Havuz ve otoban
Eskişehir'de Türkiye Serbest Güreş Şampiyonası yapıldı. Eskişehir denince akla gelen ilk şirketle 20 Ocak günü Harem'den saat 11.00 arabasıyla seyahatimiz başladı.
Kocaeli'ne geldik, otobandan çıkıp otogar'a gireceğiz. Aaa o da ne, kaptan yardımcısı arkadaş gişeye yaklaşan otobüsün önündeki İstanbul–Eskişehir yazan tabelayı ters çevirip Eskişehir–İstanbul yapıverdi. Kaptan otoban ücretini ödedi. Otogara giriş çıkış yapıldı ve tabela yeniden İstanbul–Eskişehir oldu. Bunda ne var diyebilirsiniz. Önce bende birşey anlamadım. Meğer arkadaş Sakarya–Kocaeli arası otoban ücreti ödemek için tabelaya takla attırmış. Aradaki 1 milyon 250 bin liralık fark şöfor beyin cebine. Düşündüm de hortumculara kızmamızın tek sebebi biz götüremiyoruz diye herhalde. İlgilisine arz olunur.
* * *
Futbolda havuzun suyu çekildi. Kulüpleri bir telaştır aldı gidiyor. Futbolu kendine bağlama çabasındaki bakan Fikret Ünlü Spor Yüksek Konseyi Kanun Tasarısı'nı onaylatmak için sisli havada el avuşturuyor. Havuz ne olacak, maçları hangi kanal verecek dekoderzedenin durumu ne olacak. CNNTürk'e çıkan Bakan Ünlü ile Futbol Federasyonu Başkanvekili Ata Aksu'yu dikkatle dinledim. İki kurum arasındaki kavgaya benim gibi herkes tanık oldu. Bakan bey hâlâ futbolculara verilen jiplerde takılı kalmış. Oysa bu sorunun cevabını Fatih Uraz'la birlikte aylar önce Federasyon Başkanı Haluk Ulusoy'la yaptığımız mülakatta öğrenmiş ve kamuoyuna duyurmuştuk. Ulusoy, sporsor olan firmaların deveyi hamuduyla aşıran medya patronlarının baskısından korktuğu için çekildiklerini, söz verdikleri için de jiplerin parasını cebinden ödediğini söylemişti.
Havuz ihalesi 30 Ocak'ta yapılacak. Yani kulüplerin bütçesinin %80'ini oluşturan havuz ihalesini bir medya kuruluşu alacak. Bunda ne var demeyin. Çok şey var. Gerçi biraz da biz medya mensuplarından kaynaklansada kulüpler patronlarını istedikleri zaman yalanlayabiliyor veya tesislerine sokmayabiliyor. Bu biraz tuhaf geldi bana. Geçtiğimiz günlerde TSYD 3 büyük kulübü kınayan bir deklarasyon yayınladı. Ne tuhaf değil mi? Patronu olduğun kulübün antrenmanını izleyemiyorsun ya da senin eline bakanlar seni yalancılıkla suçlayabiliyor.
* * *
Gaffar Müdürüm. Bu sözü 2 Mayıs 200'de Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nde sarfetmiştim. Şimdi tüm Türkiye'nin gözyaşı döktüğü A.Gaffar Okkan'ı Diyarbakırspor–K.Konya olaylı maçından sonra ziyaret etmiş, olayın perde arkasını araştırmıştık. Hunharca öldürüldüğünü duyunca gözyaşlarımı tutamadım. 3 Mayıs 2000'de yazdığım yazıda, Gaffar Müdürüm'ün devletle milleti barıştırdığını, Diyarbakır'daki polis memurlarının vatandaşa yaklaşımının İstanbul'da bile olmadığını söylemiştim. Diyarbakır'da huzura sıkılan kurşun yüreğimizi dağladı. İnşaallah huzur bozulmaz, nur içinde yat Gaffar Müdürüm.
i.ekiz@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
17/
12/
2000...
Kartal değil serçe
21/
12/
2000...
TMOK'un gecesi
23/
12/
2000...
Fener'in Kadıköy klasiği...
24/
12/
2000...
Yedek G.Saray
27/
12/
2000...
Galatasaray gerçeği
31/
12/
2000...
Yılmaz aday değilmiş!
03/
01/
2001...
Hayırlı olsun Sümer hocam
09/
01/
2001...
TSYD Semineri ve Güreş Şurâsı
15/
01/
2001...
Fatih Terim...
20/
01/
2001...
Havuzda oyun...
|