Kampusta medya enkazı
Demokrasiyi besleyen damarlardan en mühimleri medya ve üniversitelerdir. Bu sebeple iki kurum da ancak demokratik ortamlarda yaşar ve geleceği, halkının menfaati doğrultusunda şekillendirir. Bu durum, üniversite ve medyanın doğal koalisyonunu ve kol kola yürümelerini doğurur... Türkiye'de aksayan birçok şey gibi bu yapının da değişik yönleriyle sarsıldığı bilinmekte. Ancak dün, bir üniversitenin kapatılması karşısındaki medyanın tepkisizliğinin –hatta örtülü onaylamasının mı demeliyiz– oluşturduğu manzara geleceğe yönelik umut kırıntılarını da süpürdü. (Bu tablonun değişeceği yönündeki umudumuz ise saklıdır.) Bir eğlence mekanının kapatılmasını dahi vaveylalar eşliğinde veren medya, ülkenin yaşam taşı olan bir üniversitenin kapatılması haberini adeta sevinerek duyuruyordu okurlarına. (Elbette Yeni Şafak ve Akit'i kastetmiyoruz. Onlar yayınlarıyla bu noktadaki hassasiyetlerini dile getirdiler.) YÖK'ü her fırsatta eleştiren kesim bile bu karar karşısında sessizdi.. Cumhuriyet'in olayı "İrticacı okula kapatma uyarısı" başlığı altında vermesi bir yana Star, "YÖK'ten El–Fatiha" derken irtica vurgusuyla sunuyordu olayı.. (Star, üniversitenin mezuniyet balosunda gençlerin eğlencesine sayfalarca yer ayırırken "çağdaşlık, değişim" vurgusu yaptığını ne çabuk unuttu!) Haber, Hürriyet'te (küçük, iç sayfada) ve Milliyet'te "Fatih'e öğrenci alınmayacak"; Türkiye'de (tek sütuna küçük) "Üniversiteye tasfiye" başlığıyla verildi. Bazı gazeteler ise tüm tekziplere rağmen söz konusu üniversite ile Fethullah Gülen arasında bağ kurmayı sürdürdü. Bu çerçevede "YÖK'ten Fatih'e ceza" başlığını kullanan Sabah, haberde Gülen'i kötü göstermeye çalışan bir karikatüre yer verdi. Radikal, "Gülen'e ağır darbe" yorumunu yaparken Akşam, Gülen fotoğrafıyla birlikte "Üniversiteye irtica yaptırımı" başlığını kullandı.
Gülen Üniversitesi!
YÖK'ün kapısına kilit vurduğu Fatih Üniversitesi'nin tabelasında 'Fethullah Hoca Üniversitesi' yazıyor da biz mi göremiyoruz acaba? Hayır ama, bizim fark edemediğimiz müthiş bir benzerlik söz konusu!
Nasıl? Anlatayım...
'F' ve 'H' benzerliği...
Biri Fatih...
Diğeri Fethullah...
Her ikisinin de başı 'F' ile başlayıp, sonu 'H' ile bitiyor. Bu da, Gülen'in 'harf oyunlarıyla' çocuklarımızın geleceğini nasıl kararttığını gözler önüne seriyor! Allah'tan ülkemizde Kemal Gürüz gibi demokrat (!) vatan evlatları var da, çocuklarımız 'ilim irfan yuvası' olarak bilinen 'o çete yuvaları'nda görev yapan 'öğretmen kılıklı' heriflerin ağından kurtarılıyor. Bildiğiniz gibi, Gürüz ve ekibinin başarılı (!) operasyonu sonucu, 'okul' diye bize yutturulan Fatih Üniversitesi adındaki bir 'çete yuvası' daha çökertildi.
Niye? Siz sahibi olduğunuz bankanın içini boşaltırsanız, pardon sahibi olduğunuz okulun içini, mevzuata uymayan öğrencilerle doldurup, benim güzel ülkemde, 'F' ve 'H' karışıklığı yaratırsanız, olacağı budur. Okulunuza işte böyle el koyarlar, pardon kilit vururlar. Kilit vurmakla kalmayıp, adamı zindana atarlar... O da olur! Bekleyin... Şimdi soruyorum...
Yapılan zulüm değil de nedir?
Nerede görülmüş böyle eziyet?
Bir insan düşünün ki, devletin yapamadığını tek başına yapıyor...
Sadece Türkiye'de değil, dünyanın dört bir yanında okullar açıyor, ülkesinin tanıtımını yapıyor, yeni nesillerin yetiştirilmesinde öncülük ediyor ve bunun karşılığında sürgüne gönderiliyor. Yetmiyor; açtığı okulların kapısına kilit vuruluyor... Şimdi sıra diğerlerinde... Onları da kapatalım... Önce Türkiye'yi halledelim, sonra dünyaya açılalım ve oradakileri 'çete'nin ağından kurtaralım. Ne diyelim? Allah sizi bildiği gibi yapsın!
*Hadi Özışık; İnternethaber.com
Okullar olmasa...
YÖK, kendisini Bankacılık Kurulu ile karıştırdı ve Fatih Üniversitesi'ni kapattı. Bu şekilde 'Okullar olmasa maarifi ne güzel idare ederim.' diyen Haşim Paşa'nın ruhu da şad edildi.
Can Ataklı; Haberatak com
|