GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

09/02/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Hilmi YAVUZ

Zaman Yazıları

'Daemon' veya 'Şeytanilik' üzerine (2)

Geçen haftaki yazımda, Prof. Dr. Şerif Mardin'in, Türk fikir hayatı ve edebiyatının 'şeytani'likten ('daemonic'–olan'dan) yoksun olduğu konusunda önce 1984'te, daha sonra da geçen yılın sonunda dile getirdiği görüşlerden söz açmış; Hoca'nın ilk yazısı üzerine benim kendisine gönderdiğim mektubun metnini yayımlamıştım.

Bu mektubumda, değerli Hoca'mızın, Batı'nın düşünce geleneğinde 'şeytani'liğin 19. yüzyılda Romantizm ile meşrulaşmış olduğu konusundaki görüşlerine değiniyor ve 'daemonic' ya da 'şeytani' olanın, Asli Günah'la birlikte Hıristiyan insanının özünde varolduğunu, dolayısıyla da, Romantizmle değil de Hıristiyanlıkla meşrulaşmış olduğunu öne sürmenin daha doğru olacağını belirtiyordum.

Prof. Mardin, geçen hafta iktibas ettiğim 27 Mart 1984 tarihli mektubuma, lutfedip 1 Mayıs 1984'te cevap verdi. Hoca'nın mektubu şöyleydi:

'Pek muhterem kardeşim,

27.3.1984 tarihli mektubunuzu önce cevaplandırmış olmam gerekirdi. Kısa zamanda yetiştirilmesi gereken gecikmiş vaatler dolayısıyla, çok değer verdiğim yazınızın bende uyandırdığı yankıları ancak şimdi iletebiliyorum.

Daemon'un Hıristiyanlıkla meşrulaşmış olmasına ben de katılıyorum. Ancak bunu detaylarıyla yapmak, ayrıca bir çalışma gerektirir. (Patristik Hıristiyanlık, Katoliklik, Luther, Calvin). Von Grunebaum'un benden önce aynı temayı vurguladığına sevindim; gecikmiş olmakla birlikte fikir bir tür meşruluk kazanmış oluyor. Bir ara İslam'da Şeytan–İblis araştırılmasıyla konuya bir derinlik getirilebileceğine inanıyordum ve bu konuda çalışmak istiyordum.

Altan Gökalp'in Anadolu'nun Daemonic Muhayyilesi üzerinde çalıştığını öğrendiğim zaman beklemeye karar verdim. 20 Mayıs'ta burada (İstanbul'da H.Y.) olacakmış. Psikiyatrinin ülkemizde 19. yüzyıl psikiyatrisinden etkilendiği açık; fakat bunun ortaya çıkardığı bir mesele daha var: Sağaltıcı–cezalandırıcı alakoyma'da, çok kesin bir Fransız vurgusu var. Freud'un şahi otoriterliğinin ötesinde daha açık uçlu ve hümanist bir psikiyatrinin Alman kökenli olması ('gerçek' Romantizm'in de Alman kökenli olduğu gibi) bana bir ipucu verirmiş gibi geliyor. Ümit ederim ortaya koyduğum fikir, Türkiye'de edebi ürünü anlamakta pratik bir fayda sağlar. Yeniden sosyal bilimlere başlasaydım, 'social psychiatry' ('sosyal psikiyatri' H.Y.) okurdum. Alan bizde çok bakir ve içinden bizi anlatan çok şey çıkacak.

Derin saygı ve sevgilerimle.

Prof. Dr. Şerif Mardin'

Bilindiği gibi, değerli Hoca'mız, 17–18 Kasım 2000'de İslami İlimler Araştırma Vakfı tarafından İstanbul'da düzenlenen 'Modernleşme, İslam Dünyası ve Türkiye' konulu sempozyuma bir tebliğ sundu ve bu tebliğde 1984'te öne sürdüğü düşünceleri tekrarladı. 'Milliyet' gazetesinin 24 Kasım 2000 tarihli sayısında 'biraz kısaltılarak' yayımlanan bu metinde Prof. Mardin, bu defa 'şeytaniliğin' değil, ama 'şeytaniliğin yaratıcı gücü'nün Romantizm ile meşrulaştırılmış olduğunu bildirmiştir ki, bu elbette doğrudur. Şeytanilik, Asli Günah dolayısıyla Hıristiyan insanı'nın özünde vardır ve von Grunebaum'un deyişiyle, Hıristiyanlıkta 'Kötülük'ün içselleşmişliği' ('interiorisation of Evil') söz konusudur. Raymond Radiguet'nin ünlü romanının adının, Hıristiyan insanı'nın ontolojik yapısını dilegetirmek bakımından fevkalade anlamlı olduğunu düşünüyorum: Le Diable au Corps! ('İçimizdeki Şeytan'). Gerçekten de, Müslüman insanın tanımadığı bir ontolojidir bu. Müslüman insan'da Kötülük ya da Şeytanilik, Hıristiyan insanında olduğunun aksine, dışsal'dır,– içerden değil, dışardan gelir! Geçen hafta da belirtmiştim: von Grunebaum, İslam'ın Kötülük'ü, insanın ontolojik strüktürünün 'dışına atma'sının, onu bir tür 'Hukuk Dini' durumuna getirdiğini de söyler, haklı olarak...

Dolayısıyla, öznenin ister Hıristiyanlıkla içselleşmiş şeytanilik'inden, ister Romantizmle meşrulaşmış şeytani yaratcılık'ından söz ediliyor olsun, her iki durumda da, İslam'a bütünüyle yabancı bir insan konsepti söz konusudur. Zira Romantizm, şeytani yaratıcılık'ı, ancak şeytaniliği içselleştiren Hıristiyan bir kültürde ve Hıristiyan insanı bağlamında meşrulaştırabilirdi...

Edebiyatımızın 'şeytani yaratıcılık'tan yoksun olması, doğrudan doğruya, İslamiyet'in 'şeytan'ı insana göre konumlandırış tarzı ile ilgilidir. Öte yandan, Türk romanında 'daemonic' sayılabilecek karakterlerin (mesela, Nahid Sırrı Örik'in 'Kıskanmak' romanındaki Seniha veya 'Sultan Hamid Düşerken'deki Nimet), 'kadın' olmaları tesadüfi değildir. 'Daemonic' olanın, ancak 'kadın'a atfedilmesi durumunda meşruluk kazanabilmesinin de, üzerinde ayrıca durmak gerekir.


h.yavuz@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

01/ 12/ 2000... Yerlilik ve ötekilik
08/ 12/ 2000... Bab-ı Ali üzerine -1
15/ 12/ 2000... Bab-ı Ali üzerine (2)
22/ 12/ 2000... 'Şimdi yeni şeyler söylemek lazım...'
29/ 12/ 2000... İslam ve Pragmatizm (1)
05/ 01/ 2001... İslam ve Pragmatizm(2)
12/ 01/ 2001... İslam ve pragmatizm (3)
19/ 01/ 2001... İslam ve pragmatizm (4)
26/ 01/ 2001... Kamil Fırat'ın 'Pervane'leri
02/ 02/ 2001... 'Daemon' veya 'şeytanilik' üzerine (1)


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 454 1 454 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.