Salonda inek kurban etmek
Kurban meşakkatli bir ibadet. Tecrübeyle sabit. Bir de diyar–ı gurbette, halden, dilden anlamayan insanlar arasında gerçekleştirmeye çalışılanlar var. Onların işi daha zor. Belki prosedür bilinse yardımcı olabilirler. Ama işin o boyutunu aşmak için de ayrı bir tecrübe gerekiyor. Metin Keskin bundan yıllarca önce Belçika'da yaşanmış bir kurban macerasını hikaye ediyor:
"Bu sene Belçika'da İngiltere'den kaçak gelen 2 bin şaplı koyun vesilesi ile kurban kesmek yasak olduğu için fazla gariplik yaşanmadı. Bundan 35 yıl evvel Belçika'ya ilk gelen Türklerin başından geçen ilginç kurban hadiseleri vardır. Belçika'da yaşayan yedi arkadaş, bir kurban bayramında inek alıp kesmeye karar verirler. Brüksel hayvan pazarından bir inek satın alırlar. Alırlar almasına da ineği nerede keseceklerine karar veremezler. Daha doğrusu, bir türlü uygun yer bulamazlar. En sonunda içlerinden biri, kendisinin kaldığı apartmanın merdivenlerinin çok geniş olduğunu belirterek, ineği evde rahatlıkla kesebileceklerini söyler. Kurban ortağı yedi arkadaş ineği Brüksel caddelerinde sürerek bahsi geçen apartmanın önüne gelirler. Uğraşarak ineği dördüncü kata çıkarıp apartman dairesine koyarlar. Salonun ortasına büyük bir muşamba sererler. Tam ineği kesmek üzere iken kapının zili çalar. Kapıyı açarlar, bir de ne görsünler; Belçikalı polis ekibi kapıda bekliyor.
Belçikalı apartman sakinleri merdivenlerde ineği görünce hemen polise haber vermişler. Polis de şikayet üzerine baskın yapmış. Polisler salonun içinde koskoca ineği görünce şaşkın bakışlarla "Ne yapıyorsunuz böyle? Yaptığınız çok tehlikeli ve cezası ağır bir suç işliyorsunuz. Olamaz olamaz!" diye bağırır.
Bizim vatandaşlar ise kurban keseceklerini söylerler. Polis kızgın bir şekilde "Hemen ineği aşağı indireceğiz!" der. Ama bütün çalışmalar neticesiz kalır. Yukarı doğru zar zor çıkartılan inek aşağıya inmeme hususunda kesin kararlıdır. Çalışmalar sonuçsuz kalır. Sonunda polis itfaiyeden yardım ister. İtfaiye yetkilileri gelir. Dışarıdan merdiveni kurar ve ineğin olduğu kata kadar uzatırlar. Bu sefer de pencerenin genişliği ineğin çıkacağı kadar büyük değildir. İtfaiyenin çalışmaları da sonuçsuz kalır. Polis bir çözüm yolu bulamaz ve "Siz ne yaparsanız yapın, isterseniz ineği kesin ve dışarı çıkarın" der.
Polisten müsaade alan bizim gurbetçilerimiz de ineği salonda güzelce keserler ve Belçika tarihinde ilk kurban bu şekilde gerçekleşmiş olur.
Duvar yazısı
Erçel 'Gazi' oldu, vatandaş şehit / Derviş, hükümete olur mu şahit? (Mustafa Özke)
Bir başörtüsü itirafı
Hodri Meydan dünyanın her tarafına şakır şakır şube açıyor. Bu sefer de Kanada'dayız. Köşemizin devamlı müdavimlerinden birisi artık orada ve yine etrafına 'Hodri Meydan' gözlükleriyle bakıp, gördüklerini bizim için not ediyor.
Bir süre önce Türkiye'nin Ottowa Büyükelçisi Erhan Öğüt, Toronto'da Türkiye Kanada İslam Merkezi'nin yaptırdığı caminin açılışına katılmış. Cuma namazı çıkışında oradaki vatandaşlarımızla da sohbet eden Öğüt, kendisine başörtüsü ile ilgili bir soru sorulunca bakın nasıl cevap vermiş:
"Kanada'da özgürlükler arşı âlâya ulaşıyor. İsteyen burada başörtüsü takabilir ama Türkiye'de kılık kıyafet kuralı var, herkes buna uymak zorunda. Benim annem de başörtüsü takıyor. Ama taksa ne, çıkarsa ne? Fark eden bir şey yok. Önemli olan başörtüsünün siyasi simge olmaması. Bu yüzden de Türkiye'de yasak."
Bayramlık Cottarelli
Uluslararası Para Fonu , Türkiye Masası Şefi Carlo Cottarelli'yi Türkiye'den çekti. Çekti çekmesine de Cottarelli, Kurban Bayramı boyunca yine Türkiye'de. Sebebi ise ekonomideki yeni aksiyon planının hazırlanmasına katkıda bulunmak.Bizce Cottarelli'nin Türk ekonomisine en büyük katkısı bundan sonraki bayramlarda da Türkiye'ye gelmesiyle olur. Ama bir ekonomist olarak değil, turist olarak, sadece ve sadece turist olarak. Belki bir kaç kilo baklava alır da, döviz bırakır.
Bayramdan satır başları
Tıpkı bir şarkıda "Ben her bahar âşık olurum!" denildiği gibi, "ben her Kurban Bayramı'nda Kurban keserim!" Allah kabul etsin. Bayramın birinci günü o yüzden hayli yorucu oluyor. Bayram namazından sonra başlayan merasimin ardından, köşe yazılarının hazırlanması, kurbanın alımı, kesimi, temizlenmesi, parçalanması derken akşam oluyor. Kendini toparlayabilirsen toparla artık.
Satır, Kurban Bayramı'nın en etkin malzemesi. Yoksa konu komşudan emanet alınarak bölme, parçalama, kırma işlemleri yapılıyor. O yüzden biz de bazı satırbaşlarıyla kurbana değinelim istedik.
Görebildiğimiz kadarıyla kriz bayram havasını engelleyemedi. Bazı gazeteleri rahatsız edecek kadar çok sayıda kurban kesildi.
Fiyatlar geçen seneye göre hemen hemen hiç değişmemişti. Enflasyon kurbanlıkları hiç vurmadı. Bazıları hükümeti kutlayarak "Sağolsun bizi düşündükleri belli oluyor. Yoksa bu sene zor kurban keserdik!" dediler.
İstanbul'un boş mekanları birer besihaneye, sonra da mezbahaya dönüştü. Mevcut kesim yerleri ilk günün yoğunluğunda ihtiyaca cevap veremedi.
Neredeyse her gün kanlı insan manzaralarıyla seyircinin karşısına çıkan televizyon kanalları, sayfalarının en az bir tanesini cinayet haberlerine ayıran gazeteler, nedense kurban kanından fena halde korktuklarını duyurmaya çalıştılar. Haberlerde kullandıkları üsluptan, onları insan kanının, kurban kanı kadar rahatsız etmediği anlaşılıyordu.
Yine gazetelerin aşırı çabalarına rağmen, tavuk kurban etmeye çalışan tek insan görmedik. Eğer görmüş olsalardı, kartel medyası manşetten duyururdu!
|