Teşkilat i Mahsusa'dan MİT'e
Teskilat-i Mahsusa'nin merkezi
Istanbul Nuruosmaniye'deydi. Teskilat mensuplari, 1. Dunya Savasi
boyunca, Bingazi'de, Trablus'ta, Basra'da, Misir'da gerilla
hareketlerini orgutlediler, bu hareketlerde fiilen gorevler
aldilar. Osmanli Devleti'nin son yillarinda, siyasi birligin
korunmasini saglamak, ayrilikci hareketleri onlemek ve yabanci
ulkelerin Ortadogu'daki istihbarat ve gerilla faaliyetlerine karsi
koymak amaciyla kurulan Teskilat-i Mahsusa, modern anlamda ilk
Turk gizli servisiydi.
Istihbarat uzmanlari ve Milli
Istihbarat Teskilat-i, Turk istihbarat tarihini Teskilat-i Mahsusa
ile baslatiyorlar. Enver, Cemal ve Talat Pasa uclusunun
yonetimindeki Ittihat ve Terakki'nin ikitdari ele gecirmesi ile
birlikte Teskilat-i Mahsusa, Sultan Resat'in onayiyla kuruldu.
GIZLILIK ESASLI TESKILAT-I
MAHSUSA
Teskilat, istihbarat dunyasinin
en temel gelenegine gore gizlilik kurallarina uygun olarak
calisiyordu. Gorunuste, Osmanli Genelkurmayi olan Harbiye
Nezareti'ne bagli ve elemanlarinin cogu asker kokenliydi. Ancak
binlerce sivil elemani vardi. Teskilat-i Mahsusa sadece Harbiye
Nezareti ile baglantiliydi ve Osmanli sadrazami bile, teskilat-i
ordunun bir parcasi olarak bilirdi. Taskilat sadece sadrazam (basbakan)
ve harbiye nazirina (Genelkurmay baskani)na bilgi verirdi.
Teskilat-i Mahsusa kitabinin
yazari Dr. Phitlip Stoddard, Osmanli gizli servisini su sozlerle
anlatiyor:
"Teskilat-i Mahsusa, 20.
yuzyilin ilk ceyreginde faaliyet gosteren, doneminde dunyanin en
guclu ve etkin gizli orgutlerinden biriydi. Ikinci Mesrutiyet
donemiyle ilgili kitaplarin cogunda teskilat-in adinin
bulunmamasina yol acan bu gizlilik perdesine ragmen, yuksek
rutbeli Osmanli subaylarinin bazilari Teskilat-i Mahsusa'yi
kesinlikle biliyorlardi. Ancak hukumetteki nazirlarin coguna,
Teskilat-i Mahsusa'nin bas sorumlularindan Esref Kuscu Bey'in
kendi deyimiyle guvenilmez olduklari icin bilgi verilmiyordu.
Turkce ve yabanci dillerde yayinlanan kitaplarda Teskilat-i
Mahsusa'dan pek bahsedilmez, bahsedilse de verilen bilgiler
cogunlukla dogru degildir. Kaynaklardaki bu eksiklik, teskilat-in
adini, faaliyetlerini ve personelini giz li tutmakla yukumlu
Osmanli yetkililerinin bir basarisidir. Teskilat-i Mahsusa
ajanlarinin buyuk bir bolumu Turk'tu, ancak Osmanli
Imparatorlugu'nun her yanina ve yurtdisina dagilmis bulunan
cesitli hucrelerin liderlerinin cogu da Turk degildi. Teskilat-i
Mahsusa personeli 1916 yilinda 30 bin kisiye ulasmisti. Ajanlarin
buyuk bir bolumu uzmanlardan olusuyordu. Bunlar doktorlar,
muhendisler, gazeteciler, politikacilar, subaylar ve gecmisleri
kuskulu ama sadakatlerine kesinlikle guvenilen gerilla savasi
uzmanlariydi. Teskilat-i Mahsusa uc kitada orgutlenmisti.
Yakindogu ve Kuzey Afrika'da yayilmis bulunan cesitli hucrelerdeki
ajanlarin pek azi orgut mensubu olarak taniniyordu. Resmi uyelik
listeleri bulunmamakla birlikte Kuscubasi Esref'e gore, boyle bir
listenin yayinlanmasi durumunda Yakindogu'da bircok devlet adami
rahatsizlik duyacakti. Boyle bir liste onlarin I. Dunya Savasi
oncesinde ve savas sirasinda Turkler icin neler yaptiklarini ve
karsiliginda ne kadar para aldiklarini gosterecektir."
ILK TURK GIZLI SERVISI
Teskilat-i Mahsusa'nin merkezi
Istanbul Nuruosmaniye'deydi. Teskilat mensuplari, 1. Dunya Savasi
boyunca, Bingazi'de, Trablus'ta, Basra'da, Misir'da gerilla
hareketlerini orgutlediler, bu hareketlerde fiilen gorevler
aldilar. Osmanli Devleti'nin son yillarinda, siyasi birligin
korunmasini saglamak, ayrilikci hareketleri onlemek ve yabanci
ulkelerin Ortadogu'daki istihbarat ve gerilla faaliyetlerine karsi
koymak amaciyla kurulan Teskilat-i Mahsusa, modern anlamda ilk
Turk gizli servisiydi. Teskilat-in onde gelen yoneticisi Kuscubasi
Esref Bey, Sultan Abdulhamit'in Kuscubasi'sinin ogluydu.
Turkiye'den ayrilmak zorunda kalan 150'likler listesinde yer aldi.
Bu ozelligiyle istihbaratcilarin vazgecilmez kaderi olan "kahraman"
ya da "hain" olmak tercihleri arasinda o donemde zorunlu
olarak ikinci gruba girdi. Ancak daha sonra 1938'de affedildi ve
Turkiye'ye geri dondu. Kuscubasi Esref Bey (Esref Sencer),
Suleyman Askeri, Omer Naci Bey, Haci Sami Bey gibi teskilat-in ust
duzey isimleri disindaki 30 bin kisilik istihbaratcilar ordusu,
yaptiklari gorevleriyle ve sirlariyla tarih oldular. Mustafa Kemal
Pasa, Mehmet Akif Ersoy ve Bediuzzaman Said Nursi de Teskilat-i
Mahsusa'nin verdigi gorevi yerine getiren isimlerdi.
MIM MIM GRUBU
Teskilat-i Mahsusa'nin, Birinci
Dunya Savasi'nin getirdigi yikim sonucu dagilmasindan sonra
1919'da olusturulan "Karakol Orgutu" Milli Mucadele
hareketine buyuk destek sagladi. Istanbul'un isgali ile
faaliyetine son verilen Karakol Orgutu'nun yerini alan "Mudafaa-i
Milliye Grubu"nun (Mim Mim Grubu olarak da adlandirilir)
calismalari 1921'de TBMM'ce onaylandi. Mim Mim Grubu tarafindan
Istanbul Isgal Kuvvetleri Karargahi'na sizilarak, bircok onemli
belge elde edildi. Ataturk'un direktifiyle, Ankara Hukumeti adina
istihbarat toplama ve istihbarata karsi koymakla gorevlendirilen
ilk kurulus, 1920'de kurulan Askeri Polis Teskilat-i'dir. Bu
kurulusun devami olan Tetkik Heyeti Amirlikleri 1922'ye kadar
faaliyet gosterdi. Turkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasindan sonra
istihbarat gorevi ve sorumluluklari Genelkurmay Baskanligi
Haberalma Subesi'ne devredildi. 1926 yili basinda Genelkurmay
Baskanligi'nda yapilan bir toplantida Ataturk; cagdas devletlerde
oldugu gibi Turkiye'de de bir istihbarat orgutu kurulmasi
direktifini verdi.
MILLI EMNIYET HIZMETI
Birinci Dunya Savasi'nda
Almanya'nin istihbarat faaliyetlerini yoneten, Polonya asilli
General Oberst Walter Nikolai tarafindan egitilen ve basta Almanya
olmak uzere cesitli Avrupa ulkelerinde egitimlerini tamamlayan
personelin Turkiye'ye donmesinden sonra, Genelkurmay Baskani
Maresal Fevzi Cakmak'in girisimiyle 1927'de Turkiye
Cumhuriyeti'nin ilk istihbarat ve istihbarata karsi koyma
teskilat-i olan "Milli Emniyet Hizmeti" adli orgut
kuruldu. Kisa adi MAH olan bu kurulusun basina Sukru Ali Ogel
getirildi. MAH'in kurulusuna iliskin emir uyarinca, o tarihe kadar
ordu mufettisleri tarafindan yurutulen istihbarat hizmetleri
butunuyle yeni teskilata birakildi. Gecmisi, Ataturk'un de icinde
bulundugu Teskilat-i Mahsusa'ya dayanan MAH, zaman icinde ortaya
cikan ihtiyaclara gore birkac kez yapilan kucuk degisikliklerle,
1965 yilina kadar Turkiye'nin icte ve dista istihbarat hizmetini
karsiladi. Ataturk'ten ismini alan MAH, 1965'te MIT kuruldugu
sirada, bu kez MIT'in bir subesi olarak 1980'lere kadar varligini
surdurdu.
MILLI ISTIHBARAT TESKILATI'NIN
(MIT) KURULUSU
Devletin milli guvenlik
politikasinin hazirlanmasiyla ilgili her konuda, istihbaratin tek
elden olusturulmasi ihtiyacinin karsilanabilmesi icin Meclis,
1965'te kabul ettigi kanunla Milli Istihbarat Teskilat-i (MIT) adi
ile yepyeni bir orgut kurdu. Yeni yasa MIT'in bir mustesar
tarafindan yonetilmesini ongorurken, mustesar, gorevlerin yerine
getirilmesinde basbakana karsi sorumlu tutuldu. MIT Kanunu ile
devlet capinda istihbarat calismalarinin yonlendirilmesi ve
koordinasyonun saglanmasinda gorus bildirmek uzere "Milli
Istihbarat Koordinasyon Kurulu" adiyla ilk defa yeni bir
yapilanma olusturuldu. Boylece bu tarihten itibaren MIT'in
Turkiye'nin yakin siyasi tarihi ile ic ice bugunlere kadar gelen
33 yillik hikayesi basladi...
Müsteşar deviren muhtıra
MIT'in 33 yillik hikayesi (2)/Faruk
mercan 10 Mart 1971 gunu Basbakan Suleyman Demirel, MIT Mustesari
Fuat Dogu'yu Basbakanlik binasina cagirdi. 1968 genclik
hareketinin dalga dalga yayildigi, Turkiye'de de ozellikle
Istanbul'da eylemlerin doruk noktalara ciktigi bir donemden
geciliyordu. Ankara'da her gun askeri mudahale soylentileri
yayiliyordu. Basbakan Demirel, MIT Mustesari'na sunlari soyledi:
Birtakim soylentiler kesiflesiyor,
orta yerde bir darbeyi gerektiren bir vaziyet yoktur. Biz nihayet
secilmis bir iktidariz. Orada da zorla oturuyor degiliz. Dokuz on
gun evvel de guvenoyu sayilabilecek butce uygulamasindan gecmisiz.
Cumhurbaskani'na gidiniz ve benim kaygilar icinde oldugumu
soyleyiniz. Icap ederse ben de kendisiyle gelir gorusurum.
12 MART MUHTIRASI
MIT Mustesari, Basbakan'dan
aldigi bu mesajla hemen Cankaya Kosku'ne cikti. Cumhurbaskani
Cevdet Sunay, komutanlara cok etki edebilecek durumda degildi.
Ben musterihim, Suleyman Bey de
musterih olsun, dedi.
Mustesar Fuat Dogu, bu mesajla
Basbakanlik binasina dondu. Ancak gercekte ne Cumhurbaskani ne de
Basbakan musterihti. Nitekim iki gun sonra Genelkurmay Baskani
Memduh Tagmac ve dort kuvvet komutaninin imzasini tasiyan 12 Mart
Muhtirasi geldi.
Bu kez Cumhurbaskani Cevdet Sunay,
MIT Mustesari Fuat Dogu'yu cagirdi.
Bir muhtira vaziyeti var. Sayin
Demirel'e soyle istifa etsin, dedi.
Fuat Dogu bu mesajla Demirel'e
geldi. Demirel, telefonun tuslarini cevirip Kosku aradi. Sunay,
Vaziyet beni de asti, dedi.
Sonucta Demirel hukumeti istifa
etmek zorunda kaldi. Ancak, o zor gunlerde Cumhurbaskani ile
Basbakan arasinda mekik dokuyan MIT Mustesari Fuat Dogu da
koltugunu kaybetti. 12 Martcilar onu MIT'in basinda gormek
istemiyordu. Bes yil MIT'i yoneten Dogu, Turkiye'nin Lizbon
Buyukelciligi'ne atandi. 12 Mart'in kudretli isimlerinden Faruk
Gurler ve arkadaslari, MIT'in basina kendi guvendikleri isimleri
getirmek istemisti. Mustesarliga Korgeneral Nurettin Ersin,
yardimciliklarina ise Recep Ergun ve Rustu Kazandagi pasalar
getirildi. Ucu de asker kokenliydi.
Devletin zirvesindeki "iktidar
mucadelesi"nde Milli Istihbarat Teskilati ilk defa boylesine
hesaba katiliyor ve elde edilmeye calisiliyordu. Ancak bu
girisimlere donuk tepkilerin ilk kivilcimlari yine MIT'in kendi
icinden geldi. Ankara ve Istanbul'daki MIT gorevlileri, istihbarat
dunyasina ozgu yontemlerle, MIT'in gunluk politikanin icine
cekilmesine donuk girisimlere isyan ettiler. Istanbul'da bu
girisimin onculugunu yapan MIT mensuplari, daha sonra Turkiye'nin
isimlerini cokca duyacagi Hiram Abas ve Mehmet Eymur ikilisiydi.
Istanbul ekibi daha cok Teskilatta yapilmasi gereken reformlar
uzerinde dururken, Ankara'da Nurettin Ersin ve ekibinin istifasi
isteniyordu.
30 MIT GOREVLISININ IMZALI
MEKTUBU
Mehmet Eymur'un, Analiz kitabinda
"1972 Muhtirasi" olarak isimlendirdigi bu hareket yeni
MIT Mustesari Nurettin Ersin'e donuktu. 17 Ekim 1972'de Hiram Abas
ve Mehmet Eymur'un onculugunde Istanbul'daki 30 MIT gorevlisinin
imzaladigi mektup, Istanbul Bolge Baskani'na verildi. Mektupta,
teskilattaki aksakliklar ve randimani dusurucu hususlar
siralanarak yapilmasi gereken reformlar belirtiliyordu. Mali
yetersizlikler, yeterli tecrubesi olmayan bazi isimlerin tepeden
MIT'te ust gorevlere getirilmesi, dis gorevlere yapilan tayinlerde
keyfilikler, teskilat yapisini saran hantallik ve kirtasiyecilik,
askeri ve siyasi istihbaratin yani sira biyografik ve cografi
istihbarata yeterince onem verilmemesi, MIT'in teknik donanimda
cagdas istihbarat orgutleri karsisinda oldukca ciliz kalmasi
elestiri konusu yapilarak soyle devam edildi:
"Netice olarak, serviste
acilen koklu bir reforma ihtiyac oldugunu, boyle bir reforma
gidilecegi zaman en idealini dusunerek veya baska yerlerden adapte
ederek degil, en alt kademeye kadar inerek bizzat calismalari ve
gerekli ihtiyaclari musahede etmek suretiyle kararlara varilmasini,
fikir teatisinde bulunulmasini, bu hususta tecrubeli, guvenilir
kimselerden faydalanilmasini elzem buluyoruz. Ispat edemeyecegimiz
fakat emarelerini sifahi olarak karinelerle belirtebilecegimiz bir
husus, servis icinde idari mekanizmaya etkisi olan, yabanci
devletler lehine calisan sahis veya sahislarin bulundugudur.
Gecmis senelerde bircok emsal servislerde bu gibi olaylarin
meydana cikarilmasi sebebiyle bu hususa onemle egilinmesini ve
gerekli calismalarin guvenilir sahislar tarafindan gizlilikle
yapilmasini istemekteyiz... En az diger devletler gibi Turkiye de
iyi isleyen bir istihbarat servisine muhtactir kanaatindeyiz.
Servisimizin gelisme ve kalitelenmesi calismalarina karsi
cikanlarin dolayli sekilde Turkiye aleyhine davranisa girdikleri
dusuncesini tasimaktayiz. Turkiye ve servisi cok seven, uzun
senelerden beri sadece servisin mali olan bizlerin yukarida
sundugumuz hususlari kaleme almaktaki gayemizin yapici ve
iyiniyetli olduguna inanilmasini ve yazimizin Mustesarimiza
intikal ettirilmesini saygilarimizla arz ederiz."
Istanbul ekibi Ankara'ya bu
muhtirayi gonderirken, birkac ay sonra Ankara ekibi aciktan
Mustesar Nurettin Ersin ve etrafina karsi harekete gecmisti.
Cumhurbaskanligi secimleri oncesinde adaylik kulislerine baslayan
Faruk Gurler, kendisinin goreve getirttigi MIT Mustesari Nurettin
Ersin'in de destegini saglamisti. 1973'un Haziran ayinda MIT'in
Ankara Yenimahalle'deki merkezinde elden ele dolasan imzasiz bir
mektup iste bu olayla yakindan ilintiliydi. Mektupta soyle
deniliyordu:
"Nurettin Ersin, Rustu
Kazandagi ve Recep Ergun'a acik mektup!"
Son altiyedi aylik tutum ve
davranislarinizla gercek niyet ve dusuncelerinizi butun
ayrintilariyla ortaya sermis bulunuyorsunuz.
Sizin kafanizda bulunan
sahislarin bu gorevde olmalari bizler icin, servis icin buyuk
sanssizliktir.
MIT'TE SEVILMIYORSUNUZ,
ISTENMIYORSUNUZ
Daha dun, operasyonlarda hedefler
arasinda ismi gecen sahislarla birlikte oyun tezgahlayarak Cankaya
Operasyonu'nu yurutmek icin AP ileri gelenleriyle bazi devlet
adamlarimizin telefonlarini dinlettiginizi herkes biliyor....
Sizler, daha onceki Mustesar Fuat Dogu ile MAH Baskani Izzet Cebe
ve arkadaslarini hirsizlikla, irz dusmanligiyla itham etme
kustahligini gostermis ve mufteri durumuna dusmustunuz... Her
turlu davranisinizi ve icraatinizi herkes bilmekte. MIT'in
selameti icin aciklarinizi ve yolsuzluklarinizi simdilik
aciklamakta fayda gormuyoruz. Ancak sirtinizdaki uniformanin
serefini dusunuyorsaniz hasbelkader bulundugunuz makamlardan
istifa ettiginizi, cekildiginizi 15 gun icinde aciklarsaniz,
yukarida bir kismini acikladigimiz calismalariniz umuma
aciklanmayacaktir. Aksi halde butun oyunlariniz hem MIT icinde hem
de MIT disinda aciklanacak, rezil olacaksiniz..." Bu aciklama,
Turkiye'de bir Watergate olayi yaratacaktir. MIT'te
sevilmiyorsunuz, istenmiyorsunuz.
"Bunun icin size 15 gun
muhlet verilmistir. MIT'te soysuzlarin ve mufterilerin yeri
olmadigini ve barinamayacaklarini bilmelisiniz. Gorevden
cekilmediginiz takdirde, sizi basbakanin beyanlari da
kurtaramayacaktir." (21 Ocak 1993 tarihli Aktuel dergisi)
Iddialara gore, Nurettin Ersin,
Demirel ve Genelkurmay Baskani Semih Sancar'in telefonlarini
dinleterek, dokumlerini Faruk Gurler'e aktariyordu. Cunku CHP
lideri Bulent Ecevit, AP lideri Suleyman Demirel ikilisi ve Semih
Sancar, Faik Turun gibi askerler Faruk Gurler'in Cumhurbaskani
yapilmasina karsiydi. Bu mektubun uzerinden bir ay bile gecmeden
Nurettin Ersin ve ekibi MIT'teki gorevlerinden alindilar. MIT'in
basina bu kez denizci bir asker Oramiral Bahattin Ozulker
getirildi. Ancak Ozulker gorevinin yedinci ayinda MIT'in Samsun
birimini denetlemek icin gittigi Samsun'da otel odasinda kalp
krizi gecirerek oldu.
197478 doneminde MIT'in
patronlugunu emekli Orgeneral Hamza Gurguc yuruttu. Gurguc, "Meclis'i
MIT'e inceleten MIT mustesari" olarak tarihe gecti. Gurguc,
yayinlanmayan ancak bir bolumu basina yansiyan anilarinda bu
incelemeyi soyle anlatiyor: "Umit kaynagimiz olan
Parlamento'nun bunyesini tetkik ettirdim. Karsima cikan tablo
korkunctu. Yeralti orgutlerinin her cinsinden en az bu orgutlerin
sempatizani diyebilecegim kisiler mahdut sayida da olsa, legal
partiler semsiyesi altinda parlamentoya girmisti. Ayrica legal
partilerin hali de ortadaydi. Arastirmadan cikardigim sonuc,
TBMM'nin bu haliyle ise yaramayacagi idi. Bu sonucu ilgili
makamlara resmen ulastirdim."(18 Temmuz 1991 tarihli Aktuel
dergisi).
197879 doneminde MIT'i yoneten
bir baska asker olan Adnan Ersoz, Milli Istihbarat Teskilati'nin
terore kurban verdigi mustesar olarak aniliyor. Emekli Orgeneral
Ersoz, 13 Ekim 1991 gunu Istanbul Goztepe'de ugradigi suikastla
hayatini kaybetti. Adnan Ersoz'un ardindan sirasiyla MIT'in basina
Burhanettin Bigali (bes yil), Hayri Undul (uc yil), Teoman Koman (dort
yil), Sonmez Koksal (bes yil) ve Senkal Atasagun (yeni) geldi.
9 Martçıların tasfiyesi
Milli Istihbarat Teskilati,
Turkiye'nin 1971 Mart muhtirasina suruklendigi gunlerde cok onemli
iki gorev yapti. Tipki 27 Mayis oncesi ve sonrasinda oldugu gibi
yeniden cuntalar turemeye baslamisti. Bunlarin en guclusu Cemal
Madanoglu Cuntasiydi. MIT, 1966'dan itibaren orgutlenmeye baslayan
buu cuntayi elemani Mahir Kaynak'la yakin takibe aldi. Kaynak,
Adalet Partisi iktidarinin daha ikinci yilinda faaliyete gecen bu
cuntaya sizmayi basardi, ve dort yil boyunca faaliyetlerini rapor
etti. 9 Mart gunu yonetimi ele gecirmek isteyen ancak bunu
basaramayan 9 Martcilar, komuta kademesinden Faruk Gurler ve
Muhsin Batur ile de iliski icindeydiler. O sebeple, 12 Mart
Muhtirasi'ndan sonra iktidari ele gecirdikleri duygusuna
kapildilar. Ancak Genelkurmay Baskani Memduh Tagmac ve ekibi bu
girisimlere karsiydi. Tagmac'a gore, Suleyman Demirel hukumetinin
istifa etmis olmasiyla muhtira amacina ulasmisti. Boylece ruzgar
ters esmeye basladi. 9 Martcilar Ordudan tasfiye edildi. 9
Martcilar, muhtiradan uc ay sonra tutuklanmaya basladilar ve
Istanbul'da Sikiyonetim Askeri Mahkemesi'nde yargilandilar.
Hiram Abas'a gore MİT
"Demokrasilerde istihbarat
servislerinin yoneldikleri hedef, halk rejimin yaninda oldugu icin,
yabanci devletlerden ulkeye yonelerek tehdit ve calismalari tesbit
ve ifa ile ulkenin politikasina yon verecek bilgilerin temini,
ayrica dis politikada devletin ihtiyaci olabilecek bilgileri
temindir. Demokrasilerde halka karsi rejimi koruma gorevini
servisler yuklenmediginden, ordu ile istihbarat servisinin cok
yakin olmasina ihtiyac yoktur. Demokrasilerde istihbarat gorevi
bilhassa dis ulkelere yonelik oldugundan ve istihbarat bir ihtisas
kabul edildiginden, istihbarat teskilatlarinin ust seviyesinde
gorevde yetismis istihbaratcilar tercih edilirler. Demokrasilerde
istihbarat teskilatlarinin askeri guclerle iliskileri, hedef
devletler konusunda ordunun ihtiyaci olabilecek bilgileri
servislerin elde etmesi ve orduya aktarmasi ile sinirlidir.
Servisler demokratik siyasi otoritenin idaresi ve kontrolu altinda
gorev yaparlar...
Devletimizde MIT'in hangi makama
tam olarak bagli bulundugu vuzuha kavusmamistir. MIT Kanunu'nda
teskilat basbakan'a bagli olarak gosterilmekte ise de MIT
mustesarinin secimi icin MGK'nin tespit ettigi adaylarin devamli
muvazzaf general olmasi ve dolayisiyla Genelkurmay ile alt ust
iliskilerinin gorevdeki etkinligi, 1980 yili oncesi ve sonrasinda
cumhurbaskanlarinin asker kokenli bulunmalari ve MIT basindaki
general vasitasiyla teskilata direkt karismalari, kurulusu
gunumuze kadar uc basli ve nerenin emrine uyacagini sasirmis
duruma getirmistir. Mezkur zafiyet, eski yillarda, Turkiye'de
askeri darbe olacaginin adeta herkes tarafindan ogrenildigi
zamanlarda bile MIT'in basbakani durumdan haberdar etmemesi veya
on tedbirlerle darbeye karsi onlemlere yonelmemesi sonucunu
dogurmustur. 1980 oncesinde anarsiye ve siyasi cinayetlere karsi
MIT etkin calismalara yonelebilse ve aktivitesi asgari durumda
tutulabilse, memleketteki darbe sartlarinin o zaman icinde
olusamayacagi dusunulmektedir. .."
26 Eylul 1990'da Istanbul'da
silahli saldiri sonucu hayatini kaybeden MIT'in efsane
isimlerinden Hiram Abas, Cankaya Kosku'ne cikan Cumhurbaskani
Turgut Ozal'a yazdigi mektupta, goruslerini bu sekilde anlatiyor.
Abas, Istanbul, Atina, Batum, Beyrut ve Ankara gibi merkezlerde
suren 23 yillik istihbaratciligi sonrasinda 1980'de KontrEspiyonaj
Dairesi'nin basinda iken istifa etti. 1986'da Mustesar Yardimcisi
olarak geri dondugu MIT'te uc yil sonra ortaya cikan Birinci MIT
Raporu uzerine de gorevini birakmak zorunda kaldi. Turgut Ozal'in
basbakanligi sirasinda MIT'in basina bir sivil mustesar getirmesi
projesinde MIT'in patronu olarak o dusunuluyordu. Mustesar
yardimciligi gorevine getirilmesi, bu planin ilk asamasiydi. Ancak,
Ozal basbakanligi sirasinda dusundugu bu yeniligi
gerceklestiremedi.
1967'de Ankara Siyasal'dan mezun
olduktan sonra MIT'e giren Hiram Abas, daire baskani iken 23
Agustos 1980 tarihli istifa dilekcesinde sunlari yazmisti:
"Ulkemizde sikiyonetim ve
rejimin, yipratan anarsi ve teror ile Turkiye'ye karsi, bilhassa
Varsova Pakti uyesi ulkelerin yuruttugu espiyonaj ve yikici
faaliyetlerle mucadelenin ana gorev olarak MIT Mustesarligi'na ait
olduguna inanmaktayim.
Turkiye disinda ulkemiz misyon
mensuplarina devamli yapilan saldirilarin onlenebilmesi icin
uygulanacak karsi calismalarin da MIT Mustesarligi'nin gorevinde
basari saglayamadigini gostermektedir. Bu ise mustesarligin
calisma metotlarinda, personel politikasinda acele revizyona
gidilmesi gerektigini ortaya koymaktadir...
Bu sene yapilan terfilerden sonra,
kadrosu yukselmis oldugundan daha ust gorevlere tayinlerinin
yapilmasi gereken MIT Mustesarligi mensuplarinin atamalari
yapilmamis ve butun tayinlerin durdurulmus oldugunu ogrenmis
bulunmaktayim.
Mezkur husus, MIT
Mustesarligi'nin mevcut ve yararsiz faaliyet ve personel
politikasinin, onumuzdeki gunlerde de surdurulecegini
gostermektedir.
Maruz durum muvacehesinde,
bugunku MIT Mustesarligi yonetiminde yararli hizmet yapamayacagima
inandigimdan, emeklilik muamelelerimin yapilmasini emir ve
tensiplerine sunarim."
Hiram Abas'in bu gorusleri 12
Eylul yonetiminin basindaki Devlet Baskani Orgeneral Kenan Evren
tarafindan da paylasiliyor olmali ki, ASALA'ya donuk operasyonlari
yonetme gorevi ona verildi. Mehmet Eymur'un Analiz'deki
anlatimiyla, "Kosk, Hiram Bey'i cagirarak kan davasi
konusunda gorevlendirdi. Fiilen Kosk'un kadrosunda gozukmesi
mahzurlu olabilirdi; ama odemeler Kosk'ten yapilacakti. Hiram Bey
kollari sivadi. Turkiye'nin prestijini kurtarmak gorevi yine ona
dusmustu."
Basbakanlik Teftis Kurulu Baskani
Kutlu Savas, Hiram Abas'in yaptigi bu organizeyi ve bu
operasyonlarin MIT'le iliskisini Susurluk Raporu'nda soyle yazdi:
"Ermeni terorune karsi 12 Eylul'den sonra arayislarin
basladigini tarihte Hiram Abas, Abdullah Catli, Haluk Kirci ve bir
kisim ulkucuyu organize etmistir. Bu calismalar o tarihte
Cumhurbaskanligi bunyesinde yurutulmustu. (Savas'in notu: O
tarihte Sayin Kenan Evren Devlet Baskani, Milli Guvenlik Konseyi
Baskani ve Genelkurmay Baskan sifatiyla gorev yapiyordu.) Fakat
muhtemel ve menfi bir gelisme olmasi ihtimaline binaen calismalar
MIT'e devredilmistir." Milli Istihbarat Teskilati da Susurluk
sorusturmalari sirasinda, 1982 yilinda ASALA'ya donuk eylemler
icin Abdullah Catli ile Paris'te iliski kurdugunu, Kutlu Savas'a
acikladi.
Ilk sivil mustesar
1965 yilinda kurulan Milli
Istihbarat Teskilati'nin basina bugune kadar 13 mustesar atandi.
Bu 13 isimden yalnizca onceki Mustesar Sonmez Koksal ve MIT'in
simdiki patronu Senkal Atasagun sivil kokenli. MIT'in ilk
mustesari Avni Kantan'dan, 1992'de gorevi birakan Teoman Koman'a
kadar gorev yapan 11 isim ise asker kokenliydi. MIT
Mustesarligi'na sivil bir isim getirilmesi girisimleri ilk olarak
Turgut Ozal'in basbakanligi doneminde basladi. Ancak Ozal'in
disaridan bir isim atamaktan, MIT'in icinden Hiram Abas'i mustesar
yapmaya kadar uygulamaya koymak istedigi bir dizi formul basarili
olamadi. 1980 sonrasinda Burhanettin Bigali ve Hayri Undul'un
ardindan Teoman Koman 1988'de MIT Mustesari yapildi ve dort yil bu
gorevini surdurdu. Ozal'in Cankaya Kosku'ne cikmasi ve Suleyman
Demirel'in basbakanligi doneminde Teoman Koman'in ardindan ilk kez
bir sivil isim olarak Sonmez Koksal goreve getirildi. Diplomat
kokenli bir isim olan Koksal'in bu goreve getirilmesine MGK
cevreleri de sicak bakti.
DYP lideri Tansu Ciller'in
Basbakanlik koltuguna oturmasinin ardindan yeniden MIT'e donuk
revizyon girisimleri basladi. Sonmez Koksal'i MIT'in basindan
almak isteyen Tansu Ciller Cankaya Kosku'ndeki Suleyman Demirel'in
muhalefeti ile karsilasti. Bunun uzerine Ciller cok yonlu planini
yururluge koydu. Basbakanliginin daha ucuncu ayinda bu girisimleri
baslatan Ciller, MIT'in Istanbul Bolgesi Baskanligi'ndan sonra
merkezdeki Yurtdisi Operasyon Baskanligi'ndan emekli olan Nuri
Gundes'i, 1993 Agustos'unda "Istihbarat Basdanismanligi"
kadrosuyla yeniden MIT'e aldi. Gundes kadrosu MIT'e gozukmekle
birlikte fiilen Basbakanlik'ta gorevlendirildi ve Ciller'in
istihbarat danismanligini yapti. Ciller ertesi yil, Hiram Abas'la
birlikte 1988'de MIT'ten ayrilmak zorunda kalan Mehmet Eymur'u de
yeniden getirdi. Aslinda Ciller'in mustesar yardimcisi yapmak
istedigi Eymur, MIT Kontr-Teror Dairesi'nin baskan yardimciligina
getirildi. Ancak fiilen daireyi o yonetiyordu, cunku baskanlik
koltugu bostu. Ciller, en onemli adimi Basbakanliga bagli olarak
kurdugu Kamu Guvenligi Baskanligi'ni kurarak atti. MIT'in ic
istihbarata donuk gorevlerini ustlenmesi dusunulen bu birim,
kisaca KGB olarak tartismalara konu oldu, tepkiler uuzerine de
calistirilmadi.
Susurluk tartismalari sonrasinda
Sonmez Koksal'in Paris Buyukelciligi'ne gonderilmesinden sonra,
MIT'in basina yeniden sivil bir isim arayisi basladi. Istihbarat
cevrelerine gore, 30 Kasim 1997 gunu MIT karargahinda Basbakan
Mesut Yilmaz'in onunde Kutlu Savas ile Sonmez Koksal'in yaptigi
tartisma, Koksal'in MIT'in basindan alinmasina yolacti. Sonmez
Koksal'in, "Ciller ailesine yakin" goruntusu de
Yilmaz'in bu operasyonu yapmasinda rol oynadi. Sonmez Koksal'a
donuk bu kaygilar Kutlu Savas'in Susurluk Raporu'na da acik olarak
yansidi. 33 yillik bir gecmisi olan teskilatin kendi icinden bir
mustesar cikarmasina Milli Guvenlik Kurulu cevrelerinden de tepki
gelmedi. MIT'in icinden Emre Taner ve Mikdat Alpay gibi ust duzey
yoneticilik yapan isimler on plana cikti. Sonucta MGK'da saglanan
mutabakata gore, yine MIT'in kidamli isimlerinden, 31 yillik
istihbaratci Senkal Atasagun teskilatin basina getirildi. Bruksel
gibi dis merkezlerde gorev yapmis ve bir kontrespiyonaj (istihbarata
karsi koyma) uzmani olan Atasagun, 1997 sonlarinda Londra'ya dis
goreve gonderilmeden once MIT'in Operasyon Baskani olarak gorev
yapiyordu. Boylece, 1967 yilinda askerligini yedek subay olarak
yaptiktan sonra en alt kademede MIT'te goreve baslayip Operasyon
Baskanligi'na kadar yukselen bir isim MIT'in tarihinde ilk kez
Mustesarlik koltuguna oturdu.
MİT raporları
1987 Eylul ayinda MIT Mustesari
Korgeneral Hayri Undul, Guvenlik Dairesi Baskani Mehmet Eymur'u
odasina cagirarak, konustuklari konular hakkinda bilgilendirici
bir rapor istedi. Eymur, 10 Kasim 1987'de tamamladigi 23 sayfalik
raporu, mustesar izinde oldugu icin yardimcisi Hiram Abas'a sundu.
Eymur'un okumasi icin Cumhurbaskanligi MIT Temsilcisi Erkan
Gurvit'e verdigi raporun bir kopyasi Gurvit'in istegi uzerine
Cumhurbaskani Evren'e ulasti. Evren, yeni izinden donen MIT
Mustesari Undul'den icinde firtinalar koparan bilgiler olan rapor
olayini sorusturmasini istedi. Emniyet Genel Muduru Saffet Arikan
Beduk ile gazetelerin genel yayin yonetmenlerinin masalarina da
ulasan rapor, Dogu Perincek'in 2000'e Dogru dergisinde yayinlandi.
Basbakan Turgut Ozal'in emriyle Teftis Kurulu Baskani Kutlu Savas
sorusturma yuruturken Mehmet Eymur ve Hiram Abas emekliliklerini
isteyerek MIT'ten ayrildilar. Eymur'un yardimcisi Eken de ayrilmak
zorunda kaldi. 1987 yili Eylul ayinin son gunleriydi. MIT
Mustesari Korgeneral Hayri Undul, Guvenlik Dairesi Baskani Mehmet
Eymur'u odasina cagirdi. Mustesar, daha once MIT'in Kacakcilik
Dairesi'ni yonetmis ve uzun bir Istanbul tecrubesi olan Eymur'e
sunlari soyledi:
- Tahterevallinin bir ucunda
Hiram Abas, diger ucunda Nuri Gundes. Bir o cikiyor, bir digeri.
Nedir bu konular, sen bu konulari iyi biliyormussun. Bu Dundar
Kilic olayini, Nuri Gundes'i filan bana bir etraflica anlat. Ben
seyahate gidiyorum. Donuste seninle bu yandaki odaya kapanalim,
kapiyi kapatalim, aksama kadar oturalim. Bana bu konulari izah et.
Bu sozlere karsilik Eymur ise soyle konustu:
Bu konular son derece karmasik.
Hasbelkader bu konularla gorevlendirildim. (Eymur, 1984'teki
Babalar operasyonuyla Dundar Kilic ve Behcet Canturk'u
sorgulamasini kastediyor.) Olay bazi ust makamlara kadar ulasiyor.
Zaman zaman umitsizlige dusup kendi kedime, 'niye ve kime' hizmet
ettigimi soruyorum. Bir hazirlik yapip bu konulari size arz
edecegim.
Bu konusma, dort ay sonra
Turkiye'de firtinalar koparacak Birinci MIT Raporu'nun
yazilmasiyla sonuclandi. 10 Kasim 1987 tarihli raporun basligi,
"Banker Bako olayi, Polis icindeki cekisme ve
Yeralti-Polis-Kamu Gorevlileri Iliskileri"ydi, yazari da
Mehmet Eymur'du.
Mustesara gore tahtarevallinin
bir ucunda yer alan Abas o tarihte MIT Mustesar Yardimcisi'ydi.
Gundes ise 1986 yilinda MIT'in Yurtdisi Istihbarat Baskanligi'ndan
emekli olmustu. Gundes'in onceki gorevi de Istanbul ve Bolgesi
Daire Baskanligi'ydi. Ancak Eymur, Istanbul'da da beraber
calistigi Abas'i sadece amiri olarak gormuyordu. Kavaklidere'deki
bekar evini de bir sure paylastigi Abas, onun icin hem bir 'agabey'
hem de buyuk bir istihbaratciydi.
Eymur, mustesarin talimati
uzerine hemen calismaya basladi. Elindeki dosyalardan ve MIT'in
arsivinden yararlanarak yazili bir not hazirladi. Mustesar Undul'e,
"Seyahatinizden sonra konuyu size ar zedebilirim." dedi.
Mustesar, "Simdi musait
degilim, sana uzun zaman ayirmam lazim. Ben sana haber veririm."
karsiligini verdi. Undul, kucuk not defterine de donuste alacagi
bu brifing kaydini dustu.
Mehmet Eymur, daktilo ettigi 23
sayfalik raporunu, 10 Kasim 1987 gunu tamamladi ve mutalaasini
almak uzere Mustesar Yardimcisi Hiram Abas'a sundu. Rapor, 1980-85
doneminde MIT'en uzak kalmis olan Abas'in da cok ilgisini cekti.
Bir hafta inceledigi raporun uzerine, "Iyi bir calisma,
mustesara arz" notunu dustu ve Eymur'e, "Donusunde
mustesara ver. Uygun gorurse ust makamlara arz edelim." dedi.
2 Aralik 1987 gunu
Cumhurbaskanligi MIT Temsilcisi Erkan Gurvit'e bir dosya goturen
Eymur, sohbet sirasinda cantasindaki raporu Erkan Gurvit'e okumasi
icin verdi. Metni bir solukta okuyan Gurvit'le Eymur arasinda su
konusma gecti:
-Cok iddiali bir rapor.
-Olabilir. Bazi kaynaklara
dayanilarak hazirlanan bir istihbarat etudu. Bu bilgilerin
devletin ust makamlarinca bilinmesi gerekir. Bu makamlarca uygun
gorulurse detayli bir sekilde tahkik edilebilir.
-Bazi ifadeler Atilla'nin
ifadelerine benziyor. (Gurvit, o donemde Emniyet Kacakcilik
Dairesi'nin basinda olan Atilla Aytek'i kast ediyor.)
-Atilla'nin hicbir katkisi yok.
Ben 1973'ten beri bu islerin icindeyim. (Eymur, 1973'te Abuzer
Ugurlu ve Zihni Ipek'i sorguya almisti.)
Eymur, Gurvit'in istegi uzerine
rapor ve eklerinin bir kopyasini ertesi gun Cankaya Kosku'ne
gonderdi. Firtina yeni yilin baslarinda koptu. Raporda agir
sozlerle suclanan Istanbul polisinin basindaki Unal Erkan ve
Mehmet Agar kisa surede olayi ogrendiler. Raporda ismi gecen
emekli Genelkurmay Baskani Necdet Urug, Cumhurbaskani Kenan
Evren'i ve MIT mustesarini arayarak, uzuntusunu iletti. Evren, MIT
mustesarini Cankaya Kosku'ne cagirarak olayi sorusturmasini istedi.
Mustesar Undul, "Haberim yok, konuyu arastiracagim."
dedi.
MIT mustesari izinden yeni
donmustu. Aslinda rapor Eymur'un onun icin hazirladigi bir
klasordu, o olmayinca goreve vekalet eden Hiram Abas'a sunulmustu.
Eymur, altinda imzasi olan metnin sorumlulugunu ustlendi,
emekliligini isteyebilecegini soyledi. Ne de olsa bu bir rapor
degil, "MIT mustesarini basin araciligiyla kamuoyuna yansiyan
konularda eldeki bilgilerle destekli olarak bilgilendirmeye donuk
teskilat ici bir etut" niteligindeydi. Ancak gelismeler pek
MIT yoneticilerinin kontrolunde seyretmedi.
Rapor, Emniyet Genel Muduru
Saffet Arikan Beduk'un de masasina ulasmisti, 1988'in basinda
buyuk gazetelerin genel yayin yonetmenlerinin de masalarindaydi.
Ancak, subat ayinin ilk haftasinda raporu Dogu Perincek'in
yonetimindeki 2000'e Dogru dergisi yayinladi.
Raporda ozetle, mafyanin Basbakan
Turgut Ozal'a karsi DYP ve SHP'ye sizarak orgutlenme
girisimlerinde bulundugu, Istanbul polisinin basindaki Unal Erkan
ve Mehmet Agar'in yeralti dunyasi ile iliskileri bulundugu, Necdet
Urug'un Istanbul Sikiyonetim Komatanligi sirasinda bu dunya ile
iliskileri oldugu, Fahrettin Arslan, Dundar Kilic, Abuzer Ugurlu
ve Behcet Canturk gibi isimlerin devlet gorevlileriyle
baglantilari oldugu, bunlarin icinde Nuri Gundes gibi MIT
gorevlilerinin de bulundugu, kacakcilik eylemlerine dayanan buyuk
paralarin bu isimlerle devlet gorevlileri arasinda paylasildigi,
buna karsilik yeralti dunyasinin eylemlerine goz yumuldugu,
kacakcilik olgusunun teror olaylarinin da temeli oldugu
vurgulaniyordu.
Basbakan Ozal, kamuoyu baskisi
uzerine Basbakanlik Teftis Kurulu Baskani Kutlu Savas'a sorusturma
emri verdi. Kutlu Savas'in sorusturmasi surerken Mehmet Eymur ve
Hiram Abas emekliliklerini istediler ve MIT'ten ayrildilar. Bu
sirada Guvenlik Dairesi'nde Eymur'un yardimcisi olan Yarbay Korkut
Eken de MIT'ten ayrilmak zorunda kaldi. Necdet Urug, Basbakanlik
aleyhinde Danistay'da tazminat davasi acti. Danistay, MIT raporunu
Basbakanlik'tan isteyince Turgut Ozal, Kutlu Savas'a, "Raporu
gondermeyin" talimati verdi. Ozal, o gunun sartlarinda
yeterince sonuc doguran rapor olayinin uzerinde daha fazla durmak
istememisti. Boylece Urug, 40 milyonluk bir manevi tazminat davasi
kazandi, bu parayla Izmir'deki kizina bir daire aldi.
Raporda ismi gecen bazi devlet
gorevlileri de kendilerini "siyirmayi" iyi becerdiler ve
devlet kademesindeki yukselislerini yakin tarihlere kadar
surdurduler.
Ikinci MIT Raporu
18 yillik MIT istihbarat
gorevlisi Tarik Umit'in Istanbul'da kacirilarak ortadan
kaldirilmasinin uzerinden bir yil, Mehmet Ali Yaprak'in
Gaziantep'te evinin onunden kacirilarak Siverek'e goturulup
sorgulanmasinin uzerinden de iki ay gecmisti. 1994'te Kontr-Teror
Merkezi'nin yoneticisi olarak yeniden MIT'e donen Mehmet Eymur,
bazi gazetecilere cantasindaki rapordan "not almalari"
icin izin verdi. O ayin sonunda kumarhaneler krali Omer Lufi Topal
da Istanbul Sariyer'de olduruldu. Ancak buyuk gazetelerin
yoneticileri, tipki birinci raporda oldugu gibi, bu ikinci raporu
yayinlamak icin de hic heves gostermediler. Birincisinde oldugu
gibi bu ikinci metinde de agir suclamalarin hedefi Mehmet Agar'di.
Daha once yeralti dunyasi ile iliski icinde olmakla suclanan Agar,
bu kez Emniyet Genel Mudurlugu bunyesinde sivil sahislardan
mutesekkil bir suc orgutu kurmakla suclaniyordu. Sonucta yine Dogu
Perincek imdada yetisti. Abdullah Catli'nin Mehmet Ozbay
kimligiyle Turkiye'de serbestce dolastigini, uzman emniyetci
kimligi tasidigini, buna dayanarak silah ruhsati aldigini desifre
eden 2. MIT Raporu'nu Dogu Perincek'in Aydinlik dergisi 22 Eylul
1996 gunu yayinladi.
Susurluk kazasi, bu raporun
yayinlanmasindan 45 gun sonra meydana geldi. Mercedes'te bulunan
Mehmet Ozbay'in gercek kimligini gizlemeye donuk calismalar yarim
saat icinde sonucsuz kaldi ve 3 Kasim gunu meydana gelen kazanin
uzerinden bir saat bile gecmeden butun Turkiye, kazada olen Mehmet
Ozbay'in Abdullah Catli oldugunu ogrendi. Gercekten de raporda
yazildigi gibi uzerinde kimlikler cikmisti.
MIT yoneticileri baslangicta bu
raporu kabul etmediler. Meclis Komusyonu'na konusan Mustesar
Sonmez Koksal, "1987 tarihli rapor zaten ilgilisi tarafindan
ustlenildi. Onun disinda yazilan bir rapor yoktur." dedi.
Mehmet Eymur de Meclis Komisyonu'nda raporu dogrudan ustlenmedi.
Ancak, boyle bir rapor ya da metnin ancak bazi MIT gorevlilerinin
kaleminden cikmis olabileceginden kimsenin kuskusu kalmadi.
Bu raporda ozetle, Emniyet Genel
Mudurlugu doneminde Mehmet Agar'in gorunuste PKK ve DEV-SOL'a
karsi operasyonlar yapmak amaciyla Abdullah Catli, Haluk Kirci,
Sami Hostan ve Yasar Oz gibi isimlerden olusan bir ekip kurdugu,
bu ekibi eski MIT gorevlisi Korkut Eken'in sevk ve idare ettigi,
ekipteki kisilere resmi kimlikler, yesil pasaportlar verildigi, bu
kisilerin polis eskortlariyla dolastigi, uyusturucu kacakciligi,
adam oldurme gibi eylemleri yaparken polis himayesinden
yararlandiklari, Tarik Umit, Lazim Asmaili ve Askar Simitko'yu bu
ekibin kacirarak ortadan kaldirdigi, Mehmet Ali Yaprak'in bu
ekipce kacirilip Sedat Bucak'in Siverek'teki evinde sorgulandigi,
Yaprak'tan dort milyon mark alindigi, onlem alinmazsa bu ekibin
siyasi cinayetlere de yonelebilecegi vurgulaniyordu.
MİT'in cevapları
Milli Istihbarat Teskilati,
onceki Mustesar Sonmez Koksal doneminde Internet'te bir sayfa
acarak, topluma karsi acik ve seffaf olma yonunde ilk adimi atti.
MIT'in tarihcesi, kurulusu, yapisi, gorevleri anlatilirken,
sorulu-cevapli bir bolumle de MIT'e donuk kuskular giderilmeye
calisiliyor. MIT'in Internet sayfasindaki bu bolum soyle:
MIT'in sivillesmesi kavrami neyi
ifade ediyor?: Batili demokratik ulkelerin servislerinde asker
kokenli personel kullanmanin orani cok daha yuksektir. Meseleye
asker-sivil gibi ayirimci bir yaklasimla bakilmamalidir. Ulke
cikarlari ve ihtiyaclara gore, uzmanlik alanlarinin zorunlu
kildigi kadrolasma, personel politikasinin temel unsuru olmalidir.
Halen MIT bunyesindeki asker kokenli personel miktari tek rakamli
yuzdeleri gecmemektedir. Teskilat bunyesinde calisan her gorevli
MIT mensubu olma kimligi ile butunlesmis olup, uzmanlik
alanlarinda en yuksek verimliligi saglama gayreti icindedir.
MIT bunyesinde baslatilan yeni
yapilanmanin amaci nedir?: Dunyada ve bolgemizde her sey cok hizli
degisime ugramaktadir. Bircok alanda gelisen butunlesme
iliskilerine ragmen, ulkeler ve gucler arasindaki cikar
farkliliklari catismalari daha da artirmaktadir. Turkiye;
uluslararasi ve bolgesel politikalarin etkilesim alani icinde
belirleyici rollere sahip, lider bir ulke konumundadir. Bu sebeple,
dayanisma kurulmak istenen veya gelismesi engellenmek istenen
bolgesel bir guc konumundadir. MIT'in, Turkiye'nin gelisen
ihtiyaclarina, ulkelerarasi iliskilerinin niteligine cevap
verebilen bir yapiya kavusturulmasi, devletimizin gelisme dinamigi
bakimindan hayati onemi haizdir. Guvenlik, stratejik istihbarat
konularinin yani sira, organize suclar ile teror tehdidinin
onlenmesinde, ekonomik guvenligi saglayici calismalarda gerekli
yerini almak zorundadir. Ayrica, gelisen ve buyuyen Turkiye'nin
bolgesel guc olarak yaratilmasinda istihbaratin oncelikli
katkisinin saglanabilmesi, istihbarat uretimini gelistirici
calismalarimizin temel unsurudur. Yeni yapilanmanin hedeflerini bu
cercevede degerlendirmek mumkundur.
MIT calisanlarinin miktari nedir,
nasil bir personel politikasi uygulanmaktadir?: Teskilatta
calisanlarin miktari konusunda aciklama yapilmamaktadir. MIT'in
gelisme hedeflerini gerceklestirici bir personel politikasi planli
sekilde uygulanmaktadir. Siyasal ve Sosyal Bilimler, Kamu Yonetimi,
Uluslararasi Iliskiler, Hukuk, Ekonomi, Isletme, Iletisim, Dil
Bilimleri, Bilgisayar, Fizik, Kimya, Istatistik gibi cesitli
uzmanlik alanlarindan sinavla alinan, dil bilen personelle "Istihbarat
Meslek Sinifi"ni yaratma, baska bir deyimle profesyonellesme
sureci yasanilmaktadir. Teskilat bunyesinde, esit haklara sahip
onemli sayida kadin personel de bulunmaktadir.
Erken emeklilikle ilgili
duzenleme nicin yapildi?: MIT mensuplari icin erken emeklilik,
surekli stresli gorevin zorunlu sonucu oldugu kadar, uygulamaya
soktugumuz personel politikamizin temel unsurlarindandir.
Teskilatin buyuk cogunlugu tarafindan desteklenen erken emeklilik
karari ile Istihbarat Meslek Sinifi yaratilmasinin onemli adimlari
atilmistir. Bosalan kadrolar yerine lisan bilir, cagimizin
gelismelerini takip edebilecek yetenekli gencler alinmaktadir.
Emekli olanlarin tecrubelerinden yararlanilmaya da onem
verilmektedir. Benzer yas sinirlari Turk Silahli Kuvvetleri,
Emniyet Teskilati gibi kuruluslar icin de soz konusudur. MIT;
emekli ve faal gorevlerde bulunanlarla, her kesime guven
verebilecek bir yapiya sahiptir.
MIT'in yabanci istihbarat
teskilatlariyla iliskilerinin mahiyeti nedir?: Yabanci istihbarat
teskilatlariyla iliskiler kanuni gorevlerin sinirlari, milli
cikarlar ve siyasi otoritenin kararlari cercevesinde sekillenir.
Turkiye'nin cikarlarinin gerekli kildigi ihtiyaclara gore her
ulkenin servisi ile iliski kurulabilmektedir. Isbirliginin
derecesini tayin eden unsurlar da, karsilikli menfaat ilkesi ve
milli cikarlarin tayin edici rolu ile sekillenmektedir.
MIT'in ulusal ve uluslararasi
terorle mucadele politikasi nedir?: Terorle mucadelede daha aktif
sekilde yer alabilmenin calismalari gelistirilmektedir. Terorizmin,
milli, bolgesel ve uluslararasi baglantilarini dikkate alarak,
haber toplama analiz calismalarinda, isbirligi saglanan yabanci
servislerle ve ilgili kuruluslarla koordinasyonun
gelistirilmesinde, verimliligi artirici tedbirler alinmaktadir.
Uyusturucu ticareti, silah kacakciligi gibi organize suclar,
ekonomik, politik, guvenlik sorunlarinin terorle baglantisini
dikkate alan bir calisma kavrami cercevesinde faaliyetlerin
yonlendirilmesi esas alinmistir.
MIT'in ic politikada taraf tutma
durumu olabilir mi?: Zaman zaman yanlis bilgilenme veya maksatli
yonlendirmelerden kaynaklanan bazi iddialar ortaya atilarak, MIT'i
ic politikanin bir araci olarak gosterme gayretlerine
rastlanabilmektedir. MIT, anayasa ve kanunlarin belirledigi
yetkileri cercevesinde, milli ve uzman bir kurulus olarak gorevini
yurutmektedir. MIT calisanlarinin gorev ve sorumluluklari,
demokratik ve hukuk ilkelerinin hakim oldugu Anayasa rejimini
koruma ve guclendirme inanc ve kararliligi ile sekillenmektedir.
Bazi kesimlerden MIT'e yoneltilen
elestirilerin sebepleri nelerdir?: Zaman zaman farkli inanc,
ideoloji ve dusunceye sahip bazi kesimlerin elestirileriyle
karsilasilmaktadir. Bu elestirilerin buyuk cogunlugunun, yanlis
bilgilenmeden kaynaklandigi soylenebilir. Ayrica, gecmis
tarihlerde, gunun kosullari icerisinde ortaya cikmis, arzu
edilmeyen bazi durumlarin, gunumuzde yapilan degerlendirmeler icin
de gecerli sayilmasi, yaniltici elestirileri ortaya cikaran onemli
sebeplerdendir. MIT, insanlarin inanclarina ve ozgur dusuncelerine
saygi gosterilmesini prensip olarak benimsemistir. Ancak
inanclarin ve ozgur dusuncenin mevcut Anayasa duzenini hedef alan
siyasi hareketlerin veya terorizmin amaclari icin, yasal yollar
disinda istismar edilmesine yonelik orgutlu ve maskeli
faaliyetleri izlemek de MIT'in baslica gorevlerindendir. Dogru
bilgilere dayanilarak yapilan ve yapici olan her turlu elestiri
onemle degerlendirilmekte olup, MIT'i guclendirme calismalarimiza
isik tutmaktadir.
Stratejik ve guvenlik
istihbaratlarinin MIT catisi altinda bulunmasi veya ayrilmasi
tartismalarina MIT nasil yaklasiyor?: Turkiye'de ic ve dis
tehditlere bir butun olarak yaklasilmasi zorunludur. Turkiye'nin
jeostratejik konumu, bolgesel sorunlar, bolgesel ve uluslararasi
cikar catismalarinin yarattigi tehditler,
siyasi,ekonomik,askeri,guvenlik meselelerinin ic iceligi,
analizlerde butunlestirici calismalari kacinilmaz kilarken, haber
toplama gayretlerinin yonlendirilmesinde de ayni ihtiyaci ortaya
cikarmaktadir. Diger guvenlik kuruluslarinin, gorev cerceveleriyle
baglantili olan istihbarat calismalarinin sinirlarinin
belirlenmesi ve kuruluslararasi koordinasyon ile stratejik anlamda
istihbaratin MIT bunyesinde merkezilestirilmesinin zorunlulugu
farkli seylerdir. Guvenlik istihbarati yurtici faaliyetlerle
sinirli degildir. Onemli olcude yurtdisinda da tehdit olusturdugu
gibi, soz konusu tehditlere destek veren ulkelerle baglantili
olarak, stratejik istihbarat ile de butunlesmektedir. MIT
bunyesinde, yeni yapilanma cercevesinde, guvenlik ve stratejik
istihbarat konulari, Istihbarat Baskanligi catisi altinda
toplanmistir. Turkiye'nin jeostratejik konumunun yarattigi
tehditler arasindaki baglantilari dikkate alarak, ayni cati
altinda yapilan koordinasyon ve analiz calismalarinin istihbarat
uretimindeki etkinligi artiracagi degerlendirmesi ile calismalar
yonlendirilmektedir.
MIT'in teknik imkanlarinin
seviyesi nedir?: Cagimizda teknoloji basdondurucu bir hizla
gelismektedir. Iletisimden, bilim dallarina, cesitli uretim
alanlarina kadar her konu teknolojinin ve bilgisayar kullaniminin
hakimiyeti altina girmektedir. Gelisen, buyuyen Turkiye'nin
gelecegi, cagdas bilimin ve teknolojinin yaygin ve etkili sekilde
kullanilabilmesine baglidir. MIT olarak, her gecen gun genisleyen
ve agirlasan gorevlerimizin ihtiyaca cevap verebilecek seviyede
basarilabilmesi icin, teknolojik gelisme yonunden de onemli
adimlar atilmistir ve calismalar devam ettirilmektedir.
Turkiye'nin jeostratejik yapisi teknolojik gelismelerin istihbarat
uretimine olan katkisinin artirilmasini zorunlu kilmaktadir. Bu
calismalar, devletimizce teskilatimiz icin onemli gelismeler
saglayacaktir.
Diger istihbarat birimleri
Milli Istihbarat Teskilati'nin
yani sira, istihbarat toplama gorevi olan diger devlet birimleri
soyle: Emniyet Istihbarati, Genelkurmay Istihbarati ve Jandarma
Istihbarati. Emniyet Istihbarati'ni kurma calismalari, 1960
oncesinde Adnan Menderes Hukumeti ile basladi. O tarihe kadar
Emniyet mudurluklerinde "ozel buro, siyasi sube, onemli isler
mudurlugu" gibi birimlerin gordugu fonksiyon, yeni bir cati
altinda yapilmak istendi. 1959'da ozel buroyu kaldiran Icisleri
Bakani Namik Gedik, Ergun Gokdeniz'i Emniyet Istihbarati'ni kurma
calismasi ile gorevlendirdi. Araya 27 Mayis ihtilali girdi; ancak
ihtilalcilerin ilk el attigi alanlardan biri MIT ve Emniyet oldu.
Gokdeniz yeniden gorevlendirildi. Emniyet Istihbarat Dairesi'nin
kurulmasi Milli Birlik Komitesi tarafindan onaylandi. Ilk Daire
Baskani da Ergun Gokdeniz oldu.
Gorevi "ic istihbarat"
olan Emniyet Istihbarati'nin onde gelen ismi Hanefi Avci,
Turkiye'de istihbarat gorevi yapan devlet organlarinin mutlaka
Meclis tarafindan denetlenmesi gerektigini, Mehmet Ali Birand'in
32. Gun programinda soyle anlatti:
"Meclis'in bizim uzerimizde
yani askeri kesim, Milli Istihbarat ve bizim uzerimizde herhangi
bir denetimi yok. Siviller bunu kendileri icin bir gorev
saymiyorlar. Hatta daha acik soyleyeyim siviller biraz da
cekiniyorlar bu teskilatlardan. Yani gelip bizleri denetlemekten,
Milli Istihbarat'i denetlemekten biraz urkuyorlar. Bu kendilerinin
gorevi degilmis, bu teskilatlar daha kendilerinin ustundeymis gibi
goruyorlar. Turk demokrasisinin carpikliginin cok bariz bir
ornegidir bu. Simdi bunu siz tahkik etmezseniz, arastirmazsaniz
nasil cikaracaksiniz. Hep baskasindan bekliyoruz, peki kim
arastiracak? Dort aydir bu konular arastirilmis degil, bir
tahkikat acilmis degil veya en azindan benden sorulmus degil..."
|