Fatih bahane koltuk şahane!
Bilgisayarda posta kutusunu açmaktan çekinir oldum. Her gün fazladan yüzlerce elektronik posta geliyor. Yarısı Fatih Üniversitesi'ni desteklememizi, yarısı da yazdıklarımıza teşekkürü içeriyor. Ciddi tartışma gruplarının da başlıca konularından birisi bu.
Tabii bendeniz de bazen, "Bizim zamanımızda internet yoktu." deyip, "Bu da nereden çıktı?" diye hayıflanmıyor değilim!
Cumhurbaşkanı'nın TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyelerine "başörtüsü sorununu TBMM çözmeli" görüşüne katılıyorum. Fatih'in cezalandırılmasında da türban ön plandaydı. Hatta DGM savcısı Nuh Mete Yüksel, YÖK'ün bu kararına atıfta bulunarak Fethullah Gülen'in tutuklanması talebini tekrarladı.
YÖK teşkilatı hakkında TBMM'de uzun zamandır yasalaşamayan tasarı ve teklifleri var. Eğer YÖK başkanının başbakan tarafından atanması karara bağlanırsa, Prof. Dr. Kemal Gürüz'ün de görevi dolaylı yoldan sona erecek.
Cumhurbaşkanı - YÖK uyumsuzluğunu sağır sultan dahi duydu. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, YÖK'ün adaylarını onaylamıyor, aksine YÖK'e muhalif kimlikleriyle tanınanları üye atıyor.
Prof. Dr. Aysel Çelikel eğitim sayfamızın editörü Tuncer Çetinkaya'ya bu kararın politik olduğunu, Gürüz'ün "ikili hatta üçlü oynadığını" söylüyordu. Gürüz, belli ki, bir taşla birkaç kuş vurmak peşinde.
Görevden uzaklaştırılma ihtimaline karşın önceden gardını almış oluyor. Öyle ya, Cumhurbaşkanı, Fethullah Gülen ile irtibatlandırılan Fatih Üniversitesi'ni cezalandırdığı için Gürüz'ü görevden almaktan çekinecekti. Devlet Denetleme Kurulu dahi, icraatlarıyla Laiklik'ini ispatlamış bir başkanın aleyhinde karar veremezdi!
Üstelik yeni kontenjan üyeleri de patronun kim olduğunu göreceklerdi. Ya irticacılardan(!) ya da laiklikten(!) yana tavır alacaklardı!
Geçen hafta Gürüz'ün, 1992'de, yükseköğretim hususunda, "Nihai karar yetkisi toplumun temsilcileri olan parlamenterlerde olmak zorundadır. Bunun aksi, oligarşik yapıların oluşmasına yol açar ve tüm oligarşik yapılar zaman içinde çürümeye mahkumdur." dediğini hatırlatmış ve "Böyle iddialı laflar sarf eden birisi, parlamenterler tarafından suçlu bulunsa ne yapması beklenirdi?" diye sormuştuk.
Şimdi de İstanbul Milletvekili Dr. Azmi Ateş ve 55 arkadaşı, "Gürüz yönetimindeki YÖK Denetleme Kurulu'nun yanlış ve kasıtlı davranışları hakkında Meclis araştırması açılmasını" istiyor.
Gürüz, sessizliğini korusa da akademik çevrelerde, "Bu sessizliğinin arkasında askerler var." söylentisi yayılıyor. Güya, Cumhurbaşkanı'nın, hükümetin ve TBMM'nin onaylamadığı birisi nasıl olur da hâlâ ayakta kalabilirmiş!
Yükseköğretim Denetleme Kurulu, birkaç sene önce Atılım Üniversitesi'nin de kapatılmasını istemişti. İsmini vermek istemeyen Atılım Üniversitesi yetkilisi, Gürüz'ün kendi istediği yöneticiler atanmadığı için böyle bir karar alındığını belirtmişti. Sonrası malum, yorgan gitmiş, kavga bitmişti...
Gürüz mevzuu olunca, ardına "derin devlet" desteği almış bir kişi görünümü verdiğinden, devletle bir şekilde irtibatlı kişiler konuşmaktan kaçınıyor. Meclis'te grubu bulunan bir siyasi parti lideri dahi, Fatih mütevelli heyetine özel olarak, "Bu işin arkasında askerler yok." diyor, kamuoyuna açıklanmasını istemediğini belirterek.
Gücü kullanmak ve yönetmek birçok kişi açısından para ve cinsellikten önce gelir. Herhalde, Gürüz, üniversite rektörlerinin hemen hepsini atamaktan ve YÖK'te arzusu dışında kuş uçurtmamaktan fevkalâde haz duyuyordur.
Monarşi varken oligarşiye ne hacet!
a.unal@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
25/
01/
2001...
Türkiye'nin Maarif Davası
01/
02/
2001...
Davaları halletmez ölüm...
08/
02/
2001...
YÖK meşrulaşır mı?
15/
02/
2001...
Yitik masumiyet!
22/
02/
2001...
Terbiyenin faturası!
28/
02/
2001...
28 Şubat'ta NATO izleri
01/
03/
2001...
Her kültür vakıf kurmalı
08/
03/
2001...
Devletin çocukluğu!
15/
03/
2001...
YÖK ve bilimin şahsiyeti
22/
03/
2001...
Gürüz Gürüz'e karşı!
|