GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

03/03/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Faruk MERCAN

Tantan’a göre medya problemi

İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın önceki gün CNN Türk'te Mehmet Ali Birand'ın 32. Gün programında dile getirdiği medya ile ilgili görüşlerini; Aydın Doğan ile aralarında geçen sürpriz polemikten ayrı ele almak gerekiyor.

Mehmet Ali Birand'ın programından 45 dakika sonra arayıp konuştuğum Bakan Tantan'ın da, Aydın Doğan ile beklenmedik biçimde gerçekleşen bu diyaloğun programı gölgelemiş olmasından rahatsız olduğunu hissettim.

Dün, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın son bir yılda yaptığı konuşma metinlerine bir kere daha baktım. Bu konuşmaların neredeyse tamamında iki ana başlık hep ön plana çıkmış.

Bir, İçişleri Bakanı, Türkiye'nin iç istihbarat ve dış istihbaratı mutlaka iki ayrı teşkilat eliyle yürütmesi gerektiğine inanıyor. Bu çağda ülkeler arasındaki güç mücadelesinin artık istihbarat örgütleri eliyle yürütüldüğünü, Türkiye'nin bu istihbarat yapısıyla hem geride kaldığını, hem de maruz kaldığı örtülü savaşlara karşı koyamadığını bir yıldır ısrarla dile getiriyor.

Gaffar Okkan suikastını anlatırken de, 22 Şubat'ta karşı karşıya kaldığımız ekonomik krizi anlatırken de, bu olayların dış boyutlarına özellikle işaret ediyor. Birand'ın programında Türkiye'ye karşı, Almanya, Rusya ve İran'dan oluşan bir "ekonomik ittifak" oluştuğunu dile getirdi. Daha önce bu kadar açık bir ifadeyi hiçbir siyasetçinin ağzından duymamış olmamız, Tantan'ın ne denli bu konu üzerinde kafa yorduğunu gösteriyor.

İkinci olarak Tantan, son dönemde meydana gelen gelişmelerle birlikte tartışılan kurumlardan biri haline gelen medyadaki mevcut yapının ülkenin önünü tıkadığına inanıyor. Birand'ın programından iki gün önce İstanbul'da Boğaziçi Üniversitesi'nde yaptığı konuşmanın önemli bir bölümünü bu konuya ayırmıştı.

Geçmişte Amerika kıtası ve Avrupa'daki bazı ülkelerde yolsuzlukların en üst seviyeye çıktığı zamanlarda, medyanın bütün sektörlerde güçlü bir konuma geldiğini, medya "hakim güç" olunca yolsuzlukların bu ülkeleri tehdit eder hale geldiğini belirtip sözü Türkiye'ye getirmişti:

"Bugün bu millet, bu konuyu dikkatle incelemek mecburiyetindedir. Eğer bunu gündemden çıkaramazsak yolsuzluk ekonomisiyle mücadele edemeyiz... Medyanın büyük bir bölümü var ki tamamen Türkiye'de ekonomik tehdidin, ekonomik yozlaşmışlığın, halkın yozlaşmışlığının öncüleri olarak, halkı tehdit eden, milleti ve ülkeyi tehdit eden bir noktadadır. Bu sistemin mimarları gibi görevlerine devam etmektedirler."

Tantan bu konuşmasında, medyada son dönemde yaşanan işten çıkarmaları da, yolsuzluk mücadelesi sonucunda basın sektörünün mali kaynaklarında yaşanan kesilmeye bağladı.

Şimdi de, geçtiğimiz ekim ayında yine Boğaziçi Üniversitesi'nde yaptığı konuşmadan da bir bölüm aktarayım. "Soygun ve talan düzeninin baş aktörleri"nin her alanda çok güçlü ve etkili hale geldiklerini, medyaya da etki ederek ülke gündemini tayin eder duruma geldiklerini belirtip şöyle devam etmişti:

"Halkımız çoğunlukla onların tayin ettiği gündem çerçevesinde düşünmek, değerlendirmeler yapmak durumunda bırakıldı. Önemliyi önemsiz, önemsizi önemli olarak göstermeye muvaffak oldular. Çünkü, önemli ile önemsizi tayin etme tekeli onların ellerindeydi. Böyle bir ortamda onların tayin ettiği sahte gündemin peşine takılanlar övgüler kazandı, aksine davrananlar kınandı, tecrit edildi."

İçişleri Bakanı, Mehmet Ali Birand'ın programında da, yolsuzluk mücadelesinde medyaya düşen görevlerden söz etti. Hatta çok ilginç bir projeyi de ortaya attı. Hükümetin, işsiz kalan gazetecilere destek vermesi, bu şekilde yeni gazetelerin yayınlanması gerektiğinden söz etti.

Diğer konuları bir kenara bırakalım. İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın, zihin dünyasında medyayı bu derece büyük bir problem olarak görmesi bile herhalde üzerinde önemle durulması gereken bir olaydır.


f.mercan@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

24/ 12/ 2000... Alnınızda DHKP-C'li mi yazıyor?
30/ 12/ 2000... Soğuk hava basarak işkencenin hikayesi
06/ 01/ 2001... 15 Mayıs 1974, 21 Aralık 2000
13/ 01/ 2001... Böyle derin devlete evet
20/ 01/ 2001... Sıradan hikâyeler
27/ 01/ 2001... Onun sözleriyle iz sürülünce
03/ 02/ 2001... 18 ailenin operasyonları
10/ 02/ 2001... Bu vadinin bütün çocukları
17/ 02/ 2001... 26 Ekim 1993, yer Ankara
24/ 02/ 2001... Başımıza bu da geldi


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.