Ekranda horoz dövüşü bahisleri
Bazıları böyle programlarda zemzem kuyusunu kirletmeyi görev bilse de, Ateş Hattı gündemde kalmak için elinden geleni yapıyor. Sadece gırtlaklaşma eksik. Bakarsınız yakında o da olur. Çağdaş yazarlarımızın alnından öptüğü ve gurur duyduğu gençler, birilerinin kafasını (çağdaş biçimde) koparmak için yemin ettiklerini ekrandan bütün seyircilere haykırıyorlar. Herhalde bu gençleri, yine alınlarından öpecek eski tüfekler çıkar.
En basit gerçekleri bile hançerelerini yırtarcasına bağırarak söyleyen siyasetçiler gibi, kendilerini ekrandaki kapışma programına hazırlayan gençlerin bağırmasını da yadırgamadık. Çünkü bildiklerini ağırbaşlı bir üslupla söylemeye çalışanların ellerinden mikrofonlar hemen alındı. Gecenin yarısından sonra kavga gürültü çıkarmadan yapılan bir programı kim izlerdi ki? Emin Çölaşan'ın bile kaçtığı horoz dövüşü programında gençler horozluğu kimseye kaptırmamak için canla başla çalıştılar. Kazanan da televizyon kanalı ve programcı oldu.
Gençler bu konuda iyi hazırlanmışlar. Nerede slogan atılacağını, nerede alkış tutulacağını gayet iyi biliyorlar. Olmazsa kahkaha tufanıyla konuşmacıyı susturmayı deniyorlar. Bu alanda başarılı olduklarını söylemek mümkün. Gizli suflörleri varsa da biz görmüyoruz. O zaman hiç mesele yok.
Daha önce, sürekli enseyen tokat yiyen adamın hikayesini anlatmıştık: Parlak enseli bir adam lokantada yemek yerken, arkadaki müşterinin canı, bu parlak enseye tokat atmak ister. Cüsseli adama vurmayı göze alamadığı için, garsonu çağırır ve bir miktar para verdikten sonra, parlak enseye şamar atmasını ister. Garson gider ve şaplağı atar. Adam öfkeyle dönünce de özür diler. Ancak bu hadise birkaç defa tekrarlanınca, adam iyice öfkelenir ve mukabele etmek için ayağa kalkar. Garson da yine özür diler ve şöyle der: "Sizde bu ense, şu adamda da para oldukça şamarı yersiniz!"
Birilerinin canı enseye şamar atmak istiyor. Birileri kullanılıyor. Birisi de enseye habire şamar yiyor.
Kıyamet kopmadı
Sayın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i merhum Esad Coşan'la alakalı kararnameyi geri gönderdiğinden dolayı ben de tebrik ediyorum. Kendilerini her fırsatta eleştiren Emin Çölaşan gibi adamların da takdirini aldığı için. Biz de kimse için imtiyaz bekleyenlerden değiliz. Radikal gazetesi, Anayasa'nın 10. maddesini tam üç satırlık manşet başlığı yapmış: "Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz." Bunu Dinç Bilgin için yazmadılar herhalde!
Böyle bir talep yapılmış. Uygunsa yerine getirilir, değilse getirilmez. Mesele bu kadar basit. Belki siyasi değerlendirmeler yapılmıştır. Bazı endişeler olmuştur. Hepsi mümkün. Ama medyanın abarttığı gibi, kıyamet filan da kopmadı. Çünkü önemli olan (defalarca belirtildiği gibi) insanların gönlünde taht kurması, gönül sultanı olmasıydı. Bir gönül insanının bundan daha büyük dileği, hayali olabilir mi? Ağzı bozuk bir kabadayı yazarın da işaret ettiği gibi, Bediüzzaman'ın kabrinin nerede olduğu bile belli değil.
Bir Müslüman'ın ölümü, defni birilerine ciddi biçimde dert oluyor: Belli! Çıktığı günden bu yana bir türlü bulvar gazetesi üslubundan kurtulamayan Uzanların gazetesi, birinci sayfadan "Kabir azabı" gibi bir başlığın altında "Günahtır be kardeşim" diyerek çiğ ve saygısız üslubunu sergiliyordu.
Görüyorsunuz, medyada küstahlık, ukalalık, terbiye mahrumluğu had safhada.
Günahsa da, sevapsa da size ne? Siz gidin maçların yayınını bahane ederek dekoder pazarlayın. Vatandaşı kaz gibi yolmaya bakın. Yayınını yapamadıklarınızın borçlarını tahsil edin. SPK ile takışın. Barajlar kralı olmak için reklam yayınlayın. Yoksa mezarlık işine de mi giriyorsunuz?
Duvar yazısı:
Yolsuzluk Türk Dil Kurumu'na girmese olmazdı zaten!
Kiralık araştırma
Dünya çapında bir araştırma şirketi olan Healey ve Baker adlı kuruluşlar, "En çok kira artışları hangi ülkede?" diye bir araştırma yapmış. Bu araştırmaya göre ülkemiz dünya şampiyonu olmuş... Mustafa Eranıl "Helal olsun..." diyor ve ekliyor: "Elbette ki Türkiye 'kira' konusunda şampiyon olmalı; çünkü, kiralık katillere, kiralık kalemlere, kiralık kafalara para vermek kolay mı? Bu kadar 'kira'nın geçerli olduğu ülke, Türkiye'den başka var mı?"
Anlamlar
Söyledim... duydu, anlamına gelmez.
Duydu... doğru anladı, anlamına gelmez.
Anladı... hak verdi, anlamına gelmez.
Hak verdi... inandı, anlamına gelmez.
İnandı... uyguladı, anlamına gelmez.
Uyguladı... sürdürecek, anlamına gelmez.
Ek mek
Ekmek önceden aslanın ağzındaydı
Sonra midesine indi.
Şimdi orada da yok.
Aslanlar da aç geziyor.
(İlker Ceyhan)
|