GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

12/01/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH

Fikir Platformu

'Köşe'lerdeki TÜRKÇE


FİKİR PLATFORMU 


'Köşe'lerdeki Türkçe

Gazetelerdeki köşe yazılarını inceleyen araştırmaya göre yazılarda bütünlük yok, mantık hataları göze çarpıyor. En çok kalem oynatılan konu ise siyaset.

Gazetelerde her gün yüzlerce köşe yazısı çıkar. İnternetin yaygınlaşmasıyla internet yazarları da sayıya ilave edilince köşe yazarı sayısı binleri aşar. Çanakkale Üniversitesi'nde yayınlanan bir araştırmada medyamızdaki köşe yazarlarının Türkçe kullanımı masaya yatırıldı. Araştırma sonuçlarına göre köşe yazılarında bütünlük yok. Yazarların en çok kalem oynattığı konu ise siyaset. Yazılarda mantık hataları ise sayılamayacak kadar çok.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türkçenin Eğitimi ve Öğretimi Bilim Dalı'nda Mehmet Kurudayıoğlu tarafından yüksek lisans tezi olarak hazırlanan "1998 Yılı İçinde Ulusal Gazetelerimizdeki Yazarların Köşe Yazılarında Türkçeyi Kullanma Becerileri Üzerine Bir Araştırma adlı" araştırma, bugüne kadar incelenmemiş boyutları göz önüne seriyor. Araştırmada Rauf Tamer, Yazgülü Aldoğan, Ahmet Turan Alkan, Rıza Zelyut, Taha Akyol, Ahmet Kabaklı ve Sedat Ergin'in yazıları örnek olarak incelemeye alınmış.

Kurudayıoğlu, çalışmasının amacını, "günlük tirajı en çok bulunan ulusal gazetelerimizdeki köşe yazarlarının yazılarında Türkçe kullanımı ile ilgili durum tespitini ve bu yazılarda Türkçenin yapısal ve mantıksal kullanımlarını kapsamak" olarak açıklıyor.

Mehmet Kurudayıoğlu araştırmasıyla ilgili olarak değerlendirmesi ve araştırmanın bazı sonuçları özetle şöyle:

İnceleme konumuzu oluşturan köşe yazıları ulusal basınımızın en çok tiraja sahip bulunan günlük gazetelerinden alınmıştır. Bu gazetelerin –Posta hariç– internette günlük yayınlanan nüshaları mevcuttur. Bir anlamda çalışmamız sadece yazılı basındaki dil kullanımı değil internetteki dil kullanımı alanına da girmektedir. Bu özelliğinden dolayı bu alanda da ilk olmaktadır.

Çoğu zaman küçümsenerek kullanılan "gazetecilik dili" söyleyişinin altında "kötü gazetecilik dili" yatmaktadır. Çoğu zaman bir yazara, bir gazeteciye veya gazeteye yöneltilen haklı bir eleştiri bütün basının üstüne yüklenir. Bizim amacımız da köşe yazılarından hareketle yazılı basının hatalarını ve yanlışlarını bulmaktan ziyade var olan durumu ortaya koymaktır.

Batıda gazetelerin genel düzey olarak kabul ettiği okuma potansiyeli, yedi yıllık resmi eğitime yakın düzeydedir. Daha nitelikli günlük gazeteler de 8,5 yıllık eğitim düzeyine uygun okuma becerileri olanları hedef almaktadır. Daha anlaşılır bir ifade ile gazeteler hedef kitlesinin en az lise birinci sınıfa kadar okuduğunu öngörmektedir. Ülkemizdeki eğitim seviyesinin daha aşağıda olduğu düşünülürse köşe yazarlarının hedef kitlesini en az ilkokul mezunu seviyesinde öngörüp, bu seviyedeki insanların anlayabileceği bir dil kullanmaları gerekmektedir. Ne yazık ki ülkemizde gazete ve yazarların hedef kitleye göre dil kullanım kaygılarının bulunduğu söylenemez.

Başlıklar kelime grubu

Köşe yazılarını yapısal olarak incelerken başlıklarına göre, konularına göre ve yapılarına (planlarına) göre değerlendirmeye tabi tuttuk. Başlıklar kelime, kelime grubu veya cümleden oluşturulabilmektedir. İncelediğimiz toplam 444 köşe yazısının başlığının %4'ü kelimeden, %47'si cümleden ve %49'u da kelime grubundan meydana geldiği görülmektedir.

Yazıların başlığı okuyucuya konuyu ve anafikri tam olarak vermese de bunlar hakkında bir tahmin yapabilmesini sağlamalıdır. Bu açıdan baktığımızda yazıların %1'i bize bu imkanı vermemektedir. Geriye kalan kısımda ise yazıların başlıklarının %70'i konuyu, %29'u ise anafikri veya anafikir hakkında bizlere tahmin olanağı sunmaktadır. Köşe yazılarının başlıklarının büyük bir çoğunluğu ya anafikri vermektedir ya da anafikirden izler taşımaktadır.

Siyasi konular ağırlıkta

İncelediğimiz köşe yazarları en çok siyasi konu alanında yazı yazmıştır ve bunun yüzde olarak karşılığı % 54'tür. İkinci sırayı % 24 ile sosyal konulu yazılar almaktadır. Diğer konu alanlarının payları ise, % 9 ile kültürel, % 2'şerlik dilimlerle ekonomi ve spordur. % 9 gibi hiç de azımsayacak bir orandaki yazı, konu olarak bir bütünlüğe sahip değildir.

Konu – Tartışma – Anafikir yapısında bulunan yazılar çoğunluktadır, toplam 444 yazı içersindeki oranı % 37'dir. İkinci sırayı % 26 ile anafikrin yazının başında verildiği, daha sonra konunun detaylandırıldığı tartışma kısmından oluşan Anafikir – Tartışma yapısında olan yazılar almaktadır. Diğer yapıda bulunan yazıların oranları ise şöyledir: Tartışma – Anafikir yapısında bulunan yazılar % 13, Konu – Tartışma – Yazının Tamamına Sindirilmiş Anafikir yapısında olan yazılar % 12, Tartışma – Yazının Tamamına Sindirilmiş Anafikir yapısında olan yazılar % 4'tür. Toplam 444 yazının içinde % 8'e karşılık gelen 37 tane gibi önemli bir kısmı ise hem konu olarak hem de yapı olarak bir bütünlüğe sahip değildir.

Mantık hataları çok

Her gün köşelerinde milyonlarca insana hitap eden köşe yazarlarında da çok sayıda mantık hatasına rastladık. Hem okuyucu hem de yazar açısından dil kullanımında mantık hataları yapmamaya dikkat etmek gerekmektedir. Çünkü bilerek veya bilmeyerek yapılan mantık hataları toplumda bir kavram kargaşası oluşturmaktadır. Bu açıdan baktığımızda da Türkçe eğitimi çok önemlidir. En basit anlamda insanların dünyadan haberdar olmalarını sağlayan gazeteler ve gazete dendiğinde ilk akla gelen köşe yazarları Türkçeyi doğru kullanmak zorundadırlar. Çünkü yazarların ana malzemesi dildir; yani Türkçedir. Hem meslekleri gereği hem de vatandaş olarak Türkçeye gereken özenin gösterilmesi sorumluluklarındandır.

Bütünlük yok

Yapı olarak en çok giriş, gelişme ve sonuç yapısı kullanılmaktadır. Klasik ve en basit olan "konu – tartışma– anafikir" yapısından sonra en çok anafikrin yazının başında verildiği daha sonra da yazının ayrıntılarına girilerek tartışmanın yapıldığı "anafikir–tartışma" yapısı kullanılmıştır. Şunu da gördük ki, sayı olarak hiç de azımsanmayacak miktardaki yazıda yapısal bütünlük yoktur.

Yazılı anlatımda anlatan yani yazanın doğru anlatması ve okuyanın da doğru anlayabilmesi için anlatılanların diğer bir deyişle mesajın mantık kuralları çerçevesinde doğru olması lazımdır. Sağlıklı ve doğru anlatımın yani iletişimin hem yazan hem de okuyan açısından istenilen seviyede gerçekleşebilmesi için mesajın mantıklı olması en önemli şarttır. İncelediğimiz yazarların bu mantık hatalarına sık sık düştüğü görülmektedir.

Araştırma sonucuna göre azımsanmayacak sayıda yazının konu bütünlüğüne sahip olmadığı görülmektedir.

Yazgülü Aldoğan: Yazılarının % 16'sı yapısal bütünlüğe sahip değildir.

Rıza Zelyut: % 19'unda yapısal bütünlük yoktur.

Rauf Tamer: % 5'inde yapısal bütünlük yoktur

Taha Akyol: % 3'ünde yapısal bütünlük yoktur.

Ahmet Turan Alkan: % 19'unda yapısal bütünlük yoktur.

Sedat Ergin: % 3'ünde yapısal bütünlük yoktur.

Ahmet Kabaklı: % 8'inde yapısal bütünlük yoktur.




Konu yönünden yazarlar

nYazgülü Aldoğan: Fıkralarının % 47'sinin konusu sosyal, % 18'i siyasi, % 6'sı ekonomi, % 4'ü de spor. Yazılarının % 16 gibi önemli bir kısmında konu bütünlüğü yok.

Rıza Zelyut: Toplam 69 yazısının konu alanlarının % 48'i siyasi, % 23'ü sosyal, % 9' u kültürel, % 1'i ekonomi. Konu bütünlüğüne sahip olmayan yazılarının oranı ise % 19 gibi önemli bir paya sahip olması dikkat çekici.

Taha Akyol: Yazılarının konu alanının % 79 gibi büyük bir oranını siyasi konular oluşturmakta. Yazarın seçtiği konu alanlarından sosyal içerikli yazıları ise % 12 ile ikinci sırada yer alıyor. Akyol'un diğer konu alanlarını % 6 ile ekonomi oluştururken, konu alanını spor ve kültürün oluşturduğu yazısına rastlanmamış. Konu bütünlüğüne sahip olmayan yazılarının oranı ise % 3.

Ahmet Turan Alkan: Toplam 50 yazısının % 44'ünün konusunu siyasi içerikli yazılar oluştururken, % 34'ünü kültürel konular, % 22'sini siyasi içerikli konular, % 16'sını da sosyal içerikli konular oluşturmakta. Yazarın ekonomi konu alanlı yazılarına rastlanmazken spor konu alanı bütün yazıları içerisinde % 4'lük paya sahip. Konu bütünlüğü olmayan yazılarının oranı ise % 2.

Sedat Ergin: Yazılarını birinci derecede siyasi konular oluşturmaktadır. Siyasi konuları işlediği yazılarının oranı % 80 iken sosyal konulu yazıları % 12, kültürel konulu ve spor konu alanlı yazıları % 2 oranına sahip. Konu bütünlüğüne sahip olmayan yazılarının oranı ise % 4.

Ahmet Kabaklı: Toplam 61 yazısının % 57'sinin konusunu siyasi içerikli yazılar oluştururken kültürel konuları işlediği yazılarının oranı % 20. Yazarın konusunu sosyal konu alanlarının oluşturduğu yazılarının yüzdesi % 13, ekonomi konularını işlediği yazılarının yüzdesi ise % 2 iken spor konularını işlediği yazısı yok. Kabaklı'nın yazıları içerisinde konu bütünlüğüne sahip olmayan yazılarının oranı da % 8.




Yazılardaki safsatalar

Mehmet Kurudayıoğlu'nun araştırmasında köşe yazılarındaki mantık hataları da örneklemelerle ortaya konulmuş. Araştırmayla ortaya konulan bazı mantık hataları ve köşe yazılarından örnekler şöyle:

Adam Karalama Safsatası:

Bir kimsenin görüşlerini, söz konusu görüşlerin neden yanlış olduğuna dair delil sunmak yerine, o kimsenin kişiliğine, karakterine, niyetlerine, vasıflarına saldırarak, aşağılayarak, söverek reddetmek veya karşı iddiada bulunmak.

ÖRNEK: "Bunlar (Avrupalılar) kâğıttan kaplandır. Bunlar sırça köşklerde, kristal kaselerde yaşarlar. Başlarına en ufak bir şey geldiğinde elleri ayaklarına dolaşır. Ama bizim başımıza nice belalar açıldığında nutuk atar nasihat verirler." Emin Çölaşan, 19 Mayıs 2000, Hürriyet

Vurgulama Safsatası:

Zaman zaman vurgudaki belirsizlik olarak tanımlanır. Bazı kelime veya ifadeler üzerine yapılan aşırı vurgularla çıkarımlar yapma iddiası taşır. Sözlü veya yazılı anlatımda bir kelime veya ifadeye yapılan vurgudan yola çıkarak anlamsız sonuçlar elde etme safsatasıdır.

ÖRNEK: "İyi de. Seçim? Seçimde ne olacak? Seçim sonuçlarında yine bu oyları alırlarsa ne olacak? Recai Kutan açık açık söylüyor: 'Hele bir yüzde otuzbeş, kırk oy alalım da, kim bize iktidarı vermeyecekmiş görelim." Y. Aldoğan, 15 Aralık 1998, Posta

Ya Siyah Ya Beyaz Safsatası:

Düşüncede ve düşüncenin ifadesinde, yeterli olgusal ya da kavramsal desteğe sahip olunmadığı halde, keskin ayırımlar kullanmaktan; sağlam temeller, yeterli dayanaklar olmadan, aralarında bir ortaya, ara kavramlara izin vermeyen karşıt uçlu ayırımlar yapmaktan, meydana gelen hata.

ÖRNEK: "Melih Bey ve temsil ettiği siyasî çizgi, Osmanlı'yı Cumhuriyet'ten üstün gören bir anlayışın ürünüdür. Doğan Taşdelen ise, Atatürk'ün kişiliğinde somutlaşan Cumhuriyet'i ve çağdaşlığı temsil etmektedir. Yani, Taşdelen–Gökçek kavgası, Cumhuriyet ile din devletinin kavgasıdır. Kavganın taraflarından Taşdelen, Ankara'yı ve Ankara'da yaratılan Cumhuriyet'i temsil ederken, Gökçek karşıdaki çizgiyi canlandırmaktadır." Rıza Zelyut, 23 Ekim 1998, Akşam

Acele Genelleştirme Safsatası:

Sınırlı verilere, yetersiz delillere veya temsil gücü olmayan örneklere dayanarak akıl yürütme hatası.

ÖRNEK: "Saygın, Topçu'nun kadınlara ayrımcılık yaptığını iddia ediyor. Topçu, kadınlara karşı olmadığını söyleyince de, kendisine ulaşan şikayetleri dile getiriyor: "Burada öyle diyorsun; ama kadın mühendisleri çalıştırmıyorsun. Rize'de kadın mühendis çalışmak istiyor, sen atamasını yapmıyorsun. Kadınlara karşı tutumunuz ortada. "Tartışma sonuçlanmıyor; ama biz en azından Topçu'nun bir kadın düşmanı olduğunu öğreniyoruz." Yazgülü Aldoğan, 27 Ağustos 1998, Posta

'Sen de' Safsatası:

Birinin görüşlerinin daha önce inandıklarıyla tutarlı olmadığını söyleyerek kişinin güvenilmez olduğunu ya da görüşünün reddedilmesi gerektiğini iddia etmek.

ÖRNEK: "Erdoğan'ın düşüncesinde demokrasi, nihai hedefe giden yolda kullanılıp, sonra terk edilecek olan bir araçtan ibarettir. Ancak Erdoğan, geçen hafta gazetemizin yazarlarıyla söyleşisinde ''Ben hiçbir zaman demokrasi araçtır açıklamasında bulunmadım'' diyerek, bu sözlerini tümüyle inkâr etmektedir. Hangi açıklamasına inanacaksınız? Tabii ki, ilk açıklamasına." Sedat Ergin, 12 Temmuz 1998



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 454 1 454 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.