Hortumcu-tetikçi kavgası
Yeni Şafak Gazetesi ile Sabah Gazetesi arasında bir süredir devam eden polemik, dünkü yayınlarla iyice şiddetlendi. Tüm batık bankaların yöneticileri adalet karşısında hesap verirken, Etibank'ın sahipleri Dinç Bilgin ve yakınlarının neden elini kolunu sallaya sallaya dolaştığı yönünde haberler yapan Yeni Şafak'a cevap veren Sabah, Mehmet Barlas, Nazlı Ilıcak ve Fehmi Koru'yu, Albayrak Grubu'nun tetikçiliğini yapmakla suçladı.
Yeni Şafak ise dün Etibank'ın eski yönetimini zor durumda bırakacak bir belge yayınladı. İstanbul DGM Savcısı Ercan Cengiz'in hazırladığı Etibank yönetimi ile ilgili iade talepnamesinde, "Etibank AŞ'nin genel müdürlüğünü yapan, aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan Şükrü Karahasanoğlu'nun, bankanın hakim hissedarı ve yönetim kurulu başkanı Dinç Bilgin ile diğer yöneticileri Zafer Mutlu, Zeki Ünal, Vural Beyazıt, Ercan Arıklı, İsmail Hakkı Karakaya ve Ayşe Hande Güven ile teşekkül oluşturarak, fiilleri ile banka kaynaklarını banka hakim hissedarı Dinç Bilgin grubu firmalarına aktarılmasına katkıda bulunmuştur." deniliyor.
Sabah'ta yer alan Dinç Bilgin'in Etibank'ta oluşan zararı karşılayacağı ve borçlarını temizlemesiyle ilgili olumlu gelişmeler olduğu haberlerine ise Cengiz'in talepnamesinde şöyle cevap veriliyor: "Bankalar Kanunu'nun 3. fıkrasının son cümlesinde yer alan 'zararın koğuşturma yapılmadan önce tamamıyla ödenmiş olması halinde cezaların yarısı... indirilir' hükmü açıkça, failin zimmete geçirdiği şeyi iade etme niyetinin bulunması halinde dahi, suç ortadan kalkmayacak, sadece zimmet suçu nedeniyle uygulanacak ceza miktarı indirilecektir."
Yeni Şafak bu belgeden yola çıkarak Dinç Bilgin ve çevresi için 'Başları belada' başlığını uygun görürken, Sabah ise dünkü haberinde 'hortumcunun tetikçileri' başlığını kullandı. Bir süredir Yeni Şafak'ı kontrol eden Albayrak Grubu aleyhinde yayın yapan Sabah'ın kullandığı argümanlar da ilginç. Etibank'ı hortumlamakla suçlanan Sabah yöneticileri, Albayrak'ları İstanbul'u hortumlamakla suçluyor. Zafer ÖZCAN / İstanbul
Mehmet Barlas: Özür diliyorum!
"Sabah'ın açıklamasını okuyunca onlardan özür dileme gereğini hissediyorum. Meğer bütün bu yapılanlar laikliği savunmak için yapılmış! Etibank'ın boşaltılması, Halkbank'tan alınan kredilerle Londra'da, New York'ta katlar, yatlar alınması hep laiklik mücadelesinin gereği imiş! Dinç Bilgin'in çeşitli dönemlerde işbirliği yaptığı herkesin hapiste olması, laiklik mücadelesi sırasında verilen zaiyatı ifade ediyormuş. Sabah'tan özür diliyorum! Dinç Bilgin ve Zafer Mutlu'ya devlet üstün hizmet madalyası verilmelidir!
Mengi dengeyi kaybetti!
Sabah'ın başyazarı Güngör Mengi'nin dünkü yazısı Türkiye'de 'laiklik ve irticanın' bazı olay ve ilişkilerin kılıfı gibi kullanıldığı yönündeki iddiaları doğrulayan donelerle çıktı. Mengi, Yeni Şafak'ın Etibank'la ilgili haberlerinin amacını, "Cumhuriyet değerlerini savunan SABAH'ın, yalan ve iftira kampanyası ile yok edilmesidir." diye tanımladı. Mengi, bu konuda kalem oynatan yazarları –akıl almaz bir şekilde– vahşi terör örgütü lideri Hasan Sabbah'ın uyuşturucu müptelası fedailerine benzetti... Bu kadarına da pes doğrusu!
Alıntı - YÖK ve Fatih Üniversitesi
Yüksek Öğretim Komiserliği'nin son uygulaması Fatih Üniversitesi'nin (FÜ) fiilen kapatılmasıdır; yeni öğrenci alınmamasının anlamı bu... Bilimde kurumlaşma, devamlılık ve akademik hürriyet esastır. Türk üniversite hayatında ise vahim bir hastalık vardır: Siyasi gerekçelerle "öğretim üyesi tasfiyeleri!" YÖK buna yeni bir faciayı ekledi: Üniversiteyi kapatarak hem öğretim üyelerini, hem öğrencileri tasfiye etmek!
Gerekçe ne?
Vakıfça tahsis edilen mal varlığı, üniversiteye devredilmemiş! YÖK böyle diyor ama, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün 6 Ocak 2000 tarih ve 323 sayılı yazısında "tahsis"in yeterli olduğu belirtiliyor.
YÖK'ten onay almadan araştırma birimleri ve bir hastane açılmış vs...
YÖK'ün iddialarının belgeleri YÖK üyelerine bile gösterilmediği gibi, FÜ Rektörlüğü tarafından da yalanlanmıştır.
Belli ki, FÜ için önceden "siyaseten katl" kararı verilmiş, şimdi infazı yapılmaktadır.
İRTİCA ile mücadele, 28 Şubat'tan beri bir "göze girme" yolu oldu!
Cumhuriyet'i 75. yılında tehlikeye düşürecek çapta bir irtica varsa, herkesten önce YÖK'ün bu konuda sosyal bilimsel bir araştırma yapması ve ilgililere "brifing" vermesi gerekmez miydi?!
Hayır, YÖK brifing vermemiş, YÖK'e brifing verilmiştir...
Gürüz "FÜ'nün binaları çok güzelmiş" demiş! Binaların da kökü kazınmalı! Merkezi sınavla FÜ'ye girmiş binlerce öğrencinin hayatını mahvettiniz, binaları yıkmak bunun yanında hiç kalır!
Taha Akyol - Milliyet
|