Para karşılığı konuşmuş
Fethullah Gülen davasında dün tanık olarak dinlenen Serhat Özkan'ın ÇEV'den 500 milyon lira aldığı belirlendi. Duruşmada, Gülen'e gıyabi tutuklama talebi reddedildi.
Ülkemizin manevi dinamiklerinden Fethullah Gülen hakkında 'Yasadışı örgüt kurma' gerekçesiyle Ankara 2. Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde Savcı Nuh Mete Yüksel tarafından açılan davaya dün devam edildi. Duruşmaya daha önce tanık olarak gelen Eyüp Kayar'ın da katıldığı görüldü. Duruşma sürecinde tanık olarak mahkemeye çağrılan Serhat Özkan'ın yanlış, çelişkili, tutarsız ve hayali ifadeleri son derece sakin olan Mahkeme Başkanı Hüseyin Eken'i bile kızdırdı. Tanıklardan Nevzat Sarıaslan ise Merter Fatih İlköğretim Okulu'nda güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, işten ayrıldıktan sonra mesailerini alamadığını ve bu nedenle tanık olarak geldiğini belirtti. Sarıaslan'ın açıklamalarına sinirlenen Mahkeme Başkanı, "Anlattıklarının Gülen'le ilgisi ne?" diye sordu. Sarıaslan'ın ifadesi sırasında söz alan Gülen'in avukatı Abdülkadir Aksoy, Sarıaslan'ın mahkemeye gelmeden önce ÇEV yöneticisi Gülseven Yaşer ile görüşüp görüşmediğini sordu. Sarıaslan, "Evet, buraya gelmeden önce kendisiyle görüştüm." dedi. Bunun üzerine Aksoy, "Her ne hikmetse bu davada tanık olarak dinlenen herkes Yaşer'in eğitiminden ve tezgahından geçip duruşmaya gelmektedir." dedi. Aksoy'un açıklamaları esnasında iyice şaşıran tanık Sarıaslan davaya tanık olarak katılmak için Savcı Nuh Mete Yüksel ile görüştüğünü, daha sonra da ÇEV'e müracaat ettiğini belirtti.
Özkan menfaat sağlıyor
Gülen'in avukatı Orhan Erdemli söz alarak, tanık Serhat Özkan'ın, Hocanın Okulları isimli kitaptan dolayı maddi menfaat sağladığını, ayrıca bu kişilerin yazdığı kitaptan dolayı manevi tazminata mahkum edildiğini hatırlatarak, "Bu ifadeler tamamen hayal mahsulüdür ve Gülseven Yaşer ile STKB'cilerin organizasyonuyla bu ifadeler verilmiştir. Serhat Özkan'a yazdığı kitap ve açıklamalar nedeniyle üç adet çek verilmiştir. Verilen çeklerin örnekleri dosyada mevcuttur. Ayrıca bu kişiler Fatih 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce manevi tazminat cezasına da çarptırılmışlardır. Bu kitabı yazanlar müvekkilime tazminat ödemeye mahkum edilmiştir." şeklinde açıklama yaptı ve bununla ilgili belgeleri mahkeme heyetine sundu.
Özkan'a 1998 tarihli olan çekleri veren kişinin Gazanfer Uğural olduğu görüldü. Çeklerin toplam bedelinin ise 1998 itibariyle 500 milyon civarında olduğu öğrenildi. Mahkeme heyeti, Gülen'in Papa ile görüşmesinde hazır bulunan Vatikan İstanbul Temsilcisi Monsenyör George Marovitch'in tanık sıfatıyla dinlenmesini kararlaştırdı. Gıyabi tutukluluk talebini reddeden mahkeme heyeti, duruşmayı 21 Mayıs 2001'e erteledi. ANKARA (cha)
Sezer kucaklayıcı olmalı
Cumhurbaşkanı'nın başörtüsü yasağı konusundaki 'katı tutumu' vekilleri şaşırttı. MHP'li Müderrisoğlu, ''Sezer'den daha olumlu bir yaklaşım beklerdik" dedi.
"Başörtüsü yasağı"nı savunan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in katı tutumu, Meclis İnsan Hakları Komisyonu üyelerince yadırgandı. Antalya Milletvekili Osman Müderrisoğlu, "Cumhurbaşkanı, daha kucaklayıcı, güneş gibi olmalı. Herkesi aynı sıcaklıkta ısıtmalı. Daha olumlu bir yaklaşım beklerdik." dedi.
TBMM İnsan Hakları Alt Komisyonu'nun MHP, FP, DYP'li milletvekilleri Osman Müderrisoğlu, Eyüp Fatsa ve Kadir Bozkurt, ünivesitelerdeki başörtüsü yasağının sona erdirilmesi için Cumhurbaşkanı Sezer'den destek istediler. Ancak Çankaya'daki görüşmede komisyon üyeleri Sezer'den ummadıkları bir karşılık aldılar. Türbanla derslere girmenin Anayasaya ve laiklik ilkesine aykırı olduğunu savunan Cumhurbaşkanı Sezer, "Her kurumun kendine özgü kuralları vardır. Üniversitelere nasıl mayo ile gelinemiyorsa, türbanla da derslere girilemez." dedi.
Sezer kucaklayıcı olmalı
MHP Antalya Milletvekili Osman Müderrisoğlu, Sezer'in "başörtüsüne" yönelik bu soğuk tavrını beğenmediğini söyledi. Müderrisoğlu, "Cumhurbaşkanı, daha kucaklayıcı, güneş gibi olmalı. Herkesi aynı sıcaklıkta ısıtmalı. Başka kesimlere sıcak olabilir; ama başörtülülere uzak durmamalı. Bu ciddi problemi nasıl çözebiliriz diye olumlu bir yaklaşım beklerdik. Bunu yapmadı" dedi.
Sezer'in kendilerine, "Evinizde eşinizin başörtüsüne karışan var mı?" diye sorduğunu, kendilerinin de buna "Karışılmıyor; ama eşi başörtülü olduğu için hak ettiği yerlere getirilmeyen insanların varlığı da bir gerçek" karşılığını verdiklerini anlatan Müderrisoğlu, laikliğin herkesin inandığı gibi yaşamak olduğunu, Sezer'in görüşlerinin bunu değiştirmeyeceğini vurguladı.
Temaslar sürecek
Konuyla ilgili temaslarını Başbakan, Meclis Başkanı ve parti liderleri nezdinde sürdüreceklerini belirten Müderrisoğlu, kapılar yüzlerine kapansa bile işi sonuna kadar götüreceklerini bildirdi.
Prof. Dr. Mustafa Erdoğan: Sezer'e katılmıyorum
Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Mustafa Erdoğan, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in başörtüsü yasağının Anayasanın gereği olduğu yönündeki yorumuna katılmadığını söyledi. Erdoğan, üniversite öğrencilerine yönelik olarak uygulanmakta olan başörtüsü yasağının hiçbir yasal ve anayasal dayanağının olmadığını ifade etti. Başörtüsü yasağının bir yönetmelikle düzenlendiğini, bunun da bir idari işlem olduğunu belirten Prof. Dr. Mustafa Erdoğan, anayasaya göre bir idari işlemle temel hakların sınırlanmasının mümkün olmadığını kaydetti.
Erdoğan, şunları söyledi: "Yüksek Öğretim Kanunu'nun geçici 17'nci maddesi 'Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak üzere kılık kıyafet serbesttir.' diyor. Bu maddeye karşı dava açıldı. Ancak Anayasa Mahkemesi bu kanunu iptal etmedi. Şu anda yürürlükte bulunan ve öğrencilerin üniversiteye başı örtülü ya da açık olarak girmelerini yasaklayan herhangi bir hüküm bulunmamaktadır."
Zengin: Bu ateizmdir
FP Genel Başkan Yardımcısı Bahri Zengin ise Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, "bir hukuk adamı olmasına rağmen laikliğin ne anlama geldiğini henüz bilmediğini" söyledi. Zengin, laikliğin, dini düşüncelerin ve insanların dini kimlikleri ile kamusal alanda var olabilmeleri anlamına geldiğini, bunun aksi görüşlerin "ateizm" olduğunu ifade etti. ( Murat Aydın /İSTANBUL (cha))
'SEZER bizi üzdü'
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencileri, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, başörtüsünün laikliğe aykırı olduğu şeklindeki açıklamasının kendilerini üzdüğünü belirterek, "Cumhurbaşkanımızın toplumun bütün kesimlerini kucaklamasını ve özgürlüklerden yana tavır almasını beklerdik." şeklinde konuştular. İlahiyat Fakültesi öğrencileri, başörtüsü yasağını dün sembolik bir 'Esaret zinciri' ile protesto etti. Başörtülü öğrenciler okul önünde, erkek öğrenciler ise kampus bahçesinde siyah bir zincir ile esaret zinciri oluşturdular. Ellerindeki kalemlerle alkışlı protesto yapan öğrenciler daha sonra kalemlerini dekanlık binası önüne bıraktılar. Murat Toprak / İSTANBUL (cha)
DGM'de eroin dramı
İstanbul Narkotik Şube ekiplerinin sokak satıcılarına yönelik operasyonlarında Nijerya uyruklu 4 kişi ile yakalanan Arnavut göçmeni Melek Dadairşa, sevk edildiği İstanbul DGM'de sorgu sırasını beklerken eroin krizine girdi.
Melek Dadairşa (21), alıcı gibi davranan polislere 10 gram eroin satmak isterken Fatih'te yakalandı. Dadairşa'nın sorgusu sonucu, kendisine eroin temin ettiği belirlenen ve onunla birlikte olduğu öğrenilen Nijerya uyruklu Athur Enaruna ile arkadaşları James Okpako, Tone Ali Musa ve Ahapasin Muhammed de gözlem altına alındı. Şubedeki sorgularının ardından İstanbul DGM'ye sevk edilen Dadairşa ve 4 Nijeryalı, sağlık kontrolünden sonra cumhuriyet savcısı tarafından sorgulanmaya başlandı. Savcılık sorgusunu bekleyen Dadairşa, bu sırada eroin krizine girdi. Bir anda çığlıklar atan Melek, tüm vücudunun uyuşmaya başladığını söyleyerek, "Allah belanızı versin. Nasıl bulaştırdınız beni?" diye bağırdı. Önce İstanbul DGM Adli Tabipliği'nde muayene edilen Dadairşa, daha sonra polis otosunda bekletilmeye başlandı. Burada titremesi artan ve durumu kötüleşen Dadairşa, polis ekipleri tarafından başka bir araçla Şişli Etfal Hastanesi'ne kaldırıldı. Yürümekte zorluk çeken Melek, Narkotik polisinin kucağında taşıyarak bindirdiği otomobille hastaneye götürüdü.
14 yaşında babasını kaybeden Melek'in üvey babasının sık sık taciz etmesi üzerine 16 yaşındayken evden kaçtığı, bir süre sokaklarda kaldığı ve çevrenin etkisiyle önce alkolle, ardından eroinle tanıştığı bildirildi. Polisteki sorgusunda sürekli ağlayan Melek'in polislere, "Batakta kimse bana elini uzatmadı. Hep beni kullandılar." dediği öğrenildi.
Bülent Ceyhan-Ercan Gün
İSTANBUL (cha)
Yahnici: Basının esiri olduk
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen "Kriz sürgünü" konulu panelde medya tartışıldı. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen "Kriz sürgünü" konulu panelde medya tartışıldı. Panelde konuşan MHP Genel Sekreter Yardımcısı Şevket Bülent Yahnici, basının belli kişilerin eline geçtiğini belirterek, vatandaş olarak hepimizin basının esiri olduğumuzu vurguladı.
Yahnici, "Gazete patronları, sendikaya üye olan gazetecileri işten çıkararak, gazetecilerin sendikalı olmasını istemiyor." dedi.
Ahmet Tezcan ise, "Medyadaki en büyük sorun emek sorunu değil, ahlak sorunudur. Emeğimizin karşılığını bir şekilde alırız; ama kaybettiğimiz ahlakımızı geri almamız zor olur." diye konuştu.
Milliyet gazetesi köşe yazarı Atilla Özsever de, meslek hayatı boyunca 6 kere işten çıkarıldığını belirterek, medyadaki krizi kartelleşmeye bağladı. Fethi Kaya / İSTANBUL (cha)
Yeşil Vadi ve Balina DGM'de
Yolsuzluk operasyonları çerçevesinde İzmir'de Balina ve Bursa'da Yeşil Vadi operasyonlarında gözaltına alınan şahıslar dün DGM'ye çıkarıldı.
Balina Operasyonu kapsamında gözaltına alındıktan sonra tutuklanan sanıklardan 19'u İzmir DGM'de yargılanmaya başlandı. 480 milyon dolar hayali ihracat ve 300 trilyon lira naylon fatura yolsuzluğuna adı karışan 2'si bayan 19 tutuklu sanık hakkında 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu'na göre 4 ila 9 yıl arasında değişen hapis cezası isteminde bulunuluyor. Suçlamaları kabul etmeyen sanıkların tahliye taleplerini reddeden mahkeme, duruşmayı erteledi.
Bursa'da yürütülen 'Yeşil Vadi Operasyonu'nda ise 'Çıkar amaçlı suç örgütü oluşturarak hileli hisseli parsel satışı yaptıkları' iddiasıyla gözaltına alınan 3'ü avukat 33 kişi dün İstanbul DGM'ye getirildi.
İZMİR-İSTANBUL (cha)
DHKP-C'de hedef olimpiyat
Terör örgütü DHKP-C'nin İstanbul'un 2008 olimpiyat oyunları adaylığını baltalamak maksadıyla Ağustos 2001'deki aday ülke seçimine kadar İstanbul'da şiddet eylemleri planladığı ortaya çıktı.
Güvenlik birimleri, Cengiz Şentürk ile birlikte üç örgüt militanının, DHKP-C İsviçre sorumlusu Burhan Kılıç adına düzenlenmiş sahte pasaportla yasadışı yollardan Türkiye'ye giriş yapacaklarını belirledi. Suikast timinin kimliklerini belirleyen Emniyet Genel Müdürlüğü alarma geçti. İstihbarat Daire Başkanlığı'nca emniyet müdürlüklerine gönderilen yazıda DHKP-C'nin suikast timinin fotoğrafları ve kimlik bilgileri ile yapması muhtemel eylem türleri sıralandı. Timin özel bir araçla İtalya'ya, oradan da Yunanistan'a geçecekleri, buradan da Türkiye'ye giriş yapacakları vurgulandı.
(Sedat Güneç / ANKARA (cha)
MHP'li Çakar: Fatih'i kapattırmayız
DYP, MHP ve FP'den bir grup milletvekili Fatih Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Şerif Ali Tekalan'ı ziyaret etti. Ziyarette konuşan MHP İstanbul Milletvekili ve Meclis İdare Amiri Ahmet Çakar, "Fatih Üniversitesi'nin kuruluş önergesini Meclis'e MHP verdi. Fatih Üniversitesi'nin açılışına bizzat rahmetli Alparslan Türkeş de katılmıştı. Fatih Üniversitesi'ni biz kurduk kapattırmayız." dedi.
Ziyarete MHP'den Ahmet Aydın, DYP'den Hüseyin Çelik, İlhan Aytekin, Sebahattin Karakelle, Necati Çetinkaya, FP'den Ali Coşkun katıldı. Bu arada Hak-İş Genel Başkan Vekili Hüseyin Tanrıverdi, Fatih Üniversitesi öğretim üyeleriyle öğrencilerini kabul etti. Tanrıverdi, YÖK'ün Fatih Üniversitesi'ni engellemekle eğitim-öğretime ihanet ettiğini söyledi. Karardan geri dönülmesini isteyen Tanrıverdi, YÖK'ün lağvedilmesini önerdi. YÖK'ün kararına esnaf da tepki gösterdi. Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Ali Rıza Ercan, "Üniversite kapatmanın hiçbir mantığı yok. Esnaf ve sanatkarlar olarak Avrupa'daki meslektaşlarımızla yarışmak için eğitime ihtiyacımız var." açıklamasını yaptı.
İbrahim Asalıoğlu / ANKARA (Zaman)
|