GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

23/03/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Sağlık

Otomobil 

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Hekimoğlu İSMAİL

Tefekkür

Ekonomi ve biz

Piyasanın ihtiyacını üretilen mal karşılıyorsa buna arz ve talep eşitliği denir, piyasa dengededir. Fakir ülkelerdeki arz ve talep eşitliği önemli değil.

Petrol satıp, her türlü malı ithal eden ülkeler ekonomi prensiplerinin dışındadır.

Türkiye 1950'ye kadar arz ve talep eşitliğini koruyan fakir bir ülkeydi. 1950'den sonra yeteri kadar mal üretilmeyince ithalat arttı, o da dış ticaret açığını, dış borçları artırdı, devalüasyon, enflasyon gündeme geldi.

Tasarrufla yatırım eşitliği de dengeyi sağlar. Her para sermaye değildir. Tasarruflar yatırıma döndürülürse piyasada denge sağlanır. Döndürülmezse ithalat ile ihtiyaca cevap verilir ki sonu kötüdür. Bir de tasarruflar batırılırsa bu da felakettir.

Faizler yükseldikçe enflasyon da yükselir.

Öyle üretim yapılmalı ki hem tüketimi karşılaşın, hem de yatırıma imkan versin. Kendi yatırımını kendisi yapabilen ülkeler dış borçları azaltır veya borçlanmaz.

Eskiden milli paranın kıymeti altın ve döviz rezervleriyle ölçülürdü, şimdi üretimle ölçülüyor. İthalatı fazla olan ülkeler hiçbir zaman parasının değerini koruyamaz.

İhracatın artması için: Yatırım yapılacak, ileri teknolojiyle kaliteli mal üretilecek, dünya piyasasındaki rekabette başarılı olunacak.

İhracat yapacak insanların bilgili, kültürlü ve lisan bilmesi şarttır.

Yabancılarla ortaklıklar kurmak ihracatı kolaylaştırır.

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin harp, optik, kimya ve elektronik sanayide yatırım yapması zordur. Giyim, gıda alanında ve inşaat malzemelerinde yatırım yapmalı; ihracatta mağazalara değil, fabrikalara mal satmalı. Mesela Avrupa'da ayakkabı fabrikasına ayakkabı satabilsek, o kendi imalatını durdurur, bizden aldığı malı kendi etiketiyle satar.

İhracat dahilde malı tüketirken satın alma gücünü de artırır. Böylece üretimi teşvik eder.

Bazı kimseler kazandığı parayı değişik yerlerde harcayarak üretimini yavaşlatmış, teknolojideki gelişime ayak uyduramamış, kaliteyi düşürmüştür. Kendi suçunu örtmek için dış etkenlerden şikayetçi olmuştur.

Çin'in nüfusu bir buçuk milyara ulaştı, yüz elli milyon insanın üretimi Çin'i kalkındırıyor. Her ülkede oran hemen hemen budur. İşe yarayan insanların adedi ne kadar fazla olursa, o memleket o kadar hızla kalkınır. İşe yaramayanlar, boğazı tokluğuna yaşıyanlar kalkınmayı yavaşlatır.


h.ismail@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

16/ 02/ 2001... Apalar diyarında
22/ 02/ 2001... Finans kurumları
23/ 02/ 2001... Tasvirler de tenkit sayılabilir
01/ 03/ 2001... Ekonomik kriz
02/ 03/ 2001... Devalüasyon
03/ 03/ 2001... Fethullah Gülen ve insan hakları
09/ 03/ 2001... Ekonomik sohbetler
15/ 03/ 2001... Köprünün altından çok sular geçti
16/ 03/ 2001... Kıştan sonra...
22/ 03/ 2001... Meyhaneler ve okullar


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.