Gürüz ve ulusal tiyatro!
Ülkemiz yediyüzseksen bin kilometrekarelik alana sahip bir tiyatro. Her tiyatroda olduğu gibi bu tiyatronun da sahnesi, perdesi, perde arkası, ses düzeni, ışıklandırması, havalandırması, koltukları, oyuncuları, protokol ve vasıfsız olarak ayrılan seyirci yerleri, numaracıları vs. var.
Diğer tiyatrolardan farkı ise çok yoğun çalışması. Değil her hafta veya her gün, her saat bir oyun sahneye konup oynanıyor ve seyirciler sahnelenen bütün oyunları sadece seyretmek değil, aynı zamanda benimsemek mecburiyetinde.
İmtiyazlı bazıları tabii ki bu binanın sıkıcılığından kurtulmak için akşamlarını, gecelerini başka eğlence yerlerinde geçiriyor, kahvaltılarını başka mekanlarda yapabiliyorlar.
Ancak yüzde doksan dokuz itibariyle sakinler imkandan yoksun. Her şeyiyle kendilerini adadıkları bu binada oyunlardan sıkılsalar da, temcid pilavı gibi önlerine sürülen bazı sahnelerle rencide edilseler de, oyun sırasında veya arada cepleri boşaltılsa da, kılık kıyafetleriyle alay konusu olsalar da, sövülse—dövülseler de onlar yine bu tiyatroyu terk etme niyetinde değiller. Çünkü her haliyle salonlarını çok seviyorlar.
Bu arada oldukça garip davranışlar da oluyor; seyircilerin sağlık ve sükunu için her şeyini feda edenleri, perde arkasından bütün seyircilerin her anını kollayan zevat ‘salon ışıklarından daha fazla aydınlık saçıyorlar’ paranoyasıyla bu muhterem insanları mercek altına alabiliyor ve bazı insanları bu mekanda istemeyebiliyorlar. İşte o zaman bu kutup insanlar salonu terk edip başka diyarlarda gönüllere ışık olmaktan başka yapacak bir şey bulamıyor.
Seyirciler hep sahne ile meşgul oluyor. Oyunu sahneye koyan, perde arkası ile ilgilenen pek olmadığı gibi, sahne gerisi o kadar karmaşık ve girift dehlizler ve bağlantılarla dolu ki yol yordam bulmak her babayiğidin kârı da değil. Farkında olmadan birileri merak edip de perdeyi aralamaya kalktığında ya salonunu küf kokan en havasız yerlerine konuyor yahut da salondan atılıyor.
Ancak sahne hiçbir zaman boş bırakılmıyor. Rollerini çok iyi oynayan ve perde arkasındaki kaynaktan güç alan oyuncular, her saat seyircinin tabiri caizse anasını ağlatıyor.
Seyirci ise onlara acımak yerine kızıyor. Halbuki bunlar zavallı, bunlar rollerini iyi oynamak zorunda. Bilmem anlatabildim mi? Şimdi ortaya konan son oyun ve baş aktörü hakkında bir günde aldığım 693 e—mail’den bir kısmını özetleyerek sizlere sunuyorum.
Piyesin adı: Gürüz ve Fatih
Baş aktör: Kemal Gürüz
Oyun hakkında seyircilerin görüşleri ekte.
Diğer bilgileri ise siz zaten biliyorsunuz...
...
YÖK’ün Fatih Üniversitesi ile ilgili kararını son derece adaletsiz, gerici, önyargılı ve ülke menfaatlerine zararlı buluyorum. Bu kararın iptali hususunda herkesi göreve çağırıyorum.
Hakan Aras / Cape Town
Doktoramı yeni aldım. Ülkeme hizmet etmek istiyorum. Yurtdışında kalmaktan dolayı gönlüm rahat değil. Ama bunun bana kesinlikle en doğru karar olduğunu düşündürten zihniyete kızmaktan ve bir an önce bu makamlardan uzaklaşmalarını dilemekten öte bir şey yapamıyorum. Üzgünüm...
Emre Aydın /ABD
Fatih Üniversitesi’ne yönelik haksız ve hukuk dışı uygulamalar karşısında herkesi duyarlı olmaya çağırıyorum.
Avni Kaya / Almanya
Türkiye’nin çağdaşlaşmasının ve modernleşmesinin karşısındaki en büyük engellerden biri, Kemal Gürüz'ün hukuk dışı, ideolojik uygulamalarıdır. İnsaf sahiplerini bu çağdışı uygulamayı durdurma konusunda harekete geçmeye davet ediyorum.
Abdurrahman Işık / Türkmenistan
Gurbetten vatanımızın halini bazen gülerek bazen üzülerek izliyoruz. En son ekonomik kriz ise sizler gibi bizleri de üzdü. Bu yetmiyormuş gibi Fatih Üniversitesi gibi güzide bir üniversite hakkında haksız ve taraflı olduğuna inandığımız bir karar bizleri ayrıca yaraladı...
Ali Rıza Gürcanlı / Avustralya
YÖK’ün Fatih Üniversitesi ile ilgili vermiş olduğu kararı üzüntü ile öğrendim. Okuduğum üniversiteden birisi olayı duyacak ve bana soracak diye korkuyorum, zira hiçbir açıklama yapamayacağım. Bu kararın zaten zor dönemler yaşayan ülkemizin geleceğine bir faydası olmayacağını herkes biliyor...
Hüseyin Avni Kara / Wisconsin, ABD
Evet piyesler oynanıyor; ancak görüldüğü üzere millet olarak dünyaya rezil ediliyoruz.
|