GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

17/02/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



KÜLTÜR-SANAT 


Şekspir Komiser olunca!

Komser Şekspir, Türk sinemasına senarist Mesut Ceylan'ı kazandıran bir film olarak akıllarda kalacak. Hiç tiyatro deneyimi olmayan insanlar, bir oyun oynamaya çalışırlar; ama sahnede çoğu zaman kendi hayatları vardır.

Sinan Çetin'in yönettiği ve senaryosunu Mesut Ceylan'ın yazdığı Komser Şekspir, gösterime girdi. Kadir İnanır, Müjde Ar, Gazanfer Özcan, Okan Bayülgen, Özkan Uğur, Pelin Batu ve misafir oyuncu olarak Selahattin Duman'ın rol aldığı film, ele aldığı konu bakımından çoğu zaman reelin içinde daralan son dönem Türk sinemasına, fantastiğin geniş vadilerinde derin bir soluk aldıracak gibi.

Trajik olanın duygu sömürüsüne dönüşmediği, komiğin ise ironi ile beslendiği ve bezendiği bir film Komser Şekspir. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyim: Bu filmi mutlaka görün.

Tiyatro bitti derken...

Aslında Türkiye'de tiyatroya üç yıl gibi bir ömür biçenlerin olduğu bir dönemde, sinemanın tiyatroyu anlatması ne güzel bir tesadüf. Kanser olan kızının, okul tiyatrosundan atılması üzerine onu hayata bağlamak adına, karakolda tiyatro yapmaya karar veren polis komiseri, yani bizim Komser Şekspir, yolları bir şekilde karakolda birleşen bu insanlardan rol yapmalarını ister. Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler sahnelenecektir. Oyunun rejisörü, bir zamanlar Yeşilçam'da 'Küçük Hayaticik' filmlerinin oyuncusu, şimdinin esrar satıcısı Tatü (Okan Bayülgen) olur. Prens'i tinerci (Mesut Ceylan), Cadı'yı ise ilk başlarda bir hayat kadını olan Deniz (Müjde Ar) oynar. Daha sonra ise sırasıyla, iyi huylu mafya babası Danyal (Özkan Uğur) ardından onun vurulmasıyla da komiser (Kadir İnanır) vardır. Hiç tiyatro deneyimi olmayan bu insanlar, bir oyunu oynamaya çalışırken sahneye çoğu zaman kendi hayatlarını da taşırlar. Kendilerini oynarlar. Kendilerini oynarken, hayatın farkına varırlar. Bu farkındalık, finalde bütüncül bir katharsis'e (arınma) kadar gider...

Memur zihniyetinin sorgulanması

Sinan Çetin'in verili olana göre şekillenen kalıplaşmış yapılara ve memur zihniyetine yaptığı göndermeleri biliyoruz. Komser Şekspir de bu düzleme eklemlenen bir film. Kadir İnanır'ın olumlu bir komiser imajı çizdiği filmde, daha sonradan ihtida etmesine rağmen sevgisini göstermeyen bir baba ve kurallara bağlı bir eski komiser rolünde gördüğümüz Gazanfer Özcan ile karakolun içindeki başkomiseri nezdinde yine memur zihniyeti sorgulanıyor. Ama daha büyük bir sorgulama sahnesi olarak, 650 kişilik polis ve tim ekibinin, Komser Şekspir'in peşine düştüğü sahneyi gösterebiliriz.

Fantastik bir film

Karakolda bir tiyatro sahnesi oluşturup, tutuklulara Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler'i oynatmak; karakol binasının girişine bıyıklı ve kalpaklı Şekspir heykeli dikmek; eksik olan oyuncu kadrosu için sokakta uygun tutuklu avına çıkmak; sert görünüşlü bir komiserin, mesleki tüm risklerine karşın, kızının sevgisini kazanmak için giriştiği bu mücadele; sevgiyi keşfeden ve sevilmeye değer bulunan hayat kadını; oyundaki bir sahneden etkilenerek ağlayan ve sonradan cadı rolünü kabul eden mafya patronu Dalyan... Hepsi, ustalıkla kurgulanan fantastik bir dünyanın düşsel kahramanları. Ve nedense, kendilerini bulma adına giriştikleri bu mücadele imkanın sınırlarından taşıyor. Ve yine aynı noktaya geliyoruz: Hayat diye kurguladığımız dünya çok mu dar? Değilse, bu filmde gördüğünüz insanlar aslında yoktular? Karar sizin.

Filmin tüm olumlu yanlarına rağmen, oldukça uyumsuz duran jeneriğini; reklam filmlerini andıran (prens için tutuklulardan seçme yapıldığı sahne) bölümlerini ve gala gecesi kameramanlarla yaşanan kırgınlığı unutursak; Komser Şekspir Türk sinemasına senarist Mesut Ceylan'ı (aynı zamanda prens rolünde de seyrettik) kazandıran bir film olarak akıllarda kalacak. (Hüseyin Sorgun)




DÜŞLERİN EFENDİSİ

Yön: Philip Kaufman Senaryo: Doug Wright Oyuncular: Geoffrey Rush, Kate Winslet, Joaquin Phoenix, Michael Caine, Billie Whitelaw

Doug Wright'ın ödüllü oyununa dayanan drama, Marquis de Sade'nin son 10 yıllık hayat hikayesini esas alıyor. Fransız devrimi zamanlarında geçen filmde Marquis de Sade (Geoffrey Rush) ve arkadaşı, akıl hastanesinin liberal yöneticisi Abbe Coulmier (Joaquin Phoenix)'ın hastane çamaşırcısı Madeleine (Kate Winslet)'e bakış açıları ve yarı yapmacık davranışları yer alıyor. Nobel ödüllü yazar Octavio Paz'ın 'Sadizmin filozofu, aslında kurban eden değil, başlı başına bir kurban idi. Ve zulmün kurucusu aslında yumuşak kalpli bir erkekti.' dediği Marquis De Sade'ın yaşam öyküsünden yola çıkan film, Oscar ödüllü Kate Winslet, Geoffrey Rush ve Michael Caine'i aynı projede buluşturmayı başarmış bir yapım olarak dikkat çekiyor...




DOKTOR ve KADINLAR

Yön: Robert Altman Senaryo: Anne Rapp Oyuncular: Richard Gere, Helen Hunt, Farrah Fawcett, Laura Dern, Shelley Long

Daha çok Dr. T olarak bilinen Dr. Sullivan Travis (Richard Gere) Texas'ın en ünlü jinekoloğudur. Her şey yolunda giderken, karısı Kate'in (Farrah Fawcett) dengesini kaybetmesi Dr. T için işlerin ters gitmesinin başlangıcı olur. Doktor karısını, iyileşmesi umuduyla bir kliniğe gönderir. Film, Hollywood starlarının birlikte çalışmayı en çok istedikleri yönetmen olarak tanınan Robert Altman'dan "jinekolojik" bir komedi diyebiliriz. Bu kaos dolu günlerinde zamanının çoğunu golf kursuna daha sık takılarak geçiren Doktor Travis tüm bunlar yetmiyormuş gibi kursta da profesyonel bir golfçü olan Bree'yle (Helen Hunt) yeni bir ilişkiye başlar. Doktor T tüm bu sorunların arasında, profesyonel yaşamı ile özel yaşamını birbirine karıştırmadan işleri düzeltmeye çalışır.




DRAKULA 2000

Yön: Patrick Lussier Senaryo: Joel Soisson, Bram Stoker, Patrick Lussier Oyuncular: Jonny Lee Miller, Justine Waddell, Gerard Butler, Colleen Fitzpatrick, Jennifer Esposito

Drakula 2000, uzun zamandır Wes Craven'ın kurguculuğunu yapan Patrick Lussier'in ikinci yönetmenlik denemesi. Birkaç hazine avcısı, bir sandığı açtıklarında içinden hazine yerine Kont Dracula (Butler) çıkar. Dracula ilk iş olarak eski düşmanı Doktor Abraham Van Helsing (Plummer)'ın kızı Mary (Waddell)'yi bulmak üzere Los Angeles'a doğru yola çıkar. Olayı haber alan Abraham Van Helsing ve vampir avcısı (!) arkadaşı Simon (Miller) kızı kurtarmak üzere Londra'dan hareket ederler. Tüm zamanların en şeytani yaratığı, bizim zamanımıza da korku ve dehşet saçmaktadır artık...




Festival ertelendi

Geleneksel olarak her yıl mart ayının sonunda düzenlenen Ankara Uluslararası Film Festivali'nin 13'üncüsü, 30 Kasım—9 Aralık 2001 tarihleri arasında, başkentli sinemaseverlerle buluşacak. Çankaya Belediye Başkanı Haydar Yılmaz, Dünya Kitle İletişim Vakfı Başkanı Oğuz Onaran ve Festival Başkanı Çetin Öner, festivalin ertelenmesine ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda konuşan Onaran, ekonomik krizin özel sektörün yanında kamu kuruluşlarını da etkilediğini, bu sebeple festivale her yıl destek veren kuruluşların desteğinin geciktiğini bildirdi. Onaran, Kültür Bakanı İstemihan Talay'dan da festival için destek sözü aldıklarını kaydetti. Bakanlığın yardıma şimdiden başladığını anlatan Onaran, festivalin para ödüllerini karşılayan Çankaya Belediye Başkanlığı'na teşekkür etti.




David Bass İstanbul'da

İstanbul dünya şartlarında 'Live Entertainment', yani bir eğlence merkezine kavuşuyor. Efendy Show Theater bünyesinde kurulan merkez, dünyanın ünlü şovlarını ve müzikallerini Türkiye'ye getirecek. İstanbul gecelerine damgasını vuracak olan Dining Show Theater'ın ilk şovu 15 Mart'ta gösteriye girecek olan Magical Moments. Bu şovun kahramanı ise aldığı ödüllerle Amerika ve Avrupa'nın en gözde illüzyonistlerinden biri olan ve sihirler dünyasının yeni prensi olarak adlandırılan Jonathan David Bass.



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.