GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

12/03/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



RÖPORTAJ 

Aydın HASKEBABÇI



Müteahhitlerimiz yeni pazarlarda
Tataristan'ı inşa ediyoruz

Bu hafta Rusya'nın Tataristan özerk bölgesinde Tatar-Türk İşadamları Derneği başkanlığını yürüten Ahmet Altop ile bu ülkede yaptıkları çalışmaları konuştuk. UMTAŞ İnşaat Rusya Temsilcisi Ahmet Altop, Tataristan'da yaptıkları inşaatlar hakkında bilgi verirken hizmet sektöründe de büyük boşluk bulunduğunu aktardı. Umtaş İnşaat, başkent Kazan'da Kulşerif Camii'nin yanı sıra bir yeraltı çarşısı ve bir toplu konut projesini yürütüyor.

Ahmet Altop

1960 Ankara doğumlu. Ortadoğu Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi'nden mezun olduktan sonra inşaat şefi olarak başladığı mesleğine halen UMTAŞ inşaat şirketinin Rusya sorumlu müdürü olarak devam etmekte. Altop, evli ve iki kız çocuk babası.

Kazan'da birkaç işadamı bir araya gelerek Tatar Türk İşadamları Derneği'ni kurdunuz. Dernek olarak ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Bu derneği henüz yeni kurduk. Fazla da işlerlik kazanmadı; ama Kurban Bayramı sonrasında hızlandıracağız. Çünkü Tataristan ile güzel ilişkiler kurabiliriz. Bu konuda da derneğin faydaları çok olacaktır. Sadece biz burada iş yapmamalıyız; Tatarlar da Türkiye'de iş yapabilirler, mesela doğalgaz. Başka dallarda da güçlü ve tecrübeli firmaları var. Rus firmaları da Seydişehir alüminyum ve İskenderun Demir Çelik fabrikalarını yapmışlar. Dünya globalleşti, biz de ilişkilerimizi artırmalı ve birbirimizden faydalanmasını bilmeliyiz. Türk işadamlarının buradaki bazı problemlerine yardımcı olmak için de dernek güzel çalışmalar yapacak diye düşünüyorum.

Sovyetler Birliği'nin dağılması sonrası bu bölgede Türk müteahhitleri güzel işler yaptılar. Bize Rusya'da yaptığınız inşaat çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

Türkiye, 1990'da artık belli bir doyuma ulaşmıştı ki Rusya kapılarını açtı. Bir de bu nasip meselesi, güzel bir iş teklifi başka ülkeden gelse şu anda orada da iş yapıyor olabilirdik. Ayrıca artık biz bu sektörde belli tecrübe kazanmıştık, bunu değerlendirmenin zamanı gelmişti. Bu da Rusya'ya nasip oldu. Tabii komşumuz olan Rusya bizim için güzel bir pazar. Her alanda iş yapılabilecek bir ülke. İnşaat ise şimdiye kadar hükümet elinde ve tekstil binalarından ibaretti. Şimdi ise Avrupai stilde binalar ve serbest ekonominin getirdiği bankalar ile inşaat sektörü için büyük bir iş sahası doğmuş oldu. Biz de bunu fırsat bilerek 1990 yılı itibarı ile Rusya pazarına girdik. 20 ayrı şehirde işler yaptık. 1994'ten itibaren ise Tataristan'da yoğunlaşarak Kazan'da bir banka ve 4 konut inşaatımız bitmiş, yeraltı çarşısı, bir toplu konut ve Kazan Kulşerif Camii ise devam eden inşaatlarımız. Cami, Kazan'ın merkezinde Kremlin Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın hemen yanında bir abide gibi yükseliyor ve inşaallah bu cami bizim gururumuz olacak.

Yurtdışında bilhassa Tataristan'da iş yapmanın ne gibi avantaj ve dezavantajları var?

Tataristan'ın bir avantajı varsa o da Tatarlar ile tarihî ve kültürel bağlarımızın olması. Müslüman olmaları ile orijinde bizim kendilerini akraba kabul etmemiz, sosyal olarak bizleri yakınlaştırıyor. Kendileri ile anlaşmada fazla zorluk çekmiyoruz, daha uyumlu çalışıyoruz. En azından bizim için çok önemli olan yemeklerimiz problem olmuyor. Yemek kültürlerimiz yakın ve bizlerin yemeyeceği şeyleri onlar da yemiyor. En büyük avantajı da bu. Tataristan hükümeti ise dinamik bir ülke, iyi bir ekip iş başında çalışıyor. Çalıştıklarını görmek ve göstermek isteyen insanlar. Bu yüzden de işlerini iyi takip ediyorlar. İşverenin işini takip etmesi de bizim için iyi sonuç almayı zorunlu kılıyor.

Ekonomik olarak Tataristan ve Rusya'nın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Bence çok parlak. Hiç karamsar değilim. Az önce ifade ettiğim gibi idareciler bilhassa Tataristan'da çok tecrübeli ve çalışkan. Bunun yanında çok fazla yeraltı ve yerüstü doğal zenginlikleri var. Doları biraz daha bu seviyede tutarlarsa ve yapılanmasını iyi yapar, doğal zenginliklerini de kullanmayı bilirlerse hem Tataristan, hem Rusya'nın geleceği çok parlak. Geçtiğimiz 10 yıldaki gözlemlerimiz de bize bunu gösteriyor.

Burada başka dallarda da çok boş iş sahaları var. Ama biz profesyonelizme inandığımız için herkes hangi işi biliyorsa o iş dalında iş yapmalıdır diyoruz. Bugünkü şartlarda çok düşük kâr marjıyla da olsa biz inşaatlarımıza devam ediyoruz.

Rusya'nın soğuk kış şartlarında iş yapmak zor olmuyor mu?

Ben 1983-86 yıllarında Libya'da bulundum orada da soğuk vardı. Her ülkenin kendi şartları var, biz de bu şartları öğrendik. Beton sıcak su ile karılıyor. Belli katkılar kullanılıyor. Teknoloji gelişmiş, bunlardan yararlanıyoruz. Tabii kış şartlarında inşaat masraflanıyor. Kışın genelde inşaatın kapalı alanlarında çalışmaya gayret ediyoruz. Fakat yerli firmalar -30 derecede bile kar altında hatta gece bile inşaat yapıyorlar. Ama bizim kışın özel elbiselerimiz ve doğalgaz sistemli yatakhane ve yemekhanelerimiz sayesinde işçilerimizde ve işlerimizde problem olmuyor.

Son zamanlarda dünyanın dört bir yanında depremlerde bir artış görülüyor. Siz deprem konusunda ne gibi önlemler alıyorsunuz?

Biz özellikle banka ve toplu konutlarda ustalaştık. Burada toprakta 100-160 cm'ye kadar donma var, bunun için toprak çürüyor. Böyle olunca inşaat başlamadan yere 50 cm aralıklarla, 12 m boyunda 35x35 ebatında kalıp betonları yere çakıyoruz. Üzerine 70-80 cm temel döküyor ve öyle inşaata başlıyoruz. Bunun için de inşaatlarımız 500 yıl garantili diyebilirim. Zaten beton da zamanla dayanıklılığı artan bir madde, biz de maldan çalma yapmıyoruz. Ayrıca Rusya'da deprem olacağına ihtimal vermiyorum. Burası oturmuş kocaman bir kıta. Türkiye ve Hindistan gibi bir kıtadan ayrılmış ülke değil. Ama yine de Allah bir deprem ile kimseyi imtihan etmesin.

Bir yönetici olarak iş hayatınızda temel prensipleriniz nelerdir?

İş yaşamımda temel prensibim bünyemizde çalışan insanların dini, milliyeti ve cinsiyeti ne olursa olsun hepsini eşit görmek ve aynı kategoride değerlendirmek. İşini iyi yapan bizden takdir alır. İşini savsaklayan, ihmal eden, mesai ve malzemeden çalan kim olursa olsun bizden gerekli ceza ve ihtarı almada gecikmez. Zaten bizim burası Birleşmiş Milletler kampı gibi, her türlü milletten işçi geliyor. Özbek, Tacik, Tatar, Rus, Türk vs. Geçen yıl Mozambik'ten bile gelen işçilerimiz vardı. Hatta kısa sürede herkesin sevgisini kazanarak şantiyenin adeta maskotu olmuştu. İkinci bir düsturumuz ise işi programlı yapma. Neyi, ne zaman bilerek; malzemeyi ve gerekli elemanı ona göre hazırlamak.

İşçilerinizden burada evlenenler var mı?

Evet birçok genç arkadaşımız buradan evlendi. Bunları biz anlayışla karşılıyor ve eşlerini de gelinimiz olarak görüyor, gerekli yardımlarda da bulunuyoruz. Hatta bekar başıboş gezmektense efendi bir bayanla evlenmelerini tavsiye ediyoruz. Şimdiye kadar da önemli bir şikâyet gelmedi. Evliliklerin an'anelerimiz ölçüsünde olmasına dikkat ediyoruz. Çünkü yanlış yapılan evlilik sadece iki gencin yaşamını değil iki millet arasındaki ilişkilere de kötü tesir edecektir. Biz aynı zamanda Türkiye'den götürdüğümüz işçilerin babası durumundayız.

Tatar halkı ile ilişkileriniz nasıl?

Tatar halkı 17 Ağustos depreminde adeta bizim gözlerimizi yaşarttı. Tabii başta Türk işçilerimiz olmak üzere 40 bin dolarlık bir yardım topladılar kendi aralarında. Bunların içinde yerlilerden 100 dolar gibi bir fiyata çalışan işçi bir aylık maaşını depremzedelere göndermek istedi. Biz ise bazılarını kabul ederken bazılarını teşekkür ederek gözümüz yaşlı reddettik. Çünkü biz biliyoruz ki kendi durumları hiç de iyi değil. Bu da gösterdi ki işçilerimiz arasında güzel bir uyum var. Zamanla milletimize karşı da böyle bir sevgi doğması bizlere gurur verici.

Siz ileride Tataristan'da sürekli kalmayı düşünüyor musunuz?

İnsan gurbette daha milliyetçi ve daha dindar olur. Bu da bizde aynen gerçekleşiyor. Her Türk gibi ben de bir an önce Türkiye'ye dönmeyi elbette düşünüyorum. Ama belli ticari plan ve amaçla buraya gelmişiz. Buradaki bütün işleri bırakıp dönmek bizim âdetlerimizden değil. Tabii ailemin ve çocuklarımın Türkiye'de olması biraz sıkıntı yaratsa ve özlemi artırsa da anlayışla karşılanıyoruz. Allaha şükür şu anda bir problemimiz yok, işlerimiz devam ettiği müddetçe buradayız. Tabii burada da kalmayı düşünebilir insan. Burada yaşamak daha zevkli, doğası daha temiz ve sakin. İnsan zamanla toprakla haşir-neşir olmak istiyor; ama bu Türkiye'de çok mümkün değil. Burada daha müsait şartlar var. Ben başka ülkelerde de bulundum; ama Türkiye'nin yerini hiçbir ülke alamaz.

 

Vatan hasretini nasıl gideriyorsunuz?

Günde 4-5 defa telefon ederek, sık sık Türkiye ziyareti ve uydu anteni ile Türk televizyonlarını seyrederek hasret gidermeye çalışıyoruz.

Gurbette bayramlar nasıl geçiyor?

Türkiye'de olduğu gibi Ramazan'ın her gününde hem işçilere hem de halka açık istisnasız her gün iftarlar verdik. Burada böyle âdet olmadığı için halkın çok hoşuna gitti. Birçok insan da bu sayede oruç tutmaya başladı. Geçen Ramazan Bayramı'nda işçilerimizle beraber bayram namazını kılarak Kazan'da bulunan Türk firmalarının idarecilerini ve konsolosumuz A. Rıza Demirer Bey'i davet ettik. Sağolsunlar bizleri kırmayarak teşrif etttiler. Hep beraber bayram yemeğini yiyerek bayramlaşma yaptık. Bu bayramda ise kış nedeni ile bütün işçilerimizi Türkiye'ye gönderdik. Ben de Türkiye'de ailemle beraber Kurban Bayramı'nı karşıladım.

Ahmet Bey, Rusçayı çok güzel konuşuyorsunuz dillere bir yatkınlığınız var mı?

Ben iyi derecede İngilizce bilirim. Bunun beraberinde İtalyancayı öğrendim, Arapçayı konuşabilirim, Rusçayı ise kendimi idare edecek kadar bilirim. Her şeyi tercümanla karşıdaki insana anlatamıyorsunuz; ama dili biliyorsanız hem anlıyorsunuz, hem derdinizi tam olarak anlatabiliyorsunuz. İnsanlara kendi dilleri ile hitap edince size daha bir ayrı değer veriyorlar. Bir dil bilince de ikincisini öğrenmek zor olmadı.

Burada en çok neyin eksikliğini yaşıyorsunuz? Hangi alanlarda yatırım yapılabilir?

Burada hizmet sektörü çok ölü. Bir şehirden başka bir yere gideyim desen ne doğru dürüst otobüs var ne de yolda bir dinlenme tesisi. Bir öğlen yemeği yiyeyim bir dostumla, desen, yok veya çok kısıtlı. Güzel bir çay ocağı yok; fakat "Çay bizim için hayati bir sıvı". Ben günde en az 40 bardak çay içen bir adamım. Ama biz saçları ağarttık. Artık neyi nereden kim aracılığı ile bulunacak biliyoruz. Fakat sonunda bunlar da insan, mertleri de var namertleri de. Her şeyi işe ve yeme içmeye bağlamamak lazım.

Ben insanlarla arkadaşlık ve dostluğa çok önem veren birisiyim. Çok iyi arkadaşlarım ve dostlarım var. Halkın bize teveccühü çok iyi, bize saygı ve sevgileri sonsuz. Öyle Avrupalı gibi tepeden bakma falan yok. Tabii benim İngiliz ve ABD'li arkadaşlarım da var. Bayramlarda beni arar ve tebrik ederler.

Son olarak Tataristan ile ilgili Türk işadamlarına neler söylemek istersiniz?

Ben şu andaki idarecileri çok tecrübeli ve çalışkan buluyorum ve bazı yokları onlar kısa zamanda çözecekler diye inanıyorum. Tabii karnın nerede doyarsa orası vatanın derler, burası da bizim ikinci vatanımız. Tataristan'daki her köye doğalgaz ve asfalt yol yapma, ayrıca durmuş eski fabrikaları çalıştırma gibi güzel çalışmaları destekliyoruz. Son yıllardaki boşluğun sebep olduğu alkol ve narkotikle olan mücadelelerini görüyor ve destekliyoruz. Böyle güzel bir ülkeye güzel hizmetlerin gelmesi ve halkının refah içinde yaşamasını temenni ederim.

* Bu röportaja katkılarından dolayı Tataristan'dan arkadaşımız Yusuf Sağlam Bey'e teşekkür ederim.



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.