GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

23/03/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Sağlık

Otomobil 

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



 


Gürüz'ün şeceresi

Bu şecere konusuna medyanın aşırı merakı vardı. Kemal Derviş'in dedelerini bulup çıkardılar. Ardından BDDK Başkanı Engin Akçakoca'nın soyağacı açıklandı. Hayret; ikisi de Osmanlı'nın meşhur isimlerine kadar uzanıyordu. Gazeteler, ikisinin de Osmanlılardan gelme olduğunu yazdılar. Sanki uzaydan gelmeleri bekleniyormuş gibi. Bu sırada Kemal Gürüz başka bir tartışmanın ortasına küt diye düştü. Acaba onun da soyağacını merak edenler çıkar mı diye düşündük. Görebildiğimiz kadarıyla çıkmadı. Gürüz'le alakalı enteresan bir noktayı anlatmışlardı. Gazetecilere, "Benimle alakalı istediğinizi yazın. Sadece aileme dokunmayın!" dediği söyleniyordu. Bundan kastettiği acaba ne olabilirdi? Soyağacı da dokunulmasını istemediği konulardan mıydı? İşte orayı tam olarak bilemiyoruz.

Aslına bakarsanız, biz herkesin ne yaptığıyla ilgileniyoruz. Ne Kemal Derviş'in dedesi hakkında yazılanlar, ne de Kemal Gürüz'ün dedesiyle alakalı bilgiler, iddialar ilgimizi çekmiyor. Başkalarının soyu- sopu kendilerini ve dedikoducuları ilgilendirir. O yüzden "Bunlar Girit'ten gelmiş... Dedesi de aslında papazmış!" gibi söylentilere kulaklarımızı tıkıyor ve yaptıklarına bakıyoruz.

Sizin de öyle yapmanızı tavsiye ederiz.




Fişçiler nerede?

Haberlere bakılırsa Türkiye'nin büyük bir bölümü fişlenmiş durumda. Bir yandan da cinayetler, hırsızlıklar, banka soygunları, molotofkokteylleri, hortumlamalar, arpalıklarda otlanmalar bütün hızıyla devam ediyor. Gece yarısı mahalle aralarında silah seslerinden geçilmiyor. Bir tuğgenerale suikast teşebbüsünde bulunuluyor, failler ortada yok.

Fişçiler, yanlışlıkla suçlular yerine masumları mı kayıtlara geçiriyorlar acaba? Yoksa suçluların sayısı daha fazla olduğu için, daha kolay olur diye mi bu yolu seçiyorlar? Ya da gerçek suçlulara güçleri yetmediği için, diş geçirebildiklerini mi suçluyorlar? Son bir şüphe daha, fişçilerin kendisi de suçlu olmasın sakın!




Alo tasarrufu

Meclis harcamalarında tasarruf sağlamak amacıyla telefon görüşmelerine kısıtlama getirildi. Bundan böyle, şehiriçi, şehirlerarası ve uluslararası görüşmelere açık telefonlar, özel işlerde kullanılmayacakmış. Zorunlu sebeplerden yapılacak özel görüşmelerin bedeli de kullanandan tahsil edilecekmiş.

Peki ya, telefonun özel mi resmi mi olduğunu, ya da zorunlu mu keyfi mi olduğunu nasıl anlayacaksınız? Sadece iki ihtimal var. Ya telefonu kullanan kişinin vicdanına bırakacaksınız ya da 'gizli kulaklar'ı devreye sokacaksınız. Arka arkaya yaşanan yolsuzluklar gösteriyor ki, bu vicdan işi biraz yaş. Neredeyse bütün telefonların dinlendiği esprileri pek espri gibi değilmiş demek ki!




Kazık soru

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, Giresun'da bir açılıştaydı. Tören sırasında bir SSK emeklisi bayan bir soru sordu:

– Emekli maaşları niye gecikiyor?

Okuyan'ın cevabı ise aynen şöyleydi:

– Bana çok kazık soru sordunuz.

Tabii canım, bu hükümetin sınıfta kalmasının tek müsebbibi biziz zaten. Hep böyle kazık sorular soruyoruz, onlar da bilemeyince sınıfta bırakıyoruz.




Hallüs mallüs

Tansu Çiller, halüsinasyon kelimesini telaffuz etmek için 7 defa teşebbüs etmiş ama söyleyememişti. Olay gazetelerde 'gaf' diye verildi. DYP'nin internetteki sayfasında ise konuya başka bir bakış açısı getiriliyor.

Gaf ile dil sürçmesi arasında dağlar kadar fark olduğu belirtilip, "Çiller'inki gaf değil, dil sürçmesidir. Asıl gaf, ekonomi iyi deyip 10 yıl sonrasını görebildiklerini iddia edenlerin sabah uyandıklarında karşılaştıkları devalüasyondur." deniliyor. Doğru söz.

Öte yandan, bir başka haber çarptı gözümüze. "TDK bu olaydan sonra 'halüsinasyon' kelimesini gündemine aldı, Türkçe karşılığını bulacaklar." diyordu. Zaten var, öztürkçede halüsinasyonun karşılığı 'sanrı'dır.

Sanırım haberi veren gazete bunu atlamış. Yok haber doğruysa, buna başka bir kelime uydurulmaya çalışılıyorsa; bilsinler ki Çiller, halüsinasyonu 7 defa da söyleyemediyse, yeni kelimeyi daha zor söyler.




Çiftlik

Adalet Bakanlığı yetkilileri yarı açık cezaevleri ile tarım cezaevlerinde devekuşu ve hindi yetiştirilmesi için çalışma başlattıklarını söylediler. Bu kurumlar çiftlik haline getirilecekmiş.

Birçok kurumun zaten çiftliğe dönüşmüş ve vatandaşa hiçbir faydası olmadan sadece birkaç kalburüstüye üretim yaptığı düşünülürse, bu çiftlikler aslında hiç fena fikir değil. Hiç olmazsa açık açık üstünde 'çiftlik' diye yazacak.




Mausla oynamak hayvan haklarına aykırı mı acaba?

Made in Erkan Çıplak



s.karakis@zaman.com.tr         h.sutay@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.