Mali yardım için siyasi şarta tosladık...
Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'in ABD'deki temaslarında, Türkiye'ye yapılacak malî yardım konusu hangi şarta tosladı biliyor musunuz? Bunu da mı görecektik, demeyiniz. Söylenen şu: Türkiye, siyasî reformları bir an önce yapmalıdır...
ATC (Türk-Amerikan İş Konseyi)'nin yıllık olağan toplantılarını izleyen Cengiz Çandar önceki gün açık açık yazdı. ATC'nin ekonomi, bankacılık vs. konularındaki tüm 'teknik içerikli' oturumlarında söz alan her Amerikalı, hiç 'teknik' konulara değinmeden, "Türkiye'de siyasî reform gereğine, ekonomik krizi aşmanın ön şartı" olarak vurgu yapmış.
Şimdi siz kızabilirsiniz: "Amerika bizim içişlerimize ne hakla karışıyor? Verecekleri parayı ekonomik şartlara bağlayabilirler; ama siyasî bir şart dayatamazlar. Bize sömürge muamelesi yapamazlar..." diyebilirsiniz.
Tamam da adamlar da şöyle düşünüyor: Verdiğimiz yardımlar çarçur ediliyor, bir işe yaramıyor. İşadamı-siyasetçi ilişkileri Türkiye'de şirazesinden çıkmış. Kamu bankaları siyasetçinin rant kapısı haline getirilmiş. Ardı arkası kesilmeyen siyasî krizler, demokrasiye müdahaleler bir müttefik olarak, ondan da öte ABD menfaatleri açısından çok önemli bir ülke olan Türkiye'de istikrarı bozuyor. Onun için önce sağlam bir siyasî yapı olsun, biz de Amerikan vatandaşlarından topladığımız paraları sokağa atmayalım...
Doğru söze ne denir?
Devlette israf dizboyu. Yolsuzluk ekonomisi, iç bütünlüğü sarsar hale gelmiş ve devletin hortumlanması onlarca örneği ile bir kokuşmuşluğu, kirlenmeyi ve çürümüşlüğü sergiliyor.
Aslında siyasî reformların gerekliliğini yıllardan beri sağduyu sahibi her kalem yazıyor, ülkenin gerçekten hayrını isteyen herkes dile getiriyor.
Şimdi Amerika kalkıp; "Anayasa değişikliklerini AB normlarına göre yapınız, siyasî partiler yasasını çıkararak siyaseti; istifa etmeyi bile düşünmeyen liderlerin sultasından kurtarınız, seçim sistemini ıslah ediniz.." dediği için niye algınlık gösterelim ki!
Önemli olan bu lâfı, elin Amerikalısından işitmeden doğruyu yapabilmekti. Ne demişler; kendim ettim, kendim buldum.
Eğer siyaset, topluma ve ülkeye hizmet etme vasıtası olmaktan çıkmış ve her sonuca, her şarta rağmen partisinin başında kalmakta ısrar eden siyasetçilerin popülist politikalarının oyuncağı haline gelmişse bu duruma daha ne kadar seyirci kalınacaktır?
Hepimiz artık görüyor ve biliyoruz ki, partilerdeki siyasî yapı; insan yetişmesine, liderler yetişmesine fırsat vermiyor. Eyerlerin altında ne küheylânlar var; ama kendilerini belli edemiyorlar.
Otoriter yönetim, aslında siyasî partilerimizi teslim almış. Parti bünyeleri, liderin etrafında halkalanmış ekiplerin elinde birer insan öğütme makinesine dönüşmüş. Kabiliyetli insanlara kıyıyorlar. Aslında ise Türkiye'ye kıyıyorlar. Kıymetli insanlar, böyle bir tablo karşısında siyasetten soğuyorlar ve uzak kalıyorlar.
Türkiye, demokrasi hamlesini, siyaset esnafının insafına terk etmeye mecbur ve mahkûm mu?
Artık herkes biliyor ki bu ekonomik ve malî kriz; siyasetçinin ve bürokrasi sınıfının demokrasiye inançsızlığından kötü yönetimlerden doğuyor.
Kimsenin kabahati birbirinin üzerine atmaya hakkı yok.
Herkes eteğindeki taşı dökmeli, ülke ve insanımız için Türkiye'nin bir yol ayrımında olduğunu görmeli.
Soru şudur:
Türkiye, siyasetçi sınıfının ve devlet erkinin uyguladığı otoriter yönetim anlayışını terk edebilecek mi?
Türkiye'nin güçlenmesinin demokratikleşmeden geçtiğini, hukukun üstünlüğünden geçtiğini, saydamlıktan ve kurallara herkesin uyması gerektiğinden geçtiğini kabul edecek miyiz?
Etmeyeceksek, başkalarının "Adam gibi bir yönetim kurun, gelin parayı ondan sonra isteyin.." demesine hiç kızmayalım...
h.gulerce@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
22/
02/
2001...
Tehlikenin sınırlarında dolaşmak...
27/
02/
2001...
Sivil idareye çağrı
01/
03/
2001...
Çürümüşlük
06/
03/
2001...
Çözüm:1 Dinin önemini kabullenmek
08/
03/
2001...
Çözüm:2 Parlamento güçlendirilmeli
13/
03/
2001...
Şartlar ağır, provokasyonlara dikkat!..
15/
03/
2001...
İnönü: Bizde her şeyi yapan
20/
03/
2001...
Marifet, demokrasiyle idare etmektir
22/
03/
2001...
Kendimizi sorgulama
27/
03/
2001...
Gücü okuyucudan almak önemlidir
|