Global kriz endişesi
ABD Merkez Bankası FED'in yarım puanlık faiz indirimiyle yetinmesi sonrasında Wall Street'te başlayan düşüş, Avrupa ve Asya borsalarını sarsmaya devam ediyor. Uluslararası yatırımcılar, yeni bir global kriz endişesi nedeniyle tedirgin.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Bankası FED'in piyasaların umduğu 0,75'lik faiz indirimi yerine yarım puanlık indirime gitmesinin ardından başta ABD olmak üzere Avrupa borsalarında önceki gün başlayan düşüş, dün de sürdü.
Yatırımcıların global ekonomik duruma ilişkin endişeleri, Avrupa borsalarının son 17 ayın en düşük seviyelerine inmesine neden oldu.
FED'in beklentilerin dışında yarım puanlık faiz indirimine gitmesinin ardından önceki gün ABD'de açıklanan enflasyon oranları, Dow Jones Endeksi'nin son iki yılın en düşük seviyesinde kapanmasına neden olmuştu. Dow Jones, dün akşam da düşük kâr uyarıları ve faiz indiriminin ekonomide beklenen canlanmayı getirmeyeceği endişeleriyle açılışta yüzde 3,06 oranında geriledi ve 9.197 puana indi. 2000 yılında teknoloji hisselerinde başlayan satış dalgası ekonominin daralma aşamasında kaçış noktaları olarak görünen pek çok "eski ekonomi" hissesini de etkiledi.
Avrupa'da hızlı iniş
Avrupa borsaları da, dün hızla değer kaybetti. Aralık 1998'den beri en düşük seviyesine gerileyen Londra FTSE-100 Endeksi, 227 puan düşüşle 5.313 puana indi. Fransız Borsası'nda CAC-40 endeksi, önceki güne göre yüzde 3,78 düşüşle 4.833 seviyesine gerilerken, borsa endeksi Kasım 1999'dan beri gün içinde en düşük seviyesini görmüş oldu. Almanya'da DAX Endeksi ise, artan global ekonomik yavaşlama endişeleriyle 16 ayın en düşük seviyesine geriledi. DAX endeksi yüzde 4,64 gerileyerek 5.361 puana düştü. DAX Endeksi, Mart 2000'deki tepe noktasına göre yüzde 32, bu yıl başından beri de yüzde 14 değer kaybetti. İsviçre Borsası ise tarihinde ilk defa 391 puan (yüzde 5,62) düşerek, 6.574 puanı gördü. France Telecom'un kâr raporunun olumlu karşılanmaması, telekom hisselerinin kayıplarını artırırken, Londra Borsası'nda, aralarında Invensys'in de bulunduğu birkaç şirketten gelen kâr uyarısı, yatırımcının güvenini oldukça sarstı. Reuters
Asya'ya da sıçradı,
Tokyo Borsası, önceki günkü yüzde 7,5'lik yükselişin ardından dün gelen kâr satışlarıyla değer kaybetti. Nikkei 225 Endeksi, yüzde 1,9 düşerek 12 bin 854 puandan kapandı. Hong Kong Borsası'nda Hang Seng Endeksi yüzde 4,1 düşerek 12 bin 622 puana geriledi. Singapur Borsası da, Wall Street'in önceki günkü düşüşüne bağlı olarak değer kaybetti.
Yatırımcıların ABD Hazine tahvillerine yönelmeleri dolara destek verdi ve Euro'nun dolar karşısında son üç ayın en düşük değerlere inmesine yol açtı. Euro/dolar paritesi borsalarındaki düşüşün ardından 0,8960 seviyelerinden 0,8864 seviyelerine geriledi.
(Reuters)
Yalova: Yetki versinler, ne varsa özelleştirelim
Özelleştirmeden sorumlu Devlet Bakanı Yalova, yetki verildiği takdirde, özelleştirme kapsamında olmayan kuruluşlardan ne varsa, sabah-akşam özelleştirmek için uğraşacaklarını söyledi.
SEKA Dalaman İşletmesi'nin satış sözleşmesinin imzalanmasının ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan Bakan Yalova, "Biz Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile Türk Telekom'un özelleştirilmesinde, işin başından bu yana yüzde 51'inin satılmasından yana olduğumuzu ifade ettik." dedi.
Devlet Bakanı Yalova, THY'nin bilet ücretlerine ilişkin olarak, "Sokakta yürüyen, minibüse, otobüse binen vatandaştan biz, havayollarının uçaklarını kullananların bilet paralarını ödemelerini bekleme hakkına sahip değiliz." dedi. THY'nin on yıl önce Ankara-İstanbul arasında örneğin 100 dolar karşılığı bilet satıyorsa, bugün bilet fiyatının dolar bazında 63 dolara geldiğini bildiren Yalova, "Onun için THY biletlerine zam talebini sürekli yapıyorum. Mevzuatta bir değişiklik tasarımız oldu, tasarının Sayın Derviş tarafından da paylaşıldığını gördüğüm için sevinçliyim." dedi.
Öte yandan SEKA Dalaman İşletmesi'nin 40 milyon dolar bedel ile Mopak AŞ'ye satılmasına ilişkin sözleşme Ankara'da imzalandı.
5,25 milyar dolar beklentisi
Türkiye'nin, mali sektör için en az 5,25 milyar dolarlık bir dış kaynak potansiyelinin bulunduğu, ancak bunun için IMF toplantısının beklendiği belirtiliyor.
Alınan bilgiye göre, Dünya Bankası ile yürütülen görüşmelerde, bankanın Mali Sektör Uyum Kredisi'ni (FSAL) 750 milyon dolar daha arttırması bekleniyor. Japonya'nın da, karşılıklılık esasına göre, Dünya Bankası'nın vereceği 1,5 milyar dolar düzeyinde, mali sektöre co-finansman kredisini sağlayacağını belirten yetkililer, Avrupa Birliği'nin (AB) de benzer bir çalışma içinde olduğunu ifade ettiler. AB'nin de co-finansman çerçevesinde, mali sektöre 1,5 milyar dolarlık bir yeniden yapılandırma kredisi sağlayabileceği, ancak kredi vermeden önce, IMF'nin nisan ayı sonunda yapacağı toplantıyı ve burada Türkiye'nin yeni ekonomik programının onaylanmasını bekleyeceği ifade ediliyor.
Ecevit’in kulağı Derviş’te
Başbakan Ecevit, programa uluslararası kuruluşların destek verdiğini belirterek, "Sayın Kemal Derviş'in Türkiye'ye çok olumlu haberlerle gelmesini diliyorum." dedi.
Başbakan Bülent Ecevit, yeni ekonomik programda önceliği bankacılıktaki etkin önlemlerin aldığını belirterek, “Program üç aşamalı olacak. Yılın ikinci yarısından itibaren büyüme hızını yakalamayı hedefliyoruz.” dedi. Ecevit, ‘ilgili dış çevreler’in son ekonomik sorunlarla ilgili gelişmeleri ve olasılıkları yakından izlediklerini kaydetti. Başbakan Ecevit, Cumhurbaşkanı Sezer ile haftalık olağan görüşmesini yaptı. 20 dakika süren görüşme sonrası ekonomik göstergelere ilişkin açıklamalarda bulunan Ecevit, geçtiğimiz günlerde yapılan iç borçlanma ihalesini hatırlatarak, bu ihalenin ekonomik durum bakımından toplumdaki özgüven duygusunu, devlete olan güveni gösterdiğini söyledi.
Yeni programın üç aşamalı olacağını aktaran Ecevit şöyle dedi: “Birinci aşama, bankacılıkta etkili önlemler alınacak, Bankacılık ekonomimizin en zayıf noktası. Bu konuda bankacılık ile ilgili olarak bir yasa değişikliği yapılmıştı. Fakat, bazı ek değişikliklerin de zorunlu olduğu anlaşılıyor. Onun için öncelik, bankacılıkta etkili önlemlere verilecektir. İkinci aşama, faiz ve döviz kurunda istikrar olacaktır. Üçüncü aşama, makro ekonomik dengeleri kurmak ve yılın ikinci yarısından itibaren istikrarlı büyümeyi sağlamak olacaktır. Ayrıca iç kaynakları harekete geçirmemiz ve dış kaynak sağlamamız gerekiyor. Fakat asıl ağırlığı iç kaynaklara, kendi kaynaklarımıza vermenin yararlı olacağını düşünüyoruz. Daha önce de belirttiğim gibi birkaç aydır, hükümet olarak iç kaynak sorununu çözmek üzere yoğun bir çalışma yapıyoruz. Bu çalışma son aşamasına varmıştır.”
Ecevit, “30 Mart Cuma günü Yüksek Planlama Kurulu’nu topluyoruz. 31 Mart Cumartesi günü de Ekonomik ve Sosyal Konseyi toplayacağız. Ekonomi programını görüşeceğiz.” dedi.
Yakından izliyorlar
Başbakan Ecevit, dış çevrelerin ekonomik sorunlarla ilgili gelişmeleri yakından izlediklerini ve dile getirdi.
Özellikle G-7’ler’in Türkiye’deki durumu yakından izlediklerinin altını çizen Ecevit, G-7’lere dahil olmadığı halde, İsviçre’nin de bu konuda teşvik edildiğini kaydetti. Hazine’den sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş’in, bir haftalığına Ankara’dan ayrılacağını anlatan Ecevit, “Sayın Kemal Derviş’in Türkiye’ye çok olumlu haberlerle gelmesini diliyorum.” ifadesini kullandı.
Öncelikli yasalar
Ek bütçe çıkarılacak. Bankalar Yasası değiştirilecek. Kalan fonlar kapatılacak. İcra ve İflas Yasası’nda düzenlemeler yapılarak, banka tasfiyesi kolaylaştırılacak. Yeni bir Merkez Bankası Yasası çıkarılacak. Telekom ile ilgili yasa değiştirilecek. Tütün ve şeker yasalarının çalışmaları hızlandırılacak. Kamu İhale Yasası çıkarılacak. Borçlanma Yasası çıkarılacak. Sivil Havacılık Yasası’nda gerekli değişikliler yapılacak. Petrol ve doğalgaz yasaları çıkacak. Görev zararlarına ilişkin yasa ve kararnameler iptal edilecek. Banka kredileri ile ilgili özel karşılıkların belgeden düşürülmesine ile ilişkin yasal düzenleme gerçekleştirilecek. (ANKARA Zaman)
Derviş: Toplumun desteği şart
Devlet Bakanı Kemal Derviş, önümüzdeki 3 hafta içinde programı oluşturmaya çalışacaklarını belirterek, “Türk toplumunun desteğine sahip olan programı IMF’ye de götürüp onların da desteğini almak zorundayız.” dedi.
Almanya’nın başkenti Berlin’de bir basın toplantısı düzenleyen Derviş, programın ayrıntılarıyla henüz oluşturulmadığını, fakat bunun çerçevesinde IMF ve Dünya Bankası ile anlaştıklarını hatırlattı.
Derviş, önümüzdeki 3 hafta içinde programı oluşturmaya çalışacaklarını belirterek, “3 hafta sonra tüm ayrıntılarıyla hem Türk toplumuna hem de dışarıda bize destek olacak tüm kamu ve özel kuruluşlara sunacağız.” dedi.
Programın toplumsal dayanışma içinde, toplumun çeşitli kesimlerinin görüşlerini alarak hazırlanması gereğine işaret eden Derviş, “Sadece dış finans çevreleri ile değil Türk toplumuyla oluşturmamız gerekiyor. Fakat aynı zamanda bu geldiğimiz noktada çok ciddi dış desteğe de ihtiyacımız var.” dedi.
Kemal Derviş, “Yaşamımın önümüzdeki 20-30 yılını Türkiye’de geçirmek niyetindeyim.” dedi. Gazetelerde çıkan bir haberle ilgili olarak, “Arkadaşımız herhalde yanlış anlamış. Benim dönmeye niyetim yok. Başarısız kalır kabineden ayrılırsam sadece Türkiye içerisinde İstanbul’dan başka bir kente gidebilirim demiştim.” dedi.
Gözü kapalı destek yok
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Okan Oğuz, geçmişte büyük zarar görmelerine rağmen ekonomik programı desteklediklerini; ancak uyarılarının dikkate alınmadığını hatırlatarak, "Bu defaki desteğimiz belli sınırlar içinde olacak. Tam destek değil. Ama destek olmamak da düşünülemez. Ama bunun yönteminin ne olacağı, sınırlarının ne olacağı arkadaşlarımızla yapacağımız toplantı sonrasında şekillenecek." dedi.
TİM Başkanı Okan Oğuz, Meclis toplantısı öncesinde basın toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada, hükümetin ihracat konusuna önem verdiğini sözlerle ifade ettiklerini hatırlatarak, Eximbank kredilerinin artırılması gerektiğinin altını çizdi. "Mali sektörsüz bu iş yürümez. Halen arkadaşlarımızın Eximbank'ta 450 milyon dolarlık talepleri bekliyor. Oysaki 300 milyon dolarlık bir Eximbank kredisinin yetersizliği ortada." dedi. KDV konusundaki tıkanıklıklarında giderilmesini isteyen Oğuz, 2001 ihracat rakamının 32-37 milyar dolar, ithalatın ise 45 milyar doların altında olacağını tahmin ettiğini söyledi. Oğuz, Derviş'in hükümetin 4. ortağı gibi görülmemesini istedi. Oğuz, hükümetin bütün ortaklarının Bakan Derviş'i ve politikaları desteklemesi gerektiğini ifade etti.
(Şerif Erdikici / Ekonomi Servisi)
Tırsan’da hedef Avrupa
24 yıldır kara taşımacılığı için treyler ve semi-treyler araçları üreten Tırsan, Türk ekonomisinin içine düştüğü kriz nedeniyle sınırları aşarak Avrupa pazarına odaklandı. Krizi ihracatla aşmayı hedefleyen Tırsan, geride bıraktığımız hafta içinde aynı anda Avrupa'nın 4 ayrı ülkesinde fuarlara katılarak, tüm Türk firmalarına pazarın sadece Türkiye'den ibaret olmadığını gösterdi.
Tırsan Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Çetin Nuhoğlu, İngiltere'nin Birmingham kentinde düzenlenen The Commercial Vehicle Show-2001 Fuarı'nda Türk basın mensuplarına yaptığı açıklamada, dünya pazarının sadece Türkiye'den ibaret olmadığını, reel sektördeki bütün Türk firmalarına göstermek istediklerini söyledi. Dünya pazarına odaklanmak gerektiğini belirten Nuhoğlu, "Sadece Türkiye'de olmanın ülkeye bir yararı yok artık. Aslında Türkiye'deki her firma ve işletmenin yapması gerekeni ben bir örnekle anlatıyorum burada. Şu anda Avrupa'da 4 ayrı ülkede fuarlardayız. İtalya Parma, İngiltere Birmingham, Slovenya ve Hırvatistan Zagrep'te 14 ayrı aracımız sergileniyor." dedi.
Aynı zamanda Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Başkanı da olan Ö. Çetin Nuhoğlu, Ağustos 1998'deki Rusya krizinden bugüne Türk nakliye sektörünün akıl almaz bir şekilde kan kaybettiğini ifade ederek, "Bu süreçte hedefimizi Avrupa'ya çevirdik ve tüm gücümüzle oralara odaklandık. Almanya'da üretim tesisi ve son olarak İngiltere'de montaj tesisi kurduk. Bunları yapmasaydık, yılda ortalama 1.500 treyler üreten Tırsan, 1999'da 300, 2000'de 750 treyler üretti. Bu rakamlarla nasıl ayakta dururdu? Eğer Avrupa'ya açılmasaydık, küçülmek zorunda kalacaktık." şeklinde konuştu.
Geçen yıl Adapazarı'nda toplam 37 milyon mark tutarında bir yatırım başlattıklarını hatırlatan Nuhoğlu, şu anda Türkiye'de durduklarını dile getirerek, "Üzülerek söylüyorum maalesef yatırımları askıya aldık." ifadesini kullandı.
Yılda ortalama 1.500 treyler üreten Tırsan, Rusya, Makedonya, Slovenya, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Avusturya, İsviçre, Almanya, Danimarka, Norveç, Finlandiya, Hollanda, İngiltere, Fransa, Güney Afrika, Suudi Arabistan, Irak ve İsrail'e ihracat yapıyor.
Avrupa'da üretim,
1977 yılında kurulan Tırsan, biri Adapazarı biri de Almanya'nın Goch kentinde olmak üzere iki ayrı bölgede üretim yaparken, son olarak da 4,80 metrelik treyler isteklerine cevap verebilmek için İngiltere'de montaj üssü kurdu. Tırsan Şirketler Grubu, 2000 yılını 130 milyon mark ciro, 55 milyon mark ihracat rakamlarıyla tamamladı.
(Harun Çümen / Birmingham-İNGİLTERE)
Emek Platformu’ndan ‘Alternatif Program’
Emek Platformu, Devlet Bakanı Kemal Derviş'in hazırladığı "Ulusal Program"a karşı "Alternatif Program" hazırladılar. Emek Platformu üyeleri ve öğretim görevlileri tarafından hazırlanan "Alternatif Program" iki gün sürecek "Emek Politikaları Sempozyumu"nda tartışılacak.
24-25 Mart tarihlerinde gerçekleşecek sempozyumun ana başlıklarını, "Türkiye Ekonomik Bunalıma Mahkum mu?" ve "Emek Yanlısı Kurumsal Politikalar" oluşturuyor. ANKARA (Zaman)
Yaşlanma sağlık pazarını büyütecek
Türkiye'nin bugünkü genç nüfus kompozisyonunun gelecekteki yaşlı nüfusu oluşturacak olmasının, sağlık sektöründeki pazar payını büyüteceği bildirildi.
Türkiye'nin sağlık sektörü açısından nasıl bir pazar olduğu yönündeki sorumuzu cevaplandıran dünya ilaç sektörünün önde gelen kuruluşlarından Aventis Türkiye Genel Müdürü A. Türksel Ataöv "Şimdi, Türkiye'nin bir nüfus kompozisyonu var; genç. Tabii 20 yıl önce başka bir nüfus kompozisyonu var idi, 20 yıl sonra da başka bir nüfus kompozisyonu olacak." diyerek, "Burada her toplumun kendisi ile ilgili olan planlamaları değişen koşullara göre yapması gerekir. Konu bu. Dolayısı ile bir nüfus yaşlandığı zaman yaşlılıkla birlikte kronik hastalıklar artar. Bu anlamda bakmak lazım ve bunların önlemlerini alacak şekilde davranmak lazım." açıklamasını yaptı.
Bu hareketliliğin sektörü de büyüteceğine işaret eden Ataöz, bu sorunun sadece sağlık sektörünü ilgilendirmediğine de dikkat çekerek, "Ama bu bu sorun tek başına ilaçla çözülecek, olacak şey değil. Hayata bakış diğer alanlarda önemli. Olayın bu yönü de önemli. Ama bizim genelde sağlık sektörü içerisinde öyle bir kabul var ve tahminlere göre önümüzdeki 20 yıl içerisinde Türkiye'nin bütün bu kompozisyonu değişecek. Büyük oranda değişecek, bu gayet doğaldır." şeklinde konuştu.
Türkiye kilit pazar
Bu arada dünya pazarında Aralık 1999'da birleşen ilaç endüstrisinin önde gelen kuruluşlarından Hoechst Marion Roussel ve Rhone-Poulenc, Türkiye pazarında da Aventis adı altında birleştiklerini açıkladılar. Birleşme nedeni ile Hyatt Regency Otel'de düzenlenen basın toplantısında konuşan Aventis Parma Türkiye'den sorumlu Başkan Yardımcısı Jean Fabre, iki şirketin dünya pazarında Aventis Parma adı altında Aralık 1999'da birleştiğini belirterek, "Bu birliktelik ile kilit pazarlarda lider olduk. Bunlardan birisi de Türkiye'dir. Bu yıl kriz olmasına karşın 2001-2003 yılları arasında yüzde 10'luk bir büyüme bekliyoruz." dedi.
Aventis Parma, dünya pazarında Aralık 1999'da Hoechst ve Rhone-Poulenc'in birleşmesi ile kuruldu. Yeni şirket Aventis Parma ilaç sektöründe karşılanmamış tıbbi gereksinimlere cevap vermeye ve yeni ürünler geliştirmeyi hedefliyor. Sektörde 100 yıllık bir tecrübeyi taşıyan Aventis hisseleri New York, Paris ve Frankfurt borsalarında işlem görüyor. Şirketin 2000 yılı cirasu ise 16,09 milyar Euro.
(İsmail Altunsoy / Ekonomi Servisi)
31 milyar dolarlık hedef aşılacak
Dalgalı kurla birlikte yıldızı parlayan ihracatta 31 milyar dolarlık hedefin aşılabileceği belirtiliyor. Yeni hedefte alım gücü artan petrol ülkeleri var. Yıldızı parlayan sektörler ise otomotiv, seramik, elektronik ve demir çelik olarak görülüyor.
Dış Ticaret Müsteşarı Kürşad Tüzmen, döviz kurunun dalgalanmaya bırakılmasının ihracata bir avans sağladığını belirterek, "Bunun arkasından reel üretim sektörünün desteklenmesi gelmeli." dedi.
Tüzmen, bu yıl için daha önce açıklanan 31 milyar dolarlık ihracat hedefinin de aşılabileceğini söyledi.
Tüzmen, ihracatın üretim denkleminin bir türevi olduğunu vurgulayarak, şu anda sağlanan avansın kendilerini mayıs sonuna kadar taşıyacağını bildirdi.
İhracatta program hedefini aşabiliriz
Sağlanan bu avansın iyi bir şekilde değerlendirilip, reel sektörün üretim artışı ile ihracatı desteklemesi gerektiğini yineleyen Tüzmen, "Amacımız ihraç ürünlerini kaliteli ve pazarlarda derinlemesine kalıcı olarak oluşturmaktır." şeklinde konuştu.
Sene başında açıklanan programa göre, bu yıl 31 milyar dolarlık bir ihracat hedefi konulduğunu hatırlatan Tüzmen, şunları söyledi:
"Bizim amacımız bu rakamları biraz daha yukarı çıkarmak. Ocak ve şubat ayında ihracat artışımız yüzde 14 civarında. Mart ayında Kurban Bayramı sebebiyle bu biraz azaldı. Bu yıl 21 Mart itibariyle ihracattaki artış yaklaşık yüzde 8. Bu, ay sonuna kadar yüzde 10 olur. Kur politikasındaki değişiklikten sonra yıl sonu rakamının ne olacağını söylemek için trendi biraz görmemiz lazım. Programlanan hedefi aşabiliriz. Ama şu aşamada rakam vermek mümkün değil."
Stratejilerine göre, ihracatta odaklandıkları ülkeler olduğunu ifade eden Tüzmen, şöyle devam etti:
"İngiltere, Kuzey Afrika, Güney Afrika'ya yönelik ihracatımızda geçen yıl artış sağladık. Şimdi Körfez ülkelerinin ikinci etabı başta Kuveyt, Suudi Arabistan gibi petrol gelirleri artan, alım gücü olan ülkelere ihracatımızı artırmayı amaçlıyoruz. İkinci halka olarak komşu ülkelerin komşusu ile ihracatımızı artırmak istiyoruz.
Geçen yıl Euro bölgesine ihracat dolar/Euro paritesinden dolayı fazla artmadı. Bu pazarlarda değişiklik bekliyoruz."
Yıldız sektörler
Tüzmen, bu yıl ihracatın yıldız sektörlerinin otomotiv, demir çelik, elektronik ve seramik olarak gözüktüğünü belirterek, "Onların artış hızları devam edecek gözüküyor. Sektörel ve bölgesel dağılımdaki değerler yerlerini korumakla birlikte eskiden yaşanan miktar endeksi ile değer endeksi arasındaki o çarpıklık kur politikasındaki değişiklikle azalacak. İhracatın ithalatı karşılama oranı artacak." dedi. Reuters
Sanayiciden faiz talebi
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Fuat Miras, karşılıklar kararnamesinde değişiklik yapılarak, vadesi gelmiş kredi faizlerinin gerçek rakamlara döndürülmesi ile ilgili taleplerini hükümete aktardıklarını bildirdi.
Odalar Birliği Başkanı Fuat Miras, dün TOBB konsey başkanları, 11 sanayi odası başkanı, Başkanlık Divanı ve Ankara Ticaret Odası (ATO) ile İzmir Ticaret Odası (İTO) başkanlarının da aralarında bulunduğu, geniş katılımlı bir heyet ile Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'ı makamında ziyaret etti. Yaklaşık 2 saat süren görüşmenin ardından gazetecilere bir açıklama yapan Odalar Birliği Başkanı Fuat Miras, söz konusu toplantıda mali sektör olmadan, reel sektörün, reel sektör olmadan da mali sektörün olamayacağını ifade ettiklerini ve reel sektörün bugün içerisinde bulunduğu olumsuz durumun düzeltilmesiyle ilgili düşüncelerini aktardıklarını bildirdi.
Miras, önümüzdeki günlerde mali sektörle, reel sektörün bir araya gelmesine ilişin taleplerinin hükümetçe dikkate alınacağını umduklarını da belirterek, 31 Mart sendromu ile ilgili Başbakan Yardımcısı'nı bilgilendirdiklerini de sözlerine ekledi.
Bu konu ile ilgili problemi masaya yatırdıklarını da belirten Miras, "Tabiri caizse ameliyatı önümüzdeki günlerde gene hükümet, mali sektör ve reel sektör olarak beraber yapacağız diye kendilerinden söz aldık. Bu konu ile ilgili düşüncelerimizi açık ve net bir şekilde Başbakan Yardımcımız'a ilettik." dedi.
Özkanda sanayicilerin taleplerini pazartesi günü bankacılarla yapacağı toplantıda gündeme getireceğini ve olumlu sonuç alacağına inandığını söyledi.
|