Apalar diyarında
Büyük bir binanın, büyük bir salonunda Apalar'ın haşmetli meclisi toplandı. Alkışlarla başkan kürsüye geldi, gerdan kırarak, delegeleri süzerek sözlerine başladı: - Şanlı milletin, büyük devletin, çok kıymetli vekilleri! Apalar öylesine güçlüdür ki, hiçbir devletin yapamadığını yapmış ve dahasını da yapacak. Entelektüel bakanlarımızla kurulan hükümetimiz, başka devletlerin parasıyla kalkınmayı başarmıştır.
Onlar kazansın biz yiyelim. Süper güçler Apalar'a hizmet etmek zorundadır. Bu sebeple dış borçları artırdık, yine artıracağız.
Takdir sesleri geldi; ama başkan bunu yeterli bulmadı, haykırdı:
- İç borçlanmayla halkımıza para kazandırıyoruz, onlar da vergilerini ödüyor, devletimiz daha çok güçleniyor...
Meclis alkışlarla çınladı, başkan tebessümle seyretti, baktı ki kesileceği yok, elini kaldırdı:
- Büyük devletin büyük zenginleri olmalıdır, kapitalizm budur. Biz de soygunlara, vurgunlara göz yumuyoruz ki trilyonluk katrilyonluk adamlar türesin, bunlar yatırım yapsın, insanımıza iş bulsun ve işsizlik azalsın. Sosyal devlet olmanın gereğini yapıyoruz.
"Bravo" sesleri yükselince, başkanın gözleri ışıl ışıl parlıyordu:
- Vatandaşımın dinlenmesi, gönlüne göre eğlenmesi için her şehirde yüzlerce kahve açtık. Kadınları da açtık, meyhane de açtık, benim vatandaşım en güzel şeylere layıktır. Apalar büyük bir millettir, yaşasın Apalar, kahrolsun Çapalar!
Herkes ayakta alkışlıyor, başkan notlarına bakıp, tansiyonu daha yükseltmek için, yutkunuyordu:
- En büyük para bizde olmalı. Artık on liraların devri geçti, şimdi on milyon bile küçük, yüz milyon liralık paralar basıp, hiçbir devletin başaramadığını başarmış olacağız. Amerika bir gemi dolusu kağıdı dolar yapıp, dünyaya dağıtırken, biz neden iki gemi dolusu kağıdı para yapıp dünyaya dağıtmayalım? Her vatandaşımın cebi paralarla dolacak, hiç kimse para sıkıntısı çekmeyecek, ben milletimi severim. Avrupa reform meform istiyor, biz zaten Avrupalıyız, onlar bizi anlamıyor, Apalar hiç kimsenin emrine boyun eğmez...
Sesi kesildi; fakat alkışlar imdadına yetişti, biraz su içti, yüreği pıt pıt atıyordu; içinden "İşte devlet böyle idare edilir" derken çatlak bir ses yükseldi!
- Enflasyon, devalüasyon...
Adamın ensesine öyle bir yumruk indi ki, celse boyunca kendine gelemedi.
Başkanın çatılan kaşları düzeldi, sesindeki asabiyet gitmemişti:
- Her milleti Apalar'a hizmetkar yaptım, onlar mal üretip memleketimize gönderecek, Apalar her şeyin en güzelini alacak, en güzel şekilde yaşayacak. İhracatın artmasını isteyenler, Apalar'ı başkalarına hizmetkar yapmak istiyor, buna fırsat vermeyeceğiz, zaten en büyük düşmanımız Çapalar'dır, onlara da nefes aldırmayacağız! Bir emirle okulları kapattım, istediğim öğrenciyi okula sokarım, istediğimi dışarı atarım. Ben, gücümü milletimden alıyorum. Benden bahsetmeyen kitapları yırtarım. Herkes çok iyi bilmelidir ki hükümetimiz çok başarılıdır, kahrolsun Çapalar!
Kan yüzüne hücum etmiş, damarları kabarmış, parmağını uzatmış bağırıyor:
- Bankalar, fabrikalar, limanlar, ne kadar devlet kuruluşu varsa hepsi emrinizdedir, siz beni destekleyin, ben sizleri altınla tartayım.
Üyeler, vekiller öyle vecde gelmişti ki, ayağa fırlayanlar, birbirine sarılanlar, sevinç gözyaşları dökenler... Bir grup da başkanı omuzlamış: "Ya ya ya, şa şa şa, başkan başkan çok yaşa" diyerek meclisten dışarı çıkarken, kapıda dilenen birisine öyle bir şut attılar ki adamcağız Amerikan filelerine takıldı.
h.ismail@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
22/
02/
2001...
Finans kurumları
23/
02/
2001...
Tasvirler de tenkit sayılabilir
01/
03/
2001...
Ekonomik kriz
02/
03/
2001...
Devalüasyon
03/
03/
2001...
Fethullah Gülen ve insan hakları
09/
03/
2001...
Ekonomik sohbetler
15/
03/
2001...
Köprünün altından çok sular geçti
16/
03/
2001...
Kıştan sonra...
22/
03/
2001...
Meyhaneler ve okullar
23/
03/
2001...
Ekonomi ve biz
|