GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

17/12/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



POLİTİKA 


Top Gun Ekrem Hoca

Ekrem Pakdemirli... Uçak kullanmaktaki mahareti sebebiyle Tom Cruise'nin 'Top Gun' filminde canlandırdığı savaş pilotlarına benzetiliyor. Profesör, başbakan yardımcısı, Özal'la kavga edebilen bir bakan, 4 dil bilen büyükelçi, 10 metre derinden zıpkınla balık avlayan dalgıç, binici, Spil Dağı'na ilk tırmanan dağcı, mucit, Türkiye'nin en iyi 10 matematikçisinden biri. İnanılması zor; ama evet bütün bu özelliklerin hepsi ona ait.

Ekrem Pakdemirli, her ne kadar 5 yıldır gözlerden uzak olsa da halkın yakından tanıdığı bir siyasetçi. Yıllarca devletin zirvelerinde bakanlardan güçlü müsteşar ve "abi" dediği Özal'la kavgayı göze alacak kadar bakanlık görevinde bulunan Pakdemirli, son andaki tercihiyle Mesut Yılmaz'ı başbakanlığa ve ANAP liderliğine taşıyan en önemli isimlerden biri olarak tarihe geçti.

İngilizce, Almanca, Yunanca ve Rusça konuşabilen, kartviziti rektör yardımcısı, müsteşar, bakan, başbakan yardımcısı, büyükelçi gibi bol sıfatlarla dolu Ekrem Hoca'nın aslında 10 parmağında 10'dan fazla marifet var. 1,5 km'den domuz avlayan, uçakla ters takla atan, 10 metre dibe dalıp zıpkınla balık avlayan Ekrem Hoca, son günlerde patenti kendine ait icatlara imza atıyor.

Uçakla ters takla atarım

Ekrem Hoca, aile boyu pilot. THK'dan bröve alan Pakdemirli, iki oğlu Mehmet ve Bekir ile kızı Betül'ü de kendisi gibi pilot yapmış. "Evde hanım hariç herkes uçak kullanabiliyor." diyen Ekrem Hoca, vakit buldukça oğluna ait tek pervaneli uçağa atlayıp ailesiyle birlikte İzmir'e, İstanbul'a gidiyor. İzmir'e 1 saat 45 dakikada ve 50 milyonluk yakıtla gittiğini söyleyen Pakdemirli, böylece özel uçakla seyahati otobüsten daha ucuza getiriyor. Burak Havacılık Kulübü'nü kuran Pakdemirli, aynı zamanda uçuş hocalığı yapıyor.

Ekrem Hoca, pilotluğun strese iyi geldiğini söylüyor ve kokpitteki duyguları için, "Uçağı kullanırken beyni sıfırlaman lazım. Uçağa, yola, önüne, kuleden verilecek talimata konsantre olacaksın. Böylece her şeyi unutuyorsun." diyor. Ekrem Hoca, yukardan bakınca hissettiği duyguları, "Türkiye'nin daha iyi yönetilebileceği görülüyor." sözleriyle açıklıyor.

Ekrem Pakdemirli'nin, kolay ve zevkli uğraş dediği pilotlukta Top Gun filmindeki Tom Cruise gibi tehlikeli marifetleri olduğunu öğreniyoruz. Pakdemirli, "Uçakla ters takla atarım. Ama, Eyfel Kulesi'ne çıktığımda balkona yanaşamadım. ABD'de Empire State Building'de aşağı bakamadım. Ürküntü duyuyorum. Uçakta ise rahat oluyorum." diye garip çelişkiyi aktarıyor.

Everest'e tırmanmak isterdim

Bürokraside ve siyasette yüksek yerlerde bulunan Pakdemirli, gözünü belki devletin daha yüksek rakımlı yerlerine dikmemiş; ama yeryüzünün en yüksek tepesi, içinde ukde kalmış. Pakdemirli, "Everest'e tırmanmak isterdim." diyor. Üniversitede görev alınca tırmanma uğraşına ara veren Ekrem Hoca, iyi bir dağcı olduğunu söylüyor: "Lise 1'de Dağcılık Kulübümüz vardı. Spil Dağı'na defteri ilk koyan bizim takım. Yine Sandıkkale ve Spil'in tepesine ilk barınak ve korunağı biz yaptık."

Ekrem Hoca dağcılık uğraşısının halen sürdürdüğü avcılığa katkısını şu sözlerle anlatıyor: "Manisa ve Çankırı Çerkeş bölgesinde domuz avına çıkarım. Domuza gidince dere, tepe tırmanıyorsunuz. Düz ovada domuz beklenmez. 1,5 km'den domuzu vurabiliyorum. Bazen keklik avına çıktığım da olur."

Ekrem Hoca'nın çiftliği

Ekrem Hoca'nın iki çiftliği var. Burada koyun, keçi, tavuk besliyor. Büyükbaş hayvanları ise çalınmış. Hoca, hayvanları kendi buluşu olan yemlerle besliyor. Zeytinin etli kısmından yüzde 20 daha ucuza yem geliştiren Ekrem Hoca, kendi icat ettiği ot makinesi ile dört mevsim yeşil ot ihtiyacı giderilebiliyor. Önce Meclis lojmanının garajında ot makinesini deneyen Pakdemirli, şimdi Ostim'de kiraladığı binada icatlarını sergiliyor. Hayvancılık için "dönüm noktası" olacağını söylediği ot makinesini henüz pazarlamayan Pakdemirli, gerekçesini, "Hem para yok. Hem de siyasetçi olduğumuz için tu kaka yapılırız." sözleriyle açıklıyor. Pakdemirli'nin son icadı 20 yıl dayanan, iklimden etkilenmeyen ve çelik kapıdan daha dayanıklı ve ucuz sentetik kapı.

Türkiye'nin en iyi 10 matematikçisinden biri

Ekrem Hoca, bütün bu hobilere ve icatlara nasıl vakit buluyor? Akşamları 1–2 saatini bu işlere ayırdığını söyleyen Pakdemirli, Meclis'te otururken mutlaka bir şeyler düşündüğünü ve proje üretmeye çalıştığını belirtiyor. Makine Profesörü Ekrem Hoca, matematikte de iddialı: "Boş oturunca düşünürüm. Birisini dinlerken, bir başka şey yapabilirim. Bol bol matematik soruları çözerim. Türkiye'de 10 matematikçi varsa biri de benim."

Demirel tavuk beslerse asaletini kaybetmez

Demirel'e Cumhuriyet tarihinin en yüksek tazminatını ödeyen Pakdemirli, acaba Egebank olayından sonra sıkıntılı günler geçiren Demirel için üzüldü mü: "Oh olsun denmez. Benim yeğenim yapsa çağırır ayaklarımın altına alırdım. O yaşta o çocuk, o parayı nerden bulacak? Yaramazlık ediyorsa 700 koruması vardı. İkisini başına dikebilirdi. Vatandaş, "Yeğenine sahip olamayan devlete nasıl sahip olacak?" diye sorar. Dilim 'ortaktı' demeye varmıyor; ama Süleyman Bey, kullanıldı."

Siyasi hasmı Demirel'in artık emekli olduğunu söyleyen Pakdemirli, "Siyasete dönmesi zaten mümkün değildi. Güniz Sokak'ta tavuk beslese asaletinden bir şey mi kaybeder? diye soruyor. Pakdemirli, emeklilik günleri için kendi tavsiyelerini şöyle sıralıyor: "Süleyman Bey, otomobil kullanmayı, bilgisayarı öğrenebilir. Emeklilik, eksiklikleri tamamlamak için fırsattır. İnternete girsin, ne var ne yok baksın."

Bakan üstü müsteşar

Ekrem Pakdemirli, Turgut Özal'a "abi" diyecek kadar yakındı. Özal, ANAP'ı kurarken "A Takımı"nda yer alan Pakdemirli, Evren Paşa, "DPT'yi boşalttırmam." deyince 3 yıl siyasetten uzak kaldı. 1986'da memleketi Manisa'da Mehmet Keçeciler'le birlikte seçimi kaybeden Pakdemirli, "bakanlar üstü müsteşar" olarak görev yaptı ve milletvekili olmadan kabineye alındı. Ulaştırma ve maliye bakanlıkları yapan Pakdemirli, Özal sonrası Mesut Yılmaz'ı başbakan ve ANAP liderliğine taşıyan önemli isimlerden biri oldu. Üniversite rektör yardımcılığından başbakan yardımcılığı ve ekonominin patronluğuna yükselen Pakdemirli, hem hükümetin hem de partisinin ikinci adamı olmuştu.

Pakdemirli için siyasetteki dönüm noktası belki de Demirel'in tazminat davası oldu. Otoyollar davasında iki arkadaşı Yüce Divan'da aklanınca soluğu otoyolda alıp Cumhurbaşkanı Demirel'e verip veriştiren Pakdemirli, Cumhuriyet tarihinin en yüksek manevi tazminatına mahkum oldu. Demirel'e 83 bin dolar ödeyen Pakdemirli, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne karşı dava açtı.

1995 seçimlerinden sonra Anarefah'ı savunan Pakdemirli'nin Yılmaz'la yolları ayrıldı. Ne kabinelerde ne de parti yönetiminde kendisine görev verilmedi.

Necdet Öztorun nasıl emekli edildi?

Turgut Özal'ın "2 Necdet olayı" olarak bilinen Öztorun ve Üruğ paşaları emekliye sevk etmesi olayını, hadisenin canlı şahidi Pakdemirli'nin ağzından dinleyelim: "Özal, bizi Bakanlar Kurulu'na çağırdı. Saat 12.00'deki toplantı iki eksik olduğu için bir türlü başlamıyordu. Özal neşeli şekilde futboldan bahsediyordu. Saat 12.45 olunca, 'TRT'yi çağıralım beyanatı verelim. 13.00 haberine yetiştirsinler.' dedi. TRT içeri girdi. Özal dedi ki: "Biz arkadaşlarla görüştük. Öztorun Paşa ile çalışmak istemiyoruz." Bu sözler bomba gibi düştü. Hiçbirimizin haberi yoktu. Ben şaşırdım 'Abi ne yaptık?' dedim. Bana bir davetiye gösterdi. Öztorun Paşa, şûra yapılmadan önce altında Genelkurmay Başkanı yazan davetiye bastırmış. Gazetelerde çarşaf çarşaf 2000 planları çıkıyor. Özal, hiç unutmuyorum, "Bu şartlarda arkadaşı genelkurmay başkanı yapamayız. Yaparsak biz onun emrine gireriz. Bu sandalyede oturuyorsanız bazı riskleri alacaksınız. Ben gidiyorum." dedi Meğerse içeride kararnameleri hazırlatmış. Sonra Köşk'e imzalatmış. Evren ile görüşüp mutabık kalmış. Öztorun yerine Torumtay Paşa genelkurmay başkanı yapıldı. Aradan 7–8 yıl geçince Öztorun Paşa Antalya'da bir dostuna, 'Özal, haklıydı.' demiş."

Turgut Özal yaşasaydı emekli ederdi

'İki paşayı emekli ederek planlarını altüst eden Turgut Özal, 28 Şubat sürecinde görevde olsaydı nasıl bir tavır alırdı?' gibi faraziye içeren bu soruya Ekrem Hoca'nın cevabı net: "Bir defa böyle bir durum yaşanmazdı. Başbakan olsa bu maddeler gündeme gelmezdi. MGK'da gündemi Cumhurbaşkanı belirler. Özal, o konuşmaları yaptırmazdı. Andıçlar, yargının brifinge gitmesi... Bunları yapanların hepsini emekli ederdi. Ben ulaştırma bakanı iken MGK'dan çağrıldım. 'Programıma bakayım.' dedim. Özal'a çıktım, 'Gelmene gerek yok.' deyince gitmedim. Emretmesini bilmezseniz, emir alırsınız." (Ömer ŞAHİN)




Hükümet vazgeçmiyor

Af Yasası Çankaya'ya iade ediliyor. Meclis'in yeniden gönderdiğinde imzalamak zorunda olan Sezer'in Anayasa Mahkemesi'ne gitmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Hükümet, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in veto ettiği Şartla Salıverilme Yasası'nı yeniden Çankaya Köşkü'ne gönderme kararı aldı. Yasanın önümüzdeki hafta Meclis'ten geçirilerek bayrama yetiştirilmesi planlanıyor.

Koalisyon ortağı partilerin genel başkanları dün Başbakanlık'ta Af Yasası'nın ele alındığı bir liderler zirvesi gerçekleştirdiler. Yaklaşık yarım saat süren toplantının ardından bir açıklama yapan Başbakan Bülent Ecevit, "Yasayı tekrar Sayın Cumhurbaşkanı'na sunmanın sosyal açıdan uygun olacağı sonucuna vardık." dedi.

'Sosyal açıdan uygun olur'

MHP lideri Devlet Bahçeli ve ANAP lideri Mesut Yılmaz'la, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in önceki gün imzalamayarak TBMM'ye geri gönderdiği Şartla Salıverilme Yasası konusunda bir durum değerlendirmesi yaptıklarını söyleyen Başbakan Ecevit, yasanın yeniden Çankaya Köşkü'ne gönderilmesinin kararlaştırıldığını bildirdi. Ecevit, şöyle konuştu: "Yasayı tekrar Sayın Cumhurbaşkanı'na sunmanın sosyal açıdan uygun olacağı sonucuna vardık. Önümüzdeki hafta Meclis'te gerekli prosedürün işlerlik kazanması için girişimlerde bulunacağız."

Ecevit, gazetecilerin, 'Hiçbir değişiklik yapılmadan aynen geri mi gönderilecek yoksa bir değişiklik olacak mı?' sorusuna, "Artık Meclis'teki duruma bağlı." karşılığını verdi. Ecevit, yasanın bayramdan önce çıkması için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.

Eski kanun gündemde

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk de, önceki akşam CNN Türk'te yaptığı açıklamada, aftan vazgeçmediklerini bildirdi. Türk, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından iade edilen model üzerinde durulabileceğini kaydetti. Türk, şöyle devam etti: "Benim uygun gördüğüm model, daha önce Sayın Demirel tarafından geri gönderilen modeldir. O, aslında üzerinde çok çalışılmış bir kanundu. Ama, bir noktada görüş ayrılığı doğmuştur. Bunun giderilebilmesi için çeşitli seçenekler üzerinde çalışıldı. Sonunda şartla salıverilmenin suçlarda mükerrerliği önlemek bakımından daha uygun olacağı konusunda bir görüş oluştu. O veya onun üzerinde daha önceden çalışılmış ve Anayasa Komisyonu'ndan geçmiş bir metin var. Belki, onda yeni bir rötuş yapılabilir. Çünkü, bir af sözü verilmiştir." Ankara ZAMAN




Meclis'teki prosedür

23 Nisan 1999’a kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun Tasarısı TBMM’ye sunulduğunda, tali komisyon olarak Anayasa Komisyonu’nda görüşülmüş daha sonra da Adalet Komisyonu, asıl komisyon olarak tasarıyı ele almıştı. Cumhurbaşkanı Sezer tarafından veto edilen yasa, TBMM Başkanlığı tarafından iki komisyona da sevk edildi. Yetkililer ikinci görüşmede de aynı prosedürün izleneceğini, ancak zamandan kazanmak için Adalet Komisyonu’nun, tali konumdaki Anayasa Komisyonu’nun kararını beklemeden konuyu ele alabileceğini belirttiler. Tasarı TBMM’ye ilk geldiğinde Anayasa Komisyonu sadece tasarının bütünü üzerinde “anayasaya uygunluk” görüşmesi yapmış ve “uygun” bulmuştu.




Yılbaşından önce çıkabilir

Çalışma süresi düzenlenmeli Meclis gündeminde bütçe tasarısının bulunduğunu hatırlatan İzgi, bunun bitiminde geriye bir çalışma günü kaldığını vurguladı. İzgi, çalışma süreleri düzenlenerek acele edilmesi durumunda affın bayrama yetişebileceğini söyledi.

TBMM Başkanı Ömer İzgi, acele edilerek çalışma sürelerinin düzenlenmesi durumunda afla ilgili yasanın yılbaşına yetişebileceğini söyledi. TBMM'de gazetecilerin sorularını cevaplayan Ömer İzgi, Şartla Salıverme Yasası'nın da Cumhurbaşkanı'nca iade edilmesiyle aynı konuda TBMM'ye geri gönderilen yasa sayısının ikiye çıktığını belirtti.

Yeni bir yasanın yılbaşından önceye yetişip yetişmeyeceğine ilişkin bir soruyu cevaplarken, "Şimdi söz yine Meclis'indir." diyen TBMM Başkanı İzgi, Meclis gündeminde bütçe tasarısı olduğunu, bunun bitiminde geriye bir çalışma günü kaldığını belirtti. İzgi, şöyle devam etti: "Uzlaşma nasıl olur, onu bilmiyorum... Meclis'te iki tane tasarı var. Yeni gelende itiraz noktaları çoğaldı. İlk tasarıda anayasaya aykırılık bakımından pek fazla itiraz olmamıştı Cumhurbaşkanlığı makamınca. Şimdi Meclis, eski tasarı mı yoksa yeni tasarı hakkında mı işlem yapacağına karar verecek. Bu karara göre Meclis komisyonları çalışmaya başlar. Eğer acele edilir ve çalışma süreleri düzenlenirse yılbaşına yetişebilir. Siyasi partiler daha önce birtakım görüşler ortaya koymuşlardı. Şimdi, geri gönderilen bir tasarı var. O bakımdan yeni görüşlere, siyasi partilerin görüşlerine büyük ihtiyaç bulunuyor. Onların görüşlerinin ortaya çıkmış olması gerekir."

Düğmeye basma tartışması

Bazı milletvekillerinin, gösteri yapmaları için polise telefon ettiği yolundaki iddiaları da cevaplayan İzgi, böyle bir şeyin doğru olacağına ihtimal vermediğini, başka bir odak tarafından "düğmeye basma olayında" TBMM'nin fonksiyonel olacağını kabul etmediğini söyledi. İzgi, gazetecilerin konuyla ilgili sorusuna şu karşılığı verdi: "Ben TBMM Başkanı olarak milli iradenin TBMM'de tecelli edeceğini ve bunun dışında bir organ, kurum ya da kişi tarafından düğmeye basma olayında fonksiyonel olacağını kabul edemem. O bakımdan düğmeye kim bastı, nasıl bastı onu bilemem, ama böyle bir şeyi kabul edemeyiz."

İzgi, "Milletvekillerinin telefon ettiği iddiaları konusunda bir araştırma yaptıracak mısınız?" sorusunu cevaplandırırken de kendisinin böyle bir şey duymadığını, sadece basında bu yönde haberler çıktığını belirtti. İzgi, "Kim aradı, doğru mu değil mi belli değil. Milletvekillerinin böyle bir yönlendirmede bulunabileceğine ihtimal vermiyorum." diye konuştu. Ankara ZAMAN




Vetoya alkış bakanı kızdırdı

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş ile Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel'in katıldıkları iftar yemeğinde Af Yasası'nın veto edilmesini alkışlarla karşılaması Adalet Bakanı ile savcıları karşı karşıya getirdi.

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Vural Savaş ve Nuh Mete Yüksel'i 'siyasi nitelikte değerlendirme yapmakla' suçladı. Vural Savaş da, "Siyasiler bu işi beceremedi. Af siyasi değil hukuki meseledir. Adalet Bakanı'nı yadırgadım." cevabını verdi.

Görev alanlarının dışında

CNN TÜRK'te önceki gece Taha Akyol'un konuğu olan Adalet Bakanı Türk, şöyle konuştu: "O savcıların yaptığı değerlendirmenin siyasi nitelikte bir değerlendirme olduğunu ifade etmek isterim. Görev alanları dışında kalan bir husustur. Ben yadırgıyorum. O değerlendirmeler, cumhuriyet savcı ve hakimlerine değil, bu konuda siyaset yapanlara aittir. Çünkü bu yasama organının yetkisindedir."

'Siyasiler beceremedi'

Bakan Türk'ün açıklamalarına cevap veren Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş ise, 'siyasetçilerin af işini beceremediği' savundu. Savaş, 'sakıncalı ve toplumun içine sinmeyen durumlarla karşılaşmamak için, politikacıların yasaları yaparken hukuk adamlarından da yararlanması gerektiğini' söyledi.

Savaş, şunları kaydetti: "Af Kanunu bir siyasi mesele değildir. Tamamen hukuki bir meseledir. Siyasetçilerin bu işi beceremediği anlaşılmıştır. Bu kanunun yeniden düzenlemesi aşamasında asıl biz hukukçuların görüş açıklaması gerekir. İki cumhurbaşkanımız tarafından geri çevrilen, toplumda büyük kargaşalar yaratan ve yeniden düzenleme aşamasına gelmiş bir yasa hakkında bir uygulamacının görüş açıklamasından daha doğal hiçbir şey olamaz. Yoksa işte böyle hem toplumun içine sinmeyen hem de hukuki yönden son derece sakıncalı yasalar yapılıyor. Bakanın bu şekilde bir yorum yapmasını asıl ben yadırgadım ve çağdaş bulmadım."




ANAP'ta 'çekilelim' sesleri

Türkiye ilerlemiyor ANAP'ın MKYK toplantısında konuşan Lütfullah Kayalar, Yılmaz'a, "Bu hükümetle Türkiye ilerlemiyor, değişmiyor, gelişmiyor. 'Önce Vatan' sloganında samimi isek durumumuzu gözden geçirelim." dedi.

ANAP'ta ilk kez hükümetten çekilme sesleri yükselmeye başladı. Partinin önde gelen isimlerinden Yozgat Milletvekili Lütfullah Kayalar, hükümetin halkın güvenini yitirdiğini ve başarısız olduğunu belirterek, "Bu hükümetin durumunu ve ANAP'ın rolünü acil olarak değerlendirmeliyiz." dedi.

Mesut Yılmaz'ın başkanlığında önceki gün yapılan ANAP Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında, hükümetten çekilme konusu gündeme getirildi. Partinin ağır toplarından Lütfullah Kayalar, koalisyon hükümetine sert eleştiriler yöneltti.

'Türkiye gelişmiyor'

'Otoritesi olmayan, halkın güvenini yitirmiş bir hükümetin, birbiri ile uyumu olmayan kabinenin topyekün güvensizlik yaratacağını' savunan Kayalar, şöyle konuştu: "Ülkeye 20. asrı ıskalatanlar tarafından 21. asrın da perişan edileceği korkusu yaşanıyor. Bu hükümetle Türkiye değişmiyor, gelişmiyor, ilerlemiyor. Kaybeden Türkiye'dir. 'Önce Vatan' sloganında samimi isek bu hükümetin durumunu ve hükümette ANAP'ın rolünü acil olarak değerlendirmeliyiz. Başarısızlığın istikrarı ülkemize fayda getirmez."

'DSP statükocu'

Başbakan Ecevit'in partisi DSP'nin çağı doğru okumadığını ve statükocu olduğunu ileri süren Kayalar, "Türkiye ve ANAP için değişimi bıraktığımız yerden başlatmaktan başka çaremiz yoktur. Hedefimiz hukukun üstünlüğü, gelişmiş demokrasi ve daha fazla dışa açılarak dünya ile buluşan Türkiye'dir." dedi.




Affa mahkeme yolu gözüktü

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edilen Şartla Tahliye ve Erteleme Yasası, Meclis'ten tekrar aynı şekilde geçerse bu durumda Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, imzalamak zorunda. Ancak Sezer, iptal istemiyle

Anayasa'nın 89. maddesi, geri gönderilen kanunu TBMM'nin aynen kabul etmesi halinde, kanunun 15 gün içinde cumhurbaşkanı tarafından yayınlanacağını hükme bağlıyor. Meclis, geri gönderilen kanunda yeni bir değişiklik yaptığında ise cumhurbaşkanı kanunu tekrar Meclis'e geri gönderebiliyor. Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini düzenleyen 104. maddesi de, "kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin, TBMM İçtüzüğü'nün, tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasa'ya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesi ile Cumhurbaşkanı'na, Anayasa Mahkemesi'ne iptal davası açma yetkisi veriyor.

Genişleme ihtimali

Hukuk çevrelerinde ağırlık olarak savunulan görüşe göre, yasa Anayasa Mahkemesi'nin önüne geldiği takdirde, Yüksek Mahkeme 1991 yılında yaptığı gibi bir karar alarak affın kapsamını genişletecek.

Yüksek Mahkeme 1991 yılındaki kararında 125. madde hariç, siyasi suçları da kapsayacak şekilde genişleterek şartla tahliyenin uygulanmasına imkan vermişti. Buna gerekçe olarak da adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi gösterilmişti. Anayasa Mahkemesi eşitlik ilkesi gereği istisnaları kaldırırsa, bunlar da kapsam içine girecek ve bu hükümlerden ceza alanlar şartlı tahliye ile ertelemeden faydalanacak.

Bugüne ışık tutan gerekçe

Anayasa Mahkemesi'nin 1991 yılındaki kararının gerekçesindeki şu ifadeler bugüne de ışık tutuyor: "Cezanın infazı, işlenen suçun türüne bağlı olmaksızın suçlunun topluma uyum sağlamasını ve topluma yeniden kazandırılmasını amaçlar. Bu da infazın mahkûmların işledikleri suçlara göre bir ayrıma gidilmeden aynı esaslara ve belirli bir programa göre yapılmasını ve sonuçlarının gözlemlenmesini gerektirir. Aynı miktar ceza alan iki hükümlüden birinin sırf suçunun türü sebebiyle daha uzun süre ceza çektikten sonra şartlı salıverilmesi cezaların farklı çekilmesi sonucunu doğurur. Bu, iki mahkum arasında eşitsizliğe neden olur."

Yüksek Mahkeme, altında Sezer'in imzası olan iptal kararları ile 'uyuşturucu madde ticareti ve kullanımı, tecavüz ve ırza geçme' suçlarını da şartla salıverme kapsamına sokmuştu.




Cumhurbaşkanı güven verici

İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in uygulamalarının güven verici olduğunu söyledi. Affın Sezer tarafından veto edilmesini değerlendiren Erdoğan, böyle bir aftan memnun olmadığını belirtti.

Kamuoyu yoklamalarında Sezer'in en güvenilir kişi çıktığına dikkat çeken Tayyip Erdoğan, şöyle konuştu: "Sayın Cumhurbaşkanı'mızın bir hukukçu olarak şu andaki uygulamaları güven vericidir. Son zamanlardaki kamuoyu araştırmalarında Cumhurbaşkanı'mızın güvenilirlik noktasında öne çıkması bunun bir göstergesidir. Temennimiz odur ki bu, sistemin bütün hukuk birimlerine aynı şekilde yansısın. Hukuk koruyan hukuk kurumlarının da bu noktada daha güçlü kılındığını görebilelim."

Veto ile birlikte Necmettin Erbakan'ın hapse girmesinin gündeme geldiğinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, şunları kaydetti: "Ben olayın kişiselleştirilmesine karşıyım. Fikirlerinden ötürü bir başbakanı mahkûm etmiş Türkiye, bunu hele hele AB'ye giriş sürecinde dünyaya hiçbir şekilde açıklayamaz."




Af adalete inancı zedeledi

DYP İstanbul Milletvekili Celal Adan, 'Af Yasası'yla halkın adalete inancının yok edildiğini' söyledi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Kültür Bakanlığı bütçesi üzerine görüşlerini açıklayan Adan, hükümete sert eleştirilerde bulundu. Adan, şunları kaydetti: "Sayenizde devletin her kurumu ayrı ayrı noktalardan görüş bildirmeye başladı. Her konuşana kafa sallayarak devletin ciddiyetini ve saygınlığını yok ettiniz. Cezaevlerindeki teröristlerle anlaşma zeminleri aradınız. Bir ülke düşününki suçlular devlet idaresine müdahale edebiliyor. Hukuk devlet eliyle dumura uğratılıyor. Vatandaşları için paranoya üreten bir devletin opera ve balesini konuşsak ne olacak konuşmasak ne olacak.”



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.