GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

24/03/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Sağlık

Otomobil 

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Faruk MERCAN

Gazi Erçel: Yiğit, uçakta Çakıcı'yı anlattı

21 Şubat 2001 günü yaşanan ekonomik krizden sonra Merkez Bankası Başkanlığı görevinden istifa eden Süleyman Gazi Erçel, görevi bırakır bırakmaz, Başbakan Bülent Ecevit'in onayıyla bir suç duyurusuna muhatap oldu.

Başbakanlık Teftiş Kurulu, Türk Ticaret Bankası (Türkbank) ihalesinde yaşanan olaylar için iki yıl süren araştırma ve soruşturma sonucunda Merkez Bankası Başkanı Süleyman Gazi Erçel'in "görevi ihmal" suçundan yargılanması gerektiği sonucuna varmış. Gazi Erçel'e yöneltilen suçlamanın özü şu: Tam da Türkbank ihalesinin son turunun yapıldığı 4 Ağustos 1998 günü Emniyet İstihbarat Dairesi'nden, kendisine gelen uyarı yazısını dikkate almadı. Böylece Korkmaz Yiğit o gün Türkbank ihalesini kazanmış oldu.

'Yazı, altı saat sonra geldi' gerekçesi

Gazi Erçel, Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun soruşturması sürerken, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Aykut Cengiz Engin'e 3 Aralık 1998 günü beş sayfalık bir ifade verip kendisini savunmuş. Bu ifadesinde, Türkbank ihalesini kazanan Korkmaz Yiğit'le yaptığı görüşmeleri de anlatmış.

Erçel, Emniyet İstihbaratı'ndan gelen uyarı yazısını nasıl olup da dikkate almadığını şöyle anlatmış:

"Bu ihale yapılmadan önce Sabah ve Hürriyet gazetesinde yer alan bazı haberlerde Alaattin Çakıcı'nın adamlarının lav silahları ile yakalandığı ve Alaattin Çakıcı'nın Türk Ticaret Bankası'nın satışı ile ilgisinin bu haberde belirtilmesi üzerine biz işin ayrıntılarını öğrenmek maksadıyla 24 Haziran 1998 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü'ne bir yazı yazarak bu konunun tahkikini istedik. Bu yazımıza cevap ancak 4 Ağustos 1998 tarihinde ihale yapıldıktan 6 saat sonra Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na gelmiş. (Merkez Bankası'nın, Hazine'ye devredilen bankaları yöneten birimi). Oradaki arkadaşlarım yazıyı bana getirerek beni bilgilendirdiler. Yazı içeriğinde de görüleceği üzere bu yazının 3 Ağustos 1998 tarihi itibariyle ilgili bütün yetkililere ulaştırılmış olduğu ve aynı zamanda da Başbakanlık makamına da bilgi verilmiş olduğu şeklindeydi. Bunun yanı sıra bizim ihalemiz tamamlanmış, keyfiyet Hazine'ye intikal ettirilmişti. Bu itibarla biz bu yazıyı ayrıca bu makamlara bildirmedik. Çünkü yukarıda da ifade ettiğim gibi yazı içeriğinde zaten yetkili makamlara intikal ettirildiği belirtiliyordu. Biz o nedenle ayrıca gönderme gereğini duymadık. Zaten henüz ihale kesinleşmemiş, Hazinece uygulanması gereken prosedür devam ettiriliyordu. Onların bu yazıyı dikkate alacaklarını tahmin ettik. Ancak sonradan öğrendiğime göre bu yazı çeşitli kademelerde kalmış ve asıl yetkililer dikkat etmemiş..."

Gazi Erçel, savcılık ifadesinde Türkbank ihalesi sürecinde, işadamı Korkmaz Yiğit'le yaptığı görüşmeleri ise şöyle anlatıyor:

"Korkmaz Yiğit'i ben önceki tarihlerde bir düğün merasiminde görmüştüm. Ondan sonra da yurtdışına bir seyahatim sırasında uçak yolculuğunda tesadüfen bir arada bulunmuştuk. Bu yolculuk sırasında bana Fransa'dan bir banka satın almak işiyle ilgilendiğini ve bu konudaki kanaatimi ve teknik bilgilerimi sordu. Ben Fransa'daki bir bankanın satış prosedürü ile ilgili kısa bilgiler verdikten sonra o tarihlerde satış işlemlerine başlayacağımız Türk Ticaret Bankası'nın alınmasının Fransa'daki bir bankanın satın alınmasından daha kolay işlemleri olduğunu söyledim. Kendisi bu konuyu enteresan buldu ve Alaattin Çakıcı'nın da bu konu ile ilgili olduğunu söyledi. Ben kendisine iddia edildiği gibi 'Maalesef' şeklinde herhangi bir kelime sarf etmedim. Ancak onun bu sözü karşısında, ben devletim, böyle konular bizim bu işlemlerimize hiçbir etki sağlamaz, dedim."

Yiğit'le fiyat konuştu mu?

Gazi Erçel'in anlatımına göre, bu uçak seyahatinden sonra Yiğit, Ankara'ya gidip Merkez Bankası'ndaki makamında kendisini ziyaret ediyor. Yiğit, bu görüşmede Gazi Erçel'le bankanın fiyatı üzerinde görüşme yaptığını öne sürmüştü; ancak Gazi Erçel bu iddiayı reddediyor:

"Görüşme çerçevesinde ben kendim bu bankanın 400 milyon dolardan aşağıda satılamayacağını ifade ettim. Zaten ben bu görüşümü sadece Korkmaz Yiğit'e değil, gerek konu ile ilgili üst makamlarıma, gerekse ihale ile ilgili herkese söylüyordum... Özel olarak kendisiyle herhangi bir rakam hususunda görüşme yapmadım. Zaten böyle bir görüşme ve teklifte bulunmama da imkan yoktur. Zira açık olarak yapılan bir ihalede, ihalenin hangi rakamla sonuçlanacağını bilmeye de imkan yoktur..."

Korkmaz Yiğit, işadamı Kamuran Çörtük'ün kendisine şu sözleri söylediğini de ileri sürmüştü: "Başbakan (Mesut Yılmaz) benim yanımda Gazi Erçel'i aradı ve 'Bu çocuğu fazla hırpalamamalıyız, bu işi 370-380 milyon dolara bitirmeliyiz.' dedi." Gazi Erçel bu iddiayı da reddediyor: "Sayın Başbakan kesinlikle bana böyle bir telefon etmemiş ve Korkmaz Yiğit'in iddia ettiği şekilde herhangi bir konuşma yapmamış ve teklifte bulunmamıştır... Sayın Başbakan Türk Ticaret Bankası'nın satış ihalesi konusunda bana bir defa telefon açtı ve bu telefon görüşmesinde de bana Türk Ticaret Bankası'nı kaç liraya vermeyi düşündüğümüzü sordu..."

Emniyet

istihbaratının o yazısı

Erçel'in gereğini yapmamakla suçlandığı "çok gizli" damgasını taşıyan 4 Ağustos 1998 tarihli Emniyet Genel Müdürlüğü yazısında şöyle denilmekteydi:

"Türk Ticaret Bankası AŞ'nin satış ihalesiyle ilgili olarak, ilgi yazınızda ismi geçen firmaların, halen yurtdışında bulunan ve aranır durumdaki organize suç liderleri ve elemanları tarafından tehdit edildikleri, ihalenin söz konusu firma sahiplerinden olan Korkmaz Yiğit lehine sonuçlanması için diğer firmaların ihaleye katılmak şartıyla herhangi bir artırımda bulunmamaları yönünde baskıya maruz kaldıkları, bununla birlikte; ismi geçen firma sahiplerinin bazı organize suç liderleri ile de ilişki içerisinde oldukları yönünde istihbari bilgiler elde edilmiş olup, bu bilgiler Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı'nca 03.08.1998 tarihinde ilgili bütün yetkililere bildirilmiştir. Gereğini bilgilerinize arz ve rica ederim."

Emniyet, daha önce Başbakanlık'a bilgi vermiş olmasına rağmen Merkez Bankası'na gönderilen bu yazının bir örneğini aynı gün Başbakanlık'a da gönderdi. Ancak bu yazı Başbakanlık'ta kayboldu. Dönemin başbakanı Mesut Yılmaz, yazının kozmik daireye girmeden kaybolduğunu açıklamış ve soruşturma açtırmıştı. Soruşturma sonucunda yazının Başbakanlık'a geldiğine dair kayıt bulunmasına karşılık kendisi bulunamamıştı.


f.mercan@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

20/ 01/ 2001... Sıradan hikâyeler
27/ 01/ 2001... Onun sözleriyle iz sürülünce
03/ 02/ 2001... 18 ailenin operasyonları
10/ 02/ 2001... Bu vadinin bütün çocukları
17/ 02/ 2001... 26 Ekim 1993, yer Ankara
24/ 02/ 2001... Başımıza bu da geldi
03/ 03/ 2001... Tantan’a göre medya problemi
10/ 03/ 2001... Jandarmanın Malki dosyası (1)
11/ 03/ 2001... Jandarma'nın Malki dosyası (2)
17/ 03/ 2001... Yener Kaya'nın operasyonları


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.