GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

17/12/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Melih ARAT

Oyunlar hakkındaki yanlış inanışlar

Oyun, öğrenme yöntemleri arasında en etkililerden olmasına rağmen, fazlasıyla öğrenme süreçlerinden uzaklaştırılmış, sanki öğrenme dışı bir faaliyet gibi tanımlanmıştır.

Oynamak, yaparak öğrenmeye benzer; ancak daha ekonomiktir. Yaparak öğrenmenin bedeli birçok örnekte yüksektir. Örneğin, borsada portföy yönetmeyi kendi paranızla deneyerek öğrenmeye kalkarsanız, yüksek olasılıkla çok para kaybedersiniz; halbuki bilgisayarda borsa oyunlarıyla kendinizi alıştırmak gerçek yaşamda daha iyi bir portföy yönetimi becerisi elde etmeye götürür.

Oyun, yaşamın bir tür minyatürüdür. Bu minyatürde neden sonuç ilişkilerini görmek biraz daha kolaydır. Çünkü oyunlar, gerçek hayattan genellikle daha kısa sürerler. Örneğin, bir strateji oyunu olan satranç zamana yayılabilir; ama sıklıkla bir günü geçmez. Gerçek bir savaşsa günler sürer. Yaşamımızda herhangi bir olay ne kadar uzun sürerse, neyin neye yol açtığını bir süre sonra takip etmek imkansız olur. Hangi hamlenin ya da eylemin birkaç hamle sonra hangi sonuca yol açtığını görmek zordur. Oyunda ise, bir eylemin birkaç adım sonraki sonuçları birkaç saat içinde görülebilir. Dolayısıyla oyunlar sayesinde, yaşamımızdaki herhangi bir eylemin birkaç adım sonraki sonucunu öngörebilme yeteneğimiz gelişebilir.

Oyun dışarı

Çocuklar ilkokula başlar başlamaz, özellikle çocuklar için en etkili öğrenme yöntemi olan oyun iyice dışlanmaya başlar. Okullarda oyun, teneffüs aralarına atılır. Sınıf tipi öğrenme sıkıcı ve zayıf bir öğrenme türü olduğu halde, oyunla öğrenmeyi ders dışına kovar. Hatta çocuk, evde ya da sokakta oyun oynamak isterse, o da ders çalışma talepleriyle engellenir. Oyun sıklıkla sadece bir "eğlence" olarak algılanır ki, bu yanıltıcı bir genellemedir. Oyun, eğlenceli öğrenme yöntemidir. Yetişkinler için düzenlenen seminerlerin en çok beğenilen bölümleri oyunlu bölümleridir. Yetişkinlerin gerçekten rahatladıkları ve bir şey öğrendiklerini belirttikleri (en azından benim gözlemlerimde) bölümler seminerlerin oyunlu bölümlerdir.

Bilgisayar oyunları

Anne babaların en büyük hatalarından bir tanesi, çocuklarının bilgisayar oyunlarını oynamasını önlemektir. Problem çözme yeteneğinin gelişimi ve senaryolarla düşünme konusunda son dönemde geliştirilmiş oyunlar, okulda sağlanan öğrenmeden çok daha yüksek performanslı bir öğrenme sağlıyorlar. Üstelik çocuklar, okula gitmeye bayılmazken, bilgisayarda oyun oynamaya bayılıyorlar. Okuldaki öğrenme, kuralları belirli bir sistemde başarı elde etmeye götürür. Okulda tipik olarak derece alan öğrenciler, ileriki yaşamlarında kuralları belirli sistemlerde operasyon yürütmeyi tercih edebilir. İş dünyasında banka gibi kuralları belirli iş sistemleri olsa da, iş dünyası önemli ölçüde kural dışı sistemlerle doludur ve akademik başarısı olan insanlardan çok problem çözme yeteneği gelişmiş insanlara ihtiyaç duyar. (Elbette, bir insan hem akademik başarıya, hem de problem çözme yeteneğine sahip olabilir.)

Bilgisayar oyunları, ilk çıktıklarında fazlasıyla göz ve el koordinasyonu performansına yönelikti. Bugünse bilgisayar oyunlarının çoğu, önemli ölçüde senaryo bazlı problem çözme yeteneği geliştirmeye imkan veriyor. Örneğin, klasik şehir kurma oyunu (simcity) ya da uygarlık geliştirme oyunu (civilizations) çocuklara planlama yapmayı, bütçe kullanmayı, öncelikleri tayin etmeyi öğretir. Son beş yılda en çok oynanan oyunların bir çoğunda, bir noktadan diğer bir noktaya gitmek amaçtır; kapılar ve labirentlerle dolu oyunlar vardır. Bir aşamadan diğer aşamaya geçmenin yoluysa, uygun sırada değişik malzemeleri bir araya getirmek ve problem çözmektir. (Hatırlarsanız, yaratıcılığın tanımı amaca ulaşmak için değişik parçaları uygun bir modelde bağlamaktır.) Oyunların içinden vurdulu kırdılı olanları ise, bazı psikologların iddiasına göre çocuğu saldırgan yapmaktan öte, çocuğun saldırgan duygularını tüketmesine yardımcı olmaktadır. Çocuk bir bilgisayar kahramanını döverek saldırgan duygularını tüketmesi, gerçek yaşamda bir arkadaşını dövmeye kalkmasından iyidir. Oyunların birçoğu ise, sadece güç kullananların değil, aklını güçle birleştirenlerin kazanacakları şekilde tasarlanmıştır.

Oyuncaklar

Lego gibi yarı–mamul oyuncaklar, çocukların yaratıcılıklarını en güçlü geliştiren oyuncaklardır. Yaratıcılık, eğer bir hayali gerçekleştirmek için değişik parçaları bir araya getirmekse, lego tipi oyuncaklar, gerçekleşecek bir hayalin girdileridir. Çocukluklarında mamul oyuncakları olmayanlar, kendi oyuncaklarını kendileri yapmışlardır. Yapıcı ve problem çözücü çocuklar sıklıkla, mamul olmayan oyuncaklarla büyümüşlerdir. Tabanca, otomobil, bebek gibi oyuncaklar, mamul oyuncaklardır. Çocukların yaratıcılıklarını roketleyense mamul oyuncaklar değil, yarı mamul oyuncaklardır. Çocuk bir tabanca sahibi olmak isterse, lego parçalarını bir araya getirerek kendisi yapmak zorundadır. Mamul oyuncaklar da, senaryo bazlı düşünmeye ve senaryo bazlı yaratıcılığın gelişmesine yardım ederler. Tabancası, otomobili ya da bebeği olan bir çocuk, elindeki malzemelerle düşünür. Çocukların elinden aldığımız en önemli yaratıcılık geliştiricilerden biri de çizgi romandır. Çizgi romanlar, senaryo bazlı düşünmeye çocuğu hazırlar.

Oyunlar, oyuncaklar ve çizgi romanlar, düşünmeyi ve yaratıcılığı öğrenmenin birinci sınıf yardımcılarıdır.


m.arat@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

15/ 10/ 2000... Senaryo ve yetenek planlama
22/ 10/ 2000... Sıradanlığın dayanılmaz hafifliği
29/ 10/ 2000... Zaman kazanma ilkeleri
05/ 11/ 2000... Dengesiz bir yazı
12/ 11/ 2000... Yeni Liderler: Keşfettiren Eşitler
19/ 11/ 2000... Bu kadını takdir ediyorum
26/ 11/ 2000... Sorunla yaşamayın; harekete geçin!
03/ 12/ 2000... Duygusal öğrenme
09/ 12/ 2000... Zor şartların farklı insanları
10/ 12/ 2000... Zor şartların farklı insanları


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.