GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

12/03/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



 


Meclissiz başkan

Belediyede işler nasıl yürür bilmem bilir misiniz? Öyle belediye başkanlarının diktatörlüğü, istediğini yapabilme hakları yoktur. Yapılacak işler belediye meclisinden geçer. Bu konuda Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak bir hayli dertli. Neden mi? Açıklayayım.

Adana Büyükşehir Belediye Meclisi tam 18 üyeden oluşuyor. Bunlardan sadece iki tanesi belediye başkanı ile aynı partiden yani ANAP'lı. Geriye kalan 16 üye ise başkana karşı bir muhalefet cephesi oluşturup, meclise getirdiği bütün öneri ve projeleri engelliyorlar. Bunlar arasında otobüs alımı, metro, içme suyu gibi dev projeler de var.

Şimdilerde Adana, miting alanı gibi. En yoğun caddelerde afişler, pankartlar. Su abonelerine faturayla birlikte bir de anket formu gönderiliyor. Başkan Durak, anket ile vatandaşlardan güvenoyu istiyor. Güvenoyu alamazsa daha seçimlere 3 yıl olmasına rağmen görevinden istifa edecek. Adanalı şimdi merakla meclis ile başkan arasındaki bu kavganın nereye varacağını seyrediyor.




Fazla bile

Birkaç ay öncesine kadar hükümete sürekli destek veren iş dünyası da artık hükümete karşı sert eleştiriler yapıyor. TÜSİAD'ın eski başkanı Erkut Yücaoğlu, kabinede revizyon yapılmayacağı söylentilerine bakın nasıl cevap veriyor:

"Ankara'da kimse iş yapmıyor. Türkiye'de 37 bakana ihtiyaç olduğuna inanmıyorum. Devletin yönetilmesi için, bana göre 20-22 bakanla yürütülebilecek bir tablo var ortada."

Cottarelli efendinin, "Türkiye'nin krizden kurtulabilmesi için totaliter rejime ihtiyacı var." demesine bakacak olursak, aslında 20-22 bakan bile fazla bu ülkeye.




Poli-Gaf: Yeni uyandılar

Bayramın ekonomik krizi biraz hafifleteceğini umanlar fena halde yanıldılar. Bayram boyunca da ekonomide olumsuzluk hepimizi vurdu. Bu arada iki ilginç açıklama geldi.

Başbakan Bülent Ecevit, gazetelerin Ankara temsilcilerini evine çağırıp sohbet etti. Temsilcimiz İbrahim Karayeğen'in de katıldığı sohbette, Ecevit, IMF'nin yöntemlerinin artık Amerika'da bile tartışılır bir konu olduğunu ve bu tartışmalarda kurumun çağın gerisinde kaldığının belirtildiğini söyledi. Üstüne üstlük, "IMF'nin işleyiş yöntemlerinin yeniden düşünülmesi gereği ortada. IMF'den gelen her şeyi kayıtsız şartsız doğru gibi kabul etmemiz söz konusu değil." dedi.

Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz ise yine bayramda şunları söylüyordu: "Şu anda yaşadığımız kriz, 10 seneden beri, hepsi koalisyon olan hükümetlerin uyguladığı politikaların kamu bankalarına getirdiği yükün ağırlığından, taşınamazlığından kaynaklanıyor."

E yani, sormazlar mı hiç, IMF'nin durumunu biliyordunuz da niye ülkeye çağırdınız diye ya da 10 yıldaki koalisyon hükümetlerinin kaçında ANAP var diye. Bizi bu hale siz koydunuz, şimdi mazeret mi arıyorsunuz?




Bırakın da...

Çiçeği burnunda Devlet Bakanı Kemal Derviş'in bayramdaki programı oldukça yoğundu. Bürokratlarla buluştu, siyasetçilerle görüştü, ekonominin dinamiklerinin fikrini aldı. Ankara ile İstanbul arasında gitti geldi. Arkasından da dış destek bulmak için Amerika'ya gitti.

Bu geliş gidişlerden birinde gazeteciler Derviş'i havaalanında yakaladı. Arka arkaya sorular geldi:

- Sizi ekonominin kurtarıcısı olarak görüyorlar...

Cevap mütevazıydı:

- Çok önemsiyorsunuz. Hep tekrarlıyorum. Çok önemsiyorsunuz.

- Bugünkü gazeteleri okudunuz mu?

- Şöyle bir göz atabildim.

- Bizi neden atlatmaya çalışıyorsunuz?

Bu sorudan sonra Kemal Derviş'in canı sıkıldı ve şu cevabı verdi:

- Ne olur birazcık rahat bırakın da biraz çalışalım. Hepimiz için biraz çalışalım.




Poli-Alkış: Tebrikler Aslan'a

Galatasaray, hem kendi tarihine hem Türkiye'nin spor tarihine yeni şanlı sayfalar eklemeye devam ediyor. Milan ile yaptığı maçı sadece Türkiye canlı olarak izlemedi. Dünyadan tam 38 televizyon maçı canlı olarak verdi. Hesaplamışlar, maçın oynandığı 97 dakika boyunca Türkiye'nin tam 635,4 milyon dolarlık tanıtım reklamı yapılmış. Bu rakam ise Turizm Bakanlığı bütçesinin tam 6,5 katı.

Geçen yıl Galatasaray, UEFA Kupası'nda ilk birkaç turu geçtikten sonra yine bu köşeden onları alkışlamış ve şöyle demiştim: "Böylesi zaferlere bizi alıştırırsanız, biz bununla yetinmeyiz. Finali oynamanızı ve kupayı ülkemize getirmenizi isteriz."

Bu yıl da aynı şeyleri söylüyorum. Galatasaray'a çeyrek finale çıkmak yetmez. Finale çıkmak yaraşır. Her ne kadar Beşiktaşlı olsam da tebrikler ve alkışlar Galatasaray'a.




Biliyor muydunuz?

İtalya Cumhurbaşkanı Carlo Azeglio Ciampi'nin geçen hafta parlamentoyu feshederek, ülkede bir erken seçim yolunu açtığını...

6 yıldır DSP milletvekili olan Sema Pişkinsüt'ün, CHP Aydın il örgütüne göre hâlâ CHP'nin kayıtlı üyesi olduğunu...

Öğretmen başına 36 öğrencinin düştüğü ülkemizin, eğitim konusunda, dünya standartlarının çok altında olduğunu...

Meclis'te yıllardır yaşanan ziyaretçi yoğunluğuna çözüm olarak artık randevulu sistem getirildiğini, randevusuz ziyaretçilerin Meclis'e alınmadığını...

Kamu-Sen Başkanı Resul Akay'ın, "Çalışanı yok sayana destek vermeyeceğiz." dediğini...



s.karakis@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.