Yaşar Doğu
1913 yılında Samsun'un Kavak ilçesine bağlı Karlı köyünde dünyaya gelen Yaşar Doğu 1936 yılında Ankara'da askerliğini yaparken minder güreşine başladı.
İlk antrenörlüğünü Faik Dura (Arap hoca) yaptı. Biz şimdi çok başarılı bir çizgisi olan bu örnek şampiyonumuzun derecelerine bir göz atalım: 1936 (grekoromen Avrupa 2.si), 1940 grekoromen Balkan 1.si, 1946 Stockholm serbest stil Avrupa şampiyonu, 1947 Prag serbest stil Avrupa şampiyonu, 1948 Londra Olimpiyat Oyunları şampiyonu, 1949 serbest stil Avrupa şampiyonu, 1951 Helsinki'de yapılan dünya şampiyonasında dünya şampiyonu. Evet güreş yaptığı yıllar içinde toplam 6 altın, 1 gümüş olmak üzere toplam 7 madalya kazandı. Ayyıldızlı mayo ile çıkmış olduğu 47 müsabakadan 33'ünü tuşla, 11'ini ittifakla ve ikisini ekseriyetle kazanarak büyük bir başarıya imza attı. Güreş yaptığı o dönemden günümüze kadar taraflı tarafsız herkes tarafından Türk güreşinin en örnek insanı olarak kabul edilen Yaşar hoca 15 Aralık 1955 senesinde milli takım ile birlikte İsveç'te bulunurken ağır bir kalp krizi geçirdi. Yurda döndükten sonra doktorlarının ikazlarına rağmen yine de çok sevdiği ve güreş ve güreşçi evlatlarından kopamadı. Hastalık onun temposunu hiç de düşürmedi hasta yatağından kalkarak antrenmanlara gitti durmadı çalıştı. Büyük üstad 8 Ocak 1961 günü ebediyete irtihal ettiğinde henüz 48 yaşında idi. Çok genç yaşta aramızdan ayrılan Doğu, nesiller ve asırlar boyu Türk gibi kuvvetli imajının baş mimarı olarak ebediyeten gönüllerde yaşayacaktır. Gerek sporculuk, gerek ise antrenörlük yaşantısında inançlı ve ibadetli tarzı ile herkesin çok sevdiği Yaşar hoca Anadolu'dan bulup getirerek yetiştirdiği şampiyonlar ile de Türk güreşini dünya platformuna taşıdı. Hayatı boyunca nefsi için hiçbir gayret içinde olmayan Doğu her zaman sporcuları için canını ortaya koydu. Nitekim vefat ettiğinde hiçbir malvarlığı bırakmadı. Oysa istese idi ona büyük devletimiz her şeyi verirdi. Ama o nefsi için değil devamlı sporcuları için istedi. Onlara ev, aş, iş buldu ve şampiyon yaptı. Bana göre gerek sporculuğu, gerek örnek insanlığı gerek ise antrenörlük hayatındaki babacan kişiliği ile Türk güreşinin en mümtaz şahsiyetlerinden biri idi o. O bu aziz millet için canını hiçe saydı ve millet için tüm gücünü ortaya koydu. Peki biz? Hiçbir şey yapmadık. Herkes hatırlar, harabe yığını haline gelen ve çöken evinin çöküşünü seyrettik. Oysa Yaşar hoca gibi bir efsanenin evi bugün müze haline getirilmesi gerekirdi. Maalesef o dönemde hocanın talebeleri federasyon yönetiminde idi. Bana göre Yaşar Doğu'ya gereken vefa gösterilmemiştir. O bir şampiyon, bir antrenör olarak üzerine düşeni yaptı hem de asırlar geçse de silinmeyecek tarzda. Ne diyelim Allah razı olsun nur içinde yatsın. At ölür meydan kalır yiğit ölür şan kalır. Evet Yaşar Doğu hoca bedenen aramızda şimdi yok; ama manen Türk milleti var oldukça o hep olacaktır.
a.tarhan@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
11/
01/
2001...
Güreş kurultayı (2)
17/
01/
2001...
Güreşimiz ve eleştiriler!
20/
01/
2001...
2001 Serbest portremiz
21/
01/
2001...
Yerli mi yabancı mı?
24/
01/
2001...
Güreşte bahar havası
25/
01/
2001...
Yaz gülleri
28/
01/
2001...
Doping ve güreş
29/
01/
2001...
Güreş ve raiting!
14/
02/
2001...
Yoğun mesai
28/
02/
2001...
Değişim
|