
Eczacılıktan HOLDİNGE
Eczacı olarak başladığı mesleğine ilaç üreterek devam eden Mustafa Öncel, Biofarma İlaç Sanayii'ni devraldıktan sonra yaptığı yatırımlarla dev bir şirket haline getirdi. Yeni yatırımlarla şirketi büyüten Öncel, Mehtap Mutfak Eşyaları ile de yeni yatırımlara girişti. 1997 yılında ise tüm bu şirketlerini Selçuklu Holding çatısı altında birleştirdi.
Mustafa Öncel - Selçuklu Holding
1929 yılında Konya'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Eczacılık Okulu'ndan sonra serbest eczacı olarak çalışmaya başladı. Öncel, bir süre siyasetle de yakından ilgilendi. Sonraki yıllarda Biofarma İlaç Sanayi ve Mehtap Tencere firmalarını bünyesinde barındıran Selçuklu Holding'i kurdu. Mustafa Öncel, halen üç erkek ve iki kız çocuğu ile işlerini birlikte yürütüyor.
Bir sanayici olarak son ekonomik kriz sizi nasıl etkiledi?
Bu kriz herkesi nasıl etkiliyorsa bizi de öyle etkiliyor. Birisi maliyetleri yükseltiyor, ikincisi satışları azaltıyor. Dövizin değerindeki değişim müessesenin zarar hanesine işleyecektir. İhracat yapıyorsanız, onu nispeten telafi edebilirsiniz. Ancak ihracat yurtiçi satış kadar kolay olmaz. Bu krizle birlikte paranın maliyeti arttı, bankalar faizleri birdenbire yükseltti. Diğer taraftan piyasada zaten düşen satışlar şimdi daha da azaldı. İş dünyası iki taraflı bir kıskaç içine girdi ve işten çıkarmalara başladı. Bu ise binlerce insanın işsiz kalmasına, firmaların da bu arada müşteri kaybına yol açıyor.
İlaç sektöründe fiyatlarda artış oldu mu?
Bizdeki fiyatları devlet tespit ediyor. Sağlık Bakanlığı şu ana kadar fiyatları artırmadı; ama maliyetler değiştiği için artış zorunlu hale geldi.
Sizce Türkiye için bu krizden çıkış yolları nedir?
Her şeyden evvel bizim iyi yetişmiş ve çok genç müthiş bir insan gücümüz var. Bizim vasıfsız işçi olarak aldığımız insanlar bile bugün asgari lise mezunu. Hatta bazı üniversite mezunları iş bulabilmek için üniversite mezunu olduklarını gizliyorlar. Öte yandan; Türkiye'deki her sanat ve meslek erbabı dünyadaki standartlara erişmiş durumda. Ben rahatlıkla ilaç sanayiinde en iyi noktalara geldiğimizi söyleyebilirim. Ayrıca Türkiye, Asya, Avrupa ve Afrika'nın kavşak noktası Anadolu'da kurulmuş. Anadolu'daki Türk insanı olarak komşu ülkelerde kendi ırktaş ya da dindaşlarımızla rahat diyalog kurabiliriz. Bu krizler gelip geçicidir. Ancak Türkiye'yi engellemek isteyen pek çok düşmanımız var.
Selçuklu Holding'i ne zaman kurdunuz?
Biz yıllardır Biofarma İlaç Şirketi ile faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Buna bağlı olarak kutu ve prospektüs ihtiyaçlarımızı gidermek üzere Sentez Matbaacılık şirketini kurduk. Ayrıca İlaç Kozmetik (İl-Ko) Anonim Şirketi ile Mehtap Mutfak Eşyaları Sanayii şirketimiz var. Bu şirketleri 1997 yılında Konyalı olduğumuz için Selçuklu Holding çatısı altında birleştirdik.
Biofarma'nın kelime anlamı nedir?
Farma ilaç, bio ise hayat demek. İlaç ile hayatı buluyorsun anlamına geliyor. Biofarma ismi ile Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde isim benzerliği olan şirketler var.
Kaç kişi çalışıyor fabrikanızda?
Bizde iki grup personel var. 250 civarında satış teşkilatında, 250 civarında ise fabrika içerisinde üretimde görev yapıyor. Toplam 500'ü buluyor. Türkiye çapında belirli yerlerde bölge müdürlüklerimiz var. Hatta yurtdışına ilaç ihraç ediyoruz. Romanya, Bulgaristan ve Orta Asya'daki Türk cumhuriyetlerine ilaç gönderiyoruz.
Bu arada sizi daha yakından tanıyabilir miyiz?
Ben üniversiteyi İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Eczacılık Okulu'nda okudum. Üniversiteyi bitirdikten sonra Konya'ya dönüp eczanemi açtım. 16-17 sene serbest eczacı olarak çalışırken bir taraftan da bazı ruhsatlar alarak ilaç imalatına başladım. İstanbul'daki bazı yerlerde bu ilaçları imal ettiriyordum. 1960'lı yıllarda ise politikaya ağırlık verince işler biraz duraklamaya girdi.
O dönemde politika daha ağır bastı herhalde.
Evet, ben o dönemde tesadüfi olarak politikaya iştirak ettim. Konya'da Adalet Partisi'ni kurduk, Demokratik Parti kuruluncaya kadar oranın il başkanlığını yaptım. Demokratik Parti'nin de kurucuları arasındayım. 1974 yılından bu parti kapatılıncaya kadar partinin Konya il başkanlığını yaptım. Sonraki dönemlerde ise siyasete ilgim hiç azalmadı; ancak aktif siyasetten koptum.
Eczacılıktan ilaç sanayiine geçişiniz nasıl oldu?
Biofarma İlaç Firması'nın 1970'den önce bazı hisselerini satın almıştım. Şirketin kurucusu ise Türfarma İlaç Sanayii Limited Şirketi ile Ata Evcim isminde bir eczacı idi. Halk Bankası Genel Müdürlüğü'nden ayrılıp bu işe girmiş birisiydi. Ben 1973-74'te bu hisselerin tamamını aldım ve bu şirketi devam ettirdim.
İlk başlarda üretim nerede yapılıyordu?
Biz o yıllarda Mercan'da küçük bir atölyede üretim yapıyorduk. 1990'lara doğru da Samandıra'da 50 bin metrekare üzerindeki bu tesislerimizi inşa ederek işlerimizi buraya naklettik. İlk başlarda birkaç ilaç üretirken şimdi bu sayı yeni imalat üniteleri ile birlikte herhalde yüze yaklaştı. Bunun yanında bazı iç ve dış firmaların fason ilaç taleplerini de karşılıyoruz. Böylece kapasitenin boş olan kısmını o şekilde değerlendiriyoruz. Yıllık toplam üretim kapasitemiz ise 65 milyon kutu.
Daha çok ne tür ilaçlar üretiyorsunuz?
Biz tablet şeklinde ilaçlar ürettiğimiz gibi şurup, granül, draje, ampul, pomat, krem vs. değişik ebat ve şekillerde de ilaçlar üretebiliyoruz. Tüm üretimlerimiz ise ilaçta uluslararası GMP ve GLP standartlarına tamamen uygun.
Şu anda ürettiğiniz ilaçların patenti size mi ait?
Hayır, ilaçların biz üretim ruhsatını alıyoruz. Bunun da prosedürü şöyle: Sağlık Bakanlığı'na müracaat edip ilaç ve imalat metodu hakkında gerekli bir bilgi dosyasını bakanlığa iletiyoruz. Bakanlık onu kabul ederse size ruhsat veriyor.
Sizin patentli ilaçlarınız var mı?
Yok, çünkü Türkiye için henüz ilaç sanayii patent alacak bir çalışma içerisine giremiyor. Bir ilacın patentini alabilmek için 10 yılı aşkın o ilaç üzerinde denemeler yapmak, vakit harcamak gerekiyor. Bunun için 5-10 milyon dolar da para harcamanız şart. Neticede muvaffak olursanız tamam; ama olamazsanız bu çalışmalar da boşa gidecek. Böylesine bir parayı harcamak Türkiye için şimdilerde doğru değil. Bunun için ayrı bir fon ayrılması gerekir.
Ülkemizde Patent Kanunu'nun yürürlüğe girmesi sizi bu yönden nasıl etkiledi?
Henüz bizleri pek etkilemedi; ama birkaç sene içinde etkilemeye başlayacak. Aslında patent konusu gerçekten çok önemli. Türkiye ilaç patentini kabul edince biz Türkiye ilaç sanayiindeki müesseseler olarak dünyada en son çıkmış ilacı Türkiye'de verebiliyorduk. Fakat bundan sonra veremeyeceğiz; çünkü patent ve imalat fiyatları oldukça yüksek olacak. Bu, ülkemizden ekstra bir kaynak götürecek. Biz iki sene sonra yeni bir ilacı ülkemizde çıkaracak olsak bunu çıkaramayız. Bu ilacın patentini alan dışarıdaki firma istediği fiyattan bu ilacı Türkiye'de satabilir. Biz ise patentli bir ilacı eskisinin 10 katı fiyata üretip satmak zorunda kalacağız. Bu kanun yürürlüğe girmese ülkemiz sağlık sistemi açısından çok daha yararlı olurdu diye düşünüyorum.
İlaç sektöründe yüzün üzerinde firmanın varlığından bahsediliyor. Sizce bu sayı biraz fazla mı?
İlaç ile meşgul olan firma sayısı yüzün üzerinde; ama ilaç imal eden firma sayısı 50-60 civarında. Diğerleri ise ilaç ithal edip satıyor.
Batı ülkelerine göre ülkemizdeki ilaç fiyatları ne seviyede?
Bizde ilaç fiyatları oldukça ucuz. Bizde sağlık mefhumu tam olarak yerleşmediği için aile bütçemizden sağlığa bir para ayırmayız. Herkesin elinde sigaraya ayıracağı birkaç milyon lira varken ilaca bu parayı ayıramaz. Asgari ücretle çalışan birisi bile sigara parasını bir köşeye ayırırken çocuğuna aldığı ilaç parası ona fazla görünür.
Ülkemizde stresle iç içe yaşayan siyasetçilere bir ilaç tavsiyeniz olacak mı?
Dünyada belli yaşın üstündeki herkeste bir vitamin hapı; polivitamin veya B kompleks bulursunuz. Bir yeri ağrımadığı halde vücudunu takviye etmek için bu hapları kullanırlar. Bizde ise sadece politikacılar kullanıyor. Ben de onlara bir eczacı olarak vitamin hapları kullanmalarını tavsiye ederim. Mademki o koltuklarda oturuyorlar, biraz daha zinde olmaları lazım. Özellikle A ve E vitamini haplarını kullansınlar.
Ülkemizde ilaç sektöründe çok sayıda yabancı firma da faaliyet gösteriyor. Sizin bu firmalarla bir işbirliğiniz var mı?
Bizim bir ortaklığımız yok, halihazırda da düşünmüyoruz. Bu belki bugünün sanayi modasına uymayabilir. Sürekli dış şirket evliliklerinden bahsediliyor; ama bu biraz da benim Türk şirket ismine olan kıskançlığımdan kaynaklanıyor.
Bir dönem ürettiğiniz grip ilaçları ile ilgili bazı spekülasyonlar ortaya atıldı. Bir de bu olayı sizden dinleyebilir miyiz?
Yabancı firmaların devletler üzerinde yaptıkları menfi hareketlerdendir bu. Grip ilacının içerisinde müessir bir madde vardı. O madde iştah kesmek yani zayıflamak için Amerika'da tek başına ve fazla miktarda kullanılıyordu. Her şeyin fazlasının zarar verebildiği gibi o ilacı fazla kullananlarda bazı ölüm olayları vuku bulmuş. Amerika'da bu ilaç özellikle gençlerin ilgisi ile o dönemler reçetesiz her yerde satılıyordu. Bizim grip ilaçlarında kullandığımız bu madde Amerika'da yasaklanınca yabancı firmalar bunu aleyhimizde kullandılar. Ülkemizde yeni piyasaya sürecekleri grip ilaçları için o konuyu gündemde tuttular. Ve sonuçta o maddeyi ihtiva eden ilaçlar bakanlığın ilim heyetinin olumlu görüşüne rağmen üretimden kaldırıldı. Aferin, Katarin gibi o maddeyi ihtiva eden ilaçlar artık üretilmiyor.
Bir de Mehtap Tencere Mutfak Eşyaları firmanız var. Üretimi yine burada mı yapılıyor?
Mehtap daha önce Firuzköy'de idi. Onu da şu anda buraya arsamızın bir tarafına taşıdık. 150 civarında işçisiyle ayrı bir müessese olarak çalışıyor. Yurtdışına da ihracatımız var.
Son dönemde ilacın yanı sıra tencere üretimine ağırlık verdiniz. İşadamlarına hangi alanlara yatırımı tavsiye edersiniz?
Türkiye'de her alana yatırım yapılabilir. Bugünün karamsarlığını bir kenara bırakırsak Türkiye ümitsizlik memleketi değil, her yönüyle imkan verebilecek bir memleket. Türkiye 70 milyon insanı ile ürettiğiniz her şeyi tüketici bir ülke. Buradan komşu ülkelere de mal satabilirsiniz. 'At binenin, kılıç kuşananın.' demişler. Şu, şu alanda yatırım yapın demektense Türkiye'de de her alanda yeni yatırım yapılabilir, diye düşünüyorum.
Siz İş Dünyası Vakfı'nın kurucuları arasındasınız. Bu vakıf ne zaman kurulmuştu?
Tahminen 16 sene önce biz bu vakfı kurduk. İş Dünyası Vakfı'nda zaman zaman bir araya gelip değerli fikir adamı ve işadamı dostlarımızla görüş alışverişinde bulunuyoruz. Odalar Birliği Başkanlığı'nı bırakan Ali Coşkun Bey de bir dönem vakfımızın başkanlığını yaptı. Şimdilerde ise Eyüp Sultan'da eski bir konağı restore ettirip burada bir merkez oluşturmayı düşünüyoruz.
Bazı sektörel derneklerin de kuruluşunda görev aldınız sanmıyorum.
Evet, Türkiye İlaç Sanayii Derneği yerli ve yabancı ilaç sanayiinden firmaları bünyesinde topluyor. Bir de Yerli İlaç Sanayii Derneği var ki, sadece yerli firmalar üye olabiliyor. Ben Yerli İlaç Sanayii Derneği'nin kurucuları arasındayım, uzun süre başkanlığını da yaptım. Büyük oğlum ise Türkiye İlaç Sanayii Derneği'nin idare heyetinde görev yapıyor.
Şirketi şu anda çocuklarınızla birlikte mi yönetiyorsunuz?
Benim üç oğlum, iki de kızım var. Hepsi üniversiteyi bitirdi ve burada benimle birlikte çalışıyorlar.
|