İstanbul trafiğine İTO'dan çözüm teklifleri
Bir zamanlar 'Bir sengine Acem mülkünün feda edildiği' İstanbul, şu anda artan trafik yoğunluğu ve keşmekeşi yüzünden yaşanmaz duruma geldi. En yakın mesafeyi kat etmenin bazan saatleri aldığı bu megapolün trafik probleminin acilen ele alınması lazım. Metro, tramvay oldukça güzel uygulamalar. Ancak yeterli olmadıkları da ortada. Tüp geçitler, köprüler ise daha proje ve onay bazında ciddi engellerle karşılaşıyor. Engelleyen zevatlar İstanbul'da yaşamadıkları için konunun ehemmiyetini pek kavrayamıyor olsalar gerek.
Herkesin elinden geleni seferber etmesi gereken bu zamanda İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Mehmet Yıldırım ve meclis üyeleri de kolları sıvamış durumda. İTO, çok güzel projeler hazırlamış, en azından fikir ve mantık bazında oldukça pratik görülen bu düşüncelerin acilen uygulanmasında büyük fayda vardır.
'Gişeler kaldırılsın..'
* Otoyol gişeleri İstanbul il sınırlarına, Gebze, Büyükçekmece'ye çekilmeli.
* Boğaz geçiş gişeleri kaldırılsın. Bunun yerine 34 plakalı araçlardan maktu bir harç alınsın.
* Diğer plakalı araçlardan il sınırından şehre girişlerinde belirli bir süre geçerli bandrol ücreti tahsil edilsin.
Bu fikirler, İstanbul trafiğine çözüm konusunda uygulanabilirlik yönünden oldukça pratik. Nüfusu on milyonlarla ifade edilen İstanbul'umuz için önemli oranda bir rahatlama getirecek gibi. Dileriz devletlular bu güzel teklifleri gözardı etmez ve gerekeni vakit geçirmeden ifa ederler.
MEB mağduru öğretmen adayı
Yalçın Turan, Atatürk Ünv. Fen Ed. Fak. Arap Dili ve Ed. Bölümü mezunu. Pedagojik sertifikası ile sınıf öğretmenliği sertifikasına sahip. Ayrıca DMS öğretmenlik sınavından 75 puan almış ve müracaatı da kabul edilmiş. "Fakat iş atamalara gelince daha az puanlı kişiler atandı benimle ilgili
bir gelişme olmadı. Milli Eğitim'den herhangi bir cevap alamıyorum.. Mağduriyetimin giderilmesini istiyorum. Öğretmenlik başvuru numaram: 20028983" diyor Yalçın Turan.
Evet, MEB bu konularda oldukça duyarsız. Dünya yıkılsa umurunda değil. Belki de şimdilerde Meclis'te daha orijinal notları yazmanın hazırlığını yapıyordur(!)
Kooperatiften Fransa’ya boykot!
Darıca'da yapılmakta olan bir inşaatın kooperatif başkanı olan Hüseyin Demirbağ, Ermeni meselesinde sergilediği düşmanca tutumundan dolayı Fransa'yı boykot ediyor. Bu amaçla inşaatının ana malzemesi olan çimentoyu Fransızlarla bağlantılı firmalardan almayacağını belirtiyor. Demirbağ, Fransa ve sözde soykırımı sevdalıları, bu garip kararlarından vazgeçinceye kadar meslektaşlarını da aynı şekilde davranmaya davet ediyor.
İnek teşvikinden faydalanmak istiyor
Servet Bulut, Bursa'nın Karacabey ilçesinin Karakoca köyünden bir çiftçinin oğlu. Bu yıl Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü'nü bitirmiş ve babasına yardım etmek istiyor.
Bulut, süt inekçiliği yapmak istediklerini, 16 Ocak tarihinde Millet Kürsüsü'nde yayınlanan Tarım Bakanı Sn. H. Yusuf Gökalp'ın da konuyla ilgili "Süt inekçiliği yapmak için bakanlığımız tarafından hazırlanan 5 baştan 50 başa kadar olan projeler uygulanmakta ve talep eden çiftçilerimize verilmektedir." açıklamasının da kendilerine umut verdiğini ifade ediyor.
"Biz de 10 tane inek talep ediyoruz. Ama biz bunun şartlarını hangi koşullarda ineklerin teslim edileceğini bilmiyoruz. Köyde yaklaşık olarak 100 dönüm arazi, 62 baş koyun ve 29 tane kurbanlık koç bakmaktayız. Babam çiftçilik girdilerinin çok yükselmesi nedeniyle bırakıp hayvancılığa ağırlık vermek istiyor ve bu 10 inek bize verildiği takdirde bunları çok rahat bir şekilde yetiştirebiliriz. Çünkü gerekli altyapıya sahibiz.'' diyen Servet Bulut, Tarım Bakanlığı'nın konuyla ilgili desteğini beklediklerini ifade ediyor.
Gurbetçiden sağduyuya çağrı mektubu!
Bu mektubu sizlere ABD'den yazıyorum.. Buraya (Washington DC) 5 sene evvel geldim.. Bugüne kadar herkesin yaptığı gibi çalışıp para kazanmaya uğraştım. Ve kazanıyorum da... Buraya gelirken 24 yaşındaydım. İnanın Türkiye'de olup biten haksızlıkların çoğunun farkında bile değilmişim. ABD'ye geldikten sonra anladım ki bizlere; Şanlı Türkiye, Güçlü Türkiye vs.. diye anlatılan Türkiye'miz meğer ne kadar geri kalmış. Bu yüzden bazen oturup ağlamışımdır.. Neden bu şekilde uyutulmuşuz diye. Evet neden uyutulduk?...
Gerçekleri söyleselerdi ve 'Nasıl tekrar güçlü oluruz?' diye öğretilseydi belki ben şu anda kendi güzelim ülkemizde çalışıyor ve para kazanıyor olacaktım. Fakat Ankara'daki büyüklerimiz, fakir ve bilinçsiz halkımızın seçtikleri sizler, bizlere; barışı, kardeşliği öğreteceğiniz yerde maalesef birbirimize düşmanlığı, kin, nefreti öğretmeye çalıştınız / çalışıyorsunuz.. Neden?
Mesela en basiti Türkiye'deki başörtüsü meselesi.. Bu meseleyi öyle büyüttünüz ki inanın kendi insanlarınızı kendinize düşman ettiniz. Bunları taa buralardan duyuyoruz, inanın kahroluyoruz.
Sanki ülkenin bütün yolları yapılmış(!), bayramlarda trafik keşmekeşi sonucu meydana gelen kaza oranları önemli oranda düşmüş(!), lira dolar karşısında değer kazanmış, öğretim seviyesi yüzde ellilere çıkmış, işsizlik meselesi fark edilir seviyede düşmüş(!), dünyada ülkemizin adı az da olsa tanınmış, daha neler neler... Saymakla bitiremeyeceğim dünya kadar meselemiz varken inancından dolayı bazı öğrencilerin giydiği ve en temel hakları olan başörtüsü meselesiyle uğraşılabiliyor?..
Lütfen!.. Bir kez de olsa gözlerini kendi halkınıza çevirin. Onların dertlerini dinleyin. Bir gelişmiş ülkelere bakın bir de Türkiye'yi, güzelim ülkemizi kısır çekişmelerle ne hale getirdiğinize bakın...
Her geçen gün bir köy haline gelen dünyanın gelişmiş ülkelerinin nelerle uğraştığını görmek için lütfen buralara gelin. Gezin ve buraların neden, nasıl kalkındığını, ekonomik şartlarını, insanlara ve onların fikirlerine ne kadar önem verildiğini görün.
Yeter artık. Kendi halkınıza işkence etmeyi bırakın. İnanın buralarda Türkiye hakkında haberleri dinledikçe ızdıraplar çekiyoruz...
Bırakın insanlar ne düşünürse düşünsünler. Kim bilir, belki de o fikirlerini beğenmediğiniz insanlar haklıdırlar. Aksi halde nasıl Aydın veya yenilikçi olunabilir.
Başörtüsü ile değil öğrencilerin okullarında hangi dereceyle eğitimi sürdürdüklerine, başarılı olup olmadıklarına bakın!.. Okullarında başarısız iseler ayrımcılığa gitmeden gereken müeyyideleri uygulayın. Ancak kılık kıyafetinden, başörtüsünden dolayı insanların eğitim haklarını, en temel insani haklarını gasp etmeyin.
Büyüklerimizi(!) bir kez daha mantıklı, insaflı düşünmeye davet ediyorum!..
Türkiye'den başka ülkelere gitmek için insanlarımız konsolosluklarda kuyruklar oluşturuyor. Bunun nedenini hiç düşündünüz mü? Neden bu güzelim ülkemizi yaşanmaz hale getirdiniz? Neden?!..
Bana her gün 'Türkiye'den nasıl kurtuluruz?, Oralara nasıl geliriz?' diye onlarca mail geliyor. Neden bu insanlarımız kaçmak(!) istiyorlar? Neden?!..
Lütfen!.. Saçlısı, sakallısı, küpelisi, mini eteklisi, başörtülüsü, namaz kılanı, kılmayanı, farklı düşüneni.. Kim olursa olsunlar okusunlar ve eğitim haklarına engel olmayın! Çünkü onlar bizim zenginliğimiz, geleceğimiz..
Lütfen bir kez de olsa insanınıza kulak verin!.. Ve geleceğimizi karartmayın..
Lütfen!..
(Bayram Gülşen / Washington D.C, ABD )
|