Kıştan sonra...
Bu telaş, bu ümitsizlik ne? Neden "Her şey mahvoldu, her şey bitti" diyoruz? 1918'de Müslümanların bütünü esaret altına düşmüştü. Hıristiyanlar bayram etmişti: "Müslümanlık bitti" diye.
O tarihler çok gerilerde kaldı, şimdi iki milyar Müslüman varlığını hissettiriyor, elli beş İslam ülkesi ayağa kalkıyor.
Hiçbir milletin tarihi düz gitmiyor, peryot çiziyor, yani pozitiften negatife, negatiften pozitife geçiyor.
Bu, sistemin yıkılışıdır...
Bu, aydınların iflasıdır...
Kapitalizmin başarısızlığı, sosyalizmin çaresizliğidir.
Bu, dindarların ekonomik sahaya inmeyişi, oyunu tribünden seyredişidir.
Her ilaç acıdır.
Hem oyunu kaidesine göre oynamıyacaksınız, hem de galip geleceksiniz... Hangi sahada, hangi hakemin nezaretinde oynuyorsunuz? Yoksa hâlâ çiftetelli oynamakla mı meşgulsünüz?
Ağustos böceği gibi şarkı söyleyebilirsiniz, bu yolla da çağdaşlığınızı ilan edebilirsiniz, fakat bunun sonu kıştır...
Türkiye'de her şehirde yüzlerce kahve var, bu kahvelerde Hıristiyanlar, Yahudiler, Ermeniler mi oturuyor? Kalkınan ülkelerin bütünü gayrimüslim; geri kalan ülkelerin bütünü Müslüman. İslam alimleri, Müslümanlara ne dedi, Müslümanlar ne yaptı? Yine de baharı bekliyoruz.
Bir köyde "bira vardır" levhasını gördüm, hiçbir köyde "kütüphane vardır" levhasını göremedim.
Birbirimizi suçlamaya başladık, her geçen gün suçluların sayısını artırdık: İlerici gerici, sağcı solcu, Atatürkçü olan olmayan, laik olan olmayan, demokrat olan olmayan, çağdaş olan olmayan, hatta Müslüman olan olmayan... Bu olan olmayanların sayısını daha çok artırabiliriz.
Bugün bakıyoruz ki hiçbir şey olmamışız.
Papağanlar da konuşur fakat papağanların medeniyeti yoktur.
Aksaçlarımla söyliyeyim ki ne Atatürkçüler Nutku anladı, ne de Müslümanlar Kur'an'ı...
Ne ilericiler Avrupa'yı, ne de gericiler İslam'ı...
Anlasaydık, bu hale düşer miydik?
Öyleyse her rejimin, her inancın, her ideolojinin mensubu aç kalacak, sefil olacak, böylece lafı bırakıp, icraata başlayacak, işte o zaman kurtuluruz.
Eğer bu hatalı yönetimler olmasaydı, Çorum'da, Konya'da fabrikalar kurulur muydu?
Eğer bu krizler olmasaydı yöneticiler "gericiler" lafını bırakıp, "döviz döviz" diye koşarlar mıydı?
Globalleşen dünyada her İslam ülkesi, yöneticilerden ümidini kesip, her Müslüman parada, malda ve makamda Müslümanca hareket ederek ayağa kalkabilir. Yani gemi su almakta, herkes kendini kurtarmak zorundadır, Avrupa'dan ve Amerika'dan gelen kurtarma gemileri çok uzaktadır.
h.ismail@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
09/
02/
2001...
Enfüsi âlem...
15/
02/
2001...
Mehmet Kırkıncı Hocaefendi
16/
02/
2001...
Apalar diyarında
22/
02/
2001...
Finans kurumları
23/
02/
2001...
Tasvirler de tenkit sayılabilir
01/
03/
2001...
Ekonomik kriz
02/
03/
2001...
Devalüasyon
03/
03/
2001...
Fethullah Gülen ve insan hakları
09/
03/
2001...
Ekonomik sohbetler
15/
03/
2001...
Köprünün altından çok sular geçti
|