Başka Türkiye yok da başka Amerika var mı?
Patlayan son krizden Türkiye’nin kendi “iç dinamikleri” ile çıkılamayacağı anlaşıldı. O yüzden hükümet kendisinin başaramadığı, başarmaya niyeti olmadığından başaramayacağı bir işi Kemal Derviş’e havale etti.
İç dinamiklerle bu krizden çıkılamaz; çünkü zaten problemin kaynağı ekonomiye ve siyasete yön veren “iç dinamikler”in kendisi!
Hükümetin hem iç desteği hem dış desteği kalmadığı halde Kemal Derviş’in global anlamda bir desteği var!
En önemli desteğin ise Amerika olduğu anlaşılıyor.
Öyle olmasa ABD Büyükelçisi Pearson hükümet üyelerine tek tek “Derviş’e desteğiniz nedir?” diye sormaz, bu kadar da iç işlerimize karışmaz, diplomatik nezaket dışına çıkmazdı.
Amerika’nın Kemal Derviş’e desteği hükümete desteği anlamına gelmiyor!
Aslında hem Mesut Yılmaz’ın hem de Devlet Bahçeli’nin “Kemal Derviş olayı”ndan son derece rahatsız oldukları halde Amerikan elçisine “Derviş’e desteğimiz yüzde 99 değil, yüzde yüz.” deyip arkasından da “Şüpheniz mi var onu biz, yani hükümet çağırdı.” demesi evlere şenlikti!
Türkiye’de gerek hükümette gerekse halk arasında “Türkiye batarsa Amerika kurtarır” anlayışında olanların sayısı gittikçe artıyor.
Bu durum gayet normal. Çünkü bu anlayış Türkiye’nin Amerika’nın stratejik müttefiki olmasından ve Amerikalıların “Türkiye’yi Türklere bırakılmayacak kadar önemli” görmesinden kaynaklanıyor. Böyle bir düşünce Amerika açısından normal de, diğer taraf açısından pek de “onursuz” bir bekleyiş oluyor!
Hükümet Başkanı’nın “Haydi artık nerede müttefiklerimiz para vereceklerse versinler” nevinden sözler sarf etmesi de son günlerin en dramatik beyanlarındandı. New York Times’ın “Amerika Türkiye’de kimseye güvenmediğinden Türk ekonomisinde inisiyatifi ele geçirmeye karar verdi” nevinden yazıları, bu dramatik olduğu kadar da trajikomik beyanlara diplomatik bir lisanla verilmiş cevap olmalı.
Sadece Amerika’da değil, Fransa’nın saygın gazeteleri de Türk ekonomisinin içinde bulunduğu durumdan kendisinin kurtulamayacağını, son tahlilde Amerika’nın mutlaka yardım edeceğini yazıyor. Le Monde, ABD’nin jeo—stratejik açıdan çok önemli dostu olan Türkiye’nin ekonomik açıdan zor duruma düşmemesi için gerekli çabayı gösterdiğini yazdı.
Kemal Derviş’in başarılı olup olmaması elbette Amerika’nın vereceği desteğe bağlı! Ama tekrarlamakta fayda var, Kemal Derviş’in başarılı olması hükümetin başarılı olması anlamına gelmeyeceği gibi, Amerika’nın Kemal Derviş’e desteği de hükümete desteği anlamına gelmiyor. Dolayısı ile ANAP ve MHP “Ya başarılı olursa” kaygısında haklı.
Öyle veya böyle “başarı” herkese yazar da, unutmayalım: “Başka Türkiye olmadığı” gibi “başka Amerika da yok.”
n.gonultas@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
18/
02/
2001...
Diyalog köprülerini "Resmi Türkiye" bombalıyor!
20/
02/
2001...
İki büyük hata, iki büyük fatura
21/
02/
2001...
Diyalog!
23/
02/
2001...
Para yok, ağlamak da yok!
24/
02/
2001...
Bob Marley ve okuyuculardan özür dilerim!
28/
02/
2001...
Basın birinci güç, yolsuzluk birinci tehdit!
14/
03/
2001...
Yerel yayın kuruluşları MUYAP tarafından soyulmak isteniyor!
16/
03/
2001...
Ne kadar da şanslıyız ülkemizde herkes milyoner!
18/
03/
2001...
Gürüz'ü Harvard'a temizlikçi bile yapmazlar!
21/
03/
2001...
Gemi batıyor, onlar altınları kurtarmaya çalışıyorlar
|