GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

29/03/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



KÜLTÜR-SANAT 


İstanbul'un sessiz tanığı

Aşk aslında bir yalnızlıktır, bir adadır. İki insanın bir hale gelmesi adalarını oluşturma-sıdır. Şehrin ortasında da buna benzer bir yapı duruyor, Kız Kulesi. Şehrin ortasında; ama şehre ait olmayan bir yer.

O bir sessiz tanık. Yıllardır, hatta asırlardır İstanbul'u izliyor, değişen zamana, değişen insana ve değişen mekanlara şahitlik ediyor. İki kıtanın arasında, bir İstanbul simgesi o. Kız Kulesi'nden bahsediyoruz. Efsanelere konu olmuş ve hepimizin o meşhur 'yılan' efsanesi ile hatırladığı Kız Kulesi'nden.

"Bizans imparatoru Konstantin'in tek dileği bir evlat sahibi olmakmış. Sonunda bir kız çocuğu olmuş. İmparator kızının yazgısını öğrenmek için ülkedeki falcıları toplamış ve onlardan kızının yılan sokması sonucu öleceğini öğrenmiş.

İmparator da kızını bu yazgıdan kurtarmak için denizin orta yerine yaptığı bir kuleye kapatmış. Kıza her gün saraydan yiyecek ve içecek göndermiş. Kız 18 yaşına gelince kralın kendi elleri ile gönderdiği bir üzüm sepetinin içinden çıkan bir yılan kızı sokmuş ve zehirlemiş. Bu olaydan sonra, kulenin adı da Kız Kulesi kalmış."

Cüneyt Özdemir'in, Aylin Atasoy ve Özgül Apaçe ile birlikte hazırladığı Kız Kulesi Belgeseli, İstanbul'un bu nadide mekanına efsanelerin ötesinde bir bakış açısı getiriyor. Su Yayınları'ndan kitaplaşan 'Sessiz Tanık' efsanesi, Kız Kulesi tarihine ışık tutuyor. Cüneyt Özdemir'e göre şehirleri şehir yapan önemli unsurlardan birisi de simge mekanlar. Kız Kulesi de İstanbul'un simgelerinden. "İçine girdikçe gördük ki onun içinden imparatorluklar, cumhuriyetler, devlet biçimleri ve insanlar gelip geçmiş. Böyle bir yapıya hak edilen değer verilmemiş gibi geldi bize." diyor Özdemir. Ona göre Kız Kulesi'ne sadece şairler ve insanlar değil, devletler de çeşitli anlamlar yüklemişler. Kimi zaman dünyadaki değişen dengelerden payını almış. Soğuk savaştan etkilenmiş. Etrafındaki gelişmeler onda iz bırakmış.

Bu bir yalnızlık hikayesi

Kız Kulesi'nin öyküsünün aslında bir yalnızlık hikayesi olduğunu belirtiyor Özdemir. Belgesele de o yüzden Sessiz Tanık adı vermişler. Kız Kulesi bugüne kadar hep sevginin ve aşkın silüeti gibi algılandı. Duygusal filmlerde, el ele tutuşan çiftlerin arka planındaki görüntüyü hep o oluşturdu.

Cüneyt Özdemir bunun nedenini, sevginin bilinçaltında arıyor: "Bu bana biraz kaçış gibi geliyor. Aşk aslında bir yalnızlıktır, bir adadır. İki insanın bir hale gelmesi kendi adalarını oluşturmasıdır. Şehrin ortasında da buna benzer bir yapı duruyor. Şehrin ortasında ama şehre ait olmayan bir yer. Bilinçaltında aşkın yalnızlığını ve mahremiyetini taşıyor."

Kız Kulesi şimdilerde Hamoğlu Holding tarafından kullanılan ticari bir işletme. Cüneyt Özdemir bu tür tarihî mekanların birileri tarafından canlandırılmasına itiraz etmiyor. Özdemir, "Bu kadar tarihi olan bir yeri, sadece bir dönerci dükkanına ya da sosyetenin parti mekanına çevirmek doğru değil. Ara sıra bir kültür sanat etkinliği de olsun. İstanbul festivalinin bir parçası olsun. Bu şehrin insanları da oraya gidebilsin." diyor.

Kız Kulesi tarihinden

Cüneyt Özdemir ve arkadaşlarının çalışmasında Kız Kulesi'nin geçirdiği evrelere dair ve yakın döneme ait ilginç satırbaşları dikkati çekiyor:

İşgal yıllarında Kız Kulesi, Yunan Kılkış gemisinin mürettebatı tarafından işgal edildi.

1942 yılında Kız Kulesi kanser oldu. Tabanında oyuklar tespit edildi.

1943'te Kız Kulesi kayıtlara geçti. Değeri, binası 36.904 lira, arsası 158.625 lira, fener ise 1600 lira; toplam 197.129 lira olarak belirlendi.

1950'lerde Türkiye'ye Yeşilçam geldi ve ilk renkli film olan Çıldıran Kadın, burada çekildi.

Kule 1989 ve 1990 yıllarında zehirlendi. Gemilerde haşereye karşı kullanılan siyanür gazının Kız Kulesi'nde depolandığı ortaya çıktı. Gelen tepkiler sonucu zehir kaldırıldı.

Şimdilerde yeni bir adres verilen Kız Kulesi'nin ilk adresi; Salacak Mahallesi, Derya Sok. Kapı No: 0 Üsküdar / İstanbul kayıtlara geçmiş. Battal Gazi seferden dönünce denizdeki kuleye kayıkla gitmiş kralın hem kızını hem hazinesini almış. Kulenin adı da Kız Kulesi kalmış."




Temsiller ve Hikâyeler

Temsiller ve hikâyeler, insanlığın yaratıldığı ilk günden bu yana hakikatlere açılan pencereler olarak hep kullanılmıştır. Çok defa girift hakikatlerin inceliklerine girmeye yarayan bir mikroskop, uzak ve yüksek şeyleri aklın gözüne yaklaştıran bir dürbün ve teleskop vazifesi görmüştür.

Mehmet Akar, Risale-i Nur'un engin denizinden devşirdiği temsil ve hikâyeleri kitabında bir araya getiriyor.




Sadece bir oyun: Futbol

Bir oyun futbol; bir spor; ama aynı zamanda bağlayıcı ve kitlesel bir tutku. Kimine göre çağdaş bir din; ya da halkın afyonu. Ancak son yıllarda futbolun böyle basitçe "aşağılanmasını" doğru bulmayan çalışmalar yapılıyor.

Ragıp Duran, Adnan Bostancıoğlu, Yaşar Aksoy, Ümit Kıvanç, Necmi Erdoğan, Tanıl Bora, Orhan Koçak, Can Kozanoğlu, Bülent Tanık, Zeki Coşkun, Korkmaz Alemdar'dan futbol sahası ve etrafında olup bitenleri okuyacaksınız.




Öldürmenin Mahrem Tarihi

Savaşın korkunç bir deneyim olduğu, savaşanların bunu gereklilikten yaptıkları ve çarpışmanın dehşet ile kendilerine gelmek şöyle dursun, çoğunlukla derin bir sarsıntı geçirdikleri savaş konusu işleyen yazarlar tarafından evrensel düzeyde bir kabul görür.

Bourke 'Öldürmenin Mahrem Tarihi'nde üç savaşa -Birinci ve İkinci Dünya Savaşları ve Vietnam Savaşı'na- katılmış askerlerin mektuplarını, günlüklerini kullanarak savaşan erkeklere ilişkin farklı bir görüntü çiziyor.




Bir Kültür, Bir İnsan

Kitap, 20. yüzyıl Türk edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Ahmet Hamdi Tanpınar'ın edebi tadına doyum olmaz ders notları esas alınarak hazırlanmış.

Kitabın en ayırt edici özelliği, Tanpınar'ın sanatçı yönünü tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermesi ve daha önceleri 'sessizce geçiştirilen karşılaştırmalı edebiyat çılığı'nı gün ışığına çıkarması.

Turan Alptekin

Ahmet Hamdi Tanpınar

İletişim Yayınları




'Tuhaf bir kıyamet'

Rabia Hatun, edebiyatımızda 40'lı yıllar boyunca esmiş hatırı sayılı bir fırtınanın gazete ve dergilerde kopmuş "tuhaf bir kıyamet"in; kimliği uzun tartışmalar sonunda ortaya çıkarılmış kahramanı...

Yaşanan ve yapılan tartışmalarla tam bir edebiyat olayı. Bu küçük derleme, yazılanların pek çoğunu yeniden gündeme getirerek o günün belgelerini yeniden bugüne taşıyor.

Enis Batur

Rabia Hatun

Yapı Kredi Yayınları




Kültürel Bellek

Toplumların belleğini, kendi geçmişlerini hatırlama biçimlerini kimlik sorunuyla ilişkilendiren kitap, konuyla ilgilenenlere temel açıkla-malar sunuyor.

Assmann, uygarlığın derin geçmişinden getirdiği açıklamalarla insanlığın yarattığı toplum formasyonlarına ışık tutuyor.

Kitap, Türkiye için, bugüne kadarki tartışma-

larımıza yeni bir boyut sunuyor.

Jan Assmann

Kültürel Bellek

Ayrıntı Yayınları




Korku Öyküleri-2

Karanlıkta 33 Yazar projesinin ilk 11 yazarının öykülerinden oluşan ilk kitabın ardından, ikinci kitap da yayımlandı. Dizinin ikinci cildinde eski ile yeni arasında bir köprü oluşturan yazarların öyküleri yer alıyor.

Korkunun doğaüstü ve tuhaf olgularla harman-landığı bu öyküler, antolojide yer verilen bir yazarın sancısını anlayabilmek için de iyi birer göster

Der: Sönmez Güven

Korku Öyküleri - 2

İthaki Yayınları



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.