GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

23/03/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Sağlık

Otomobil 

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



HABERLER 


İsteğe göre rapor

Fatih Üniversitesi ile ilgili YÖK Denetleme Kurulu üyelerinin hazırladığı iki ayrı rapor, alınan kararlarda politik davranıldığının açık göstergesi oldu.

YÖK Denetleme Kurulu üyeleri E.Tümg. Orhan Gençler ve Prof. Dr. Ahmet Çakır, 11 Mart 1999 tarihinde YÖK’e yazdıkları raporda Fatih Üniversitesi'nde yönetimin çok iyi olduğunu, her türlü faaliyetin usulüne uygun yapıldığını, laboratuvarları ve kütüphanesinin mükemmel olduğunu, öğrenci kulüplerinin çok güzel faaliyet gösterdiğini, Atatürk İlke ve İnkılapları Oryantasyon Planı’nın hazırlanarak çeşitli faaliyetler yapıldığını ve öğrencilerin bu faaliyetlere ilgi gösterdiklerini, üniversitenin belirlenen limitin üzerinde öğrenciye burs vererek memnuniyet verici bir uygulama yaptığını ifade ettiler.

Ancak üniversitede hiçbir şey değişmemişken aynı Denetleme Kurulu üyeleri 25 Mart 1999'de ikinci bir 'rapor' daha yazarak, birinci raporda yazdıklarının tam tersi şeyleri ifade ettiler. Her iki raporun da aynı kişiler tarafından kaleme alınması, "14 günde ne değişti? Denetleme Kurulu üyelerine ikinci 'rapor'u yazmaları konusunda baskı mı yapıldı?" sorusunu gündeme getirdi.

İşte şok belgeler!

11 Mart 1999 tarihli denetleme sonucu hazırlanan raporda üniversite malvarlığı ve fiziki altyapısının hukuki prosedüre uygun ve iyi olduğu ifade ediliyor ve şöyle deniliyor: “Kampus arazisinin Hazine'den veya herhangi bir kamu tüzel kişiliğinden tahsis edilmediği, vakıf tarafından satın alınarak üniversiteye devredildiği tespit edilmiştir." Ismarlama, masabaşı raporda ise bu konulara hiç değinilmiyor.

Denetleme sonucu hazırlanan raporda akademik personel kadrosunun ihtiyaca cevap verir tarzda yeterli olduğu ifade edilerek, "Tam zamanlı ve yarı zamanlı olarak çalışan toplam 312 öğretim üyesinin global olarak düşünüldüğünde ve mevcut kuruluşu ve şartları dikkate alındığında üniversitenin ihtiyaçlarına yeterli olduğu değerlendirilebilir." deniliyor.Oysa ısmarlama raporda üniversitenin akademik kadrosunun ihtiyaca cevap veremeyecek derecede az olduğu anlatılıyor.

Denetleme sonucu hazırlanan raporda yüksek miktarda araştırma görevlisi istihdam edildiğine dikkat çekilerek, bunun üniversite için olumlu bir gelişme olduğu vurgulanıyor ve "Fatih Üniversitesi'nde diğer vakıf üniversitelerinde sıklıkla görülmeyecek 92 gibi yüksek sayıda araştırma görevlisinin mevcut olduğu görülmektedir. Bunun üniversitenin kendi öğretim üyesi ihtiyacının bizzat kendisi tarafından yetiştirilmesi hareket tarzı olarak kabul edilmesi halinde, bu davranışın uygun bir personel politikası olduğu değerlendirilebilir." deniyor. Aynı denetleme kurulu üyeleri 14 gün sonra yazdıkları ısmarlama raporda ise, araştırma görevlisinin çokluğunu mütevelli heyet tarafından cemaat mensubu öğretim kadrosu yetiştirilmek için alındığını yazıyor.

Denetleme raporunda üniversite mütevelli heyetinin ÖSYM yoluyla gelen burslu öğrenciler dışında rektörlüğe müracaat eden ve teşkil edilen bir heyetçe burs verilmesi uygun görülen öğrencilere de burs verdiğine işaret edilerek, "Fatih Üniversitesi’nin belirlenmiş olan yüzde 10 limitinden daha yüksek oranda (yüzde 16) öğrenciye burs vermiş olması memnuniyet verici bir husus olarak değerlendirilmektedir." deniliyor. Masabaşı raporda ise burslu öğrenci sayısı yüzde 14 gösteriliyor.

Denetleme sonucu hazırlanan raporda üniversitenin imkanlarının çok iyi olduğu şöyle ifade diliyor: "Üniversitede Fen Edebiyat Fakültesi'ne ait modern cihazlarla donatılmış 13 adet laboratuvar mevcuttur. Bir vakıf üniversitesinin bu sayıda ve nitelikte laboratuvar tesis etmesi ve bu maksat için kaynak ayırması takdire değer bir husus olarak değerlendirilmektedir." "Kütüphanede 10 bin 500 kitap ve 3 bin 78 süreli yayın bulunmaktadır. Kataloglama faaliyetleri devam eden kütüphanede 7 bin cilt eserin bilgisayar kayıtlarının tamamlandığı geri kalanlarının da işlemlerinin sürdüğü görülmüştür. Kütüphaneden Aralık 1998 ayından Şubat 1999 başına kadar 16 bin 496 kişinin istifade ettiği tespit edilmiştir. Kütüphanede 300 öğrenci oturma kapasitesine sahip iki okuma salonu vardır. Fotokopi imkanı da sağlanan kütüphanede ücretsiz internet imkanı da verilmektedir.”Oysa ısmarlama raporda "Kitap ve periyodikler alımı için 1997-98 eğitim öğretim yılında 9,8 milyar TL ayırmışlardır. Bu miktar yeni bir üniversite için kesinlikle yeterli değildir. Üniversite birimlerinde ihtiyacı karşılayacak düzeyde dershane, laboratuvar, konferans salonu, okuma salonu, kütüphane, sosyal tesis, açık spor tesisleri vardır. Kapalı spor tesisleri yoktur." deniliyor.

Denetleme raporunda zaman yetersizliğinden sadece kampus yurdunun dolaşılabildiği ve türbanlı öğrenci azlığının memnuniyet verici olduğu ifade edilmesine rağmen, ısmarlama raporda bütün yurtların gezildiği ve hepsinin cemaat yurdu görünümünde olduğu yazılmış.

Denetleme raporunda Atatürk İlke ve İnkılapları Oryantasyon Planı hazırlandığı, bu çerçevede çeşitli programlar yapıldığı ve öğrencilerin bu programları ilgiyle izlediği ifade edilmesine rağmen masabaşı raporda bu konulara hiç girilmemiş. (Tuncer ÇETİNKAYA)




Meclis araştırsın

FP'li Mahmut Göksu'nun gündem dışı konuşmasına cevap veren Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, YÖK’ün Fatih Üniversitesi ile ilgili kararını okumakla yetindi.

Ali Coşkun, konu ile ilgili araştırma komisyonu kurulmasını önerdi.

Fazilet Partisi Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu’nun Fatih Üniversitesi’nin cezalandırılmasıyla ilgili gündem dışı konuşmasını cevaplandıran Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, YÖK’ün anayasal bir kuruluş olduğunu, kendisinin de Meclis’e karşı yalnızca bu kuruluşun bütçesinden sorumlu bulunduğunu belirterek, YÖK’ün Fatih Üniversitesi ile ilgili karar metnini kürsüden aynen okudu. Muhalefet partilerine mensup milletvekilleri, özellikle FP’liler bakanın konuşmasına tepki gösterdiler. İstanbul Milletvekili Ali Coşkun oturduğu yerden, “Siz YÖK’ün sözcülüğünü yapıyorsunuz. Örnek gösterin. İddialar yalan, siz de sözcülük yapıyorsunuz.” itirazında bulundu. Bakanın konuşmasının bitiminde Coşkun, kendisine sataşma olduğu gerekçesiyle söz istedi ve kürsünün önüne yürüyerek, “Sayın Bakan iddialarını ispatlamazsa kendisini müfteri, şerefsiz ilan edeceğim.” dedi.

Bakan şaşırdı

Milli Eğitim Bakanı’na tepki gösteren diğer milletvekilleri, Bostancıoğlu’nun konuşmasında geçen “30 Şubat tarihli karar.” ifadesini hatırlaratak, “Böyle bir tarih mi var?” diye sordular. Bu sırada Coşkun, oturumu yöneten Meclis Başkan Vekili Ali Ilıksoy’dan kendisine söz vermesi yönündeki ısrarını sürdürdü. Ilıksoy, “Sayın Bakan, YÖK’ün karar metnini okuyacağını ifade etti ve onu okudu.” dedi. Coşkun, ısrarını sürdürürken DSP sıralarından kendisine laf atanlar ve tepki gösterenler oldu. DSP sıralarından “Yuh” ve “Sözlerini geri al” şeklinde laf atıldığı duyuldu. Ilıksoy, tartışmaya müdahale etti ve “Bir dakika. Sayın Coşkun açıklama yapacak.” dedi ve kendisinden ‘şerefsiz’ ifadesini geri almasını istedi. Coşkun’un konuşmasına, sıra kapaklarına vuran, ayağa kalkan ve laf atmaya devam eden DSP’li milletvekilleri izin vermedi. Coşkun da, DSP sıralarına dönerek, “Siz demokrat olamazsınız.” dedi. Karşılıklı laf atmalar sürerken FP’li Nurettin Aktaş’ın DSP sıralarına yürüdüğü görüldü. Daha sonra FP’liler ve DYP’liler DSP sıralarının önüne geldi. Bazı DSP’liler, Ali Coşkun’a fiziki müdahalede bulundular. Bu sırada oturumu yöneten Ilıksoy, gerginliği bitirmek için 20 dakika ara verdi.

‘Gurur duyarım’

20 dakikalık aranın ardından genel kurul yeniden toplandı. Ali Ilıksoy, Coşkun’a yönelik bir sataşma olmadığını belirtirken, “Sayın Bakan sizin, üniversitenin mütevelli heyetinde olduğunuzu söylemiş. Siz de bununla gurur duyarım diye bir ifade kullanmışsınız. Burada bir sataşma yok. Ancak size bir dakikalık süre veriyorum; şerefsiz ifadesini geri alın.” dedi. Bir kez daha kürsüye gelen Coşkun şu konuşmayı yaptı, “Millete karşı hesap verme ve milletin geleceğiyle ilgili karar alma mercii, burasıdır. Bir araştırma komisyonu kurarız; iddiaların bir tanesi doğru çıkarsa ben bu kürsüden özür dilerim, gereği de yapılır. Sayın Bakan basına yansıyan metni okudu. Sorumlu kişiler doğruluğuna inandığı konuların sözcüsü olurlar. Yetkisi yoksa niye burada konuşuyor. Her türlü takvime baktım hiçbir yerde 30 Şubat diye bir tarih yok. Ya sürc-ü lisan etti ya da böyle bir rapor yok; rapor hayali. Üniversitenin kampusü de 20 yıllığına vakıflardan kiralandı. Rektör olarak atanan şahıs, YÖK üyeliği yapmıştır. Kanuna göre vakıf üniversiteleri, rektörü kendileri atar. YÖK Başkanı kendi kadrosunu atamak istemiş, kadrolaşmak istemiştir. Kampusü olan tek vakıf üniversitesini kapamak için YÖK yanlış bir yerdedir.”ANKARA (cha)




YÖK yanlışların odağı

Meclis’te tartışmaya yol açan gündem dışı konuşmasında FP Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu, YÖK’ün son yıllardaki dayatma ve antidemokratik anlayışı neticesinde üniversitelerin bir kısım kısır çekişmelerin içinde olduğunu belirtirken, "AB yolunda Ulusal Program'ın açıklandığı bugünlerde YÖK’ün hukuk tanımayan çağ dışı bir anlayışla üniversitenin kapanmasına yol açacak bu tarihî yanlışını kınıyorum.

Kurulduğu günden bugüne hep tartışmanın odağında olan YÖK, Kemal Gürüz ile birlikte merkezci, tek tipçi, keyfi, yasakçı ve yanlış kararların ve uygulamaların odağı olmuştur." dedi.

Başarılar TBMM'de

Fatih Üniversitesi'nin karara mesnet teşkil eden iddialara gereken cevabı verdiğini işaret eden Göksu, şöyle konuştu: "Bu yanlış ve haksız kararın yargıdan döneceğine inanıyorum. Ancak, Kemal Gürüz'ün nasıl bir üniversiteyi kapatmak isteğini görelim. İşte satırbaşlarıyla Fatih Üniversitesi: Bünyesinde dört fakülte, 20 bölüm, üç enstitü, bir yüksekokul, üç meslek yüksekokulu ve 22 program bulunmaktadır, toplam öğrenci sayısı 3 bin 700, öğretim elemanı sayısı 374; 2000 yılında 71 üniversite arasında öğretim üyesi başına düşen bilimsel yayın sıralamasında beşinci sıradadır; üniversitenin yayınladığı ekonomi dergisi kendi alanında yabancı indekslere giren ilk dergidir; 2 bin 868 bilimsel dergiye internet aboneliği vardır; Atatürk Kültür Dil ve Tarih Kurumu'nun Cumhuriyetimizin 75. yıldönümünde düzenlediği üniversiteler arasına yarışmada ödül alan 9 makaleden 7 tanesi bu üniversitenin öğrencilerine aittir." Göksu, milletvekillerine şu çağrıda bulundu: "Gürüz'ü onca tartışma ve tavra rağmen YÖK'ün başına ikinci kez atayan Cumhurbaşkanı'nın görev süresini uzatmayan bu Meclis'in Gürüz'e de dur demesini diliyorum."




Karar düzeltilsin

Fatih Üniversitesi öğrencilerini kabul eden Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Başoğlu, sorunların kaynağında 28 Şubat mantığının yattığını söyledi.

Başoğlu, yalan iddiaların mahkemelerin ciddiye almayacağını ümit ettiğini vurgulayarak, "Cumhurbaşkanı'nın YÖK'e atadığı yeni üyelerin katıldığı toplantıda alınan bu ilk karar, onlara duyulan 'tarafsız çalışma' güvenine leke düşürmüştür. Bu üyeler basında yer aldığı gibi eğer kararı politik buluyorlarsa, kararın düzeltilmesi için harekete geçmelidirler." dedi. ANKARA (cha)




Hani demokratlar?

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, YÖK'ün Fatih Üniversitesi'ne yönelik hukuksuz kararına ilk önce bilim çevrelerinin tepki göstermesi gerektiğini söyledi.

Fatih Üniversitesi'nin Mütevelli Heyet Başkanı Şerif Ali Tekalan başkanlığındaki heyeti kabul eden Yazıcıoğlu, "Bugün Türkiye, bilgi üretmeye ve bilgiyi kullanacak insan yetiştirmeye ihtiyacı olan bir ülkedir. Buna rağmen Fatih Üniversitesi YÖK kararıyla mağdur edilmiştir." dedi. Yıllardır demokratik üniversiteyi seslendirenlerin suskun kalmalarının manidar olduğuna dikkat çeken Yazıcıoğlu, "Bilim adamları buna ideolojik bir gözlükle bakmamalıdır." diye konuştu. Tekalan da, kararın tekrar gözden geçirilmesini istedi. ANKARA (cha)




Aygün: Karar hukuk dışıdır

Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, “Bir üniversite kurmak için trilyonlarca lira harcanıyor.

Açılışını Cumhurbaşkanı ile YÖK Başkanı yapıyor. Aradan 5 yıl geçince de kapatılmaya çalışılıyor. Bunun kabul edilmesi mümkün değil. Bu ne sosyal adalete ne de hukuk kurallarına uyar.” dedi. Fatih Üniversitesi-Sanayi İşbirliği Konseyi heyetini kabul eden ATO Başkanı Aygün, hiçbir gerekçesi olmadan, suç unsuru teşkil etmiş bir durum ortada yokken bir üniversitenin kapatılmaya çalışılmasının son derece yanlış olduğunu söyledi. Aygün, “Bir üniversitede hatada olanlar varsa, bunlar üniversiteden uzaklaştırılır. Yoksa üniversite kapatılmaz. Bu, birkaç tüccarın yanlışı nedeniyle ATO’yu kapatmaya benzer. Üniversitede 3.900 kişi kötü, 100 kişi iyi olsa, 100 kişinin hatırına kapatılma uygulanmaz.” diye konuştu.

Ülkede demokrasinin olduğunu belirten Aygün, “Devleti göreve davet ediyorum. Kapatma çözüm değildir. Hatadan dönmek de bir erdemdir. Bir bilim yuvası kapatılamaz. Ülkede yargı vardır. Yanlış hesap Bağdat’tan döner.” dedi. Heyet adına konuşan Ali Fuat Erdoğan da, YÖK’ün Fatih Üniversitesi’ne yönelik kararının hukuksuzluğuna değinerek, üniversitenin bugüne kadar hiçbir kanuna aykırı faaliyetinin olmadığını söyledi. (Hayri Yenialp / ANKARA cha)




Çeteye yüksek ceza

Beş yıldır süren 'Yüksekova Çetesi' davasında karar açıklandı. Bir albay, binbaşı ve yüzbaşı ile belediye başkanı, özel harekatçı ve 3 korucunun da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında 3 yıl ile 30 yıl arasında değişen hapis cezaları verildi.

Diyarbakır 4 No’lu DGM’de görülen toplam 13 sanıklı davanın duruşmasına, tutuklu bir sanık ile tutuksuz yargılanan 12 sanık katılmadı. Mahkeme, kararını vereceğini belirterek, iddia makamı ve sanık avukatlarından son savunmalarını yapmalarını istedi. Savcı, daha önce verdiği mütalaasını aynen tekrarladıklarını belirtti. Müdahil Avukat Yaşar Altürk, sanıkların gıyaben tutuklanmalarını talep ederken, sanıkların avukatları, müvekkillerinin suçsuz olduklarını savunarak, beraat istedi. Mahkeme heyeti, daha sonra duruşmaya ara verdi. Yaklaşık bir saat süren aradan sonra mahkeme heyeti, yaklaşık 5 yıldır devam eden davayla ilgili kararını açıkladı. Mahkeme, sanıklardan terör örgütü PKK itirafçısı Kahraman Bilgiç'i 24 yıl 22 ay ağır, 4 yıl 2 ay hapis olmak üzere toplam 30 yıl, korucubaşı sanık Kemal Ölmez'i 12 yıl 16 ay, olay tarihinde binbaşı olan sanık Mehmet Emin Yurdakul'u 17 yıl 9 ay 10 gün ağır, 7 yıl 4 ay 26 gün hapis olmak üzere toplam 25 yıl 2 ay 6 gün, olay tarihinde Özel Harekatçı olan sanık Enver Çırak'ı 3 yıl 8 ay 13 gün, olay tarihinde üsteğmen olan sanık Bülent Yetüt'ü 7 yıl 4 ay 26 gün hapis cezasına çarptırdı.

Mahkeme, sanıklardan Kemal Ölmez, İsmet Ölmez, Cemal Ölmez, Ali İhsan Zeydan (Yüksekova eski belediye başkanı), Hasan Öztunç, Abdullah Ölmez, Oğuz Baygüneş hakkında 6136 sayılı yasaya (ruhsatsız silah bulundurmak) muhalefetten, ayrıca sanık Hasan Öztunç hakkında afyon sakızı bulundurmaktan, Yüksekova Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Sanıklar Kahraman Bilgiç, olay tarihinde albay olan Hamdi Poyraz, Mehmet Emin Yurdakul, İsmet Ölmez, Kemal Ölmez, Hasan Öztunç, Ali İhsan Zeydan, Mustafa Oğuz ve Oğuz Baygüneş hakkında; “teşekkül halinde uyuşturucu ticareti yapmak” suçundan ise delil yetersizliğinden beraatlarına karar verildi. Hapis cezası alan sanıklar Yurdakul, Yetüt ve Çırak’ı memuriyetten men cezasına da çarptıran mahkeme, sanıkların gıyaben tutuklanmalarını kararlaştırdı.

Diyarbakır 4 No'lu DGM’de 1996 yılının Eylül ayında açılan davada, sanıklar; "cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, teşekkül halinde otele roket atmak, meskun mahalde patlayıcı atmak ve devlete ait araçlarla uyuşturucu ve silah kaçakçılığı yapmak” suçlarından yargılanıyorlardı.

DİYARBAKIR (cha)




Makedonyalılar 6 bini geçti

Kosova-Makedonya sınırında, Arnavut militanlar ile Makedonya güvenlik güçleri arasında başlayan çatışmalar nedeniyle, Edirne’nin Kapıkule Sınır Kapısı'ndan son 12 günde giriş yapan Makedonyalıların sayısı 6 bin 151'i buldu.

Sınır kapısından Makedonya pasaportu taşıyanların, 20 Mart Salı 926 giriş-58 çıkış, 21 Mart Çarşamba günü de 906 giriş-138 çıkış yaptığı tespit edildi. Yetkililer, Makedonya’dan Türkiye’ye gelenlerin sayısında azalma olduğunu belirtirken, sınır kapısına ulaşan Türk ve Arnavutlar, çok sayıdaki kişinin pasaport alamadığı için Türkiye’ye gelemediğini söylüyor. Makedonya’dan gelen Türk ve Arnavutların, Türkiye’deki yakınlarının yanında kaldıklarını belirten yetkililer, “Bu kişiler daha çok Türkiye ile önceden irtibatı olanlar. Hemen hepsinin Türkiye’de yakını var.” diye konuştu.

Türkiye'ye çağrı

Bu arada Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Hasan Kuşku da, Kapıkule Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye gelen Makedonya pasaportu taşıyanların, orada yaşayan Türkler ve Müslüman Arnavutlar olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Son olaylar, Kosova’daki Arnavutlar tarafından desteklenen, Arnavut militanların büyük Arnavutluk hayali sonucunda çıktı. Aslında Arnavutlar, Balkanlar’da en çok hakka sahip halktır. Eğitim, siyaset, ekonomik yönden Türklere göre çok daha iyi durumdalar. Türkiye, Balkanlar’da daha etkin rol almalı. Orada yaşayan soydaşlarımızın can ve mal güvenliğinin sağlanması için girişimde bulunulması gerekiyor.”

Öte yandan Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Lüffü Türkkan ve Makedonya Türk Demokratik Partisi Genel Başkanı Erdoğan Saraç, düzenledikleri basın toplantısında Balkanlar'da çıkan olaylar karşında Türkiye’nin daha net tavırlar sergileyerek Makedonya’daki Türklere sahip çıkmasını istediler. EDİRNE/İSTANBUL (cha)




Makedonyalı öğrenciler endişeli

Öğrenimlerini İzmir’de sürdüren Makedonyalı öğrenciler, çatışma bölgesindeki yakınlarından haber alamadıkları için buruk...

Ankara Üniversitesi Türkçe Öğretim Merkezi (TÖMER) İzmir Eğitim Merkezi’nde Türkçe eğitimi alan 4’ü kız 14 Makedonyalı öğrenci, son günlerde memleketlerinden sağlıklı haber alamadıklarını söylediler. Çatışmaların Kalkandelen (Tetova) kenti civarında sürdüğünü belirten öğrenciler, yakınlarıyla haberleşmede genelde internetten yararlandıklarını ifade ettiler.




Komutan iz peşinde

Tümgeneral Bekir Uğurlu'nun konvoyuna saldıranları bulmak için başlatılan operasyon sürüyor. Bölgeye sevk edilen özel birlikler, araç ve yerleşim birimlerini didik didik arıyor. Operasyonu bizzat Uğurlu yönetiyor.

Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral Bekir Uğurlu'nun içinde bulunduğu askeri konvoya, Çorum-Ankara karayolunda düzenlenen silahlı saldırı sonrası başlatılan operasyonlar devam ediyor.

Saldırı sonrası Ankara'dan gönderilen özel birlik öncülüğünde, Çorum Jandarma Alay Komutanlığı'na bağlı timlerin başlattığı operasyonu, bizzat Tümgeneral Bekir Uğurlu yönetiyor. Sungurlu İlçe Jandarma Komutanlığı'na karargah kuran Tümgeneral Uğurlu, gelişmeleri dakika dakika izliyor. Jandarma ve polisin ortaklaşa düzenlediği operasyonlarda Çorum-Ankara karayolunda 5 ayrı noktada araçlar durdurularak arama yapılıyor. Bölgedeki yerleşim birimlerinde de arama, tarama çalışmaları sürdürülüyor.

Yalman da geldi

Tokat, Sivas ve çevresinde de çok yönlü soruşturma, araştırma başlatıldı. Güvenlik yetkilileri, saldırgan ya da saldırganların Tokat'tan giden ve terör örgütü TİKKO üyesi kişiler olması ihtimalinin güçlendiğini belirttiler.

Uğurlu'nun aracının da içinde bulunduğu askeri konvoya, önceki gün akşam Yenikaradona köyü yakınlarında ateş açılmıştı. Olay yerinde 31 adet boş kovan ve 5 adet mermi bulunmuştu.

Bu arada Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman, Çorum'un Sungurlu ilçesine gelerek olayla ilgili incelemelerde bulundu.




Yaşlılara rapor eziyeti

Bir yandan devlet kademeleri yaşlılara emanet edilirken bir yandan da 65 yaşını geçenlere bunak muamelesi yapılıyor. 65 yaşını geçip de tam teşekküllü heyet raporu almayanların tapu ve noter işleri yapılmıyor.

Tapu devir işlemlerinde 65 yaş ve üzeri kişiler için istenen sağlık raporuna sıkıdenetim getirildi. Son aylarda sıklaştırılan uygulamalara göre raporlar tam teşekküllü devlet hastanalerinden 'heyet raporu' olarak isteniyor. Vatandaşların bu durumdan büyük rahatsızlık duydukları belirtilirken, ilçesinde veya ilinde tam teşekküllü devlet hastanesi bulunmayanların en yakın komşu il veya ilçeye gitmek zorunda kaldıkları ifade ediliyor. DYP Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, daha önce ilçedeki dispanser veya hastaneden sağlık raporları alınabildiğini; fakat son zamanlarda bunun değiştirildiğini ifade ederek, "Vatandaşa zulmediyorlar." dedi.

Vatandaşlar şikayetçi

Kendisine seçim bölgesi Ankara'nın birçok ilçesinden şikâyetler geldiğini belirten Bedük, devletin bürokratik işlemlerin azaltılması yönünde uğraş vermesinin esas olduğunu vurgulayarak, "Fakat, bakıyoruz durum böyle değil. Kolay işler bile zorlaştırılıyor. Bunun en son örneği 65 yaşın üstündekilerden tapu ve noter işlemlerinde tam teşekküllü bir hastaneden heyet raporu istenmesidir. Daha önce bu heyet raporunu, bulunduğu ilçedeki devlet hastanesinden veya dispanserden alabiliyordu. Şimdi Sincan Devlet Hastanesi'nden alınan bir rapor bile geçmemektedir." dedi.

65 yaşından büyük insanların devlet yönetiminde görev aldığı bir ülkede halen vatandaşlardan sağlık raporu istenmesinin abes olduğunu ifade eden Bedük, "Bu, vatandaşa eziyettir. Zaman kaybıdır. Tapuda ve noterlerde zorunlu kılınan uygulama çağdışıdır." dedi. (Sadullah Özcan / ANKARA (cha))




Çin uçak gemisine izin yok

Çin hükümetinin Ukrayna'dan yaklaşık iki yıl önce satın aldığı HACC Varyag isimli dev geminin İstanbul Boğazı'ndan geçmesine izin verilmedi.

Başbakan Bülent Ecevit, Çin ile aramızdaki iyi ilişkilerin zedelenmemesi için Başbakanlık'ta ilgili kurumların en üst düzey yetkilileriyle bir araya geldi. Yaklaşık bir buçuk saat süren toplantı sonunda Başbakan Ecevit, "Çin ile ilişkilerimizin bozulmamasını temenni ediyorum ancak İstanbul'un güvenliği bizim için birinci önceliktir." diyerek Çin hükümetine olumsuz görüş belirtilmesi kararına vardı. Kararın resmi yazısı Dışişleri Bakanlığı kanalıyla Çin Büyükelçiliği'ne, Denizcilik Müsteşarlığı kanalıyla da Ukraynalı üretici firmaya iletildi. Geminin boğazdan geçişi daha önce de üç kez engellenmişti. Ancak Çin hükümeti çok ucuza malettiği %67'si tamamlanmış olan geminin boğazlardan geçirilmesi için görüşmelerini sürdürüyordu.

Geminin geçmesine izin verilmesi halinde İstanbul tarihinin en büyük deniz riskiyle karşı karşıya kalacaktı. Başbakanlıktaki toplantıya, Bülent Ecevit, Bakan Ramazan Mirzaoğlu, Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Dışişleri Müsteşarı Faruk Loğoğlu ile askeri yetkililer katıldılar. Toplantıda daha önce gazetemizde yer alan Başbakanlık uzmanlarınca hazırlanmış görüş mercek altına alındı. (Salih Boztaş / ANKARA (cha))




'Haber yüzünden işten atıldım'

Orman Mühendisleri Odası, '21 Mart Dünya Ormancılık Günü' nedeniyle bir basın toplantısı düzenledi.

Kanal D Özel Haber Ekibinden Mine Özlek, toplantıda, orman yağmasıyla ilgili yaptığı araştırmadan dolayı işinden olduğunu ağlayarak anlattı.

Daha önce Arena ekibinde olan Mine Özlek, gözyaşları içinde başından geçen olayları şöyle dile getirdi: "2,5 ay konu üzerinde çalıştım. Habere veto geldi. Kimden geldiğini sorduğumda patrondan olduğunu söylediler. Daha sonra öğrendim ki Kemer Country'nin sahibiyle, yayın grubunda ilişkileri olanlar var. Hem de çok üst düzeyde. Bakan Nami Çağan, bana haberimden dolayı çok sıkıntı çektiğini söyledi. Gazetecilik, habere gelip, bunu editöre teslim etmek midir? Ciddi bir kartel medyasıyla karşı karşıyayız. Her gazeteci meslek onurunu sorgulamalı. 10 bin dolar maaş alan arkadaşlarımız var. İki yıl Kanada'da gazetecilik yaptım. Bu kadar maaş alanı orda bile görmedim. Bu olaylardan dolayı geceleri gözüme uyku girmiyor."

Kemer Country kıyağı mı?

Orman Mühendisleri Odası Marmara Bölge Başkanı Prof. Dr. Kadir Erdin ise Kemerburgaz'da turizm yasasına göre sahiplendiği orman arazisinde amaç dışı faaliyet gösteren Kemer Country'nin yapılan inceleme sonucunda tahsisinin iptal edildiğini; ancak iptal kararından vazgeçildiğini söyledi. Prof. Dr. Erdin, "Hangi güç etkili oldu ki bir hafta içinde iptal edilen tahsis bir hafta sonra ihya edildi." diye sordu. (Gürhan Savgı / İSTANBUL (cha))




Damme'den sevgi ifadesi

Ünlü aktör Jean Claude Van Damme, İstanbul'da kaldığı otelin panolarına Türkiye'ye sevgisini ifade eden yazılar yazdı.

İstanbul Princess Oteli'nin sağlık ve spor merkezinde basın mensuplarına poz veren Van Damme, salonda bulunan bir panoya kendi karikatürünü çizip üstüne de "Viva Turkey, I love" yazdı. Ardından otelin bir üst katına çıkan Van Damme, buradaki oyun salonunda bulunan panoya da İngilizce olarak "Güzel halkın için teşekkürler Türkiye" diye yazdı. Van Damme, bir gazetecinin sorusu üzerine, bu yılki Oscar ödülü için favorisinin Russel Crowe olduğunu söyledi.




Çocuk hükümeti kuruldu

Çocuk merkezli çalışmalar yapan sivil toplum örgütlerince, Türkiye'nin ilk "Çocuk Hakları Koalisyonu" kuruldu.

Türkiye'nin ilk çocuk hükümeti olarak da nitelendirilen koalisyon, ülkede ve uluslararası düzeyde yapılacak çocuk merkezli çalışmalarda işbirliği ve iletişimi sağlamak amacıyla çocuk gündemini belirleyecek programlar gerçekleştirecek. İlk koalisyon, 7 koordinatörlük, 1 genel koordinatör, 2'şer çocuk ile yetişkin sözcüden oluşacak ve 1 Nisan–31 Aralık 2001 tarihleri arasında görev yapacak. Koalisyonda, aralarında İstanbul Büyükşehir Belediyesi İstanbul Çocuk Meclisi, İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi, Anne Çocuk Eğitimi Vakfı (AÇEV), İstanbul Tabip Odası Çocuk Hakları Komisyonu, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı'nın da (TEGV) bulunduğu çok sayıda kuruluş yer alıyor.




İlk kadın havacı vefat etti

Atatürk'ün manevi kızı Türkiye'nin ilk kadın havacısı Sabiha Gökçen, doğum gününden 1 gün sonra kalp ve solunum durması sonucu, Ankara'da vefat etti.

Hayata 88 yaşında veda eden Gökçen'in önceki gün doğum günüydü. Yaklaşık bir aydır GATA'da çeşitli rahatsızlıkları nedeniyle tedavi gören Sabiha Gökçen, en son mide kanaması geçirmiş ve beyninde pıhtı oluşmuştu.

Gökçen, 1913 yılında Bursa'da doğdu. Atatürk'ün 1925'te manevi evlat edindiği Gökçen, İstanbul Üsküdar Kız Koleji'nde öğrenim gördü. 1935'te Türk Hava Kurumu'nun Türk Kuşu Sivil Havacılık Okulu'na giren Gökçen, Ankara'da A.B. Yüksek Planörcülük brövelerini aldı. Gökçen, 7 erkek öğrenciyle birlikte Rusya'ya gönderilerek yüksek planörcülük eğitimini tamamladı.

1936 yılında Askeri Hava Okulu'na giren Gökçen, burada gördüğü özel eğitimden sonra askeri pilot oldu. 1938 yılında Balkan devletlerinin davetlisi olarak uçağı ile bir Balkan turu yapan Gökçen, daha sonra Türk Hava Kurumu Türk kuşuna başöğretmen tayin edildi. Sabiha Gökçen, 1955 yılına kadar bu görevini sürdürdü. Gökçen'in adı İstanbul Kurtköy'de yapılan havaalanına verilmişti.




Çankırı ve Afyon'da deprem

Çankırı ve Afyon'da deprem oldu. Depremlerde can ve mal kaybı olmadı. Afyon'da dün sabah saat 8.18 sıralarında 4,8 büyüklüğünde meydana gelen deprem korkuya sebep oldu.

Merkez üssü Bolvadin olduğu belirtilen deprem 12 saniye sürdü. Depremin ardından ilçede okullar tatil edildi. Can ve mal kaybının olmadığı deprem sırasında daha önce az hasarlı olan binalardaki çatlaklar gözle görülür hale geldi. Belediye deprem sonrası yaptığı anonslarla halkı sakin olmaya davet etti.Çankırı'daki deprem ise 16.02'de meydana geldi. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, depremin merkez üssünün Çankırı Orta, büyüklüğünün ise 4,3 olduğunu açıkladı. CHA




36 saat önce tesbit edilmiş

İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Berk Üstündağ, Afyon Bolvadin'deki depremi "36 saat önceden tespit ettiklerini" ileri sürdü.

Dr. Üstündağ, üzerinde çalıştıkları "Elektrostatik Kayaç Gerginlik Değişimi Projesi" kapsamında bir deprem tahmin cihazı geliştirdiklerini hatırlattı. Üstündağ, "Bolvadin depremiyle ilgili yaklaşık 36 saat önce Ege Bölgesi'ndeki tek istasyonumuz olan Pamukkale'den anomali (normaldeki değerlerden sapma) görüntüsü aldık. Bunu, civar bölgelerde orta vadede, yaklaşık 12–48 saat sürede, etkili bir deprem aktivitesi başlangıcı olarak değerlendirdik ve durumu Başbakanlık'a bildirdik." dedi.

Öte yandan, aynı projeyi yürütenlerden Yüksek Mühendis Lütfi Canyaran'ın önceki gün Başbakanlık Başdanışmanı Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp'e bir bilgi notu gönderdiği öğrenildi. Bilgi notunda şu görüşlere yer veriliyor: "20 Mart akşamı saat 19.30'da, Denizli Pamukkale Üniversitesi istasyonunda 500 birimlik bir anomali tespit edildi. Bu bize 20 Nisan 2000 tarihindeki anomaliyi hatırlatıyor. Anomaliden 37,5 saat sonra 21 Nisan 2000 tarihinde Denizli Honoz'da 5,2 büyüklüğünde deprem olmuştu. İlk 24 saat içinde 5–6 büyüklüğünde bir depremin oluşması muhtemeldir."

Bu arada 10 İTÜ'lü profesör de ortak bir açıklama yaparak depremin Sultandağ fay zonu ile Dinar fayının kesiştiği yerde olduğunu açıkladılar.




Gübre cinayeti

Konya'da gübre kuyruğunda çıkan kavgada 2 kişi öldü, 3 kişi yaralandı.

Kardeşi ve yeğeninin öldürüldüğünü duyan Mehmet Şenyüz de kalp krizi geçirince ölenlerin sayısı 3'e çıktı.

Konya'nın Çumra ilçesine bağlı İçeri Çumra beldesinde, gübre alımı için gelen pancar çiftçileri arasında, sıra yüzünden tartışma çıktı. Kavgaya dönüşen olayda, Ahmet Şenyüz (58) ile oğlu Yusuf Şenyüz (25) tabancayla öldürüldü, Niyazi İşim, Fatih İşim ve Yücel İşim yaralandı.

Kavgada kardeşi ve yeğeninin öldürüldüğünü öğrenen Mehmet Şenyüz ise geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.




Nazım'ın eşine dinî tören

Moskova'da ölen Nazım Hikmet'in eşi Vera'nın cenaze töreninin ilk kısmı yapıldı.

Dün sabah saatlerinde Tserkov Sreteniya Vladimirskoy İkonı Bojiyey Materi Kilisesi'nde Vera Tulyakova için bir dinî tören düzenlendi. Kızı Anna, akraba ve yakınlarının iştirak ettiği kilisedeki cenaze törenine Rusya–Türk İşadamları Birliği Başkanı Ali İhsan Akıskalıoğlu, şair Mustafa Öztürk ve eşi katılarak cenazenin üstüne gül bıraktılar. Kiliseden alınan cenaze daha sonra sinemacılar evine götürüldü ve orada bir vedalaşma töreni yapıldı.

Ailesinin istekleri doğrultusunda Vera, 3 Haziran 2001'de Hikmet'in 38. ölüm yıldönümünde eşinin yanına gömülecek. Nazım Hikmet Ran'ın mezarı açılacak ve eşinin külleri onun yanına gömülecek.

68 yaşındaki Vera Tulyakova, bir süreden beri kanser tedavisi görüyordu.

Mirza Çetinkaya / MOSKOVA(CHA)




Bergamalılar eylem yaptı

Bergama'dan gelen 50 kişilik bir grup, Danıştay önünde, Bergama'daki altın arama faaliyetlerinin durdurulmasına ilişkin yargı kararının uygulanması amacıyla eylem yaptı.

Sabah saatlerinde bir otobüsle Ankara'ya gelen Bergama köylüleri, Sıhhiye'de, Danıştay binası önündeki Zafer Parkı içinde toplandı. Danıştay'ın, Bergama Ovacık'ta altın madeni işletilmesinin durdurulması yönünde aldığı kararının uygulanmadığını ifade eden grup, kararın uygulanmasını istedi. Gruptaki erkekler, üstlerini çıkararak protestolarını sürdürdüler. Gruptakilerin, Danıştay'ın kararına ilişkin bir örneği de boyunlarına pankart şeklinde astıkları görüldü. (cha)




Puro'ya 11 tutuklama

Ağrı'nın Gürbulak Sınır Kapısı'ndaki "Puro Operasyonu" sonucunda gözaltına alınan 21 kişiden 11'i dün çıkarıldıkları mahkemede tutuklandılar.

Diğer 10 kişi serbest bırakıldı. Olayla ilgili olarak tutuklananların sayısı 28'e çıktı. Tutuklananlar arasında Gürbulak Sınır Kapısı Başmüdürü Ali Deveci, eski Başmüdür Ali Rıza Altınok, Gümrük Müdürü Muzaffer Kök, Gümrük Memuru Nahit Yılmaz ve Veznedar Hikmet Yılmaz'ın da bulunduğu öğrenildi. Gözaltındaki kişilerin rüşvet alıp rüşvet verme suçundan tutuklandıkları kaydedildi. (cha)




Bakanlar mahkûm oldu

Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesi, yargı kararını uygulamadıkları gerekçesiyle Milli Eğitim eski Bakanı Hikmet Uluğbay ile Bakan Metin Bostancıoğlu'nu, 600 milyon lira tazminat ödemeye mahkum etti.

Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesi, 1997–1998 yıllarında Konya Milli Eğitim Müdürü iken görevden alınan ve daha sonra yargı kararına rağmen göreve döndürülmeyen Ömer Kaya'nın, 6 milyar lira tazminat isteğini bugün görülen duruşmada değerlendirdi. Mahkeme, Bölge İdare Mahkemesi'nin yürütmeyi durdurma kararlarının uygulanmadığı gerekçesiyle Milli Eğitim eski Bakanı Hikmet Uluğbay ile Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun 600 milyon lira tazminat ödemelerini kararlaştırdı.




Mart soğuğu geldi

Türkiye bugünden itibaren Balkanlar üzerinden gelen yağışlı ve nispeten soğuk havanın etkisine giriyor.

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, bugün kıyı Ege ve Batı Akdeniz kıyıları dışında kalan tüm yurt, yarın Batı Karadeniz kıyıları, orta ve Doğu Karadeniz, İç Anadolu’nun doğusu ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri yağışlı olacak. Yağışlar kuzey ve doğu bölgelerinde etkili olacak. Yağışlı hava 25 Mart Pazar günü yurdu terk edecek. Yağışla birlikte hava sıcaklığı da kuzey kesimlerde 5—8 derece olmak üzere tüm yurtta azalacak.




Yüksekova'da eroin operasyonu

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde, 46,5 kilo saf eroin ele geçirildi. Bir ihbarı değerlendiren Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Orman Mahallesi’nde B.G’nin evine baskın düzenledi.

Yapılan aramada, evin zemin katında odunların arasına gizlenmiş 46 kilo 500 gram saf eroin bulundu. Piyasa değeri yaklaşık 1 trilyon lira olan uyuşturucu ile ilgili 5 kişi gözaltına alındı.




Bakan Türk’e Egebank sorusu

ZAMAN’ın ortaya çıkardığı Egebank’la ilgili suç duyurusunun sümenaltı edildiği yönündeki belge, Meclis gündemine geldi.

Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak, Meclis Başkanlığı’na verdiği yazılı soru önergesi ile konuyu Meclis’e taşıdı. FP'li Razaman Toprak, Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk tarafından cevaplandırılması için verdiği yazılı soru önergesinde “Devlet Bakanı Sayın Hikmet Uluğbay tarafından, Egebank AŞ hakkında, Bankalar Yeminli Murakıpları'nca düzenlenen rapor doğrultusunda 22.06.1999 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan suç duyurusu üzerine ne gibi işlemler yapılmıştır? Dosyasının akıbeti nedir?” dedi.

Sadullah Özcan/ ANKARA (Zaman)




Hastanelere yangın tedbiri

Sağlık Bakanı Osman Durmuş, hastane yangınlarının büyük bir bölümünün elektrik kontağından çıktığını belirterek, bu konuda bazı tedbirler alınacağını söyledi.

Durmuş, elektrik kablolorının özel kanallardan geçeceğini ve yataklı hastaların yangın tehlikesi yüksek olan bölümlerden ayrılacağını belirtti. Bakan Durmuş, hastanelerde yüksek voltaj kullanımı olan EKG ve benzeri tıbbi cihazların bulunduğu birimler ile yataklı hastaların bulunduğu birimlerin birbirinden ayrılacağını belirterek, yangın durumunda hasta tahliyesinin daha güvenli bir şekilde yapılacağını kaydetti.

Abdullah Dirican/ İSTANBUL (cha)




Yeşil Vadi'ye 30 gözaltı

Bursa Emniyet Müdürlüğü’nün, İstanbul DGM Başsavcılığı’nın talimatıyla arazi mafyasına yönelik başlattığı ‘Yeşil Vadi’ operasyonu sürüyor.

“Yeşil Bursa’yı mafya parsellemiş.” diyen Bursa Emniyet Müdürü Aydın Genç, “Operasyon kapsamında biri Bursa’dan 3 avukatın da aralarında bulunduğu 30’a yakın kişi gözaltına alındı. Bu sayı artabilir. Soruşturma tamamlandıktan sonra gözaltına aldığımız kişileri İstanbul DGM’ye sevk edeceğiz.” diye konuştu.

Hazine arazisinin mafya tarafından parsellendiğinin ortaya çıkarıldığını ifade eden Genç, bazı avukat ve hakimlerin de bu işlere karıştığının belirlendiğini kaydetti.




Zekeriya Beyaz'a asker ziyareti

1. Ordu Komutanı Orgeneral Necdet Timur, son günlerde bilimden çok uyguladığı başörtüsü yasağı ile gündeme gelen Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zekeriya Beyaz'ı ziyaret etti.

İlahiyat Fakültesi'ne gelen Orgeneral Timur, Dekan Beyaz ile makamında görüştü. Prof. Dr. Beyaz ve Orgeneral Timur, 1 saat süren ve gazetecilerin alınmadığı görüşmenin ardından, fakülte yerleşkesinde inşaatına devam edilen kültür binası, Atatürk büstü ve Atatürk'ün vecizelerinin yer alacağı bölümleri gezdi.

Prof. Dr. Beyaz, burada basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Orgeneral Timur'un kendisine "iade–i ziyarette" bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Esasen paşamızla bizim mesleğimiz arasında bir birlik var. Çünkü askerlik bizim geleneğimizde peygamber ocağıdır. Askerlikle bilim adamlığı arasında çok yakın ilişki vardır. O nedenle biz, sayın paşamızın şahsında tüm Silahlı Kuvvetler mensuplarına saygılarımızı sunuyoruz."

Orgeneral Timur'un yerleşkeden ayrılışı sırasında verdiği asker selamına, Prof. Dr. Beyaz da elini başına doğru yaklaştırarak karşılık verdi. Bu hareketinin "asker selamı"na benzetilmesi üzerine Beyaz, Türk milletinin bütünüyle asker olduğunu; ancak selamının "asker selamı" olarak nitelendirilemeyeceğini söyledi.

Bu arada, Rektör Prof. Dr. Yardımcı, Dekan Prof. Dr. Beyaz, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Timur ve beraberindekilerin, kültür binası inşaatına giderken erkek öğrencilerin arasından geçtikleri sırada, bazı öğrencilerin alkış tutması dikkati çekti.




Ocak'ta patlama

Kütahya'nın Tavşanlı ilçesine bağlı Doğanlar köyündeki Dağardı Krom Madeni’nde (Büyük Ocak) özel bir şirket tarafından işletilen krom madeninde meydana gelen grizu patlamasında 7 işçi yaralandı.

Dün saat 15.30 sıralarında meydana gelen olayda yaralanan işçiler Tavşanlı SSK Hastanesi’ne kaldırıldı. 1940 yılında devlet tarafından kapatılan maden ocağının 10 aydır yeniden faaliyete geçirilmesi için çalışıldığı öğrenildi. İkinci derece yanık tespit edilen yaralı işçiler şunlar: ''Ramazan Aydın, Fikret Can, Ramazan Demir, Orhan Cengiz, Seyfullah Uçar, Bayram Aybel, Kamil Akkuş." NURULLAH GÜNEŞ/TAVŞANLI (cha)



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.