GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

26/01/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



HABERLER 


Gaffar Baba'ya sevgi seli

Hain saldırıda şehit edilen Emniyet Müdürü Gaffar Okkan ve 5 polisin cenaze töreninde 30 bin kişi tek yumruk oldu. Gaffar Okkan bugün memleketi Hendek'te toprağa verilecek.

Çapraz ateşe tutularak şehit edilen Emniyet Müdürü Gaffar Okkan ve korumalarının dünkü cenaze töreninde on binlerce insan teröre karşı birlik olduklarını gösterdiler.

Sabahın erken saatlerinde Diyarbakırlılar, dört bir koldan cenaze töreninin yapılacağı valilik binasının önüne geldiler. Şehrin içinde tur atıp olayı kınayan Diyarbakırlılar 'Şehitler ölmez vatan bölünmez', 'Gaffar ölmedi, kalbimizde yaşıyor' şeklinde slogan attılar. Kimi vatandaşların da hıçkıra hıçkıra ağladıkları görüldü. Dışarı çıkmakta güçlük çeken yaşlı insanlar da evlerinin pencerelerinden karanfiller attılar.

Vatandaşlarla el ele

Bakan Tantan, törende yaptığı konuşmada, Diyarbakırlılara seslenerek, "Saygıdeğer Diyarbakırlılar, hissiyatınızı anlıyorum. Çünkü siz yıllardan beri terörün sıkıntısını ve belasını çektiniz. Ama bu yiğit evlatlarımız sizlerle birlikte burada güven ortamını sağladı. Şu bilinmelidir ki; ülkenin her neresinde olursa olsun, her türlü illegal oluşumlara, terörist faaliyetlere karşı güvenlik güçleri, bütünüyle kesintisiz mücadeleye devam edecek ve bunu ülke gündeminden süratle ortadan kaldıracaktır. Bizler yüce Türk milletiyle birlikte güvenlik güçlerimizle, halkımızla birlikte bütün bu illegal oluşumlara karşı bire bir mücadele edeceğiz." dedi.

Memleketlerine gönderildi

Konuşmaların ardından İl Müftü Vekili Mehmet Köse'nin dua okumasından sonra cenazeler, bakanlar, yetkililer ve vatandaşların omzunda Ofis semtine kadar getirildi. Yol boyunca vatandaşlar cenazeye karanfiller atarken, teröre olan tepkilerini dile getirdiler. Şehit Emniyet Müdürü Okkan ile Sağlık Bakanı Osman Durmuş'un yeğeni polis memuru Atilla Durmuş'un cenazeleri uçakla Ankara'ya götürüldü. Şehit polis memurlarından Mehmet Sepetçi'nin cenazesi Aydın'a, özel kalem görevlisi Mehmet Kamalı'nın cenazesi Hatay'a, Sabri Kün'ün cenazesi İçel'e ve Selahattin Baysoy'un cenazesi de memleketi olan Batman'a gönderildi.

Diyarbakır'daki törene, saldırının ardından gece Diyarbakır'a gelen Devlet bakanları Fikret Ünlü ve Edip Safter Gaydalı, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, çok sayıda milletvekili, Emniyet Genel Müdürü Turan Genç, Olağanüstü Hal Bölge Valisi Gökhan Aydıner, Diyarbakır Valisi Cemil Serhadlı, Büyükşehir Belediye Başkanı Feridun Çelik ile bölge illerinin valileri ve emniyet müdürleri de katıldı.

Terörle kararlı mücadele

Şehit Emniyet Müdürü Gaffar Okkan için Ankara'da İçişleri Bakanlığı'nda da bir tören düzenlendi. Törende konuşan Emniyet Genel Müdürü Turan Genç, terörle mücadele konusunda kararlılığını dile getirdi. İçişleri Bakanı Sadettin Tantan da Diyarbakır'daki törende halkın bu menfur saldırıya tepkisinin 'sel'e dönüştüğüne dikkat çekti. Konuşmaların ardından Çankaya Müftüsü Zeki Arslan, şehitler için dua okudu. Okkan'ın cenazesi defnedilmek üzere, Sakarya'nın Hendek ilçesine gönderildi. Okkan, bugün memleketi olan Adapazarı'nın Hendek ilçesinde toprağa verilecek. Şehit polis memuru Atilla Durmuş'un cenazesi ise doğum yeri olan Kırıkkale'ye bugün gönderilmek üzere morga kaldırıldı.

Devletin zirvesi buluştu

İçişleri Bakanlığı önündeki törene, şehitlerin yakınları, Cumhurbaşkanı adına Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, TBMM Başkanı Ömer İzgi, Başbakan Bülent Ecevit, Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcıları Devlet Bahçeli, Mesut Yılmaz, Hüsamettin Özkan, Devlet bakanları Hasan Gemici, Edip Safter Gaydalı, Yüksel Yalova, Fikret Ünlü, Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu, Sağlık Bakanı Osman Durmuş, Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, Maliye Bakanı Sümer Oral, Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, yüksek yargı organlarının temsilcileri, FP Genel Başkanı Recai Kutan, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, DTP Genel Başkanı İsmet Sezgin, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, siyasi partilerin grup başkan vekilleri ve genel başkan yardımcıları ile çok sayıda milletvekili, MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, Ankara Emniyet Müdürü Kemal İskender, Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek katıldı.




Kızı ABD'den cenaze için geldi

Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan'ın, ABD'de dil eğitimi gören kızı Sezin Okkan, babasının vefatı üzerine dün THY'ye ait bir uçakla New–York'tan İstanbul'a geldi.

Atatürk Hava Limanı VIP Salonu'nda bir süre dinlenen Sezin Okkan, gazetecilerin görüşme yapma isteğini, "Konuşacak durumda değilim. Lütfen beni zorlamasınlar." diyerek geri çevirdi. Sezin Okkan daha sonra Ankara'ya geçerek, babasının cenaze törenine katıldı. (Mithat Şengöz, Mehmet Gökçe, Murat Işık, İbrahim Ataman, Sedat Güneç, Mustafa Gün / DİYARBAKIR - ANKARA - İSTANBUL Zaman)




Ebeveyni kontrolde

Gaffar Okkan'ın hain bir saldırı sonucu şehit olması, memleketi Hendek'i yasa boğdu.

Önceki akşamdan itibaren Okkan'ın baba evi büyük bir sessizliğe büründü. Baba Fikret ve anne Merve Okkan, acı haberi aldıktan sonra fenalık geçirmeleri üzerine evde sürekli doktor kontrolünde tutularak kimseyle görüştürülmedi. Duran Savaş / ADAPAZARI (cha)




Durmuş'un evinde yas

Hain bir saldırı sonucu Diyarbakır'da şehit edilen polis memuru Atilla Durmuş için gözyaşları sel oldu.

Kayın validesi, şehit polis için ağıtlar yakarken, acılı aileyi komşuları teskin etmeye çalıştı. Şehit polisten geriye ise mutluluk günlerinin fotografları kaldı. Sağlık Bakanı Osman Durmuş'un kuzeni Atilla Durmuş'un kaynanası Nigar Talas "Yavrum, şehit kuzum, yiğidim, kurban olayım." şeklinde feryat etti. Servet Dağ / Köksal Yıldırım / ANKARA




Makarow bilmecesi

Gaffar Okkan'a yapılan saldırı yerinde Hizbullah'ça tercih edilen Makarow marka tabanca bulundu. Ancak, tabanca ve fişeği bırakılmasına rağmen boş kovan bulunmaması dikkat çekti.

Diyarbakır’da dün düzenlenen ve Emniyet Müdürü Gaffar Okkan ile 5 polis memurunun şehit olduğu hain saldırıyı, 10 kadar teröristin gerçekleştirdiği tahmin ediliyor. Olay yerinde inceleme yapan ekipler bir Kalaşnikof tüfek, bir Makarow marka tabanca ve şarjörü, 100 Kalaşnikof fişeği, 5 Kalaşnikof şarjörü, bir askeri palaska, 8 adet 9 mm çapında Makarow fişek, bir iğne darbeli Kalaşnikof fişeği, 3 atılmamış el bombası, 1 kullanılmış el bombası, 330 adet 7.62 mm Kalaşnikof boş kovan ele geçirdi. Makarow tabanca, özellikle 1990–1994 yılları arasında bölgede Hizbullah terör örgütünce gerçekleştirilen kanlı saldırılarda kullanılıyordu. Ancak, üst düzey bir emniyet yetkilisi, olay yerinde Makarow marka fişek bulunduğunu, buna karşın boş kovan bulunmadığını vurgulayarak, Makarow'un kullanılmadığı halde olay yerinde bırakılmasının oldukça dikkat çekici olduğunu kaydetti.

155'e gelen ihbar çözebilir

Saldırının ardından Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Haber Merkezi 155 numaralı telefona yapılan ihbar üzerine polis harekete geçti. İhbarda verilen bilgiler ışığında aynı gün saat 23.30’da Mardin’de suikastla ilgisi olabileceği belirtilen 47 DH .... plakalı gri renkli Şahin marka oto içinde Yusuf A., Davut Y. ve Hüseyin E. Mardin polisince gözaltına alındı. Olayın saat 17.40’ta gerçekleştirildiğine dikkat çeken polis, zanlıların Mardin'e kaçmış olabileceğine işaret ediyorlar. Yetkililer Mardin'de yakalanan zanlıların olayla ilgili olabileceğine ve zanlıların olayı aydınlatabilecek bilgiler verebileceğine dikkat çekiyorlar. (Sedat Güneç / ANKARA-DİYARBAKIR cha)




'Hizbullah da olsa taşeron'

Terör hareketleri uzmanı Doçent Emin Gürses, hain saldırının arkasında, 'Güneydoğu'daki rant yollarının kesilmesinden rahatsız olan bazı güçlerin bulunduğunu' söyledi.

Terör uzmanı Doç. Dr. Emin Gürses, Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan'a yönelik gerçekleştirilen hain saldırı ile ilgili olarak, "Bu olaylar bitmeyecektir. Saldırılar sürecektir. Bizim içimizdekilerle bağlantısı olan gruplar, başarılı polislere saldırısını sürdürecektir. Hatırlarsınız, polise yapılan önceki saldırılarda üst kademelerdeki polisleri koruyun diye uyarmıştık." değerlendirmesini yaptı. Olayın profesyonelce gerçekleştirildiğini belirten Gürses, şunları söyledi: "Bu sıradan bir olay değil. Çünkü bunu yapacak örgüt kendisini de ateşe atıyor demektir. Çok büyük, çok ses getiren eylem. Halk şehit olan müdürü çok seviyordu. Bu işi Hizbullah da yapmış olsa kesinlikle taşeron olarak kullanılmıştır. Burada çok önemli iki mesaj var. Hedefte de İçişleri Bakanı Sadettin Tantan ve özellikle son yıllarda yaşanan emniyetin namuslu, dürüst yapılanması var. Büyük operasyonlarda büyük para babaları darbe yedi. Bu insanlar şu mesajı vermek istiyor: 'Güçlü olan biziz. Siz değil. Sizin zaaflarınız vardır.' Emniyeti küçük düşürmek istiyorlar."

'Devletler düzeyinde'

Suikasttan sonra gündeme gelen örgütlerin içerisinde yabancı istihbarat birimlerinin de olduğuna dikkat çeken Gürses, "Bunlar, Güneydoğu'da rant yollarının kesilmesinden rahatsız olmuştur. Bu rant öylesine büyüktür ki, devlet kurabilecek rant vardır burada." diye konuştu. Bu arada şehit polis müdürü Okkan'la sık görüşen üst düzey bir emniyet yetkilisi, saldırının profesyonelce organize edildiğinin altını çizerek, "Ağırlıkla Hizbullah üzerinde duruyoruz. Ama bir provokasyon olasılığına açık kapı bırakıyoruz. Her şeye rağmen, suikastın yolunu, o güzargahı, çevreyi çok iyi bilen birileri çizmiş. Profesyonel ekip de arkadan gelip eylemi gerçekleştirmiştir. Daha sonra bu ekip yeraltına çekilir." dedi. Öte yandan Diyarbakır'daki suikastın ancak 'devletler düzeyinde' gerçekleştirilebileceğine dikkat çeken istihbarat uzmanı emekli bir general de, saldırıyla Türkiye'nin istikrarsızlaşmasının hedeflendiğini söyleyerek, "Diyarbakır'da çok profesyonelce bir suikast gerçekleştirildi. Günlerce maket üzerinde çalışılarak gerçekleştirilmiş bir operasyon. Kesinlikle dış bağlantılı. Bunu yapan Hizbullah falan olamaz." yorumunu yaptı. (Birol Aydın)




Robot resimleri çizildi

Diyarbakır'da önceki akşam Emniyet Müdürü Gaffar Okkan ile 5 polis memurunun şehit edildiği saldırıyı gerçekleştiren teröristlerden 2'sinin eşkalleri belirlendi.

Saldırıyı gerçekleştirdikleri belirlenen 10 teröristten 2'sinin robot resimleri, görgü tanıklarının verdiği ifadeler doğrultusunda çizildi. Tüm güvenlik birimlerine dağıtılan robot resimlerde, teröristlerin eşkalleri şöyle tarif edildi: "1. terörist; 27-30 yaşlarında, 1.65-1.70 santimetre boyunda erkek. 80-85 kilogram ağırlığında, koyu esmer tenli, geniş omuzlu ve atletik yapılı, olay anında üzerinde, lacivert kalın ve uzun palto bulunuyordu.

2. terörist; 23-25 yaşlarında, 1.60-1.65 santimetre boylarında erkek. 60 kilogram civarında, sarışın tenli, çelimsiz yapılı, olay anında üzerinde sarı renk ince kumaş mont, beyaz gömlek bulunuyordu." Bu arada Diyarbakır Valisi Cemil Serhadlı, yaptığı açıklamada, saldırganlardan yakalanan olmadığını kaydetti.




Araçlar zırhlı olmalıydı

Güvenlik uzmanları, şehit Emniyet Müdürü Okkan'ın aracının zırhsız olmasının tek hata olmadığını, tehditler alan bir ismin korumalarının da kurşun geçirmez bir araç içinde bulunmaları gerektiğine dikkat çektiler.

Türkiye'de zırhlı araç pazarlaması yapan B&B International Limited Şirketi Genel Müdürü Burak Bolat, sürekli tehdit alan şehit Emniyet Müdürü Okkan'ın en azından B-4 Kalaşnikof Sınıfı tabir edilen bir zırhlı araç içinde olması gerektiğini söyledi. Bolat, şöyle konuştu: "Böyle olsaydı belki Gaffar Okkan bugün yaşıyordu. Ya da yaralı olarak kurtulacaktı. Bakın Okkan'ın yanında korumaları vardı. Bu da göstermektedir ki isterse yüz tane koruması olsun zırhlı araç olmadı mı teröristler eylemlerini rahatlıkla gerçekleştiriyor." Amerika'da korumaların da zırhlı araçlar içinde seyahat ettiğini vurgulayan Bolat, Türkiye'de koruma araçlarının arkadan takipte bulunduğuna da vurgu yaparak, "Normalde koruma aracı bizim aldığımız eğitimde önde gider. Türkiye koruma araçları arkadan gidiyor. Bunun nedeni ise birisi yolu kesecek olursa koruma o arabaya çarpıp yolu açacaktır. Diğer hata, iki koruma aracından biri öne diğeri arkaya geçerek korunacak kişinin aracını araya alıyorlar. Bir olay esnasında arkadaki korumalar inerek hedefe saldırıyorlar. Burada arkadaki koruma da öndeki koruma aracının yanına gelerek set oluşturması lazım." şeklinde konuştu. (Erkan Acar)




Kepenkler açılmadı

Diyarbakır'da kentin en işlek yerleri olan Ofis ve Dağkapı başta olmak üzere çeşitli semtlerdeki esnaf, Emniyet Müdürü Okkan ile 5 polis memurunun şehit olduğu saldırıyı kınamak için kepenklerini indirdiler.

Esnaf kepenklerinin üzerine de 'Hain saldırı sonucu şehit olan Gaffar Okkan’ın vefatı dolayısıyla kepenklerimiz kapalı' şeklinde yazılar astılar. Şehirlerarası yolcu taşıyan otobüs firmaları ile şehir içi yolcu taşıyan minibüsler dünkü seferlerini saldırıyı kınamak için iptal ederken, çok sayıda işçi ve memur işe gitmedi; okullarda öğrenci ve öğretmenler de ders yapmadılar. Şehit Emniyet Müdürü’nün başarısı için büyük destek verdiği Yükselme Grubu’nda mücadele eden Diyarbakırspor da dünkü antrenmanını iptal etti; tüm yönetici ve futbolcular cenaze törenine katıldılar. Şehirlerarası otobüs firmaları, cenaze törenine katılan vatandaşları taşımak üzere otobüsleri tören alanına getirdiler.




Emniyet alarmdaydı

Terör örgütü Hizbullah'ın kamuya ait binalara saldırı hazırlığında olduğu istihbaratını alan İçişleri Bakanlığı'nın, iki hafta önce valilik- lere genelge gönderdiği belirlendi.

Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan ile birlikte 5 koruma görevlisinin şehit olduğu suikast girişimiyle gündeme gelen güvenlik meselesi konusunda İçişleri Bakanlığı’nın 15 gün önce yayınladığı B.05.1.EGM .4.34.00.14 No'lu genelge ile herhangi bir saldırıya karşı emniyet birimlerinin uyarıldığı belirlendi.

Genelgede “Yasadışı Hizbullah örgütüne yönelik olarak başlatılan operasyon sırasında örgüte büyük darbeler vurulmuştur. Operasyonun ölüm yıldönümü olması sebebiyle firarda bulunan örgüt mensuplarınca halen örgütün güçlü olduğu imajını vermek için güvenlik kuvvetleri ve kamuya ait binalara saldırılar olabileceği değerlendirilmektedir. Bu nedenle, özellikle emniyet müdürlüğü bünyesinde hizmet veren binaların girişinde yapılan kontrollerde azami dikkatin gösterilmesini, kamuya ait binaların çevresinde gerekli güvenlik önlemlerinin alınmasını, personelin konu hakkında uyarılarak müteyakkız bulunmasının sağlanmasını, olabilecek gelişmelerden anında Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne bilgi verilmesini arz ve rice ederim.” denildi.




'Bizleri çok üzdün Gaffar Amca'

Diyarbakır’da halkla polisi kaynaştıran şehit Polis Müdürü Gaffar Okkan, vatandaşın sevgi ve saygısını kazanmıştı.

Nefretle karşılanan hain saldırının ardından bazı vatandaşlar araçlarına siyah bezler bağlayarak olayı protesto ederken, Gaffar Okkan ve 5 polisin şehit olduğu yerde, Diyarbakırlı çocuklar yaktıkları mumları diktiler.

Mithat Şengöz / DİYARBAKIR (cha)




22 yıl sonra yine polis müdürü

Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan gibi Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul da 28 Eylül 1979'da uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetmişti.

Emniyet Müdürü Yurdakul, 28 Eylül 1979'da sabah Reşatbey Mahallesi'ndeki lojmanından işine giderken Ordu Caddesi'nde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybederken, saldırıda Yurdakul'un makam şoförü Ethem Kurtpala, kayınpederi Muammer Önen ve Ali İğneci isimli vatandaş hayatlarını kaybetmişti.

A.GEZİCİ O. BALCI / ADANA(cha)




İkinci Titan vakası

Titan saadet zinciri benzeri organizasyonla yaklaşık 4 bin kişiyi dolandıran şebekenin 3 üyesi yakalandı. 1'i avukat 3 kişinin ise arandığı bildirildi.

Titan Saadet Zinciri” benzeri bir organizasyonla Türkiye çapında yaklaşık 4 bin kişiyi dolandıran şebekenin İzmir'de faaliyet gösteren 3 üyesi yakalandı. Olayla ilgili olarak biri avukat 3 kişinin daha arandığı bildirildi.

Alınan bilgiye göre, bazı mağdur vatandaşların şikayetçi olmaları üzerine operasyon düzenleyen İzmir Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğü ekipleri, Alsancak semtindeki Berrak Bilgisayar Nakliye Temizlik ve Tıbbi Pazarlama Sanayi AŞ'nin ortakları olduğu bildirilen Şenol Balkır, Reşat Kerem Aksan'ı gözaltına aldı.

Bazıları Titan'ın eski elemanları oldukları belirlenen sanıkların sorgusunda, Titan benzeri bir oluşumla, cilt bakım ürünleri ve temizlik malzemesi satmak ve daha sonra "distribütör” yapmak vaadiyle lüks otellerde yemekli iş toplantılarında müşteri ağırladıkları, bu kişilerden 2'şer müşteri daha bulmalarını istedikleri ve karşılığında 1088 dolar aldıkları ortaya çıktı. Böylelikle İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya ve Bursa'da yaklaşık 4 bin kişinin dolandırıldığı belirlendi. Emniyet yetkilileri, ulusal yayın yapan bir Tv kanalında, söz konusu şirketin organizasyonunun gizli kamera görüntülerinin de yayınlandığını, olayla ilgili olarak şirket ortaklarından İzmir Barosu avukatlarından Emre Sutaş ile Sadık Altemur Ege ve Hüseyin Ertenk'in yakalanmasına çalışıldığını ve soruşturmanın çok yönlü sürdürüldüğünü belirttiler. Sinan Uçkaç / İZMİR (cha)




312 artık değişmeli

Yeni Asya gazetesinin mahkeme kararı ile bir ay süre ile kapatılmasına basın meslek örgütleri tepki gösterdi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Basın Konseyi başkanları Zaman'a yaptıkları açıklamalarla, olayın Türkiye için 'bir demokrasi ayıbı' olduğunun altını çizdiler.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nail Güreli, "Gazete kapatma cezasının halen yürürlükte olması, demokrasimizin önemli bir eksikliğini ve ayıbını gösteriyor." dedi. Yeni Asya'nın kapatılmasının sadece cezaya konu olan sorumluların değil, okurun da cezalandırılması anlamına geldiğini vurgulayan Güreli, "İletişim ve ifade özgürlüğünü evrensel ölçütlerin ötesinde sınırlayan yasalardaki diğer hükümlerle beraber TCK'nın 312. maddesini de artık çağdaş bir anlayışla değiştirmenin zamanı gelmiştir." yorumunu yaptı.

Hukuk devleti ile bağdaşmıyor

Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi ise "Yeni Asya gazetesinin 7 Ekim 1999 tarihli sayısında çıkan 'Siyasi deprem kapıda' başlıklı yazı hangi nedenle mahkumiyete konu teşkil etmiş olursa olsun failin (bu olayda yazıyı kaleme aldığı anlaşılan Halil Akgünler'in) değil bir yıl 8 ay hapse mahkum edilmesi, bir gün bile özgürlüğünün elinden alınması inancımıza göre demokratik hukuk devleti ilkelerine taban tabana zıttır." diye konuştu. Basın yoluyla işlenmiş suçlar da dahil ifade özgürlüğü kapsamına giren suçların caydırıcı ağırlıkta para cezası ile yaptırıma bağlanmasını savunduklarını kaydeden Ekşi, günümüzün demokrasi ve hukuk devleti anlayışının bunu gerektirdiğini kaydetti.

İnsan haklarına aykırı

İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Avukat Osman Ergin, Yeni Asya Gazetesi'nin bir ay süre ile kapatılmasının kabul edilebilir olmadığını belirterek, "Bu kararı haber alma ve verme hakkına yönelik bir mahkumiyet olarak görüyoruz." dedi. İnsanların düşüncelerinden dolayı mahkum edilmesine ve bu sebeple de gazete ve televizyonların kapatılmasına karşı olduklarını açıklayan Osman Ergin, verilen kararı insan hakları standartlarına aykırı bulduğunu kaydetti. (Zafer Özcan-Erkan Acar / İSTANBUL Zaman)




Greenpeace'lilere linç girişimi

Katı atık yakma tesisini protesto için İzmit'teki Büyükşehir Belediyesi binasına pankart asarak eylem yapmaya çalışan Greenpeace (Yeşil Barış Örgütü) üyeleri, çevredeki vatandaşlar ve belediye personelinin şiddetli tepkisiyle karşılaştı.

Saldırıdan polisin müdahalesiyle kurtarılan 21 kişi gözaltına alındı. Polis ve zabıta ekipleri tarafından saldırıdan korunan eylemciler Zabıta Müdürlüğü'nün binasına sokulurken, halkın arasında bulunan Greenpeace Akdeniz Bölge Sorumlusu Tolga Temuge de bir grup belediye çalışanının saldırısına uğradı. Olay sonrasında gazetecilere açıklama yapan İzmit Tehlikeli Atıkları Yakma ve Değerlendirme Tesisi Genel Müdürü Kenan Evin, atık yakma tesisinin çevreye zararlı olmadığını ifade etti. Tesisin, Çevre Bakanlığı'nca onaylanan bir proje olduğunu belirten Evin, bugüne kadar 15 kez yakma testi yapıldını ve emisyon değerlerinin normal olduğunu kaydetti. (Fikri Kaya / İZMİT cha)




Gureba'yı SSK kullanacak

Danıştay 10. Dairesi, İstanbul’da bulunan Vakıf Gureba Hastanesi’nin SSK Genel Müdürlüğü’ne tahsisine ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıf Meclisi kararının yürütmesinin durdurulması istemini reddetti.

Bezm-i Alem Valide Sultan Vakfı Gureba Hastanesi Klinikleri Yardım Vakfı’nın, Vakıf Gureba Hastanesi binalarının ve müştemilatının 10 yıl süreyle ve bedelli olarak SSK Genel Müdürlüğü’ne tahsisine ilişkin Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıf Meclisi kararı ile Bakanlar Kurulu’nun aynı konuya ilişkin kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açtığı davada, ilk aşama sonuçlandı. İdarenin savunması alınıncaya kadar yürütmenin durdurulması istemini daha önce kabul eden Danıştay 10. Dairesi, idareden savunma geldikten sonra istemi yeniden değerlendirdi.

10. Daire, söz konusu kararların yürütmesinin durdurulması istemini reddetti. Karar gereği, SSK, hastaneyi kullanmaya devam edecek. Davacı vakfın karara itiraz etmesi durumunda, konu bir üst kurul olan Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nda görüşülecek. Danıştay 10. Dairesi, hastanenin SSK’ya tahsisine ilişkin işlemin iptali istemini ise daha sonra karara bağlayacak.




Baroya 'F' tipi davası

Adalet Bakanlığı İstanbul Barosu Başkan ve Yönetim Kurulu üyelerinin görevden alınmaları için harekete geçti.

Bakanlık, Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği yazıda İstanbul Barosu Yönetim Kurulu’nun F tipi ile ilgili olarak aldığı kararın Avukatlık Kanunu’nun 76. maddesinde tanımlanan amaca aykırı ve illegal olduğu gerekçesi ile dava açılmasını istedi.

Adalet Bakanlığı’nın İstanbul Barosu yönetiminin fesh edilmesi isteği 11 Ocak 2001 tarihli Hukuk İşleri Genel Müdürü Bülent Gökgöz tarafından bakan adına imzalanarak Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı’na gönderildi. Beyoğlu Cumhuriyet Savcı Vekili Fahrettin Çankaya tarafından işleme kondu. Beyoğlu Sacılığı İstanbul Barosu’ndan Yönetim Kurulu kararının örneğinin kendilerine gönderilmesi için 17 Ocak 2001 tarihinde resmi yazı gönderdi. İstanbul Barosu’nun Beyoğlu Savcılığı’nın istediği belgeyi daha göndermediği öğrenildi.

Sadullah ÖZCAN/ ANKARA (Zaman)




Radarlı geçiş sistemine harç

İstanbul ve Çanakkale boğazlarının gemi trafiği keşmekeşini sona erdirerek denetim altına alacak radarlı–elektronik geçiş sisteminin ilk harcı hafta sonunda atılacak.

Boğazlardan geçişte güvenliği artırmak amacıyla başlatılan Türk Boğazları Gemi Trafik Yönetim Bilgi Sistemi Projesi çerçevesinde İstanbul’da 8 kule ve bir kontrol merkezinin temelini atma töreni 28 Ocak Pazar günü gerçekleştirilecek. Denizcilik Müsteşarlığı'nda verilen bilgiye göre gemi hareketlerinin izlenmesi, yönlendirilmesi gerektiğinde kayıt–denetim altına alınmasını sağlayacak proje, seyir emniyetinin artırılmasının yanı sıra, bin yılların tarihi mirası boğazların çevre, kültür, mal ve can güvenliğini de sağlamış olacak. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nca ihale edilen İstanbul'daki kontrol merkezi ve 8 kulenin maliyeti 1 trilyon 740 milyar lirayı bulurken, Çanakkale'deki sisteme de 1 trilyon 377 milyar lira harcanacak. (Fatih Uğur / İSTANBUL Zaman)




Karne Sendromu hattı hizmette Alooo! Zayıfım var

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı olarak çalışmalarını sürdüren İstanbul Çocuk Meclisi Genel Sekreterliği, Karne Sendromu hattıyla yine öğrencilerin hizmetinde.

Öğrencilerin, kötü karne karşısında içine düştükleri problemlerden yola çıkarak 4 yıldır böyle bir grup çalışması yaptıklarını belirten İstanbul Çocuk Meclisi Genel Sekreteri Mevlana İdris, anne - babaların çocuklarının karnelerine bakmadan önce kendi karnelerini düşünmelerini istedi.

İdris, ailelerin özellikle karne dönemlerinde her zamankinden daha anlayışlı olmaları gerektiğini ifade ederek, daha önceki dönemlerde kötü karne alan öğrencilerin aile korkusundan dolayı intihar ettiklerine dikkat çekti. İdris, derslerdeki başarı ya da başarısızlıkla bir çocuğun değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti: "Aileler çocukların başarısız olduğu dersler konusunda çoğu zaman yıkıcı bir tutum sergiliyorlar. Oysa çocuğun başarısızlığının arkasında eğitim sisteminin aksaklıkları başta olmak üzere birçok sosyal ya da psikolojik neden olabilir. Bütün bunları hesaba katmadan çocuğa yüklenmek doğru değildir."

Yastıkları dövsünler

Mevlana İdris, zayıf notlar nedeniyle, çocuğa dönük şiddet uygulayan aileleri ise hiç anlamadığını ve bu durumun kırık üstüne kırık eklemekten başka bir şeye yol açmayacağını belirterek, ille de bir şeyler dövmek istiyorlarsa yastıkları dövmelerini önerdi. İdris, şaka dahi olsa bütün telefonlara cevap verdiklerini belirterek, "Ne olursa olsun biz işimizi ciddiye alıyoruz. Bu durum küçümsenecek bir mesele değil." dedi.

12 ile 15 yaş arası 5 çocuğun çalıştığı Karne Sendromu hattı bugünden itibaren başlayayarak pazar dahil olmak üzere 30 Ocak Salı gününe kadar her gün mesai saatleri içerisinde hizmet verecek.

Karne Sendromu hattının telefonlarına ulaşmak isteyenler,

0212 514 09 03, 513 68 53 numaralarını arayabilir veya 512 06 66 numarasınına faks gönderebilirler. (Zeliş Yıldıral / İSTANBUL (cha))




Karnesini alamadı

Kayseri'de önceki gün sabah saatlerinde korkunç bir intihar olayı yaşandı.

Hoca Ahmet Yesevi Mahallesi'nde oturan, Sadiye Nuhoğlu İlköğretim Okulu 7. sınıf öğrencisi Mehmet Doğan (14), kendi evlerinde Huğlu marka ruhsatsız av tüfeği ile intihar etti. Okul yetkilileri, Mehmet'in başarılı bir öğrenci olduğunu ve teşekkürü bir puanla kaçırdığını söylediler. İsmail İçer / KAYSERİ (cha)




Soğuk hava yumuşuyor

Hava sıcaklığı artacak

Halen yurdun doğu bölgelerini etkisi altında bulunduran soğuk ve yağışlı hava yurdu terk ediyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden alınan bilgiye göre, Türkiye, hafta sonu Orta Akdeniz'den gelen ılık ve yağışlı havanın etkisine girecek. Hava sıcaklığının, yağışa rağmen, özellikle batı bölgelerinde 6-8 derece artarak mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi bekleniyor. Cumartesi günü Marmara'nın batısı ve kıyı Ege'de başlayacak yağışların, pazar günü ve yeni haftanın ilk günlerinde yurdun batı kesimlerinde yağmur, yer yer sağanak şeklinde görüleceği tahmin ediliyor. Pazar gününden itibaren ise Marmara ve Ege'de lodosun zaman zaman kuvvetli olarak eseceği bildirilerek, ilgililerin tedbirli olmaları istendi.




17 Ağustos'tan bu yana KAYIP

Hasan Bekcan'ı ailesi büyük depremden bu yana arıyor. Anne Gülseren Bekcan ve 3 çocuk babalarının döneceği günü hasretle bekliyor. Umutlarını yitirmeden aramaya devam ediyorlar

17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen depremde yıkılan Dilmen Oteli enkazından sağ olarak kurtulan Hasan Bekcan'dan hâlâ bir haber alınamıyor. Hasan Bekcan'ın otelin enkazından çıkarıldıktan sonra ilk tedavisini yapan Düzce İzzet Baysal Konuralp Hastanesi doktorları resimlerinden kendisini hatırlıyor. Doktorlar, Bekcan'ın yarasının çok ağır olmadığını; fakat şoka girdiğini belirtiyorlar. Eşi Gülseren Bekcan ve kardeşi Hüseyin Bekcan, kendisini bulabilmek için Türkiye genelinde ellerinden geldiğince aramaya çalışmışlar ve aramaya devam ediyorlar. Eşi Gülseren Bekcan, "İlanlar bastırdık, resimleri dağıttık. Depremden 35 gün sonra 22 Eylül 1999 tarihinde bir gün bir telefon geldi, eşinizi gördük diye. Marmara Ereğlisi'nden özel bir muayenehaneden Dr. Tunca Aybar, kocamın tedavi için getirildiğini söyledi. Kendisinin sağ olduğu bu şekilde belgelenmiş oldu. Fakat doktor, kendisinin bilinçli olmadığını, bir başkası tarafından muayenesinin yaptırılıp götürüldüğünü söyledi." dedi.

Hasan Bekcan'ın ailesi, Ereğli'de yanında bulunan ve muayenesini yaptıran kişinin kimliğini gizlediği için tüm aramalarına rağmen halen kendisinden bir haber alamadıklarını söylüyorlar.

Hasan Bekcan'ın eşi ve 3 çocuğu, babalarının döneceği günü hasretle ve umutla bekliyor. 1955 Çorum doğumlu Hasan Bekcan'ı görenlerin insaniyet namına, (0.212) 692 06 79, (0.374) 243 84 80 veya (0.532) 540 08 64 numaralı telefonlara bildirmesi isteniyor. Kendisini görüp ailesine bilgi verenler veya teslim edenler, aile tarafından ödüllendirilecek. (Mehmet Güler / BOLU (cha))




Atasözleri internete girince Teknolojik atasözleri

Teknolojik atasözleriYaşamımızın bir parçası haline gelen bilgisayarlarla ilgili internette yeni yeni atasözleri üretilmeye başlandı.

Yüzyıllar ötesinden gelen atasözleri günlük yaşantımızda zaman zaman öğüt ve nasihatlerle ışık tutarken, günümüzün vazgeçilmez bir aracı olan bilgisayarlar için de internette birbirinden ilginç atasözleri derlenir oldu. Bir anlamda, "teknolojik atasözleri" olarak değerlendirilen derlemelerden bazıları şöyle:

Ramsız windows oynamaz

Sabreden devriş windowsu çalıştırmış

Kılavuzu animatör olanın burnu 3D'den kurtulmaz

Sakınan diskte bad çıkar

Virüsünü temizlemeyen diskini temizler

Upgrade'ı an, tornavidayı eline al

PC'ye mac vermişler, ah windowsum demiş

Dos işler windows övünür

Patch'i çıkmamış programdan ümit kesilmez

Kimine adlip söz, kimine SB live az

Bana bilgisayar verin interneti göçüreyim

Ak antivirüs karagün içindir

Dos kocayınca windowsun maskarası olur

Hatasız program olmaz

PC'ci Microsoft'a küsmüş, Microsoft'un haberi olmamış

Bana bilgisayarın modelini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

Yaz virüsü formatlasın diskini

Nickini söylemeyen chat arkadaşı bulamaz

Bir virüse sistem yakma!

Paran çoksa yeni bilgisayardan bıkma, işin yoksa chatten çıkma




Dinî nikah sorgusu

Pop müzik sanatçısı Ajda Pekkan, "dinî nikahla evlendiğine" ilişkin basında çıkan haberler üzerine hakkında başlatılan soruşturma kapsamında İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nda ifade verdi.

İstanbul Adalet Sarayı'na gelen Pekkan, turizmci Erol Özbaş ile "imam nikahıyla evlendiğine" ilişkin basında yer alan haberler üzerine soruşturma başlatan Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatı gereğince İstanbul Soruşturma Savcısı Hasan Eker'e ifade verdi. Pekkan, basın mensuplarının adliyeye geliş amacına ilişkin yönelttiği sorulara, "Savcı beyi ziyarete geldim. Onu Bostancı Gösteri Merkezi'ndeki konserime davet ettim. Siz gelmeyecek misiniz?" karşılığını verdi. Adliye personelinin de büyük ilgi gösterdiği Pekkan, Adalet Sarayı'nın önündeki seyyar Milli Piyango bayiinden, ısrar üzerine 4 milyon lira olan tam bilete 5 milyon lira vererek bir tane satın aldı. Hakkında dava açılırsa Pekkan dinî nikah yapmak suçunu düzenleyen TCK'nın 237/4 maddesi gereğince 2 aydan 6 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılanacak.

Nuri İmre İSTANBUL (cha)



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 454 1 454 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.