GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

23/03/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Sağlık

Otomobil 

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



DIŞ HABERLER 


Uyuşturucu çıkmazı

Bağımsızlıklarının 10. yılına giren Orta Asya cumhuriyetleri, bir yanda ekonomik reformlar, demokratikleşme, enerji transferi, terörizm, sınırların tespiti, su paylaşımı, dünya ile entegre olma gibi hayati konularla mücadele ederlerken, bir yandan da bölgede her yıl artış gösteren uyuşturucu belası ile uğraşıyorlar. Coğrafî konumları itibariyle uyuşturucu tacirlerinin merkezi haline gelen Orta Asya ülkeleri, vatandaşlarını bu bataklıktan kurtarmanın yollarını arıyorlar.

SSCB'nin dağılmasından sonra uyuşturucu kullananların yüzde 100 arttığı bölge ülkelerinde kalıcı önlemler alınmadığı takdirde, bu oranın daha da artacağından korkuluyor. BM tarafından geçtiğimiz yıl yayınlanan bir raporda, uyuşturucu ticaretinin Orta Asya ülkelerinde çok hızlı yayıldığının altı çizilerek, bu konuda alınan tedbirlerin yetersiz kaldığı vurgulanıyor.

Aynı raporda dünyada uyuşturucunun yüzde 75'inin Afganistan'da üretildiğine dikkat çekilerek, bu miktarın yüzde 80'inin Orta Asya üzerinden Rusya ve Avrupa pazarına çıkartıldığı belirtiliyor. Geri kalan kısmı ise İran ve Pakistan üzerinden alıcıya ulaştırılıyor.

ODCCP'nin raporu

Raporda, halen dünyada uyuşturucu kullanmaktan dolayı 21 milyon insanın ölümle baş başa kaldığı, 450 milyon kişinin de uyuşturucu bağımlısı olduğu açıklanıyor. BM'nin Office for Drug Control and Crime Prevention (ODCCP) merkezi tarafından 2000 yılı verileri göz önünde bulundurularak bölge ülkeleri hakkında hazırlanan uyuşturucu raporunda, bu konudaki tablo gözler önüne seriliyor.

Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan'ın yer aldığı raporda ortaya çıkan sonuç, tedbirlerin yetersiz olduğu yönünde. Uyuşturucunun bu ülkelere hangi yollarla girdiği, bir yılda ele geçirilen uyuşturucu miktarı, uyuşturucu kullananların sayısı ve yaşları, bu konuda yapılan mücadele, ülkelerin ekonomik yapısı gibi soruların cevaplandırıldığı rapor, bu devletlerin yetkili makamlarından faydalanılarak hazırlanmış.

KAZAKİSTAN: Bölge devletleri arasında yaşam şartlarının en yüksek olduğu ülke olan Kazakistan'da uyuşturucu kullananların sayısı diğer ülkelere göre daha fazla. Kazakistan Sağlık Bakanlığı'nın 2000 yılında ülkede tespit ettiği uyuşturucu kullananların sayısı yaklaşık 200 bin kişi. ODCCP'nin raporuna göre; Kazakistan'da uyuşturucu kullananların yüzde 9'u öğrenci. Ülkede uyuşturucu tedavisi görenlerin sayısı 26 bin 584 kişi ve bu rakamın yüzde 80'i, AIDS ya da HIV virüsünü taşıyor.

Kazakistan'a uyuşturucu, Afganistan-Özbekistan, Afganistan-Türkmenistan sınırları üzerinden sokuluyor. Kazakistan'da 1999'da yakalanan eroin miktarı sadece 43-45 kg. Kazak hükümeti, uyuşturucu ile mücadele konusunda son yıllarda başarı elde etmesine rağmen, uyuşturucu bağımlılarının sayısındaki artışı durduramadı. ODCCP Raporu'na göre; ülkeye giren uyuşturucunun büyük bir bölümü Rusya üzerinden Avrupa'ya gönderiliyor.

KIRGIZİSTAN: Refah seviyesinin düşük olduğu Kırgızistan'da, halkın büyük bir bölümü yokluk içinde yaşıyor. Bundan dolayı uyuşturucu ticareti diğer devletlere göre çok yaygın değil; ancak gün geçtikçe kullanımın arttığı gözleniyor. ODCCP verilerine göre Kırgızistan'da her 100 bin kişiden 47 kişi uyuşturucu kullanıyor. Ayrıca uyuşturucu kullanma yaşının 16'ya kadar düştüğü ülkede, yetkililerin çaresiz kaldığı vurgulanıyor.

Kırgızistan'a uyuşturucu Tacikistan ve Özbekistan sınırından giriyor. Ülkede 1999'da yakalanan eroin miktarı 26 kg. Son dönemde Kırgızistan-Tacikistan sınırında meydana gelen terör olaylarından sonra ülkeye giren uyuşturucu miktarında artış gözlendiği belirtiliyor. Bişkek, uluslararası narkotikle mücadele kapsamına giren ülkelerin yanı sıra bölge devletleriyle bu konuda işbirliği yapmak istiyor. Kırgızistan, 2 kez uluslararası narkotikle mücadele toplantısına ev sahipliğini yaptı.

TACİKİSTAN: İç çatışmalar ve uyuşturucu üretiminin merkezi olan Afganistan'a komşu olması, Tacikistan'ı zehir ticaretinde cazip bir konumda tutuyor. ODCCP Raporu'nda Tacikistan'ın uyuşturucu karnesine büyük yer verilmiş. Rapora göre; Tacikistan'da 120 bin kişi uyuşturucu kullanıyor.

Tacikistan Milli Eğitim Bakanlığı ve Narkotik Şube Müdürlüğü'nün ortaklaşa olarak başkent Duşanbe'deki 5 bin öğrenci üzerinde yaptıkları ankette; araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 28'inin uyuşturucu kullandığı; yaş ortalaması 17 olan bu öğrencilerin uyuşturucu mafyalarıyla irtibatlı oldukları belgelenmiş. Ayrıca, ülkede sokakta yaşayan yaklaşık 55 bin sokak çocuğunun tamamına yakını uyuşturucu mafyasının eline düşmüş durumda. Hayat şartlarının düşük olduğu ülkede, 1 gr. eroin, 5 dolara alıcı buluyor. 1999 yılında ele geçirilen sadece eroin miktarı ise 708.820 kg.

ÖZBEKİSTAN: Uyuşturucunun direkt Afganistan üzerinden girdiği ülkelerden biri de Özbekistan. Beyaz zehir Özbekistan'a, Tacikistan ve Türkmenistan üzerinden de sokuluyor. Bölgede önemli bir geçiş ülkesi olan Özbekistan üzerinden uyuşturucu Kazakistan'a gönderiliyor. Özbekistan Sağlık Bakanlığı verilerine göre kayıtlı uyuşturucu bağımlılarının sayısı 44 bin; fakat ODCCP raporunda bu sayının 200 bin olduğu iddia ediliyor. Sadece 1999 yılında Özbekistan'da ele geçirilen eroin miktarı 324.842 kg.

Ülkede bu konudaki mücadele daha çok eğitim alanında yapılıyor. Özbekistan'da uyuşturucu ile ilgili olarak birçok kitap yayınlandı ise de özellikle gençler arasında yaygın olan uyuşturucu bağımlılığının hız kesmediği gözleniyor.

TÜRKMENİSTAN: Uyuşturucu ile mücadele konusunda Orta Asya'da en kararlı ülkelerden biri Türkmenistan. Bu ülkede bağımsızlıktan 1999'a kadar uyuşturucu ticaretiyapanlara ölüm cezası veriliyordu. Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı'nın 1999'da çıkarttığı bir kanunla ülkede idam cezasının kaldırılması sonucu, uyuşturucu ticaretini yapanlara müebbet hapis cezası verme yasası çıkartıldı. Ülkede 1997 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan bir araştırmaya göre, her 100 bin kişiden 21'inin uyuşturucu kullandığı tespit edilmiş. Ülkede uyuşturucu tedavisi görenlerin sayısı ise 5 bin 908.

Türkmenistan'a uyuşturucu Afganistan ve İran üzerinden sokuluyor. ODCCP raporuna göre Türkmenistan'da, 1999 yılında 240 kg. eroin ele geçirildi. Tarihi İpekyolu'nun geçtiği topraklar üzerindeki Türkmenistan, uyuşturucu mafyaları tarafından transit ülke olarak kullanılıyor. Uyuşturucu ticaretinin önünü kesmek için Bağımsız Devletler Topluluğu vatandaşlarına geçen yıldan başlayarak vize uygulamasına geçen Türkmenistan, böylece uyuşturucu trafiğini azaltmak istiyor. BM'nin yayınladığı bir rapora göre, Türkmenistan'da haşhaş kullananların sayısı gün geçtikçe artıyor.




Mücadele yetersiz

Orta Asya cumhuriyetlerinin uyuşturucu ile mücadele konusunda tecrübe ve teknik konularda zayıf olmaları, uluslararası uyuşturucu tacirlerinin daha rahat hareket etmelerini sağlıyor. The International Narcotic Control Board (INCB), ODCCP ve BM işbirliğiyle Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan ile işbirliği anlaşması imzalandı.

Söz konusu anlaşmaya göre; Tacikistan'da Narkotik Şube Bölümü'nün açılması, personel eğitimi ve 2005 yılına kadar uyuşturucu ile mücadelede harcanması planlanan 30 milyon doların paylaşımı öngörülüyor.

Bu çerçevede her yıl Kazakistan'a 892 bin 700, Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan'ın her birine de 800 bin dolar ödenek ayrılacak. Geçtiğimiz yıl ekim ayında Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te bir araya gelen söz konusu 5 devletin içişleri bakanları, uyuşturucu ile ortak mücadele konusunda bir işbirliği anlaşması imzaladılar.

Bölge ülkeleri toplanıyor

ODCCP'nin gözetiminde aynı yılın kasım ayında Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te bir araya gelen Orta Asya ülkeleri, uyuşturucu ile mücadele heyeti ile bu konudaki ulusal programlarını açıkladılar. 5 ülkenin devlet yetkilileri, bu yılın nisan ya da mayıs aylarında Tacikistan'ın başkenti Duşanbe'de bir araya gelecekler. Rusya'dan da bir heyetin katılacağı söz konusu toplantının ana gündem maddesi uyuşturucu ile mücadele olacak.

Sınırların güvenlik açısından çok zayıf olduğu bölge devletlerinde, Rus askerleri tarafından kontrol edilen Afganistan-Tacikistan sınırında 2000 yılında 7 ton eroin ele geçirildi. Rusya Federasyonu son yıllarda artan terorizm ve uyuşturucu ticaretini azaltmak için BDT üyesi ülkelerin sınırlarının ve önemli noktaların, Rusya Federal Sınır Kuvvetleri tarafından kontrol edilmesini talep ediyor.

ZAMAN'a konuyla ilgili olarak bir açıklama yapan ODCCP'nin Türkmenistan Temsilcisi Çağrı Atayev, Türkmenistan'da uyuşturucu kullananların yaş ortalamalarının düştüğünü, okullarda uyuşturucu kullananların sayısında ise bir artış olduğunu söyledi. Türkmenistan'ın uluslararası kuruluşlarla uyuşturucu ile mücadele ve personel eğitimi alanında işbirliği yaptığını belirten Atayev, BM'nin bir yılda, Orta Asya'da uyuşturucu ile mücadele için ayırdığı 5 milyon doların çok az olduğunu savundu.




Ermenilerin California atağı

ABD’nin California eyaleti senatosu, 24 Nisan’ın sözde Ermeni soykırımını anma günü ilan edilmesini öngören yasa tasarısını oy birliğiyle kabul etti.

Amerikan Kongresi’nden sözde Ermeni soykırımını tanımasını talep eden tasarı, şimdi eyalet kongresine gönderilecek. Sözde Ermeni soykırımını ilk kez 1994 yılında tanıyan California eyaleti, tasarıyı son 3 yıldır kabul ediyor.

Bu arada ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, sözde Ermeni soykırımına ilişkin bir tasarıyı ele alan Maryland eyaleti milletvekillerine bir mektup göndererek, Amerikan yönetiminin bu tür tasarılara onay vermediğine dikkat çekti. Powell, Demokrat Dan Morhaim'e gönderdiği mektupta, eyaletlerin bu tür girişimlerinin, Dışişleri Bakanlığı'nın dış politikasını olumsuz etkilediğini belirtti. Washington/ Sacramento




Şap paniği

Hollanda Tarım Bakanlığı uzmanları tarafından ülke genelinde bulunan çiftliklerde yapılan kontrollerde, şap hastalığının tahmin edilenden çok daha büyük boyutlarda olduğu tespit edildi.

Bakanlık 'acil' koduyla yayınladığı genelgede, ülkede et ve süt ürünlerinin yanı sıra, gübre nakliyatı ve satışını da yasakladı. Genelgede, market ve dükkanların stoklarındaki süt ürünlerinin tüketilmesinde bir sakınca olmadığı bildirildi. Basri Doğan / Amsterdam




Hükümet çok kararlı

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Ulusal Program'ın oluşturulmasında, ülke gerçekleri ve hükümetin önceliklerinin temel referanslar olduğunu bildirdi.

Yılmaz, 'Ülkemizin toprak bütünlüğünü, üniter yapısını, cumhuriyetimizin temel değerlerini en küçük bir tehlikeye dahi atamayız. Bu itibarla, hassasiyetleri anlamak ve bunları hepimizin duyarlılığı olarak görmek gerekir.' dedi.

UP hakkında TBMM Genel Kurulu'na bilgi veren Yılmaz, programın oluşturulmasında, tüm kamu kurum ve kuruluşlarının katkıları ve sivil toplum örgütlerinin görüşlerinin dikkate alındığını ifade etti. Yakın bir gelecekte AB'nin, yaklaşık 30 üyeli bir büyük ekonomik ve siyasi güç olarak, dünya sahnesinde çok daha etkin bir rol oynamasının beklendiğini bildiren Yılmaz, 'Bu olgu, dünya dengelerini de değiştirecek, yepyeni stratejik bir gelişme olacaktır.' dedi.

Türkiye'nin hassasiyetleri

Türkiye'nin, katılım öncesi stratejisini tamamlamak için ulusal programını ortaya koymakla kendi üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini bildiren Yılmaz, 'Bu programın oluşturulmasında, ülkemizin gerçekleri ve hükümetimizin öncelikleri, temel referanslarımız olmuştur. Türkiye'nin belirli duyarlılıkları vardır. Bunları görmezden gelmek mümkün değildir.' dedi.

Hükümet'in UP'yi yaşama geçirme kararlılığında olduğunu söyleyen Yılmaz, UP'yi oluşturmanın yanı sıra, bunu bir an önce yaşama geçirmek mecburiyetinde olduklarını belirterek, 'Ancak bu, sadece hükümete ait değil, yüce Meclis çatısı altında bulunan tüm siyasi partilerimize düşen ortak bir sorumluluktur. Ulusal Program'ımızı hazırlamak ve kabul etmek, zor ve şerefli bir görevdi. Ancak asıl şeref, bu programı hayata geçirenlere ait olacaktır.' dedi.

UP'nin Türk vatandaşlarının daha iyi bir yaşam seviyesine ulaşması, bölgeler ve kişiler arasındaki gelir dengesizliğinin azaltılması, eğitimden sağlığa, üretimden tüketime kadar pek çok alanda daha iyi ve kaliteli bir hizmet almasını hedeflediğini söyleyen Yılmaz, 'Devlet-vatandaş ilişkisini vatandaş lehine düzenleyen ve kişi hak ve özgürlüklerini ön plana çıkaran bir programdan bahsediyoruz. Bütün bunlar, yeni ve uygar bir Türkiye demektir' dedi. Ankara




Kıvrıkoğlu'nun yoğun gündemi

Pakistan'a resmi bir ziyaret yapan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, dün İslamabad'da yoğun bir gün geçirdi.

Dün ilk olarak Pakistan Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Abdülaziz Mirza ile görüşen Orgeneral Kıvrıkoğlu daha sonra Pakistan Askeri Yönetimi lideri General Pervez Müşerref ile bir görüşme yaptı. Pakistan kuvvet komutanlarının da hazır bulunduğu görüşmeye görüntü almak için sadece devlet televizyonu alındı. Bugünkü 'Bağımsızlık Bayramı' kutlamalarına Cumhurbaşkanı Rafik Tarar ile birlikte katılacak olan Kıvrıkoğlu, cumartesi günü yurda dönecek. Mustafa Bağ / İslamabad




Hükümet barışı engelliyor

Meksika'da yerli halkın hakları için mücadele eden Zapatistaların lideri Astkomutan Marcos, hükümeti görüşme koşullarını yerine getirmemekle suçladı.

Marcos, başkent Mexico'da Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi'nde öğrencilere yaptığı konuşmada, Devlet Başkanı Vicente Fox'un lideri olduğu merkez sağ parti Ulusal Eylem Partisi (PAN) ve Kurumsal Devrimci Parti'den (PRI) milletvekillerinin barış sürecini tıkadığını söyledi. Astkomutan Marcos, 'Kongrede diyaloğa karşı olan kişiler adıyla soyadıyla kimliklerini açığa koydular. Bu kişilerin çoğu Fox'un partisi PAN ve PRI üyesi.' diye konuştu. Mexico




Stockholm'de AB zirvesi

AB üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanları ile dışişleri bakanları bugün, 2 gün sürecek olağanüstü Stockholm zirvesi kapsamında İsveç'te bir araya gelecekler.

Zirvenin ekonomi ve istihdam konularından oluşan resmi gündeminin, 'Balkanlar'da giderek kritik bir hal alan durum' nedeniyle kısmen değiştirilebileceği ifade ediliyor. Stockholm zirvesi, 23 Mart 2000 tarihinde Portekiz'in başkenti Lizbon'da alınan karar doğrultusunda, ekonomik gelişmelerin ve istihdam konusunda alınması öngörülen çeşitli önlemlerin bilançosunu çıkarmak amacıyla yapılıyor. Stockholm




Casus gerilimi

ABD ile Rusya arasında son günlerde yaşanan gerilim, karşılıklı olarak bazı diplomatları sınır dışı etme açıklamalarıyla yeniden tırmanışa geçti.

ABD ile Rusya arasında Çeçenistan konusunda patlak veren gerilim şimdi de 'casuslukla' bağlantılı oldukları gerekçesiyle karşılıklı olarak diplomatları sınırdışı etme açıklamaları üzerine yeniden tırmanışa geçti. Federal Soruşturma Bürosu FBI'ın üst düzey bir yetkilisinin Rusya hesabına çalıştığının ortaya çıkmasıyla sarsılan ABD'nin casus olduğundan şüphelenilen 50 Rus diplomatı sınırdışı edeceği bildirildi. Rusya ise buna, ''gereken önlemleri alarak'' karşılık vereceğini açıkladı.

Amerikan CBS televizyonunun haberine göre, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Rusya'nın Washington Büyükelçisi Uri Ushakov'u önceki gün bakanlığa çağırarak, 50 Rus diplomatın, uygun bir süre içinde ABD'yi terk etmelerini istedi. CBS televizyonu, sınırdışı talebi için Ruslara kesin bir süre tanınmadığını, bazı Rus diplomatların birkaç ay daha Washington'da kalabileceğini de kaydetti. ABD geçen ay, FBI'ın karşı casusluk uzmanı ve üst düzey yetkililerinden Robert Hanssen'in, 15 yıldır Rusya hesabına casusluk yaptığının ortaya çıkmasıyla sarsılmıştı. Hanssen'in, bugüne kadar 6 bin sayfalık gizli belge ile ABD'nin istihbarat toplama operasyonları hakkında Ruslara bilgi ulaştırdığı, bunların arasında, Rusya'nın Washington'daki büyükelçiliğinin altına bir tünel kazılmasının da bulunduğu ileri sürülmüştü. CBS'in haberine göre, şu anda ABD'de aktif olarak görev yapan yaklaşık 450 Rus istihbarat yetkilisi bulunuyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in dış politika danışmanı Sergey Prikhodko, ABA yönetiminin Rus diplomatları casusluk şüphesiyle sınırdışı etme planını, ''yeniden Soğuk Savaş yıllarına dönme'' olarak değerlendirdi. Kremlin'in ilk tepkisini dile getiren Prikhodko, haberlerin doğru olması halinde Rusya'da esefle karşılanacağını söyledi.

İnterfaks ajansının Rus yetkililere yakın kaynaklara dayanarak verdiği haberde ise, Moskova yönetiminin bunu ''son derece düşmanca bir eylem'' olarak algılayacağı ve bunun ''ABD-Rusya ilişkilerinde kaçınılmaz sonuçları olacağı'' ifade edildi. Rus Ria Novosti ajansı ise, ''Rusya'nın yüzlerce Amerikan diplomatı sınırdışı edebileceğini'' duyurdu. Rusya'nın Washington Büyükelçiliği'nde 190 diplomatın, ABD'nin Moskova Büyükelçiliği'nde ise 1100 diplomatın çalıştığı belirtiliyor. Washington / Moskova




Collins ile görüşüldü

ABD'nin bir grup Rus diplomatını sınırdışı etme ve Çeçenistan Devlet Başkanı Aslan Mashadov'un temcilcileriyle görüşme adımlarına Moskova'dan sert tepki geldi.

ABD'nin Moskova Büyükelçisi James Collins dün Dışişleri Bakanlığı'na çağrılarak ilgili uyarı yapıldı. Bakanlıkta, büyükelçi Collins'in Dışişleri Bakanı Georgiy Mamedov'la görüştüğü belirtildi. Diplomatik kaynaklar, görüşmede Washington'ın 50 Rus diplomatı sınırdışı etme kararı ile ABD'li yetkililerin, Çeçenistan Dışişleri Bakanı Ahmad İlyasov'la yapmayı planladığı görüşme gibi esas konuların ele alındığını aktarıyor. Moskova, ABD ile Çeçenlerin resmi temaslarının, dost olmayan bir hareket olduğu görüşünde. Mirza Çetinkaya / Moskova




Silahlar susmuyor

Arnavut silahlı gruplara verilen ve 24 saat içinde teslim olma ya da ülkeyi terk etmeleri yönündeki ültimatomun bitişinden sonra Makedonya'da güvenlik güçlerinin, bu grupların tek taraflı ateşkes önerisini de dikkate almayarak, Kalkandelen civarındaki tepelerde bulunan mevzilerini yeniden bombaladıkları bildirildi.

Arnavut grupların ise dağınık halde mevzilerini terk ettikleri öğrenildi. Güvenlik güçlerinin mevzilerin ve makineli tüfek siperlerinin boşaltılmış olduğunu gördüğü ve çok sayıda silah ve mühimmat ele geçirdiği belirtildi. Makedon polisi ise çok sayıda militanı tutukladı.

Kent merkezinde ise Makedon askerleri, arama yapmak için durdurdukları araçta bulunan iki Arnavut'u vurarak öldürdüler. Başkent Üsküp'ün yaklaşık 15 kilometre kuzeybatısında, Kosova sınırı yakınındaki Gracani köyünde çıkan yeni çatışmada da bir polisin yaralandığı yolunda haberler verildi. Polis sözcüsü, Gracani'deki çatışmaların sürdüğünü kaydetti.

Makedonya'da güvenlik güçleriyle silahlı Arnavut gruplar arasında çıkan çatışmalar nedeniyle, ülkeden ayrılanların sayısının 15 bini bulduğu bildirildi. Priştine'deki BM Mülteci Yüksek Komiserliği (UNHCR) sözcüsü Astrid Sort, Makedonya'dan kaçanların sayısını 15 bin olarak tahmin ettiklerini açıkladı. Sözcü, bu sayının kesin olmadığını, örneğin Kosova'ya gelenlerin önemli bir bölümünün bürolarına kayıt yapmayarak, yakınlarının yanına yerleştiklerini söyledi. Üsküp




Üsküp bölge için anahtar

Makedonya Türk Demokratik Partisi (TDP) Genel Başkanı Erdoğan Saraç, ülkenin Kosova sınırında Arnavut militanlarla yaşanan sorunların barış içinde ve siyasi diyalog yoluyla çözülmesinden yana olduklarını ifade ederek, ''Bize göre Türkiye'nin menfaati, Makedonya'nın toprak bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığının sarsılmamasıdır.'' dedi.

Saraç, Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği'nde yaptığı basın toplantısında Makedonya'da yaşanan olayları değerlendirdi.

Sorunların barış içinde ve siyasi diyalog yoluyla çözülmesinden yana olduklarını ifade eden Saraç, ''Bize göre Türkiye'nin menfaati, Makedonya'nın toprak bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığının sarsılmamasıdır'' dedi. Konuşmasının ardından basın mensupların sorularını cevaplayan Saraç, ''Makedonya Türklerinin, Türkiye'den isteklerinin'' sorulması üzerine Türkiye'nin, Makedonya'daki Türklere sahip çıkması gerektiğini belirtti. Yunanistan, Bulgaristan ve Sırbistan'ın bölgede oldukça etkin olduğunu belirten Saraç, ''Türkiye'nin pasif kalmaması gerekir. Kim Makedonya'ya sahip çıkarsa Balkanlara sahip çıkar. Kim Üsküp'e yakınsa Avrupa'ya yakındır.'' dedi. İstanbul




BM'den kınama

BM Güvenlik Konseyi, Makedonya'daki ayrılıkçı Arnavut militanları ''şiddetle kınayan'' bir kararı oybirliğiyle onayladı.

Oybirliğiyle onaylanan kararda, ''Makedonya ve Sırbistan'ın güneyinde, aşırı grupların sebep olduğu terörist faaliyetler şiddetle kınanır'' denildi. Arnavut militanların, bölge dışındaki Arnavutlardan yardım aldığı vurgulanan kararda, Arnavut militanlara da ''derhal silahlarını bırakmaları'' çağrısı yapıldı. Makedon hükümet yetkilileriyle görüşmek için Üsküp'e gelen AB'nın Ortak Savunma ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana da, Balkanlar'da yeni savaş endişelerine yol açan Makedonya'daki krizin çözüme kavuşma olanağı bulunduğunu söyledi. Solana, ''Makedonya'da durum daha iyiye gidiyor.'' dedi. Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer ise, Batı'nın Makedonya hükümetini desteklediğini kaydetti ve Arnavut liderleri, ''daha sorumlu'' davranmaya çağırdı. Dış Haberler Servisi




Powell'ın desteği

ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, sözde Ermeni soykırımına ilişkin bir tasarıyı ele alan Maryland eyaleti milletvekillerine bir mektup göndererek, Amerikan yönetiminin bu tür tasarılara onay vermediğine dikkat çekti.

Powell, Demokrat Dan Morhaim'e gönderdiği mektupta, eyaletlerin bu tür girişimlerinin, Dışişleri Bakanlığı'nın dış politikasını olumsuz etkilediğini belirtti. Washington




Şaron'dan inciler

İsrail Başbakanı Ariel Şaron, Filistin lideri Yaser Arafat'ın barışın önündeki en önemli engel olduğunu öne sürdü.

Şaron, ABD'de Yahudi örgütlerinin düzenlediği bir konferansta yaklaşık bin 500 kişiye yaptığı konuşmada, ''İstihbarat servislerimizin tüm raporları, terörizmi başlatan Arafat'ın, şu anki durumu stratejik olarak kontrol ettiğini göstermektedir.'' dedi.

Şaron, Arafat'ın kontrolündeki 17. Güç, Fetih ve silahlı kanadı Tanzim gibi grupların, birçok İsrail vatandaşının ölümüne sebep olan çok sayıda saldırıyı yaptığını ve yönettiğini söyledi.

Göçe devam

Şaron, Ortadoğu'da artan tehlikelere karşı korunmak için İsrail'in güvenlik bölgelerine ihtiyacı olduğunu belirterek, şunları kaydetti: ''Dış ülkelerde yaşayan Yahudilerin İsrail'e dönmeleri konusu bizim en önemli amaçlarımız arasında yer almalıdır. Önümüzdeki 12–13 yıl içinde 1 milyon Yahudi'nin ülkeye geri dönmesini sağlamalıyız. Amacımız 2020 yılında dünyadaki Yahudi nüfusunun büyük çoğunluğunun İsrail'de yaşıyor olmasını sağlamaktır.'' Washington




Kırmızı hat uyarısı

Arap Birliği Genel Sekreteri İsmet Abdülmecid, Kudüs'te elçilik açılması konusunun, ''hiçbir devletin aşmaması gereken kırmızı hatta'' olduğunu söyledi.

ABD Başkanı George Bush'un ABD büyükelçiliğini Tel Aviv'den Kudüs'e taşıma sözüne atıfta bulunan Abdülmecid, ''Bu sorun, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 242 sayılı kararıyla düzenlenmiştir. Bu karar ABD tarafından tanınmakta ve desteklenmektedir.'' dedi. İsrail Başbakanı Ariel Şaron'u Washington'da ağırlayan Bush, Şaron ile yediği çalışma yemeğinden sonra, seçim kamyanyası sırasında büyükelçiliğin Kudüs'e taşınması sürecini başlatacaklarını söylemişti. Kahire




Türkmen protestosu

Irak Türkmen Örgütü, ABD'nin insan hakları raporunda Türkmen nüfusuna ait yanlış bilgi verildiği gerekçesiyle Dışişleri Bakanı Colin Powell'a mektup gönderme kampanyası başlattı.

Irak Türkmen Örgütü Merkez Kurulu'ndan yapılan açıklamada, bu raporun, Amerikan yönetiminin Irak politikasını belirlemede etkili olacağına dikkat çekilerek, ''Raporda, Türkmenler hakkında yanıltıcı ve eksik bilgiler bulunmaktadır.'' denildi. Raporda Kerkük ve Musul'un Kürt bölgesi olarak tanıtıldığı kaydedilen açıklamada, ''Ancak bunlar Türkmen bölgesidir. Türkmen nüfusu yüzde 1 gösterilmiş, doğrusu yüzde 13–15'tir. ' denildi. Washington



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.