|
Meslek liselilerin dramı
TUNCER ÇETİNKAYA
Nüfusumuzun 6
milyona yakını lise çağında. Ancak lise ve dengi okullarda
okuyan öğrencilerimizin sayısı 2.3 milyon. Bu rakamlar lise çağ
nüfusumuzun yarıdan fazlasının eğitim dışında kaldığını
veya iş piyasasında olduğunu gösteriyor. Devlet istatistik
Enstitüsü verilerine göre ülkemizde 1.5 milyon civarında olan
işsizlerin yüzde 35'ini yani 500 bine yakınını lise, lise
dengi veya üniversite mezunları oluşturuyor. Bütün bu
rakamlar bize ülkemizde mesleki teknik eğitimin gelişmediğini
veya yeterince ilgi gösterilmediğini ifade ediyor. Türkiyede
son yıllarda genel lise düzeyindeki eğitime ağırlık
verilmesi üniversite önünde yığılmalara sebeb oldu ve 250
bin kişinin ancak yerleştirilebildiği üniversitelere 1.5
milyona yakın öğrenci müracat etmeye başladı. Ülke
sanayisinin ihtiyaç duyduğu ara insan gücü yetiştirilmedi. İlköğretimden
sonra iyi bir rehberlik yapılmadığı için öğrenciler liseyi
bitirdikten sonra iş yapamaz duruma düştüler. Mesleki Teknik eğitimin
içine düştüğü bu durum Milli Eğitim Bakanlığı'nı
harekete geçirdi ve bakanlık en üst danışma mercii olan Milli
Eğitim Şurası'nın 16'ıncısını bu konuya ayırdı. 22-26 Şubat
1999 tarihleri arasında yapılacak olan Şura'da Mesleki Teknik Eğitimin
problemlerine çözümler aranacak.
Şura öncesinde Meslek
liselerinin nabzını tuttuk. 3 bin 369 okulu 1 milyona yakın öğrencisi
ve 72 bin öğretmeni ile örgün eğitim içinde önemli bir yere
sahip olan Meslek liselerinin problemlerine ve sıkıntılarına
mercek tutuk. Öğrencilerinin üniversiteye girişte yaşayacağı
adaletsiz uygulamalardan, teknik eğitim fakültelerinde yetişen
meslek dersi öğretmenlerinin kalitesizliğine, trilyonluk
techizat parkının değerlendirilmeyişinden, döner sermaye işletmelerindeki
problemlere kadar pek çok konuyu araştırdık. Mesleki teknik eğitimde
karşılaştığımız onca problem arasında her türlü
olumsuzluğa rağmen fabrika gibi çalışan, üretim yapan, çağın
bilgileri ile donanmış, yeni teknolojiye hakim öğrencilerin
yetiştirildiği okulları da gördük. Milli Eğitim Şurası öncesinde
Mesleki Teknik eğitimin problemlerini ve çözüm yollarını siz
Zaman okurlarına sunuyoruz. (TÇ)
Meslek Liselerine Üniversite
kapısı kapatıldı
Meslek liseleri yönetmeliğine göre
bu okullar hem mesleğe hemde üniversiteye öğrenci yetiştiren
kurumlar olarak tarif ediliyor. Ancak geçtiğimiz yıl YÖK'ün
aldığı kararla bu okullardan yetişen öğrencilerin üniversitede
istedikleri bölümlere girme imkanı yok denecek kadar azaldı.
Mevcut 3 bin 369 okulda toplam 1 milyona yakın öğrencisi ile üniversite
sınavına giren öğrenciler arasında yüzde 30'lik bir paya
sahip olan bu okulların öğrencileri şimdi zor durumda. YÖK geçtiğimiz
yıl ani bir kararla üniversite sınav sayısını bire indirdi
ve meslek lisesi öğrencilerine puan kısıtlaması getirdi. Bu
uygulamanın meslek liselerine olan olumsuz etkisi önceleri
farkedilmese de sınav tarihinin yaklaşması ve sınav klavuzlarının
açıklanması ile kendini gösterdi. İlk başlarda yalnızca İmam
Hatip Liselerinin kendi alanları dışında yani ilahiyat fakülteleri
dışında başka bir yüksek öğretim kurumuna girmelerini
engellemek için yapıldığı düşünülen uygulamanın bütün
meslek liselerini kapsadığı çok geçmeden anlaşıldı. Çünkü
meslek lisesi öğrencileri üniversite sınavında –bırakın
diğer branşları– kendi branşlarındaki mühendisliklere bile
genel lise öğrencilerinin 25-30 puan gerisinde başlayacaklar.
Bir buçuk milyon öğrencinin yarıştığı ortamda 1 puanın
3-4 bin kişiyi geride bırakmak anlamını taşıdığı bir
ortamda meslek liseleri daha sınav başlamadan 75-100 bin kişinin
gerisinde kalmışlardı. Bu duruma en ciddi tepkiyi Şura için
hazırlık yapan İzmir Bölgesinin endüstri meslek lisesi müdürleri
gösterdi. İzmir'deki bütün Endüstri Meslek liselerinin müdürleri
biraraya gelerek bu konuda bir rapor hazırladı ve raporu MEB'e gönderdi.
Milli Eğitim Şurasında da gündeme gelecek olan raporda meslek
lisesi öğrencilerinin uğradığı puan kayıpları örneklerle
sıralanıyor.
Mühendislik yolu kapalı
Meslek liseleri arasında
yer alan Teknik ve Anadolu Teknik Liselerin ders saatleri ve
uygulanan program genel liselerdeki Fen Kolu alan derslerinin aynısı.
Ama program aynı olmasına rağmen Teknik ve Anadolu Teknik lise
öğrencileri kendi alanlarındaki bir üst programa girmekte
zorlanacaklar. Zorlanacak kelimesi en iyimser bir kelime. Bu öğrencilerin
genel liselerdeki öğrencinin 30 puan gerisinde başlaması demek
bu bölümü kazanamayacağı anlamına geliyor. Bunu bir örneklerle
açıklayalım. İnşaat Mühendisliği, Elektrik Mühendisliği
ve Bilgisayar Mühendisliği bölümlerini ele alalım. Genel
lisede okuyan bir öğrenci üniversite tercihleri arasında bu bölümleri
tercih ederse Orta Öğretim Başarı Puanı 0.5 ile çarpılacak,
Teknik ve Anadolu Teknik Liselerinin Yapı bölümü öğrencisi
kendi branşı olan inşaat Mühendisliğini, elektrik bölümü
öğrencisi Elektrik mühendisliğini ve Bilgisayar bölümü öğrencisi
Bilgisayar mühendisliğini tercih ederlerse Orta Öğretim Başarı
Puanları 0.2 ile çarpılacak. Puan hesaplamasında yapılan bu
adaletsiz uygulama Meslek liselerine öğrenci akışını
durduracak. Yüksek öğrenimde önlerine set kurulan öğrenciler
bu okulları tercih etmeyecektir. Üniversite önündeki yığılmaları
önlemek için meslek liselerine ağırlık vereceklerini söyleyenler,
meslek lisesi öğrencilerinin kendi branşlarına dahi
gitmelerini engelledikten sonra genel liselere yığılma daha da
artacak, eğitime yön verenlerin söyledikleri ile yaptıkları
icraatlar arasındaki tezat bir kez daha ortaya çıkmış olacak.
Bu durumda yüksek öğrenim görmek
isteyen Meslek liselerinin iki tercihi var. Birisi alanı ile
ilgili 2 yıllık meslek yüksek okulları diğeri ise Teknik Eğitim
Fakültelerinin öğretmenlik bölümleri. Meslek lisesi yöneticileri
'Sınavsız üniversite' diye lanse edilen Meslek lisesi öğrencilerinin
Meslek Yüksek Okullarına sınavsız gönderilmesinin de anlamsız
olduğunu ifade ediyorlar. Çünkü Teknik ve Anadolu Teknik Lise
mezunları aldıkları program gereği zaten tekniker seviyesinde
eğitim veriyorlar. Hatta MYOlarda öğrenciler 80 saatlik meslek
dersi kredisi alırken bu rakam liselerde 86 kredi. Yani MYOlar
liselerden farklı değil. Bu durumda geriye Teknik Eğitim Fakülteleri
kalıyor, onlarında bir üst eğitimi yok.
Okul müdürleri endişeli
Bağcılar Abdurrahman ve
Nermin Bilimli Endüstri Meslek, Teknik ve Anadolu Teknik Meslek
Lisesi Müdürü Ruhi Odabaş, uygulamanın adaletsiz sonuçlar doğuracağını
ve meslek liselerine olan yönelişi engelleyeceğini belirterek,
“Öğrenci velilerimizin endişelerini yazdığımız raporlarla
bakanlığımıza bildirdik. Uygulama çok yanlış. Benim 5 sene
boyunca beceri kazandırdığım bir meslekteki öğrenci kendi
alanına girmek istediğinde o dersleri hayatında hiç görmemiş
olan genel lise öğrencisinden 25- 30 puan geride başlıyor.
Benim Makina bölümünde öğrenim gören öğrencim Makina mühendisliğine
giremiyor. Bu hem üniversitelerdeki kaliteyi düşürür. Hemde
mesleki teknik eğitime darbe vurur. Bir an önce bu uygulamanın
düzeltileceğine inanıyoruz” dedi.
İstanbul'da Avcılar Endüstri
Meslek, Haydarpaşa Endüstri Meslek, Şişli EML, Cağaloğlu
Moda Tasarım, İHKİB Hazır Giyim ve Beşiktaş Ziya Kalkavan
Denizcilik Meslek Liselerinde yaptığımız inceleme sırasında
bütün okul idarecilerinin aynı sıkıntıyı yaşadıklarına
şahit olduk. Bütün okul idarecilerinin ortak isteği bu
uygulamanın bir an önce değiştirilmesi ve meslek liselerini özendirici
bir uygulamanın başlatılması.
MESLEKİ VE TEKNİK ORTA ÖĞRETİMDE
SAYISAL DURUM
Okul Türü
Okul sayısı
Öğrenci sayısı
Öğretmen Sayısı
Erkek Teknik
1091
369.947
23.291
Kız Teknik
636
102.397
13.019
Ticaret ve Turizm 650
237.360
10.642
Din Öğretimi
605
178.046
18.702
Diğer(*)
387
61.754
6.864
------------------------------------------------------------------------------------
TOPLAM
3.369
949.504
72.518
(*)Özel eğitim ve öğretim
kapsamındaki meslek liseleri ile diğer bakanlıklara bağlı
meslek liseleri
Fabrika gibi
okul
Mesleki Teknik eğitimde
pek çok problem yaşanmasına rağmen çağın gerektirdiği
teknoloji ile donatılmış fabrika gibi çalışan, üretim içinde
eğitim yapan okullar da var. Bunlardan birisi İstanbul Avcılar'daki
İHKİB Hazır Giyim ve Konfeksiyon Meslek Lisesi. Gelişen
tekstil sektörüne kalifiye elemanlar yetiştiren bu okul kısa sürede
tekstil sektöründe aranan elemanları yetiştirmeye başladı.
1995-96 eğitim öğretim yılında açılan ve geçtiğimiz yıl
ilk mezunlarını veren okulda mezun olan 93 öğrenciden 63'ü
daha okulu bitirmeden yüksek maaşlarla iş buldu. geriye kalan
öğrenciler ise ya kendi işlerini kurdular yada üniversiteye
gittiler. Kesim, Model, Dokuma, Penye ve Triko olmak üzere
tekstilin her alanını ilgilendiren 5 bölümü bulunan okulda en
son teknoloji kullanılıyor. 1 trilyon liralık techizat donanımına
sahip olan okulda, döner sermaye işletmesi ile dışarıya iş
yapılabiliyor. 1998 yılında 16 milyar liralık ciro yapan
okulda her yıl 23 Nisan ve 19 Mayıs Atatürkü Anma, Gençlik ve
Spor Bayram larının kıyafetleri de dikiliyor. Okul Müdürü Gülgün
Saka, okul öğrencilerinin daha mezun olmadan öğretmenlerinden
daha fazla bir maaşla sektörde iş bulduğunu belirterek,
“Tekstilcilerden okulumuza fakslar yağıyor. Antalya, G.Antep,
Adapazarı gibi şehir dışından teklifler alıyoruz. Bizim
okulumuzda birinci amaç üniversite değil. Ama başarılı olan
öğrencilerimiz üniversiteye gidiyorlar. Tekstil sektörünün
ihtiyaç duyduğu en kalifiye elemanları burada yetiştirme imkanımız
oluyor. Çünkü okulumuzda en son teknolojik makina ve techizat
var. Öğrenciler burada aldıkları eğitimle iş hayatına atıldıklarında
hiç yabancılık çekmiyorlar. Çünkü dışardaki makinaların
aynısı bizim okulda var. Ancak bizim bu şansımızı diğer
meslek liseleri yakalamış durumda değil” dedi.
Bir ayda 10 bin parça mal
Okulda tam kapasite ile
çalıştıklarında 10 bin parça mal ürettiklerini ifade eden Gülgün
Saka, “Ancak tam kapasite çalışamıyoruz. Döner sermaye işletme
yönetmeliğinden kaynaklanan problemler oluyor. Yüzde 10 peşin
vergi verdiğimiz için maliyetler yüksek oluyor. Bu yüzden de
piyasa ile rekabet edemiyoruz” şeklinde konuştu. Her şeye rağmen
kaliteli üretim yaptıkları için tercih edildiklerini söyleyen
Saka, önümüzdeki günlerde Pariste yapılacak bir defilede
sergilenecek olan malların üretimini yaptıklarını, modellerin
defilede beğenilmesi durumunda üretimin artacağını sözlerine
ekledi.
Trilyonluk makinalar yatıyor
Endüstri ve Teknik
Meslek liseleri ülke için pahalı bir yatırım. Bir okulun
kurulabilmesi için 100 milyarlarca para harcanıyor. Devlete olan
maliyeti bugünkü rakamlarda 300 trilyon lira olan bu okullarda
toplam 100 trilyon liraya yakın da makina-techizat parkı
bulunuyor. Gıda teknolojisinden, yapı ressamlığına dokumadan
konfeksiyona, matbaadan kuyumculuğa, güverte avlamadan otomatik
kumandaya, bilgisayardan uçakbakım teknisyenliğine kadar 3 bin
369 okulda bine yakın program var. Uygulama içerisinde öğretim
veren bu okullar atölye, labaratuvar ve diğer birimlerin donanımı,
yönetici, öğretmen, personel ve mevcut bilgi ve beceri birikimi
ile büyük bir potansiyele sahip. Trilyonlarca lira techizat parkı
bulunan bu okullardan devlet gereği gibi istifade edemiyor. Döner
Sermaye İşletme yönetmeliğindeki geri kalmışlık, öğretmen
ve teknisyene olan güvensizlik ve yönetim anlayışları bu
okulların birer fabrika gibi çalışmasına engel oluyor. İmkan
verilse pek çoğu fabrika gibi çalışacak olan bu okullarda
mevcut trilyonluk cihazlar boşu boşuna yatıyor. Geçtiğimiz yıl
mevcut imkanlarla 1 trilyonlira ciro yapan bu okullar iyi değerlendirilse
belkide bu rakamı 5 katına çıkaracaklar.
Sadece MEB'e sıra yapıyorlar
Mesleki eğitim kurumlarıda
imkan olmasına rağmen bazı istisnalar dışında dışarıya
fazla iş yaptırılmıyor. Bu okulların çoğu Milli Eğitim
Bakanlığı’na okul sırası imalatından başka iş yapmıyor.
Meslek liselerinin ellerindeki imkanı kullanamamasının en büyük
sebeblerinden birisi 1937 yılında çıkmış ve çağın ihtiyaçlarına
cevap veremeyen eski adıyla Ertik Okulları Mütedamil Sermaye
Talimatnamesi denen 3423 sayılı Döner Sermaye Talimatnamesi ile
yönetilmesi. Bu talimatname öğretmen ve teknisyenin puantaj
hesabıyla iş yapmasını öngörüyor.
Yapılan işlerde çalışanlara ödenen ücret ise komik durumda.
Yapılan işten öğretmen ve teknisyen bir ders saati için brüt
800 bin lira alıyor. Bir öğretmen veya teknisyen istese de
istemese de günde en fazla 3 saat, cumartesi günleri ise 8 saat
çalışabiliyor. Yani gecesini gündüzüne katıp çalışan bir
öğretmen veya teknisyen ayda en fazla 73 milyon lira civarında
para hak ediyor ve bunun yüzde 25’i de vergi olarak ödüyor.
Personel 1 milyarlık iş de yapsa 100 milyonluk iş de yapsa ayda
73 milyon liradan fazla alamıyor. Üstelik bir ay gecikmeyle.
İmkan versinler 5 kat daha fazla
iş yapalım
Avcılar Teknik ve Endüstri
Meslek Lisesi Müdürü N.Osman Süzen, mesleki eğitim kurumlarının
ülke ekonomisine çok büyük katıkısı olabilecek kurumlar
olduğunu belirterek, “Ben eğitim içinde üretimin yapılabileceğine
inanıyorum. Benim okulum 1998 yılında 45 milyar ciro yaptı. Eğer
imkan verilse bunu 5 katına çıkarabiliriz. Okuldaki imkanları
sabah 8 ile akşam 5 saatleri arasında kalan süre haricinde değerlendiremiyoruz.
Yaptığımız işlerden devlet yüzde 10 peşin vergi, yüzde 15
de katma değer vergisi alıyor. Ücretler puantaj ile değilde götürü
usulde yapılmış olsaydı mevcut döner sermaye üretimleri en
az 5 katına çıkardı. Kişi çalıştığının karşılığını
alacağı için piyasa da iş arayacak, kendi bulduğu işi okul
atölyelerinde erken bitirmek suretiyle hem okul cirosunu yükseltecek
hem de kazanacaktı. Ayrıca işin üzerinde pazarlık yapılarak
serbest piyasa ortamına göre sipariş alınacaktı” dedi.
Meslek liselerinin ekonomiye katkıda bulunabilmeleri için özerk
bir yapıya kavuşturulması ve mahallinde kurlmuş mütevelli
heyetlerle yönetilmesi gerektiğini ifade eden Süzen “Mesleki
eğitim kurumlarının özerk yapıya kavuşması durumunda öğretmen
ve personelin tüm maaşlarının okuldan karşılanabilecektir”
şeklinde konuştu.
Öğrenci öğretmenden fazla maaş
alıyor
Mesleki teknik eğitimin
en büyük problemlerinden birisi de meslek dersi öğretmenlerinin
Teknik Eğitim Fakültelerinde mevcut teknolojiyi uygulayacak
yeterlilikte yetişememesi. Öğretmenlerin okullardaki makinaları
çalıştıramamasından yakınan Meslek liselerinin müdürleri,
öğretmenlerin okula geldikten sonra en az bir iki yıl da
teknisyenlerin yanında staj görür gibi çalıştıklarını söylüyorlar.
Avcılar Endüstri Meslek, Teknik ve Anadolu Teknik Meslek Lisesi
Müdürü Osman Süzen, öğretmenlerin teorik bilgilerinin olduğunu
ancak uygulama konusunda yeterli olmadıklarını belirterek,
“Bize gelen yeni bir metal öğretmeni oksijen kaynağını,
elektrik kaynağını yapamıyor, kapı zili veya kapı otomatiği
tertibatını yapamayan elektrik öğretmenleri oluyor. Öğretmenlerin
okullardaki gelişmiş makinaları kullanacak bilgileri olmadığı
için makinaların çoğu yatıyor” dedi. Gazi Üniversitesi
Yaygın Eğitim Fakültesi'ni bu yıl bitirerek Giyim öğretmenliğine
başlayan Dilek Ergün, meslek dersi öğretmeni yetiştiren fakültelerin
ne derece yetersiz olduğunu şöyle anlatıyor: “Ben şuanda İHKİB
Hazır Giyim Meslek Lisesi'nde öğretmenlik yapıyorum. Buraya
ilk atandığımda çok şaşırdım. Burada gördüğüm
makinaların dörte birini dört yıl boyunca okuduğum üniversitede
görmedim. Bizlere piyasada kullanılan teknolojik yenilikler öğretilmedi.
Klasik bilgiler verildi. Dolayısı ile şimdi bu makinaları
kullanmakta zorlanıyorum”
250 öğrenciye 1 öğretmen
Öğretmenlerin
yetersizliği bir tarafa, kaliteli öğretmenler de kaçıyor.
Meslek liselerinde en fazla ihtiyaç olan branşlar bilgisayar,
ingilizce, elektrik-eloktronik, makina, telekomunikasyon gibi bölümler.
Son yıllarda çağın gerektirdiği kalifiye elemanı yetiştirmek
için yabancı dille eğitim yapan pek çok bölüm açıldı.
Ancak yukarıda belirttiğimiz alanlarda kendini ispat eden öğretmen,
ücretlerin düşüklüğü sebebiyle piyasaya kaçıyor veya
kendi işini kuruyor. Okulda 150 milyon lira civarında para alan
öğretmen iş piyasasında 400-500 milyon liraya çalışıyor.
Hatta bazı bölümlerde meslek lisesinin son sınıfında beceri
eğitimine giden öğrenciler, piyasadan buldukları işlerle öğretmenlerinden
fazla maaş alır duruma geldiler. Bu yüzden bazı bölümlerde
hiç öğretmen bulunmuyor. Örneğin Avcılar EML'de Vestel
firmasının katkıları ile son sistemlerle donatılmış
bilgisayar labaratuvarlarları kurulmuş. Öğrenciler kara tahtayı
bir kenara atmış bilgisayar başına geçmişler ancak
bilgisayar öğretmeni yok. 250 öğrenciye bir öğretmenin düştüğü
okulda kadrolu sadece 1 öğretmen var. O da bu yıl yeni atanan
stajer bir öğretmen. Bilgisayar bölümü olan okulda bölümü
idare edecek öğretmen olmadığı için yeni atanan stajer öğretmen
bölüm başkanı yapılmış.
Öğrencileri idare etmek zorlaşıyor
Meslek liseleri son
zamanlarda çok çeşitlendi. Endüstri Meslek, Anadolu Meslek,
Teknik Lise ve Anadolu Teknik Meslek lisesi gibi bir kaç tane
okulun birarada bulunması öğrenci sayısının da artmasına
yol açtı. Öyleki İstanbul'da bazı meslek liseleri 5000 öğrenci
kapasitesi, 5 ila 10 arasında ayrı ayrı binası bulunan 30-40
bin dönüm arazi üzerine kurulmuş büyük eğitim
kampuslerinden oluşuyor. Bu yüzden idaresi güç olan bu
okullara bir darbeyi de Milli Eğitim Bakanlığı vurdu. Bakanlık
geçtiğimiz aylarda yönetici atama ve yer değiştirme yönetmeliğinde
yeni bir düzenlemeye giderek hangi türde olursa olsun bir okulda
en fazla 5 müdür yardımcısının bulunacağına karar verdi. Büyüklüğü
ile Anadolu'da bazı ilçelerin nüfusunu bile geride bırakan bu
okulları 5 müdür yardımcısı ile idare etmek her yöneticinin
başarabileceği bir iş değil. Önümüzdeki günlerde sırf
asayiş yönünden bunun zararları ortaya çıkacağa benziyor.
Çağdışı teknoloji ile eğitim
Meslek liselerinde diğer
bir sorunda; hala geri kalmış teknolojinin okullarda öğretilmesi.
Meslek liseleri müfredatlarında Bilgisayarlı Nümerik
Kontrol(CNC) sistemleri öğretilmesine rağmen bazı proje
okulları haricinde okullarda hala geri kalmış veya piyasada hiç
bulunmayan cihazlar üzerinde eğitim yaptırılıyor. Taşradaki
meslek liselerinin motor bölümlerinde artık öğrenciler tarihe
mal olan 1940'lı yılların jeep motorları üzerinde eğitim görüyor.
Öğrenciler Türkiye'ye yön verecek gelişmiş sanayinin terk
ettiği makinalar üzerinde çalışıyor. Örneğin piyasada CNC
sistemi ile çalışan makinalar kullanılırken, okullarımızın
çoğunda piyasadan kalkmış olan MKE Torna ve MAS Torna kullanılıyor.
İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü'nün Şura için yapılan
ön komisyon çalışmaları sonrasında hazırlanan raporda, bu
okullardaki geri kalmış teknolojiye şöyle işaret
ediliyor:“Okullarımızda kullanılan programlar değişen
teknolojiye uyum sağlayamamış, eğitim donanım ve ekipmanlarının
çoğu çağ dışı kalmıştır, bu da eğitimin kalitesini sürekli
düşürmüştür”
İşte örnek bir okul
Meslek liselerinde yaşanan
olumsuzlukların yanında çağdaş teknolojiyi yakalamış, her türlü
sıkıntılara rağmen bir işletme mantığı ile çalışan ve
devleti kâra geçiren okullar da var. Şişli Motor Meslek Lisesi
kendi alanında Türkiye'de tek. Tofaş ve Toyota firmalarının
desteklediği okulda otomotiv sektörünün en kalifiye elemanları
yetişiyor. Okulda eğitimin yanısıra kurulan Tofaş servis atölyesinde
öğrenciler dışarıya iş yapıyor ve para kazanıyorlar. Döner
sermaye işletmesi ile çalışan servis hem istihdam sağlıyor,
hem de öğrencilerin okulda öğrendikleri bilgileri gerçek
ortamda pekiştirmelerine yardımcı oluyor. Ayrıca okula
ToyotaSa 100 bin dolarlık bir yatırımla bir eğitim labaratuvarı
kurmuş. Rahmetli Özdemir Sabancı'nın kurduğu eğitim
labaratuvarından her yıl 20-25 öğrenci mezun oluyor. Eğitimleri
sırasında beceri eğitimlerini ToyotaSa fabrikasında gören öğrenciler,
mezun olur olmaz Toyota fabrikasında işe başlıyor. İş bulma
gibi dertleri olmayan öğrenciler işe başlar başlamaz öğretmenlerinden
2-3 kat daha fazla maaş alıyorlar. Tofaş atölyelerinde eğitim
gören öğrenciler de aynı durumda. Burada yetişen öğrenciler
Tofaş fabrikasında işe başlıyabiliyor.
Okul Müdürü Bilal Bulut, Motor
Meslek lisesi'nin kendi alanında Türkiye'nin tek lisesi olduğunu
belirterek, “Burada öğrencimizin piyasaya gittiği zaman
rahatlıkla iş bulabilecekleri seviyede eğitim veriyoruz. Öğrenciler
okul bitmeden otomobil şirketleri tarafından kapışılıyor.
Mezun olanlar hemen hemen usta seviyesine geliyorlar” dedi. Yetiştirdikleri
öğrencilerin piyasada 200-300 milyon lira ile işe başladıklarını
ifade eden Bilal Bulut, “Öğretmen 150 milyon alıyor, öğrenci
300 milyon. Böyle olunca öğretmenler piyasaya kaçıyor.
Kaliteli bir öğretmen piyasada 500 - 600 milyon liraya iş
bulabiliyor.” şeklinde konuştu. 1998 yılında 142 milyar
liralık iş yaptıklarını kaydeden Bilal Bulut, karşılaştıkları
bazı sıkıntıları ise şöyle anlatıyor: “Bu paranın yüzde
25'ini devlete vergi olarak verdik. Meslek liselerinde öğrencilerin
mesleklerini daha iyi öğrenebilmeleri için döner sermaye işletmelerine
işlerlik kazandırmak gerekiyor. Mevzuat piyasa şartlarına
uygun olmadığı için şuanda piyasa ile rekabet edecek
durumumuz yok. Devletimizin okullarda bu peşin vergi ve KDV
vergilerini kaldırması gerekir”
|