GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

17/02/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



 


Acans haberleri

Eskiden beri radyonun başına geçen Anadolu insanı "acans haberleri"ni dinler. Haberlere meraklı olanlar, acans saatini kaçırmaz. Ajans denilince de, gazetecilerin aklına eskiden beri aa (Anadolu Ajansı) geliyor. Özel haber ajanslarının kurulmasına rağmen, resmi kanalların haberlerini aa tekelinde tutuyor. Geçenlerde "Beyaz Enerji Operasyonu"yla alakalı aykırı bir haber yapınca, ortalık karıştı ve (sanıyoruz) yetkililerin başı ağrıdı. Her şeye rağmen ajansın oturaklı bir imajı var. Zaman zaman zedelense de, ağırlığını koruyor.

Arkadaşımız Remzi Kaçmaz söylemese farkına varamayacaktık. Anadolu Ajansı'nın servis yaptığı "Aydın'da minibüs tarandı" haberi "asparagas" kokuyormuş. Kaçmaz "Otobüs sahibine silahlı saldırı haberi Anadolu Ajansı tarafından AYDIN'DA YOLCU OTOBÜSÜ SİLAHLA TARANDI şeklinde vermesi üzerine televizyonlar Cihan Haber Ajansını arıyarak görüntüleri sordular. Muhabirimiz Osman Akçay'ın olayı araştırması üzerine Anadolu Ajansın haberin asparagas olduğu ortaya çıktı." diyor.

Meğer daha önce benzeri bir hadise de Diyarbakır'da yaşanmış. Polisin havaya yaptığı uyarı atışı, "polise silahlı saldırı" diye verilmiş. İnsanlar, kurumlar hata yapabilir. Ancak bunun sayısı artar ve alışkanlık haline gelirse kötü olur.

Bereket, ajans Aydın'da yaşanan yanlış haberini düzeltmiş.




Cepçiler

Şu anda dünyada cep telefonu kullananların sayısı 700 milyonu aşmış. Cep telefonu hakkında sürekli eleştirel haberler duyuruyoruz size. Ama bu rakamı duyduktan sonra bunca insanın elbette bildiği bir şey vardır diye geçmiyor da değil aklımızdan hani.




Parayla değil ki

Türkiye karşıtı kampayalar ardı ardına geliyor. Fransızların sözde Ermeni Soykırımı'nı kabul etmesinden sonra Yunanlılar da bu sefer sözde Rum Soykırımı'nı ortaya attı. Üstüne üstlük destek de buldu. Hani şu biz Türkleri pek seven İngiliz Independent gazetesi var ya, bu iddianın üzerine balıklama atladı.

Independent bu iddiaları gündeme getirdi ama yine de tek taraflı olmadı ve Yunanistan'ın en büyük tarihçilerinden Angelos Elefantis'in bu iddialara kesinlikle karşı çıktığını duyurdu. Yunan tarihçi bu iddiaları 'aptalca' buluyor ve olayın İngilizler tarafından kışkırtılan Yunan askerlerinin Anadolu'ya saldırması sonucu çıktığını söylüyordu.

Önce Ermeniler, ardından Yunanlılar, herhalde etrafta ne kadar millet varsa sırasıyla bizim onları soykırıma tabii tuttuğumu iddia edecekler. Böyle parakende getirip gündemi işgal etmeseler, toptan müracat etseler de hepsini bir seferde aradan çıkarsak. Hem kimbilir belki çok yakında Cezayirlileri toplu katliama bizim tabi tuttuğumuz bile iddia edilebilir. Hatta Kızılderililerin hesabı bile bizden sorulur!




Keçi mi, kurt mu?

Bugünlerde bir tartışmadır aldı başını yürüdü. Türk sembolünün keçi mi yoksa kurt mu olduğu ciddi ciddi tartılıyor. Kurt'tur diyenler, Ergenekon destanını örnek gösteriyor ve 'gökkurt'un daima türklüğün sembolü olduğunu söylüyorlar.

Keçi diyenler ise, TİKA'nın Moğalistan'da yürüttüğü kazı çalışmalarında bulduğu yeni bilgileri göstererek, 'dağkeçisinin Türkler'in sembolü' olduğunu söylüyorlar. Ayrıca dağkeçisinin, zeki, kıvrak, mücadeleci ve biraz da inatçı olduğundan dem vurarak, tam bir yakıştırma olduğunu söylüyorlar. Hep böyledir işte, kurttur, keçidir derken, Türkler'i asıl oluşturan insanlar hep ikinci planda kalır. Bu iddialar boşuna Türklerin asıl sembolü bizzat Türk'ün kendisidir. Yani "günah keçisi" yapılmaya çalışılan insandır. O unutulunca, gerisini boşverin gitsin.




Hastane önünde

Geçenlerde özel televizyon kanalındaki dizi filmde, mahallenin dayanışması konu ediliyordu. İlk defa bir yerli dizide işe yarar şeyler görmek insanı sevindiriyor. Hep "hoppada zıppada" oyunlara alışmışız ya. Bir vakfın tanıtımı yapılıyor. İnsanlar elbirliğiyle hastalara sahip çıkıyorlar... Günlük hayatta çoğumuzun unuttuğu hasletler. Her birimizin başına geldiğinde nasıl çaresiz kaldığımızı görüyoruz. Sağda solda tanıdığınızın olması da yetmiyor bazen.

Gazetemizin Çanakkale temsilcisi İbrahim Taban'ın üçüncü kızı dünyaya geldi. Eşini ve bebeği hastaneden evine getiren İbrahim Bey, birden rahatsızlandı. Hemen hastaneye kaldırdılar. Apandisit ameliyatı olmasına karar verildi. Bebeği doğru dürüst göremeden, hasta eşini evde bırakıp hastaneye yattı.

Dünya hali bu. Ne zaman ne olacağı belli değil. Biz de hem bebeğine hoşgeldin diyelim. Hem de eşiyle kendisine geçmiş olsun ve Allah şifa versin...




Görüşler farklı

Önceki gün başlayan Üçlü Balkan Zirvesi'nin belki de gözden kaçan en önemli yönü yaşanan isim kargaşasıydı. İşte size Bulgaristan ve Romanya Cumhurbaşkanıları'nın isimleri konusunda basınımızda yaşanan kargaşa. (Dış Haberler Servisindeki arkadaşlar sağolsun).

Hürriyet: Bulgaristan Cumhurbaşkanı Petar Stayanov,

Romanya Cumhurbaşkanı Ion Iliescu

Milliyet : Bulgaristan Cumhurbaşkanı Peter Stoyanov

Romanya Cumhurbaşkanı Ian Illescu

Sabah : Bulgaristan Cumhurbaşkanı Petar Stoyanov

Romanya Cumhurbaşkanı Ion Iliescu

Radikal: Bulgaristan Cumhurbaşkanı Petar Stoyanov

Romanya Cumhurbaşkanı İon Ionescu

Zaman: Bulgaristan Cumhurbaşkanı Petar Stoyanov

Romanya Cumhurbaşkanı Ion Iliescu

Bu gidişle siyaset pazarına nur yağacak



s.karakis@zaman.com.tr         h.sutay@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.