir zaman bağlantılı seferlere geçemeyeceğini söyledi. Akın, Sabiha Gökçen Hava Limanı'na sadece sembolik olarak inebileceklerini ifade ederek, buradaki uçuşların da İstanbul-Ankara-İstanbul seferleriyle gerçekleşebileceğini kaydetti.
Kurtköy'ün son derece modern olduğunu ve altyapısında da hiçbir problem bulunmadığını savunan Akın, buradaki ulaşım probleminin, tüm planları altüst ettiğini kaydetti. Akın, Kurtköy ile Atatürk Hava Limanı arasında yaklaşık 75 kilometrelik bir mesafe bulunduğuna dikkat çekerek, "Antalya'dan Londra'ya gitmek için önce Kurtköy'e uçacaksın. Kurtköy'den 75 kilometre giderek Atatürk Hava Limanı'na geleceksin. Ondan sonraki bağlantıyı yakalayacaksın. Öyle mi gidersin? Yoksa, Yeşilköy'e inip oradan mı devam edersin?" diye konuştu.
Sabiha Gökçen Hava Limanı'nın açılış tarihi 29 Ekim'den 8 Ocak tarihine ertelenmişti.
Kaynağımız Doğan Grubu değil
Basın Konseyi Genel Sekreteri Dr. Vedat Demir, Dünya Gazetesi Sahibi ve Gazete Sahipleri Birliği Başkanı Nezih Demirkent'in açıklamalarını tashih etti.
Demirkent, Yeni Şafak'ta 11 Aralık 2000'de yayınlanan röportajında 'Düşünün, Oktay Ekşi, Basın Konseyi Başkanı ama konseye ekonomik destek veren Doğan Grubu. Şimdi ondan bir şeyler yapması beklenebilir mi?" demişti.
'Bilgi yanlışı var'
Basın Konseyi Genel Sekreteri Dr. Vedat Demir, söz konusu bilginin yanlış olduğunu ifade ederek özetle şunları kaydetti:
"Sayın Demirkent'in sözlerinin gerçeğe uymadığını belirtmek zorundayım. Ocak-Aralık 2000 arasında konseyin basın organlarından, basın kuruluşlarından ve bireysel üyelerden sağladığı katılım paylarının toplamı, 36 milyar 477 milyon 328 bin TL'dir. Bunun yaklaşık üçte biri Doğan Medya Grubu'ndan (13 milyar 650 milyon 123 bin TL); üçte ikisi (21 milyar 627 milyon 205 bin TL, diğer basın organlarından, 1 milyar 200 milyon TL de bireysel üyelerden sağlanmıştır. Ayrıca belirteyim: Basın Konseyi'nin tüm hesapları yıllardan beri sokaktan geçen herhangi bir vatandaş dahil tüm isteyenlerin incelemesine açıktır. Bu husus, Basın Konseyi'nin aylık bülteni olan Özgür Basın'da yaklaşık 10 yıldır üyelere ve tüm ilgi duyanlara duyurulmaktadır. O nedenle Sayın Demirkent'in de istediği anda istediği incelemeyi yapıp doğruyu öğrenmesi ve kamuoyuna gerçeklere daha uygun açıklamalar yapması mümkündür. Bunları açıklamamın amacı, Sayın Demirkent'in konseyin ekonomik kaynaklarına ilişkin yanlışını düzeltmektir.
Sayın Demirkent'ten, bu nitelikte bir kanıtı varsa, kamuoyuna açıklamasını, yoksa sözlerini düzeltmesini beklemek hakkımızdır."
Öğretmenler kalem bıraktı
Eğitim-Sen'e bağlı öğretmenler, ücretlerinin yetersiz olduğunu belirterek, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde kalem bırakma eylemi yaptılar.
Milli Eğitim Müdürlüğü önünde saat 12.00 sıralarında toplanan yaklaşık 60 öğretmen adına bir basın açıklaması yapan Eğitim-Sen 2 No'lu Şube Başkanı Hamdi Çalık, 2001 yılı bütçesinden eğitim harcamaları için Cumhuriyet tarihinin en düşük miktarı olan yüzde 8,3'lük pay ayrılmasını kınadıklarını söyledi. Çalık'ın konuşması sırasında "Silaha değil eğitime bütçe", "Direne direne kazanacağız" gibi
sloganlar atan öğretmenler, kalemlerini havaya kaldırdılar.
İnsanca yaşama şartını 650 milyon olarak belirleyen devletin, geleceğini emanet ettiği öğretmenlere sadece 200 milyon verdiğini hatırlatan öğretmenler basın açıklamasının ardından kalemlerini hep birlikte Milli Eğitim Müdürlüğü önüne bırakarak, olaysız bir şekilde dağıldılar. Ufuk ŞANLI / İstanbul CHA
LPG özendirilmeli
Uzmanların katıldığı LPG Otogaz Sempozyumu'nda sektörde istikrar ve LPG'nin özendirilmesi talep edildi.
Makine Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen LPG Otogaz Sempozyumu'nda, devletin bir an önce bu konu ile ilgili politikasını belirleyerek, istikrarlı bir yapı oluşturulması istendi.
Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryum Salonu'nda yapılan sempozyumda; LPG'nin otogazdaki mevcut durumunun tespiti, otogaz istasyonlarının durumu, LPG dönüşümünün ekonomik ve güvenli olması konuları ele alındı.
Sempozyumun 1. oturumuna katılan Kırıkkale Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Emin Aktaş, devletin benzinden, LPG'ye oranla 161 kat daha fazla vergi aldığını belirterek şunları söyledi:
"Temiz hava solumak ve çevreye dost bir yakıt kullanılması için LPG özenlendirilmelidir. Batılı ülkelerde LPG çevre politikaları açısından özendiriliyor. Fakat genel enerji politikaları tarafından ise kısıtlanıyor. Türkiye'de 2000 yılı Temmuz ayı itibarıyla 550 bin LPG'li araç olduğu tahmin ediliyor. 40 dağıtım şirketi 750 istasyon hizmet veriyor. 3 bin dönüşüm firması sektörde çalışıyor. Dünyada LPG fiyatları benzinin 1 40 60 katı oranında tutuluyor. LPG'de patlama oluşmaz. Araçlardaki çalışma basıncının 4 katı uygulanarak yapılan deneylerde patlamaya rastlanmadı. LPG güvenlidir."
Düşük modeller için ideal
Gazi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Nuri Yücel ise, katalitik konvektörün aracın gücünü azalttığını ifade etti.
Dokuz Eylül Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü'nden Safa Kurulay, LPG dönüşümünü yapacak firmanın konuda uzman olması gerektiğini söyledi. LPG'nin LPG için tasarlanmış motorda verimli ve çevreci olduğunu kaydeden Prof. Dr. Kurulay, LPG'nin eski model benzinli araçların emisyon değerinin düşürülmesi için bir araç olduğunu söyledi.
Bayrampaşa'nın memnunları
Bayrampaşa Cezaevi'nde hareketli günler yaşanıyor. Mahkum yakınları, protestocular, gazeteciler Bayrampaşa'yı mesken tuttu. Cezaevi etrafındaki esnafın keyfi yerinde...
Kamuoyunun gündeminden hiç düşmeyen Bayrampaşa Cezaevi her gün yüzlerce kişinin uğrak yeridir. Tutukluları ziyaret etmek isteyen yakınları, her gün getirilen yeni mahkumlar, basın mensupları mesken tutar Bayrampaşa'yı.
Bayrampaşa Cezaevi'nin bu kadar hareketli olmasına en çok sevinenler cezaevi etrafındaki esnaf. Lokantacı, kahvehaneci, çiçekçi, çorbacı, eczacı ve bakkal esnafı cezaevinin nimetinden yararlanıyor. Her açık görüş gününde tutukluları ziyarete gelenlerin yaptığı alışveriş esnafın yüzünü güldürüyor. Cezaevine eli boş gitmek istemeyenler, önceden bir hazırlık yapmayanlar soluğu buradaki dükkanlarda alıyor. Sadece esnaf değil, seyyar satıcılar da hallerinden oldukça memnun. Simitçisinden köftecisine, hamburgercisinden kağıt helvacısına kadar çok sayıda seyyar satıcı ekmeğini yine buradan kazanıyor.
Gazetecilerin ikinci adresi
Bayrampaşa'nın hemen yanıbaşındaki Özlem ve Karahasanoğulları kıraathaneleri ise gazetecilerin adeta ikinci evi. Basına yapılan her açıklamada, cezaevinde çıkan her isyanda, her açık görüş gününde ve her önemli olayda yüzlerce gazeteci burada pusuya yatar. 25 yıllık kahvehanecilik yapan Özlem Kıraathanesi'nin sahibi Asım Sandıkçı, son 4–5 yıldır vaktinin çoğunu gazetecilerle geçiriyor. Objektifler ve kameralarla iç içe yaşayan Sandıkçı, yine de bu makinelere çok alışık değil. "Önceden bu kadar çok gazeteci gelmezdi, son dört beş yılda buraya akın etmeye başladılar." diyen Sandıkçı, o kadar çok gazeteciyle muhatap oluyor ki çok iyi muhabbet ettiği gazetecilerin birçoğunun ismini dahi bilmiyor, sadece gazetesinin adıyla çağırıyor.
"Çaylar Asım Abi'den..."
Asım Sandıkçı, sıradan bir kahveci değil. Her gün gazeteleri takip ediyor, Bayrampaşa Cezaevi konusunda birçok şey biliyor. Bu yüzden ileride 25 yıl boyunca yaşadıklarını, tecrübelerini, ilginç anılarını kaleme almayı düşünüyor. "Gazetecilerle birlikte olmak nasıl?" sorusuna, "Önceleri bu kadar çok gazeteci görünce tedirgin oluyordum; ancak zamanla alıştım." cevabını veriyor. Gazetecilerin 'Asım Abi' diye hitap ettiği Sandıkçı, gazeteciler sayesinde işlerinin iyi gittiğini söylüyor. Gazeteciler bonkör mü?' sorusuna karşılık ise acı gerçeği hatırlatıyor: "Muhabirlere ne kadar veriyorlarki bonkör olsunlar. Çoğu zaman hesabı az söylüyorum. 10 çay içiyorlar, 5 çay parası alıyorum."
Habercilerle sabahlıyor
Cezaevinin çevresinde cep telefonu çekmediği için çoğu zaman gazetecilerin imdadına Asım Abi yetişiyor. Kahvehanede birçok gazetecinin ezbere bildiği telefon numarasıyla irtibat sağlanıyor. Asım Sandıkçı gelen her telefondan sonra, "Hürriyet burada mı" veya "Radikal seni istiyorlar" diye bağırıyor. Cezaevi yüzünden cep telefonu kullanma özgürlüğünün kısıtlandığını söyleyen Sandıkçı, "Cezaevindekiler mi mahkum, yoksa biz mi?" diyerek tepkisini dile getiriyor. Asım Sandıkçı, Bayrampaşa Cezaevi'ndeki açlık grevlerinden dolayı gazetecilerle birlikte sabahlıyor. Muhtemel bir hareketlenmeye karşılık çay ocağını sabahlara kadar terk etmeyen haberciler yüzünden o da uyumuyor. Son birkaç gündür iki saat uykuyla ayakta kaldığını anlatan Sandıkçı, halinden şikayetçi olmadığını söylüyor. (Fatih YILMAZ)
Basına bir yasak daha
F tipi cezaevleri ile ilgili yayın yasağından sonra Bayrampaşa Cezaevi önündeki canlı yayın araçlarının da kaldırılması istendi.
Bayrampaşa İlçe Emniyet Müdürü Hasan Kaynar, saat 12.00 sularında Bayrampaşa Cezaevi'ne gelerek, burada bekleyen canlı yayın araçlarının saat 13.00'e kadar kaldırılmasını, aksi takdirde çekicilerle araçların kaldırılacağını söyledi. Basın mensuplarının Kaynar'a itiraz etmesi üzerine kısa süreli bir tartışma yaşandı. İlçe Emniyet Müdürü Kaynar, araçların kaldırılması konusunda herhangi bir açıklama yapmadı.
Basın mensupları, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından getirilen yayın yasağından sonra cezaevi önündeki canlı yayın araçlarının da kaldırılmak istenmesine tepki gösterdi.
Murat UÇAR / İstanbul CHA
Zekatı ihmal etmeyin
Zekatını vermeyen, kul hakkına tecavüz etmiş olur.
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, İslam'ın önemli farzlarından biri olan zekatın ihmal edilmemesini istedi. Yılmaz, "Zenginlerin mallarında yoksulların hakları vardır. Zekat vermeyen sadece Allah'a karşı sorumluluklarını yerine getirmemiş değil, kul hakkına da tecavüz etmiş olur. Zekat ve sadaka malı azaltmaz, aksine çoğalmasına sebep olur." dedi. Yılmaz, zekat vermenin zenginle yoksul arasındaki dengeyi sağladığını ifade ederek, şöyle devam etti: "Zekat verilince toplumda bir sevgi ortamı olur. Yoksul, zengine dua eder, zenginin servetini kıskanmaz. Zekatın verilmediği, yoksulların gözetilmediği toplumlarda huzur ve mutluluk olmaz, hasetlik duyguları gelişir."
Fitrenin Ramazan Bayramı namazından önce verilmesi gerektiğini kaydeden Yılmaz, durumu iyi olanların zekat ve fitrelerini üst sınırdan vermelerinin daha hayırlı olduğunu ifade etti. Toplumdaki yoksullar göz önünde tutularak, onları tatmin edecek, ıstıraplarını giderecek ölçüde fitre verilmesi gerektiğine işaret eden Yılmaz, "Fitre alabilmek için sokakta dilenci olmak gerekmiyor. Geliri, giderini karşılamayan herkese fitre verilebilir." diye konuştu.
Asgari 80,18 gram altın ile 463 milyon lira karşılığı döviz ya da Türk Lirası olanlar ise bu paranın 40'ta birini, zekat olarak verecekler.
Hesaplamalara göre, 463 milyon liralık altını veya parası olan, yaklaşık 11 milyon 575 bin lira zekat verecek. Bu yılki fitre bedelleri arpa için 600 bin lira, buğday unu için 1 milyon, kuru üzüm için 4,5 milyon, kuru hurma için de 10 milyon lira olarak belirlendi.
İslam dinine göre, bakmakla yükümlü olunan anne, baba ve torunlar dışında yoksullara, düşkünlere, borçlulara ve harçlıksız kalmış yolculara fitre ve zekat veriliyor. Bunun yanı sıra öğrenci ve askerler de fitre ve zekat alabiliyor.
Afganistan temsilciliğimiz açıldı
Zaman, STV ve CHA'nın Kabil bürosu, törenle açıldı. Dışişleri Bakanlığı Yabancı Basın–Yayın Kuruluşlar Genel Müdür Yardımcısı Osman Şirvan, 7 yabancı basın kuruluşu temsilcisinin katıldığı açılışta şeref misafiri olarak hazır bulundu.
Şirvan, Türk basını olarak Afganistan'dan dünyaya daha doğru haberlerin gideceğine inandığını ifade etti. Yabancı basın mensupları adına konuşan BBC temsilcisi Clark, yabancı basın ailesine yeni bir üyenin katılmasından duyduğu memnuniyeti anlattı.
Gazetemizin Pakistan ve Afganistan Temsilcisi Halit Esendir ise açılış izni veren dışişleri bakanlığına teşekür etti. Yabancı basın mensuplarının haberlere objektif yaklaşmasının, bulunduğu ülke açısından ne kadar ehemmiyet arz ettiğini belirtti. Esendir, son iki yıldan bu yana Afganistan'da güvenlik başta olmak üzere huzurun hakim olması, herkesin tamir, tadilat işiyle uğraşması, özellikle esrar ekiminin sınırlandırılmasının çok büyük değişim olduğunu anlattı. Zaman gazetesinin bu konuda objektif ve tarafsız haberler yapmaya çalışacağını ifade etti. Dünyanın 15 ülkesinde yayınlanan Zaman gazetesi hakkında bilgiler verdi. (Mustafa BAĞ / Cumhur DERELİ - Kabil ZAMAN)
Bu sezon hamsi balıkçıları üzdü
Giresun Balıkçılar Kooperatifi Başkanı Ahmet Necipoğlu, hamside, son 5 yılın en verimsiz av sezonunun yaşandığını belirtti.
Karadeniz'de 3,5 ay içinde sadece 100 bin ton hamsi avlandığını belirterek, şunları kaydetti: "Geçen yıl aynı dönemde 500 bin ton hamsi avlamıştık. Bu yıl havalar oldukça sıcak geçti. Bu nedenle hamsi, bir türlü açık sulardan sığ sulara inmedi. Son 5 yılın en verimsiz av sezonunu yaşadık. Her yıl hamsi bizim kurtarıcımız oluyordu. Palamut ve istavrit avından kaynaklanan zararımızı hamsiyle kapatıyorduk. Gelecek sezon denize açılmak için bir kenara 20–30 milyar lira para bırakıyorduk. İflasın eşiğine geldik." Denizde hamsinin tekrar sürüler halinde görülmesinin, havaların soğumasına ve kar yağmasına bağlı olduğunu belirten Necipoğlu, şöyle devam etti: "Mevsim normalleri üstünde gerçekleşen hava şartları, denizde de sürüyor. Büyük fırtına çıkması, denizin kabarması şart. Tek beklentimiz, karla beraber hamsinin gelmesi." Hamsinin kilosu, Karadeniz'de 500 ile 750 bin lira arasında değişiyor.
Denizaltında 'kayıp kent'
Uluslararası bir araştırma grubu, Atlas Okyanusu'nun derinliklerinde mikroorganizmaların yaşadığı bir denizaltı dünyası saptadı.
Dünya denizlerindeki en büyük denizaltı dağlarının bulunduğu bölgede sadece mikroorganizmaların yaşadığı, beyaz karbon minerallerden oluşan kulelerin yükseldiği bildirildi. Araştırmacılar bu denizaltıya "Kayıp Kent" adını verdiler. Duke Üniversitesi bilim adamlarından jeolog Jeff Karson, denizaltındaki kara parçasının yeryüzünde olması durumunda milli park ilan edilebileceğini, hayatında bu kadar güzel manzara görmediğini söyledi. Bölge, Atlas Okyanusu'nun altındaki "Atlantic Massif" sıradağında bulundu. 4 bin metre civarında yüksekliği olduğu bilinen sıradağdaki bölgede, termal suların bulunduğu ve termal akıntılarından yükselen sular ile eriyen minerallerin, sarmal olarak yükselen beyaz kuleleri meydana getirdiği kaydedildi. Mini denizaltıyla araştırma yapan bilim adamları, bölgeden aldıkları örneklerdeki mikroorganizmaların DNA'larının araştırılacağını bildirdiler.
Dirençli boğa kopyaladılar
Amerikan Teksas Üniversitesi araştırmacıları, hastalığa dirençli boğa kopyaladıklarını açıkladı.
Bilim adamları, 1970'li yıllardan beri yüzlerce sığırı test ettikten sonra, sığırlarda gebeliğin düşükle sona ermesine, üreme yeteneğinin eksilmesine ve süt üretiminin azalmasına yol açan "brusellos" hastalığına karşı, doğuştan dirençli bir boğa buldular. Boğanın ayrıca vereme ve sığırlarda ölüme yol açabilen bakteri enfeksiyonu "salmonellasis"e karşı da dayanıklı olduğunun tespit edildiği belirtildi. Teksas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Sözcüsü Diane Oswald, boğanın 3 yıl önce doğal nedenlerden öldüğünü, ancak DNA'sının, yaklaşık 1 aylık olan kopyalanmış danada kullanıldığını söyledi. Bilim adamları, pazartesi günü düzenleyecekleri basın toplantısında, kopyaladıkları danayı gösterecekler.
Bayramda ağır vasıta yasağı yok
Önceki yıllarda bayram süresince karayollarında ağır yük taşıtlarına uygulanan yasak bu yıl uygulanmayacak.
Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, Ramazan Bayramı ve yılbaşı tatili süresince karayollarında motorlu araçlara herhangi bir kısıtlama yapılmayacağı bildirildi. Trafik Kanunu'nun görev ve sorumluluk verdiği tüm bakanlıklar, belediyeler, kurum ve kuruluşlar ile birlikte alınan tedbirlerin bayram ve yılbaşı tatili boyunca tüm özel ve ticarî araçlarda uygulanacağı belirtilen açıklamada, sürücülerin trafik işaret ve levhalarına uymaları istendi. Aşırı yük veren işyerleri ve yöneticilerin uyarıldığı açıklamada, "Şoförlere tehditle aşırı yük vermekten vazgeçilmelidir." denildi. ANKARA (ZAMAN)
Affetmiyorum
İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, polisin, şehidinin suçlusu adalete teslim edilinceye kadar görevinin başından ayrılamayacağını belirterek, "Onun için geçtiğimiz günlerde Çevik Kuvvet personelinin şehidi orada dururken yaptığı bu eylemi asla ve asla affetmiyorum." dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda İçişleri Bakanlığı bütçesi üzerindeki görüşmeler sırasında söz alan Tantan, yasadışı örgüt mensuplarının şimdiye kadar terörle mücadele ekiplerine yönelik eylem yaptığını hatırlatarak, "Bunların, polis içinde geniş bir kitle olan Çevik Kuvvet'i hedef olmış olmaları, üzerinde durulması ve değerlendirilmesi gereken bir konudur." diye konuştu. Tantan, özetle şunları söyledi: "Oluşan duygusallık ve saflık ortamından ve topluluk psikolojisinden istifade eden bazı mihrakların kışkırtmaları sonucu kendisini kanunsuz bir hareketin içinde bulmuşlardır. Memurların ekonomik durumlarının iyi olmaması, kamuoyunda bir sebepmiş gibi ön plana çıkarılmak istense de bu olayda etken olmadığı değerlendirilmektedir. Çevik Kuvvet personelinin içinde bulunduğu bu duygusallık saflığından yararlanarak, onları tahrik eden ve kışkırtan gruplara müsamaha gösterilmesi mümkün değildir. Devlet yönetiminde asla hoşgörü ve acıma olamaz. Bazı illerimizdeki bir kısım Çevik Kuvvet personelinin yapmış olduğu eylemleri 170 bin kişilik Emniyet teşkilatımız da tümüyle kabul etmemiş, polis teşkilatı bunu nefretle kınamıştır."
İstihbarat konusuna da değinen Tantan, iç ve dış istihbarat faaliyetlerinin birbirinden ayrılması, iç istihbaratın da mutlaka İçişleri Bakanlığı'nca yürütülmesi gerektiğini söyledi. Son dönemlerde yolsuzluk ekonomisi ve organize suç örgütlerine karşı yürütülen mücadelenin çok üst boyutlara çıktığını hatılatan Tantan, "Ancak, bu başarıdan rahatsız olup, mücadeleyi engellemek isteyenlerin ülkenin içinde bulunduğu hassas ortamdan da faytalanarak, son günlerde bildik senaryolarını tekrar sahneye koymaya çalıştıklarına tanık oluyoruz. Yıllarca hakim güç olarak istedikleri gibi at oynatan bu menfaat grupları, gerçek gündemi yakalayan halkımızı bu mücadeleden uzaklaştırmak için eski anlayış ve alışkanlıkları tekrarlayarak, kullandıkları taşeron örgütler vasıtasıyla ülkede bir kaos ortamı varmış izlenimi yaratma ve polisimizi provoke etme gayreti içerisine girmişlerdir."
Abant Platformu iftarda buluştu
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın ana sporsorluğunda, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının desteği ile üç yıldan bu yana düzenlenen Abant Platformu'nun önde gelen isimleri, Hilton Oteli'ndeki iftar yemeğinde buluştu.
Yemekte, Abant Platformları Bilimsel Koordinatörü Prof. Dr. Mehmet Aydın, Prof. Dr. Niyazi Öktem, Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Haşmet Başer, Dr. M. Ali Kılıçbay ile Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Harun Tokak da hazır bulundu. Toplantıda söz alan Prof. Niyazi Öktem, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın girişimleri ile Türkiye'de başlayan diyalog çalışmalarının kurumsallaştığına işaret etti. Prof. Mehmet Aydın ise "Bu çalışmalar vatan, millet sevgilerine ve ihlaslı imanlarına yakından şahit olduğum insanların emeğidir." dedi. İŞHAD Genel Başkanı Rıza Nur, da "Ekonominin iyiye gitmesi için ekonomik göstergelerin düzelmesi yeterli değil, toplumun kendi içindeki huzuru da çok önemli. Vakfın toplumumuzdaki sosyal dayanışmayı güçlendirici çalışmaları bu açıdan da çok önemli." yorumun yaptı.
Memleketlerine gönderildi
Bitlis'in Tatvan ilçesinde meydana gelen helikopter kazasında şehit olan subay ve astsubayın cenazesi memleketlerine gönderildi.
Tatvan-Ahlat arasındaki Kıyıdüzü köyü yakınında, önceki gün teknik bir arıza sebebiyle düşen Tatvan 6. Zırhlı Tugay Komutanlığı'na ait helikopterde şehit olan Pilot Üsteğmen Emrullah Başer Özen, Teknisyen Astsubay Çavuş Erhan Örmen için dün Tatvan Asker Hastanesi'nde tören düzenlendi. Törenden sonra şehitler, helikopterle Erzincan'a gönderildi. Şehitler için Erzincan 3. Ordu Hava Alay Komutanlığı'nda da bir tören yapıldı. Düzenlenen törenden sonra Pilot Üsteğmen Emrullah Başer Özen'in cenazesi memleketi İzmir'e, Astsubay Çavuş Erhan Örmen'in cenazesi ise Ankara'ya askeri uçakla gönderildi. Öte yandan, helikopter kazasında yaralanarak Diyarbakır Asker Hastanesi'ne sevk edilen Tank Üsteğmen Durmuş Köksoy, Pilot Teğmen Ziya Kasapoğlu, Tank Astsubay Çavuş Ahmet Gökdere, Tank Çavuş Mustafa Bakırcı ve Tankçı Er Fatih Yağcı'nın tedavileri yapılıyor. Yetkililer, yaralıların durumunun ağır olduğunu belirttiler.
|